İmâmı Âzâm Ebu Hanife
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Aralık 2018, 03:13:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: İmâmı Âzâm Ebu Hanife  (Okunma Sayısı 6851 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DARİMİ
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1027


« : 03 Kasım 2010, 11:45:13 »

İMÂMI ÂZAM’IN İLMİ VE ZEKÂSI
İmâmı Âzâm Ebu Hanife zamanında Onu sevmeyen, Ona buğzeden muhaliflerinden biri, Onu talebelerinin huzurunda cevapsız bırakmak ve mahcup etmek için aldatıcı bir soru hazırladı ve sormak için büyük imamın yanına geldi. Hazırladığı bu aldatıcı ve karmaşık soruyu sordu:
- Bir adam var ki, onun kâmil bir Müslüman olduğuna herkes şehâdet ediyor, fakat onun bazı sözleri var ki çok garip. Senin bu adam hakkında hükmün nedir?
İşte bu kimsesinin söylediği şu garip sözler şöyle: “Cenneti ümit etmem, Cehennemden ve Allah’tan da korkmam.
Ölü etini severek yerim.
Rükû ve secdesiz namaz kılarım.
Hakka buğzeder, fitneyi severim.
Yahudi ve Hıristiyanları da tasdik ederim.
Görmeden şahitlik yaparım.”
İşte böyle söyleyen kimse hakkındaki hükmünüz nedir? İmâmı Âzâm Ebu Hanife hazretleri talebelerine dönerek:
- Bu kimse hakkında siz ne dersiniz? diye sordu. Talebeleri de:
- Bu sayılanlar küfür alameti olduğu için, bu sözleri söyleyen kimsenin küfrüne dalalet eder, diye cevap verdiler.
Bunun üzerine Ebu Hanife hazretleri hafifçe tebessüm ederek sözü aldı ve bu söylenenlerin ne manaya geldiğini tek tek şöyle açıkladı:
- Bu adam gerçekten de kâmil bir mü’mindir. Zira onun söylediği bu sözler hep mecâzîdir, tevili vardır. Şöyle ki: “Bu kimse Cenneti ümit etmiyor; Cennetin sahibini, yani Hz. Allah’ı ümit ediyor. Cehennemden korkmuyor, Cehennemin sahibinden korkuyor.
Allah’tan korkmuyor derken de; Allah’ın adâletle hükmedeceğini bildiği için, Allah’ın kendisine zulmedeceğinden korkmuyor.
Ölü eti yerim derken söylemek istediği balık etidir. Rükû ve secdesiz namaz kılarım derken; cenaze namazına işaret ediyor.
Hakka buğz ediyorum derken bundan kastettiği ölümdür. Herkes için Hak vaki olacak. Mevlâ’ya daha fazla kulluk yapabilmek için ölümü istemiyor.
Fitneyi severim derken fitneden kastı ise evlatlarıdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de “mal ve evlat” fitne olarak zikredilmiştir.
Yahudi ve Hıristiyanları tasdik etmesinden murat ise; onların birbirleri hakkındaki sözlerini tasdik etmesidir. Görmeden şehâdet ettiği ise; Allah’a ve âhiret gününe iman etmesidir.”
İmâmı Âzâm’ın bu açıklamalarını dinleyen adam, Ona hayran kaldı. Kendi kendine: “Bu ne ilim, bu ne feraset, bu ne zekâ... Demek ben böylesine dâhi bir kimseye düşmanlık ediyormuşum” diye düşündü. Mahcubiyetle yerinden kalktı ve İmâmı Âzâm’ın ellerine sarıldı. Ve bu güne kadar yaptığı düşmanlıktan dolayı af etmesini istedi ve helâllik diledi.
(menakıbul ebu hanife)
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #1 : 01 Mart 2018, 19:32:39 »


İmam Hafız Zehebi (rh.a), -Menakıb-ı İmam Ebu Hanife- isimli kitabında İmam Ebu Hanife (rh.a)'nin ismi doğumu ve soyu hakkında şunları söylemiştir:

Ebu Hanife'nin ismi, Numan b. Sabit b. Zutâ'dır. Kûfe ehlinin müftüsüdür. Allah ondan razı olsun, hicri 80 senedinde, Halife Abdulmelik b. Mervan (ö. 705) zamanında, Din-i Hanif üzere Kûfe'de doğdu.

