HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Mayıs 2024, 04:07:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Zamana sovmek  (Okunma Sayısı 1424 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Arzu
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 48


« : 29 Kasım 2006, 21:15:03 »


 zamana sovmenin hukmu nedir?
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1181


« Yanıtla #1 : 21 Eylül 2023, 17:13:13 »


 zamana sovmenin hukmu nedir?


Cevap: Ebu Hureyre’den Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Allahu Teala şöyle buyurdu: “İnsanoğlu bana eziyet ediyor. Zamana sövüyor. Halbuki zaman Ben’im. Bütün işler benim elimdedir. Gece ve gündüzü ben çeviririm.” (Buhari - Kitabu’t Tefsir: 4826. Müslim – Edeb: 5824)

İbn Hacer el-Askalani, Buhari şerhi Fethu’l Bari isimli kitabında yukarıda ki hadis hakkında şunları söylemektedir:

“Hattabi şöyle demiştir: “Bu hadis şu anlama gelir: Zamanın sahibi Benim. İnsanların zamana nispet ettikleri işleri Ben yönetirim. Zaman, işlerin meydana gelmesi için zarf yapılmış bir süredir. Araplar kendilerine bir kötülük dokunduğu zaman bunu zamana nispet ederlerdi ve ‘Yazıklar olsun zamana!’, ‘Kahrolası zaman’ gibi ifade kullanırlardı.” (İbn Hacer el-Askalani / Fethu’l Bari - 9/604)

İmam Nevevi, Müslim şerhi el-Minhac’ta yukarıdaki hadis hakkında şunları söylemektedir:

“İlim adamları derler ki: Bu ifade mecazi bir ifadedir. Buna sebep de şudur: Araplar çeşitli musibetler, beklenmedik olaylar ve ölüm, yaşlılık, bir malın telef olması ve benzeri sıkıntılar gelip çattığında dehre (zamana) sövmeyi adet edinmişlerdi. Bunun için ‘vay dehrin musibetine’ ve buna benzer dehre söven lafızlar söylerlerdi. Bundan dolayı Nebi (s.a.s) de: “Dehre sövmeyin, çünkü dehr Allah’tır.” buyurdu. Yani siz başınıza gelen bu olayları yapana sövmeyin. Çünkü sizler bu olayların failine sövdüğünüz zaman bu sövme yüce Allah’a yapılmış olur. Çünkü bu olayları yapan ve onları indiren (gerçekleştiren) O’dur. Zamanın kendisi olan dehre onun bir etkisi, yaptığı işi yoktur. Aksine o yüce Allah’ın yarattıklarından bir mahluktur.

“Şüphesiz Allah dehrdir” ifadesi de meydana gelen olayları, hadiseleri, musibetleri ve bütün kainatın (sonradan olma şeyleri) yaratan O’dur anlamındadır. Allah en iyi bilendir.” (İmam Nevevi / Müslim şerhi el-Minhac - 9/631)

İbn Hacer el-Heytemi, yukarıdaki hadisleri zikrettikten sonra şunları söylemektedir:

“Dehre sövmenin büyük günahlardan olması, ilk bakışta yukarıdaki hadislerin zahirinden kolaylıkla anlaşılmaktadır. Özellikle dehre sebbeden hakkında Allahu Teâlâ'nın, “Kulum bana sebbetti.” buyurarak, dehre sövmenizi kendisine sövmek demek olduğunu söylemesi ve kendisine kötü söylemek küfür olduğuna göre, küfre vesile olan her şeyin en azından Kebire olacağı kendiliğinden ortaya çıkar. Fakat bizim imamlarımız dehre sövmenin Kebire ve hatta haram olmak şöyle dursun, ancak mekruh olduğunu söylemişlerdir. Bunun için bu hususun açıklığa ihtiyacı vardır.

Şöyle ki:

Dehrin üç anlamı vardır: Zaman, Allah ve her ikisi arasında ortak. Şayet kişi, zaman anlamında dehre kötü söylemişse bunun kerahetinde, Allah anlamında dehre kötü söylemişse bunun da küfür olduğunda şüphe yoktur. Ancak şüpheli olan, mutlak olarak dehre sövmesindedir. Hem küfür ve hem de kerahete ihtimali olan burasıdır. Yine bizim imamların açıklamalarına göre mutlak olarak dehre sövmek, zaman anlamındaki dehre sövmek gibi mekruhtur. Zira dehr kelimesinden anlaşılan ilk mana, zamandır. Dehrden Allah manasını çıkarmak mecazdır. Bunun için hadisin manasında dediler ki: Araplar kendi inançlarında yağmuru yıldız yağdırdığı için, yağmur yağdığı vakit, “Bu yağmuru falan yıldız yağdırdı” dedikleri gibi, bir kimseye bir üzüntü, musibet veya felâket geldiği vakit, bu kötülüğün dehrden geldiğine inandıkları için, dehre söverlerdi. İşte bu mana ile dehre sövmek, faili lanetlemek demektir. Aslında her şeyin yaratıcısı ve gerçek anlamda yapıcısı Allah olduğu için, Rasûl-i Ekrem, böyle gerçek yapıcı anlamında dehre sövmeyi yasaklamıştır. Bundan sonra dehrin, gelen havadis ve musibette dahil olduğuna inanarak dehre söven kimsenin bu hareketinin büyük günah olduğunu birçok âlimlerden duydum. Fakat bu da şüpheli bir görüştür. Zira yukarda anlattığımız gibi, meydana gelen işlerde dehrin müessir olduğuna inanarak dehre sövmek büyük günah değil, belki küfürdür.” (İbn Hacer el-Heytemi / ez-Zevacir an İktiratîl Kebair - 1/305, 306)

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sitemiz üzerinden erişilebilen şeylerde Allah'ın razı olmadığı şeyler varsa, bunları reddediyoruz.