Ebu Hanife'nin zamanında Ashab-ı Kiram'dan bir cemaat hâlâ hayatta idi. İnşeAllah o, ashaba güzellikle tabii olan, Tabiin zümresindendir. Çünkü Enes b. Malik (rh.a) (ö. 93/711) Kûfe'ye geldiği zaman İmam Ebu Hanife'nin onu gördüğü sahihtir.

Muhammed b. Sa'd (ö. 230/845) şöyle der:

"Yusuf b. Cabir, Ebu Hanife'yi şöyle söylerken işittiğini rivayet etti: "Ben Enes'i gördüm."

Yakub b. Şeybe es-Sedûsi (ö. 262/875) şöyle der: "Ebu Hanife: Teymullah b. Sa'lebe b. Bekr b. Vail oğullarına vela yoluyla bağlıdır."

Kadı Ebu Hazım Abdulhamid (ö. 292) şöyle der: "Ebu Hanife'nin torunu İsmail (ö. 212/827)'in oğluna, "Sizin mevlanız kim" dedi. O şöyle cevap verdi: "Ebu Hanife'nin babası ceddim Sabit Kâbil'dendir. Teymullah b. Sa'lebe oğullarından bir kadın onu satın aldı ve azad etti."

Ebu Nuaym Fadl b. Dukeyn (ö. 219/834) şöyle der:

"Ebu Hanife'nin yüzü, sakalı ve elbisesi güzeldir."

Abdulvahhab b. Ziyad şöyle der:

"Kûfe'de Ebu Hanife'yi gördüm, başında siyah bir tavile (takke) vardı."

Ali b. Abdurrahman, babası Abdurrahman b. Muhammed b. el-Muğira el-Kûfi'nin, Mısır'da iken şöyle söylediğini rivayet etti:

"Kûfe mescidinde insanlara fetva veren bir şeyh gördüm, başında bir siyah tavile vardı." "Bu zat kim" dedim. "Ebu Hanife" dediler.

Mısır kadısı Ebu'l Kasım İbn Ebi'l Avam
(ö.335), tek cilt olan Fezailu Ebu Hanife kitabında şöyle rivayet eder: Bana İbrahim b. Ahmed b. Sehl et-Tirmizi> Kadı el-Kasım b. Ğassan> babam Ğassan> dedem Ebu Ğassan Eyyub b. Yunus kanalıyla en-Nadr şöyle söylerken işittiğini rivayet etti:

"Ebu Hanife güzel yüzlü idi. Elbisesini bol giyerdi. Hoş kokulu idi. Bir ihtiyacım için onun yanına geldim. Sabah namazını onunla beraber kıldım. Üzerimde komes (kavmeş) malı bir elbise vardı. Katırının eyerlenmesini emretti ve: "İhtiyacını yerine getirmem için elbiseni bana ver. Şu da benim elbisem, dönünceye kadar sende onu giy." dedi. Bende dediğini yaptım. Döndüğü zaman şöyle dedi: "Ey Nadr! elbisen beni mahçup etti." "Hoşuna ne idi" dedim.

Ebu Hanife "Elbise kalındı."

Nadır: "Ben onu beş dinara satın aldım, hoşuma gidiyor."dedi. Bundan sonra Ebu Hanife'yi bir daha gördüm. Üzerinde, otuz dinar olduğunu tahmin ettiğim komes malı bir elbise vardı." (İmam Hafız Zehebi: Menakıb-ı Ebu Hanife)
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #2 : 01 Mart 2018, 19:34:35 »


Hafız Zehebi (rh.a), İmam Ebu Hanife (rh.a)'nin ahlâk ve verasına dair şunları söylemiştir:

"el-Hasan b. İsmail (ö. 244), babası İsmail b. Mücâlid'den şöyle rivayet ediyor: Halife Harun Reşid'in (ö. 193) yanında iken Ebu Yusuf (ö. 183)meclise girdi. Halife Harun ona: "Ebu Hanife'nin ahlakını bana anlat" dedi.

İmam Ebu Yusuf:

"VAllahi Ebu Hanife haramlardan şiddetle kaçınırdı. Dünya ehli insanlardan uzak durur. Suskunluğu çok, daima tefekkür halinde idi. Yüksek sesle konuşmaz ve az konuşurdu. Eğer bildiği bir meselede sual sorulursa cevap verirdi. Ey mü'minlerin emiri! Ben tanıdığımdan beri o dinini ve nefsini korurdu. Sadece kendi nefsi ile meşgul olurdu. İnsanlar sadece hayır taraflarını zikrederdi."

O zaman Halife Harun Reşid:

"Bu anlattığın salihlerin ahlakıdır" dedi.

el-Kasım b. Ğassan: İshak b. Ebu İsrail'i (ö. 245) dinledim, şöyle diyordu:

"Bir topluluk Süfyan b. Uyeyne'nin (ö. 198) yanında Ebu Hanife hakkında konuştu. Bazıları onun makamını küçük görerek ileri-geri konuştular. Bunun üzerine Sufyan b. Uyeyne:

"Hah Ebu Hanife; insanların en çok namaz kılanı, emanete riayet bakımından en büyüğü, mürüvvet/kişilik olarakta en güzeli idi." dedi.

Kadı Şerik'ten (ö. 177) şöyle rivayet edildi:

"Ebu Hanife'nin susması uzun, daima tefekkür halinde, aklı çok insanlarla konuşması azdı."

el-Hasan b. İsmail b. Mücalid: Veki' b. el-Cerrah'ı (ö. 197) şöyle söylerken işittim, Hasan b. Salih b. Hayy (ö. 165) şöyle derdi:

"Ebu Hanife'nin Allah korkusu şiddetliydi. Haram olan bir şeye helal demekten çok korkardı."

Bişr b. Yahya rivayet ediyor: Abdullah b. Mubarek'i (ö.181) işittim şöyle diyordu:

"Ebu Hanife'nin meclisinden daha vakarlı bir meclis görmedim. Ebu Hanife'en daha yumuşak tabiyatlı bir kimsede görmedim. Bir gün Cuma Mescidinde iken tavandan Ebu Hanife'nin kucağına bir yılan düştü. Üzerini silkelemekten başka birşey yapmadı. Etrafından bizler ise hepimiz kaçıştık."

İsmail b. Hammad b. Ebu Hanife (ö. 212) anlatıyor:

"Babam (Hammad) çocukken Fatiha suresini okumasını öğrendiği zaman, dedem (Ebu Hanife) babamın muallimine 500 dirhem hediye etti." (Hafız Zehebi: Menakıbı Ebu Hanife)
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #3 : 01 Mart 2018, 19:41:10 »


Bişr el-Hâc anlatıyor: El-Hüreybi (ö. 213) şöyle demiştir:

"Ebu Hanife'nin aleyhinde konuşan ya cahildir ya da hasetçi." (Hafız Zehebi: Menâkıb-ı İmam Ebu Hanife)
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #4 : 22 Mart 2018, 18:13:26 »


İbn Hacer el-Heytemi (rh.a) şöyle demiştir:

"Hatib el-Bağdadi'nin Şafii'den rivayet ettiğine göre, İmam Malik'e: "Ebu Hanife'yi nasıl gördünüz?" diye sorulduğunda: "Evet, öyle bir zat gördüm ki eğer faraza şu sütunun altın olduğuna inansaydı, bunu ispat için kesin bir ortaya koymaktan aciz kalmazdı." diye cevap verdi." (İbn Hacer el-Heytemi: el-Hayratu’l Hisân fî Menâkıbi’l İmâmi’l Â’zam Ebi Hanife en-Numân s. 61)


Başka yerde şöyle demiştir:

“el-Evzâi bir gün Abdullah b. Mubârek‘e: “Kûfe’de ortaya çıkıp Ebu Hanife künyesiyle meşhur olan şu bid’atçı nasıl bir adamdır, bilir misin?” demişti. Bunun üzerine İbn’ul Mubarek Ebu Hanife’nin istinbâd ettiği ince meselelerin bir kısmını el-Evzâi’ye gösterdi. Gösterilen meseleleri Nu’man b. S’abit adıyla okuyunca, son derece beğendi. “Bu Nu’man b. Sabit kimdir?” diye sordu. İbn’ul Mubarek: “Irak’ta karşılaştığım büyük ilim sahiplerinden biridir” deyince, “Gayet mahir bir kişi imiş, bundan ilim tahsil etseydin” dedi. İbn’ul Mubarek: “işte bid’atçı dediğiniz Ebu Hanife, fıkhın bu tür ince meselelerini istinbat eden zattır.” dedi. Daha sonra el-Evzâi Mekke-i Mükerreme’de Ebu Hanife ile karşılaştığında, adı geçen meselelere dair konuştular. Ebu Hanife, İbn’ul Mubarek’in daha önce belirttiklerinden bir kat daha fazla ilmi inceliklerle meseleleri açıkladı. Ayrıldıklarında el-Evzâi insaf ederek İbn’ul Mubarek’e şöyle dedi: “Doğrusu ben bu zatın ilmine ve aklının enginliğine gıpta ettim, Allah (c.c) affetsin, ben yanlış yapıyormuşum. Bu zatın meclisinden ayrılma. Bana ulaşan haberler doğru değilmiş.” (İbn Hacer el-Heytemi: el-Hayratu’l Hisân fî Menâkıbi’l İmâmi’l Â’zam Ebi Hanife en-Numân s. 63-64)


Başka yerde şöyle demiştir:

“İmamlardan Hafız Yahyâ b. Mâ’in: “Dört büyük fakih vardır. Bunlar: Ebu Hanife, Süfyan, Malik ve Evzâi’dir. Fakat benim yanımda kıraatlerin en seçkini Hamza’nın kıraati olduğu gibi, fıkıhta da Ebu Hanife’nin fıkhıdır. Kendilerine yetiştiğim kişilerin çoğu böyle düşünürdü.” demiştir. “Süfyan es-Sevri de Ebu Hanife’den hadis rivayet eder miydi?” diye sorulunca Yahyâ b. Mâ’in: Evet” dedi. “Çünkü Ebu Hanife herkesçe sikattan sayılır. Fıkıhta ve hadis rivayetinde doğru ve bütün dini bilgilerde güvenilir olduğu herkes tarafından kabul edilmişti.” (İbn Hacer el-Heytemi: el-Hayratu’l Hisân fî Menâkıbi’l İmâmi’l Â’zam Ebi Hanife en-Numân s. 66)


Başka yerde şöyle demiştir:

“Muhaddislerin imamı Şu’be: “Allah’a yemin ederim ki, Ebû Hanide güzel anlayışlı ve sağlam hafızalı idi. Dediklerini anlamayanlar onu ayıplıyorlar. Allah katında ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. Şube, Ebû Hanife’ye karşı çok merhametli idi.

Yahyâ b. Mâ’in’e “Ebu Hanife sika mıdır?” denildiğinde, “Evet, sikadır. Zayıf hadis rivayet ettiğine dair hakkında kimsenin hüküm verdiğini işitmedim. Şu’be bile hadis rivayet etmelerine dair ona icazetname yazmıştır.” dedi.” (İbn Hacer el-Heytemi: el-Hayratu’l Hisân fî Menâkıbi’l İmâmi’l Â’zam Ebi Hanife en-Numân s. 67)
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #5 : 14 Haziran 2018, 18:06:16 »


Başka yerde şöyle demiştir:

“el-Evzâi bir gün Abdullah b. Mubârek‘e: “Kûfe’de ortaya çıkıp Ebu Hanife künyesiyle meşhur olan şu bid’atçı nasıl bir adamdır, bilir misin?” demişti. Bunun üzerine İbn’ul Mubarek Ebu Hanife’nin istinbâd ettiği ince meselelerin bir kısmını el-Evzâi’ye gösterdi. Gösterilen meseleleri Nu’man b. S’abit adıyla okuyunca, son derece beğendi. “Bu Nu’man b. Sabit kimdir?” diye sordu. İbn’ul Mubarek: “Irak’ta karşılaştığım büyük ilim sahiplerinden biridir” deyince, “Gayet mahir bir kişi imiş, bundan ilim tahsil etseydin” dedi. İbn’ul Mubarek: “işte bid’atçı dediğiniz Ebu Hanife, fıkhın bu tür ince meselelerini istinbat eden zattır.” dedi. Daha sonra el-Evzâi Mekke-i Mükerreme’de Ebu Hanife ile karşılaştığında, adı geçen meselelere dair konuştular. Ebu Hanife, İbn’ul Mubarek’in daha önce belirttiklerinden bir kat daha fazla ilmi inceliklerle meseleleri açıkladı. Ayrıldıklarında el-Evzâi insaf ederek İbn’ul Mubarek’e şöyle dedi: “Doğrusu ben bu zatın ilmine ve aklının enginliğine gıpta ettim, Allah (c.c) affetsin, ben yanlış yapıyormuşum. Bu zatın meclisinden ayrılma. Bana ulaşan haberler doğru değilmiş.” (İbn Hacer el-Heytemi: el-Hayratu’l Hisân fî Menâkıbi’l İmâmi’l Â’zam Ebi Hanife en-Numân s. 63-64)


Muhammed b. Muhammed el-Kerderî el-Bezzâzî (ö. 827) bu rivayeti naklettikten sonra şöyle demiştir:

"Ey okuyucu! Evzaî’nin İmâm-ı A‘zam radıyallâhu anhin üstünlüğünü kabûl etmekteki insâfını iyi gör, iyi anla ve bir de Abdullâh ibn Mübârek’in üstâdı Evzâî’nin İmâm-ı A‘zam radıyallâhu anh hakkındaki ilk kanaatini nasıl güzel bir edeble Evzâî’den giderdiğini iyi anla iyi gör." (Muhammed b. Muhammed el-Kerderî el-Bezzâzî: Menâkıbu'l İmâm Ebû Hanîfe c.1 s. 61)

Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #6 : 14 Haziran 2018, 18:17:43 »


"Abdullâh ibn Mübârek radıyallâhu anh halka bir hadîs rivâyet eyledi ve 'Bu hadîsi Nu‘man ibn Sâbit rivâyet etti', dedi. Orada bulunanlardan bazıları 'Nu‘man’la murâdın kimdir?' dediler. Dedi ki: 'İlmin iliği olan Ebû Hanîfe’dir.' Bazıları naklettiği hadîsi yazmayıp susmağı tercîh etti. Abdullâh ibn Mübârek dedi ki: “Ne edebsiz insanlarsınız, ilmin ve ehl-i ilmin kıymetini bilmiyorsunuz. Kendisine uyulmağa lâyık Ebû Hanîfe’den başka kimse mi var? İmâm-ı A‘zam radıyallâhu anh zâhid, fakîh ve takvâ sâhibi idi. İlmi üstün kavrayışıyla öğrendi ve bütün müşkilleri çözdü. Kim ilmi onun yolundan başka yolda ararsa sapıtır.” (Muhammed b. Muhammed el-Kerderî el-Bezzâzî: Menâkıbu'l İmâm Ebû Hanîfe c.1 s. 62)

Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #7 : 04 Eylül 2018, 01:14:33 »


İmam Suyuti diyor ki:

"Fetva makamında durup Şeyh Veliyuddin el-İraki'ye, 'Ebu Hanife Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in ashabından birinden rivayette bulunmuş mudur ve Ebu Hanife tabiinden sayılır mı sayılmaz mı?' diye sordum. O şöyle cevap verdi: 'İmam Ebu Hanife hakkında sahabiden birinden rivayette bulunması sahih değildir. Ancak, kendisi Enes ibn Malik'i görmüştür. Tabiinlik tabakasında olmak için sahabeyi görme şartıyla yetinenlere göre doğal olarak Ebu Hanife tabiindendir. Sahabeyi görme şartıyla yetinmeyenlere göre ise, doğal olarak Ebu Hanife tabiinden sayılmaz.'

Yine bu soru Hafız İbn Hacer'e yöneltilince kendisi şöyle cevap verdi: 'İmam Ebu Hanife sahabeden bir topluluğa yetişti. Çünkü o, h. 80. yılında Kufe'de doğmuştur. O günlerde sahabeden Abdullah ibn Ebi Evfa -ki bu sahabe ittifakla bu tarihten (h.80. yılından) sonra vefat etmiştir- yine o dönemde Basra'da Enes ibn Malik ikamet ediyordu. Enes ibn Malik h. 90. veya 90. yılın sonrasında vefat etmiştir.

İbn Sa'd kendisinden bir beis olmayan bir sened ile Ebu Hanife'nin, Enes (ibn Malik)'i gördüğünü ve Enes (ibn Malik) ile Abdullah ibn Evfa dışında başka sahabilerin de o yıllarda şehirlerde yaşıyor olduğunu zikretmiştir.

Bazı alimler Ebu Hanife'nin sahabeden yaptığı rivayetlerle ilgili cüz yazmışlardır. Ancak onların verdikleri rivayetlerin isnadlarının tamamında zayıflık vardır. Geçtiği üzere Ebu Hanife'nin sahabeye ulaşmış olduğu meselesi ve İbni Sa'd'ın 'Tabakat'ta naklettiği üzere bazı sahabeleri gördüğü sağlam olan bir görüştür. Ebu Hanife bu itibar ile tabiin tabakasındandır. Bu tabiinlik mertebesi Şam'da el-Evzai, Basra'da iki Hammad (Hammad ibn Zeyd ve Hammad ibn Seleme), Kufe'de el-Sevri, Medine'de Malik, Mekke'de Müslim ibn Halid el-Zenci, Mısır'da Leys ibn Sa'd gibi Ebu Hanife'yle çağdaş olan beldelerin imamları için sabit olmamıştır. Allah en doğrusunu bilendir.' İbn Hacer'in sözü burada son bulmaktadır." (İmam Suyuti: Tebyidu's Sahife fi Menakıbi'l İmam Ebi Hanife)
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #8 : 04 Eylül 2018, 01:49:48 »


İmam Suyuti diyor ki:

"Hatib, İbn Ebi Davud'dan rivayet etti, o dedi ki: 'İnsanlar, Ebu Hanife hakkında cahil ve hasetçidirler. Benim nezdimde Ebu Hanife hakkında konuşanların durumu olarak en iyisi cahil olanıdır." (İmam Suyuti: Tebyidu's Sahife fi Menakıbi'l İmam Ebi Hanife)


Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #9 : 04 Eylül 2018, 23:26:35 »


İmam Suyuti diyor ki:

"Hatib, Ebu Vehb Muhammed ibn Muzehim'den rivayet etti; o dedi ki: Abdullah ibn el-Mubarek'i şöyle derken işittim: 'Allah (azze ve celle) bana Süfyan ve Ebu Hanife ile yardımda bulunmasaydı, bende tıpkı diğer insanlar gibi olurdum." (İmam Suyuti: Tebyidu's Sahife fi Menakıbi'l İmam Ebi Hanife)
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #10 : 04 Eylül 2018, 23:37:47 »


İmam Suyuti diyor ki:

"Ebu Abdullah el-Huseyn, Ebubekir ibn Ayyaş'ın şöyle dediğini rivayet etti: 'Süfyan'ın kardeşi olan Ömer ibn Said vefat etti. Bizde taziyede bulunmak için onun yanına geldik. Cenaze yeri Süfyan'ın ehliyle dolmuştu. Onların içerisinde Abdullah ibn İdris'de vardı. Ebu Hanife bir toplulukla beraber cenazeye geldi, Süfyan onu görünce oturduğu yerden kalkıp ona sarıldı, daha sonra onu kendi yerine oturtup kendisi de Ebu Hanife'nin önüne oturdu. Ben (Ebubekir ibn Ayyaş) dedim ki: 'Ey Ebu Abdullah, seni bugün benim ve bizim arkadaşlarımızın çirkin gördüğü bir şeyi yapar halde gördüm.' Süfyan dedi ki: 'Çirkin gördüğünüz o şey nedir?' Ben dedim ki: 'Ebu Hanife senin yanına geldi, sen onun için ayağa kalkıp onu kendi yerine oturttun ve ona karşı çok şeyler yaptın.' Süfyan şöyle dedi: 'Ben bu yaptıklarımı çirkin görmüyorum. Muhakkak ki bu (Ebu Hanife) öyle bir adamdır ki ilimde bir yeri vardır, şayet ilmi için kalkmasam yaşı için kalkarım, yaşı için kakmasam fıkhından dolayı kalkarım, fıkhı için kalkmasam verâsı için kalkarım.' Süfyan beni susturdu, benim ona verecek bir cevabım kalmadı." (İmam Suyuti: Tebyidu's Sahife fi Menakıbi'l İmam Ebi Hanife)
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 129


« Yanıtla #11 : 04 Eylül 2018, 23:47:10 »


İmam Suyuti diyor ki:

"Ebu Abdullah el-Huseyn, Tarihu Buhara adlı eserden, o kitapta da Ğancer'den, o da Ali ibn Asım'ın şöyle dediğini rivayet etti: 'Şayet Ebu Hanife'nin aklı, yeryüzündekilerinin yarısının aklıyla tartılsa, Ebu Hanife'nin aklı onlara üstün gelir." (İmam Suyuti: Tebyidu's Sahife fi Menakıbi'l İmam Ebi Hanife)
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |