HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Mayıs 2024, 00:49:44


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Okul meselesi  (Okunma Sayısı 54719 defa)
0 Üye ve 14 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ebu muvahhid
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 35


« : 24 Haziran 2010, 14:05:45 »

RAHMAN VE RAHİM OLAN Allah’IN ADIYLA


tur gibi bir devlette çocukları okula göndermenin hükmü nedir?

Her türlü çirkin neşriyatın etrafımızı sardığı, ahkamı şirk bulutlarının İslam meşalelerinin ışığını engelleyerek karanlığını her tarafa yaydığı şu günümüzde, Müslümanlar kendilerini ve inançlarını muhafaza ve müdafaa etmek için çok dikkatli olmak zorundadırlar. Aksi takdirde, hiç haberleri olmadan tağutların çarklarındaki dişlilerden biri olabilirler.
Şüphesiz her Müslüman, günümüzün bu karanlık atmosferinde, hem kendisinden hem de kendi tasarrufu altındaki kimselerden sorumludur. Her Müslüman, kendisini küfür ve şirkten koruduğu gibi kendi tasarrufu altında bulunan eşlerini ve çocuklarını da küfür ve şirkten korumak zorundadır.
Günümüzdeki şirk ve küfür okullarına ve onların eğitim planlarına bakıldığı zaman, temel amaçlarının; insanları sisteme karşı sağır, dilsiz ve kör haline getirip sistem dişlisinin bir parçası yapmak olduğu çok açıkça görülecektir. Zira verilen eğitim, bunun apaçık bir göstergesidir.
tur gibi devletlerde eğitimin temel amacı; çocukları laik, dinsiz ve İslam düşmanı olarak yetiştirmek, kendi putperest sistem ve anlayışlarını enjekte etmek, çocukları küfrün birer hizmetçisi haline getirmek ve küfür sisteminin bir parçası yapmaktır.
Eğitimin temeli küfre ve şirke dayalı olan böyle ülkelerde çocuğu okula göndermek; genel olarak caiz değildir, küfürdür. Ancak, bu genel kaidenin bazı istisnaları olabilir. Yani; Eğitimin temeli küfre ve şirke dayalı olan sistemlerde çocuğu okula göndermek için bazı şartların tahakkuk etmesi gerekir.
Bu şartlar, şunlardır:

Birincisi: Gönderilen çocuğun mümeyyiz olması şarttır.

Böyle ülkelerde mümeyyiz olan çocuğa önce İslami eğitim verilir. Sonra okul içinde işlenen ve işlenebilecek olan küfür, şirk ve haram ameller, sözler öğretilir. Daha sonra bunlardan korunma eğitimini verilir. Daha sonra da çocuk bu konularda imtihan edilir. Ancak imtihanı geçen ve kendisini koruyabileceği kanaatine varılan çocuklar okula gönderilebilir. Bu kanaat oluşmadıkça çocuk asla okula gönderilmemelidir.

Hangi Çocuk, Mümeyyiz Olan Çocuktur?

Mümeyyiz olan çocuk; iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilecek, leyhine ve aleyhine olan şeyleri bilip idrak edebilecek, kendisine verilen eğitimin mahiyetini idrak edebilecek ve kendisini küfür, şirk ve haramlara karşı koruyabilecek seviyede olan çocuktur. Yani; söz konusu çocuğun, kendisi için neyin hayırlı neyin şer olduğunu bilecek ve idrak edecek seviyede olması gerekir.

Çocuğun Mümeyyiz Olup Olmadığına Dair Tespiti Kim Yapar?

Bir çocuğun mümeyyiz olup olmadığına dair tespiti herkes yapamaz. Bir çocuğun mümeyyiz olup olmadığının tespitini ancak bu konuda ilim ehli olan kişiler yapabilir. Yani konunun uzmanı alimler tespit edebilir. Çünkü çocuğun mümeyyiz olup olmadığını tespit etmek, ilim gerektirir. İlimsiz bir şekilde bu tespit yapılamaz. İlim ehli olmayan ilimden habersiz kişilerin bu seviye tespitini yapması mümkün değildir. Bu seviye tespitini yapacak kişinin ise İslami ilimleri ve mümeyyizlik hakkındaki hükümleri teferruatıyla bilmesi gerekir. Mümeyyizlik hakkındaki hükümleri bilmeyen kişinin, mümeyyizlik seviyesini tespit etmesi mümkün değildir.  Ancak İslami hükümler konusunda uzman olan kişi bu seviye tespitini yapabilir.

Mümeyyiz Olan Çocuğunu Okula Göndermek İsteyen Kişi, Çocuğuna Nasıl Bir Eğitim Vermelidir?

Mümeyyiz olan çocuğu okula göndermeden önce İslami eğitim verilir. Yani; İslam akidesi, küfür, şirk ve haram olan ameller ile sözler öğretilir. Bu tür amellerin asla işlenemeyeceği ve mutlaka bu tür amellerden kaçınılması gerektiği bilinç altına iyice yerleştirilir. Okul içinde işlenen ve işlenmesi mümkün olan küfür ve şirkler öğretilir. Bu küfür ve şirklerden nasıl kaçınması ve korunması gerektiğine dair sıkı bir eğitim verilir. En son safhada çocuk, uzman bir kişi tarafından, aldığı bu eğitimlerle alakalı olarak imtihan edilir. Ancak imtihanı kazanan çocuk; okuma, yazma ve bir takım ilimleri öğrenmesi amacıyla okula gönderilebilir. Fakat, imtihanı geçemeyen çocuk, mümeyyiz olmuş olsa bile okula gönderilmez.
     
İkincisi: Müslüman uzmanın yapacağı imtihanda başarılı olan mümeyyiz çocuk, okula gönderildiğinde de aynı şekilde devamlı kontrol altında tutulur. Her gün dersleri ve yaptığı işler kontrol edilir. Eğer, aldığı eğitime rağmen okulda küfür veya şirk işlerse, çocuk derhal okuldan alınır ve bir daha okula gönderilmez. Çocuğun okulda küfür işlediği tespit edildiği halde, hala çocuğunu okula gönderen kişiler tekfir edilir.
Çocuğu okulda küfür işlediği halde yine aynı şekilde çocuğunu küfür ve şirk dolu olan okullara gönderen kişilerin tekfir edilme sebebi; bu kişilerin küfrü hafife almalarından, kendini ve ehlini küfürden, şirkten ve haramdan koruması farz olduğu halde, kendini ve ehlini bu kötü durumlardan korumamalarından ve küfre rıza göstermiş olmalarındandır.
Okulda küfür veya şirk işleyen çocuğun tevbesi; çocuğu okuldan almak ve bir daha göndermemektir. Bu, İslami bir kuraldır. Kişinin mutlaka, çıktığı  kapıdan tekrar girmesi gerekir. Çıktığı kapıdan değil de başka kapıdan giren kişinin bu girişi, geçerli sayılmaz. İşte bu sebeple alimler şöyle demişlerdir: “Namazı inkar ederek dinden çıkan kişi, ancak tekrar namazın farziyetini kabul ederek İslam’a girebilir. Bu kişi ne kadar la ilahe illAllah dese de İslam’ına hükmedilmez. Ancak bununla beraber, namazın farz olduğunu kabul edip ona göre yaşarsa İslam’ına hükmedilir.” 
Aynı şekilde, mümeyyiz olan ve okula gönderilen çocuk okulda küfür işlerse, velisinin sadece tövbe etim demesi yetmez, çocuğunu da okuldan alması gerekir. Eğer çocuğunu okuldan almaz ise, onun tövbe etiğini hükmedilmez.
Okulda küfür işleyen ve tekrar okula gönderilen çocuk, küfürden kurtulmuş sayılmaz. Aslında bu, bir kez küfür işleyen çocuğun, daha başka küfürler de işleyebileceğini gösterir.

Mümeyyiz Olmayan Çocuğu Okula Göndermenin Hükmü Nedir?

Mümeyyiz olmayan çocuğu okula göndermeye gelince… Mümeyyiz olamayan çocuğu okula göndermek, genel hükme göre küfürdür. Fakat, mümeyyiz olmayan çocuğu okula gönderen ve koruduğunu söyleyen kişi hemen tekfir edilmez. Onunla konuşulur gerekli tedbirleri alıp almadığına bakılır. Gerekli tedbirleri almadığı görülürse tekfir edilir ve tevbeye çağırılır,
Alınan tedbirler İslam’da muteber olan tedbirler olması gerekir.
İslam’da geçerli olan tedbirler Müslüman mümeyyiz olmayan çocuğunu Müslüman olan bir öğretmene teslim edecek yada çocuklarla birlikte derslere girecek ve bütün derslerde yanında bulunacak takip edecek yada veli öğretmenlere çocuklarına istediği dersleri verdirecek şekilde olmalıdır. Aksi takdirde geçerli olmayan tedbirlerle mümeyyiz olmayan çocuğunu okula gönderen kişi tekfir edilir ve tövbeye davet edilir. Geçerli olmayan tedbirler örnek olarak ben çocuğuma İslami küfrü ve şirki öğretim ve bundan sonra kendini koruyabilir gibi tedbirler geçersiz olan tedbirlerdir.
Daha iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırt edemeyen, leyhine ve aleyhine olan şeyleri bilmeyen bir çocuğun kendisini koruması nasıl mümkün olabilir ki? Bu, henüz yüzmeyi bilmeyen bir çocuğu denize atmak gibidir. Yüzme bilmeyen bir çocuğun denizden sağ çıkması mümkün değildir.
Hiç bir Müslüman, henüz mümeyyiz olmayan çocuğunu küfür ve şirk dolu okula kesinlikle göndermemelidir. Çünkü, mümeyyiz olmayan çocuğun kendini küfür ve şirkten koruması asla mümkün değildir.

Bir Müslüman, çocuğunu özel okullara gönderebilir mi? Çünkü özel okullarda verilen eğitim ile devlet okullarından verilen eğitim aynı değildir.

Eğitimin temeli küfre ve şirke dayalı olan devletlerde ister özel okul olsun ister devlet okulu olsun, verilen temel eğitim aynıdır, değişmez. Özel okulların eğitim sistemi ile devlet okullarındaki eğitim sistemi arasında pek fark yoktur. Bu sebeple Müslümanlar, mümeyyiz olmayan çocuklarını özel okullara da teslim etmemelidir.
Eğitimin temeli küfre ve şirke dayalı olan özel okullara mümeyyiz olmayan çocuğunu gönderen kişi de hemen tekfir edilmez. Onunla konuşulur. Eğer İslam’a göre gereken geçerli tedbirleri almışsa tekfir edilmez. Fakat, İslam’a göre geçerli olan tedbirleri almamışsa tekfir edilir ve tövbeye davet edilir.

Bir Müslüman, okuldaki  öğretmen ve müdürlerle konuşup onlara: “Çocuğuma kesinlikle küfür ve şirk öğretmeyeceksiniz, eğer bu şartları kabul ederseniz çocuğumu okula göndereceğim” derse, bu durumda çocuğunu okula gönderebilir mi?

Okulun içindeki küfrü ve şirki bilmeyen ve kafir olan bir kişinin, okul içindeki küfür ve şirkleri öğretmemesi mümkün değildir.
Söz konusu okullardaki müdür ve öğretmenler, kafir olan kişilerdir. Bunalar güvenilmez  ve Müslüman çocuk onlara teslim edilemez. Çünkü asıl olan, kafire güvenmemektir. Çocuğu kafir öğretmen ve müdürlere teslim eden ve koruduğunu söyleyen kişinin hükmüne gelince…
Böyle diyen kişiye itibar edilmez, fakat araştırmadan, tahlil ve tahkik yapmadan da böyle bir kişi hemen tekfir edilmez. Yapılan araştırma sonucu, alınan tedbirlerin İslam’a göre geçerli tedbirler olduğu görülürse, bu kişi tekfir edilmez. Fakat aldığı tedbirlerin İslam’a göre geçerli tedbirler olmadığı görülürse, o zaman bu kişi tekfir edilir ve tövbeye davet edilir.

Son sözümüz:
Aslen, çocuğunu küfürden, şirkten korumak ve ona İslam'ı öğretmekle mükellef olan Müslüman ebeveynler, nasıl olur da kendilerini yok etmek isteyen, beyinlerini ve zürriyetlerini iğfal etmek isteyen, ancak mazlumların kanlarıyla beslenen alçak, hain, siyonist ve haçlı ruhlu vampirlere çocuklarını emanet edebilirler?
Müslüman iyi bilmelidir ki, bu sistem kendisine karşı olan, kendisini kabul etmeyen ve kendisine hizmet etmeyen kişileri asla eğitmez. Eğer eğitirse, önce beyinlerini ve ahlaklarını dumura uğratır, onları kendilerine zarar vermeyecek hale getirir ve iyice pasifleştirir, böylece kendisine bağlı, itaatkar kullar haline getirir. Ancak bundan sonra belki, canı isterse eğitir. Bu yüzden, günümüzde ki şartlar altında, küçük çocukları tağutların okullarına kesinlikle göndermemek gerekir.
Durum böyleyken, küçük bir çocuğu İslam düşmanlarına teslim etmek ne kadar akıllıca bir iş olur?
                             
                                           
Kayıtlı
BACOLAR
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 21


« Yanıtla #1 : 04 Temmuz 2010, 22:35:24 »

slm  hidayete  tabi olanlara:            Günümüz tur’sinde mevcut düzenin ilk okullarına ve özel okullarına  çocuk göndermeden evvella. Ancak burada bazı önemli noktalara temas etmekte fayda vardır. Öncelikle birinci sorun günümüz ilk okulları  aşamasından üniversite aşamasına kadar bir çok kavli ve ameli küfür/şirklerin bilfiil işleniyor olmasıdır. İkinci sorun ise, tamamen demokratik, laik, ırkçı bir öğretim sisteminin hakim olmasıdır. Bununla birlikte mevcut ilk okullarda ve özel okullarda ahlaki yapının yok denecek kadar az olması da başlı başına ayrı bir sorundur. Tüm bu sorunlar mevcut iken ilkokul yaşına gelmiş bir çocuğu bu okullarda ve özel okullarda şirk ve küfür fiillerinden korumak ayrı bir sorun, tamamen gayri İslami bir eğitim ve öğretim sisteminin çocuğa vereceği zararlardan korumak ayrı bir sorundur. Bu yüzden henüz akıl baliğ olmamış, doğru ile yanlışı ayırt etme gücüne sahip olmayan bir çocuğu ilkokula vermenin hiçbir geçerli mazereti yoktur. o çocuğu ilkokula gönderen velisi üzerine Allah katında çok ağır bir sorumluluk yüklemektedir.  inş  altından kalkar ahirette Ney Ney
Kayıtlı
haris
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 26


« Yanıtla #2 : 05 Temmuz 2010, 00:53:25 »

selam hocalarım yazıları yazmışınız ama bu konuda veli ve çocuğu tekfir ededeceğimiz kati delilleri yazmamışınız. Bğildiğim kadarıyla kelamla kimse tekfir edilmez.tekfir kati bir hükümdür ve kati delillere göre verilir bir sayfadan fazla yazı yazmışınız fakat bir tane kati delil yazmamışınız. ve ayrıca bazı sorularım olacak:

1-Bu yazılan yorumlar şeri dellilmidir? yoksa sade yorum mudur  şayet şeri delilse bunun kati delilleri nelerdir?

2-Biz biliyoruz ki hadisde geçtiği üzere çocuktan buluğya kadar kalem kalkmıştır. Kalemin veliye yazıldığına dair kati deliller nelerdir?

3-Birde yukarda yazdığınız kaide mecelleyi ahkamiyenin kaçıncı maddesidir?

4-Taguttan ve onun eğittim kurumlarından şirk küfür işlemeden eğitim almak küfür değilse yazılanlardan anlaşılan budur. Okul hakkında verilen kati küfür hükmü mutlak bir hüküm müdür? yoksa mukayyetmidir.

5-Zındığın tövbesi iki mezhebe göre kabul ediliyor diğer iki mezebe göre kabul edilmiyor. eğer bir veli çocuğu tövbe ettirip tövbeyi kabul eden mezhebin görüşünü alırsa yinede veliyi tekfir edermisiniz. Veliyi tekfir etmeyenide tekfir edermisiniz? Tekfir etmenizdeki kati delilleriniz nelerdir.
Kayıtlı
BACOLAR
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 21


« Yanıtla #3 : 05 Temmuz 2010, 03:20:15 »

slm hidayete tabi olanlara:
Mustafa Sabri Efendi (1869-1954):

Bir baba namazını kılar, orucunu tutar, Müslümanlık hakkında olumsuz birşey işitmeye tahammül edemez, dini yolunda canını esirgemez. Fakat hamur gibi yumuşak ve değişime kabil çocuğunu Avrupaya eğitime gönderip, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkmasına önem vermez. Bu durum aklın alamayacağı bir zıtlıktır. Hayatıma yemin ederim ki, evladını küfür ve inkar yollarına sevk eden bu babanın namazının ve diğer ibadetlerinin kendisine katiyyen faydası olmaz. (Hilyet-i Muazzama s. 376)

SubhanAllah! Merhum Avrupaya küfür diyarına belirsizliğe çocuklarını gönderen babalar çocuklarının düşebileceği küfürlerden sorumludur derken ya bugünkü durum? T.C sisteminin okullarında her türlü küfürler şirkler işlenirken, küfür övülürken (haramlardan ahlaksızlıklardan bahsetmiyorum bile) ve bunlar gözler önünde olurken ebevynler nasıl oluyor da çocuklarını bu okullara gönderebiliyor? Allah'dan korkun!!!

Bir de Hafız Ali Reşad Hoca'nın (1899-1980) Mustafa Sabri Efendi'nin okulla ilgili umumi fetvasına göre daha hususi fetvasına bakalım:

Kemal'in bir tek ilsine uyan ve bunları öğreten o öğretmenlere giden, ilmi kimden öğrenirsen öğren! diye onlardan olan öğretmenlerde okuyan ve okutan, her halde onları seven ve sayan “O takdirde sizde onlar gibisiniz” kaydına girdiğinden, namaz kılmasın, oruç tutmasın hiç yorulmasın çünkü yemeği ve kestiği yenmez ibadet ve şehadeti ve hiçbir hayrı kabul olmaz. Eşhedü billâh kâfir ve mürteddir (M
uhazafazakar Gazetesi, 1966)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:

"Bildiğinizi uygular, bilmediğinizi uygulamaz ve insanlarla ilgili meseleleri terkederek nefsinizi ve ailenizi düzeltmeye çalışırsınız." (İbni Mace ve başkaları sahih senedle rivayet etti.)
‘‘Her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine doğar, sonra anne ve babası onu yahudileştirir, hristiyanlaştırır veya mecusileştirir.’’
6. Ey iman edenler! Tutuşturucusu İnsanlarla taşlar olan o ateşten nefislerinizi ve ailelerinizi koruyunuz. Onun üzerinde (görevli) iri yarı, sert tabiatlı melekler vardır. Bunlar kendilerine verdiği emirlerde Allah'a asla İsyan etmezler. Ne emir olunurlarsa, onu yaparlar.

Zaten insanoğlu işine geleni nefsine uyarsa  gözü kaplı yapar  ama şerri delilleri iyi bilmesi de lazım ki avam olanlar veya saf olanlar  HORULDASIN
Kayıtlı
server
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 18 Temmuz 2010, 16:35:24 »

slm hdyt tb olna olsun
biz biliyoruzki tağutu destekleyen seçen  halk basın yayın islam adına ortaya çıkıp tağuta bi şekilde meşrutiyet kazandıran islammiş gibi gösteren hocalar cemaatler kanaat önderleri aydınlar eğitmenler öğretmenler ebeveyinler tvler ordu belediyeler sivil veya resmi toplum kuruluşları  okullar vb gibi amacı tağuta kul yetiştiren onu red etmiyen onun yücelmesi için elinden geleni yapan herkes konumu ve içeriği ne olursa olsun  birer tağut değilmidir çünkü bunların tağut olması hepsinin kendine görebir yönetim biçimi olması bu yönetimde uymaları gereken kural ve kaideleri olması bu kaideler ve kurallar ve yasalar Allah a cc dayanmaması hepsinin dayanağı beşer aklının olması yetmez mi önce siz bunu bi çürütün eğer yapa bilirseniz yanılmayın yanıltmayın lütfen  buna sistemin okullarıda dahildir askeride ordusuda eğer müslümana tağutu red farz sa tağut ta Allah ın hükümleriyle hükmetmiyen Allah ve resulune tabi olmayı engelleyen islama giden yolu tıkayan her şeyse okulda ve askerliktede bu amaçlar varsa ki var ben bunları bırakın şu saatten sonra gidilip gidilmeyeceğini tartışmayı bunları red ediyorum her yönüyle her şekliyle dayanağım bunların hepsidetağuttur bakın tağutun parçası değil hepsi birer tağuttutur bu yazıyıda burdan daha önce yazdığım yazılarıda düzeltme adına yazdım rabbim şahid olsun en önemlisi hiç birinin hedefi Allah rızası değildir şunuda söyleyeyim bu sitenin yöneticileri tanıdıklarımın benim üzerimde emeği vardır siteden çok şey öğrendim hak olanları öğrenmeye devam edeceğim inşlah şimdi siz bu görüşü çürütün takip edeceğim 
Kayıtlı
a.kadirbaki
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8


« Yanıtla #5 : 19 Temmuz 2010, 15:18:58 »

Selamun Aleykum

Ebu Muvahhid tarafından okul meselesiyle ilgili yukarda asılan yazıyı okudum. Bu konuda başka üyelerce yazılan yazıları da okudum. Fakat bu konuda bazı sorularım olacak. Bu sorulara gerek Ebu Muvahhid tarafından gerekse site yöneticileri ya da yetkilileri tarafından acilen cevap verilmesini istiyorum.

1 - Günümüz sistemlerine genel olarak bakıldığında insanları kafirleştirme ve onları zulümle yöneterek dini duygularını köreltme ve yoketme anlayışı ve uygulaması üzerine bina edildiği aşikar olarak görülmektedir. Bu meseleyi okulla neden sınırlandırmışsınız?
 
2 - Neden eğitimi tur ile sınırlandırmışsınız. Küfür sistemi olduğu halde eğitimin temel amacının insanları kafir yapmak ya da küfrün birer hizmetçisi yapmak üzere olmadığı yeryüzünde bir sistem gösterebilir misiniz?

3 - Neden meseleyi eğitimle sınırlandırmışsınız? Yönetimin temeli şirke ve küfre dayalı ülkelerde yaşamak başlı başlına küfür olmaz mı sizin mantığınıza göre?
Ve okula göndermek genel olarak caiz değil, küfürdür, demişiniz? Bir şey genel olarak caiz değil küfür hükmünde oluyorsa bu mesele asli küfür konumunda mıdır?

4 - Genel olarak küfür hükmü verdiğiniz bir meseleye nasıl istisna getirebiliyorsunuz? Bu konuda muhkem bir nasla bunu isbat edebilmeniz mümkün müdür acaba?

5 - Mümeyyiz olan çocuk kimdir? Alimlerin mümeyyiz olarak tanımladığı çocuğun vasıfları nelerdir? Bu konuda ihtilaf var mıdır? Rasulullah (s.a.s) döneminde ya da küfrün müslümanlar üzerinde hüküm sürdüğü dönemlerde müslümanların çocuklarını mümeyyizlik meselesini sizin dediginiz gibi ortaya koyan bir tarihi bilgi var mıdır? Hem genel olarak küfür diyorsunuz, hem de küfrün içine çocuk egitildikten sonra gönderilir diyorsunuz. Bir de imtihan yapılması gerektigini, imtihandan geçerse gidebilecegini söylüyorsunuz? Bunun şeri dayanagı nedir?

6 - Hangi çocuk mümeyyizdir sorusuna verdiğiniz cevap sizin şahsi görüşünüz müdür? Yoksa alimlerin görüşlerinin özeti midir? Bu konuda bir yaş sınırı var mıdır? Hangi yaştaki çocuklar iyiyi kötüden ayırt edebilirler? Ya da kendisine verilen eğitimin mahiyetini idrak edebilirler? Ya da hangi çocuk kendisini küfür, haram ve şirkten koruyabilir? Bu mesele sadece okula has mıdır? Çocuğa küfür, şirk ve haramdan korunma eğitimi sadece okul için mi verilir yoksa küfür devletinde karşılaşabileceği her türlü olumsuzluk sebebiyle mi verilir?

7 - Mümeyyizlik için iyiyi kötüden ayırt edebilme izahı yapmakla birlikte mümeyyizlik tesbitini herkesin yapamayacağını yazmışsınız. Bunu hangi geçerli şeri nassa dayanarak yazmışsınız? Bir kimse alimlerin bu konudaki görüşlerini okuyup görüşlerden birisine göre çocuğuna mümeyyiz hükmü verse ya da benim çocuğum iyiyi kötüden ayırabiliyor dese bu kişi yanlış yapmıştır, ya da mümeyyiz olmayan ve kendi kafasına göre mümeyyiz hükmü verdiği çocuğunu okula göndererek, üstelik de uzman kimselere bu tesbiti yapma fırsatı vermeyerek kafirdir denilebilir mi? Şayet bu şekilde hüküm verilebiliyorsa bunun şer’i dayanağı nedir?
Mümeyyizlik meselesini bilmek dinin aslından mıdır? Füruundan mıdır? Bu konuyla ilgili tüm hükümleri bilmek mutlaka gerekli midir? Şayet bu konuda detaylı hükümler varsa bu hükümleri buraya yazarsanız bizler de sizin bu bilgilerinizden istifade ederek mümeyyizlik konusundaki cehaletimizi giderelim.

8 - Mümeyyiz olan çocuğa İslami hükümler nasıl anlatılır? Anlatılacak İslami hükümler nelerdir? Çocuk nereye kadar bu hükümleri anlamak zorundadır? Anlatırken bunu anlayıp anlamadığının pratiği nasıl tesbit edilir?
Okullarda işlenen küfürler nelerdir? Çocuk hangi küfürlerden kendisini korumalı ki okulda küfre girmesin? Okulda mutlak olarak sürekli küfür mü işleniyor, ya da küfür mü öğretiliyor? Öğretilen ve işlettirilen küfür ve şirkler nelerdir?
Çocuğun bir başkası tarafından imtihan edilmesinin şeri dayanagı nedir? Bir kimsenin uzman olduğuna kim karar verecek? Anne ve baba çocugunun mümeyyiz olup olmadığını tesbit edemez mi? Bu anlaşılmayacak kadar çok zor bir mesele mi? Ya da ictihad gerektiren bir mesele mi? Bu konuda usul mü bilmek gerekir? Şayet bu mesele ictihad gerektiren mesele değilse bu imtihanın uzman tarafından yapılmasını gerektiren sebep nedir? Niçin uzman bu konuda şarttır? Bu hüküm İslam’ın hangi naslarından çıkarılmış bir hükümdür?
Çocuğun mümeyyizlik tesbitinin yapılacağı imtihan sorularını sizin uzman olarak gördüğünüz ve onların bu konuda yaptığı uygulamalar doğrultusunda bize de bu ortamda yazarsanız bu konuda nasıl mümeyyizlik testi yapılıyormuş bizler de öğrenelim.Ney

9 - Müslüman bir velinin çocuğunun mümeyyiz olduğunu ve onu her türlü olumsuzluklardan koruduğunu söylemesi halinde bu velinin çocuğu yine uzman biri tarafından mı imtihan edilir? İslam tarihinde bunun bir örneği var mıdır? Yoksa bu sizin ictihadi görüşünüz müdür? Şayet bu bir ictihad ise siz ictihad yapmaya ehil misiniz? Yok eğer bu muteber bir alimin ictihadı ise hangi alim böyle ictihadla hüküm vermiştir?
Çocuğunu okula gönderdiği halde hangi veli onun okulda küfre maruz kalıp kalmadığını araştırmaz??? Bu konuda kayıtsız kalabilecek bir veli söz konusu mudur?
Okulda bir konuda küfre maruz kalan ve küfür işleyen iyi yetiştirilmiş bir çocuk o küfürden tevbe etse ve velisi de bunu öğrenip tevbe etse ve o küfrü öğretse bir daha okula gönderdiğinde neden veli kafir olur? Küfür; işlenen fiil ya da söylenen söz  ya da sahip olunan bir inancın sonucu değil midir? Okul konusunda küfür okulun kendisi midir? Yoksa işlenen küfür müdür? Şayet okulun kendisiyse her giden kimse orada kafir olmaz mı? Yok işlenen küfür ameli sebebiyle küfür söz konusuysa neden o küfür amelinden yapılan tevbe sonucu okula devam edilmesin ki? Yoksa Allah (c.c) işlenen küfürlerden tevbeyi Kabul etmiyor mu diyorsunuz? Böyle bir iddianız mı var?

10 - Küfrü hafife almanın şer’i tarifini yapar mısınız? Çocuğu okulda bir konuda küfre düşmüş bir kimsenin bu meseleden tevbe etmesi ve çocuğuna o küfrü öğretmesi ve böylece tekrar çocuğunu okula göndermesi halinde küfrü hafife aldığını neye göre söyleyebiliyorsunuz? Ya da çocuğunu ya da kendisini veya ehlini şirkten, haramdan korumadığını ve küfre rızası olduğunu neye göre söylüyorsunuz?
Ayrıca küfre rıza nedir? Bunun şartları nelerdir? Hangi durumlar küfre rızaya girer, hangi durumlar küfre rızaya girmez? Bu konuda şer’i yol nedir? Böyle bir meseleyi nasıl küfre rıza içerisine sokabildiniz? Her işlenen küfürden sonra o küfrün işlendiği yerde bulunulamayacığının bir delili var mıdır? Yoksa bu sözleriniz yine sizin ictihadınız mıdır?
Bir kimse küfrün işlenmesi söz konusu olmayan bir durumda küfre rıza göstermiş sayılır mı? Ya da henüz ortada işlenmiş bir küfür yoksa veya bir kimsenin küfre girmesini istemek yoksa küfre rıza söz konusu olabilir mi?
Okul meselesinde küfre rıza ne zaman söz konusu olur? Çocuk okula yazdırıldığı anda mı yoksa küfrüne şahit olunup buna kayıtsız kalındığı anda mı söz konusu olur? Ya da çocuğu okula gönderirken hiç bir tedbir almaksızın orada işleyeceği küfür ve şirkleri önemsemeksizin mi olur? Bu konudaki rızanının nasıl tezahür ettiğini ayrıntılı olarak izah ederseniz ve izahlarınızı delillendirirseniz daha muteber olur.

11 - Okulda şirk ve küfür işleyen çocuğun tevbesi çocuğu okuldan almaktır demişsiniz ve bunun İslami bir kural olduğunu söylemişsiniz. Ve demişsiniz ki: kişinin çıktığı kapıdan tekrar girmesi gerekir. Başka kapıdan giriş, giriş değildir. Şimdi okul meselesinde küfür, bir konuda olursa bu mesele okulun tamamında küfür işlenmiştir manasında mıdır? O halde okulun tamamında küfür işlenmeyecek şekildeki imtihan sorularını ve çocuğa mümeyyiz denilebilecek uzman tesbitini net olarak ortaya koyarsanız mesele daha iyi anlaşılacak? Diyelim sizin uzmanınız imtihan etti ve çocuğa mümeyyiz hükmü verdiniz? Ve çocuk sonra sizin de farkında olmadığınız bir meselede bir küfür işledi? Şimdi bu mümeyyiz çocuğun durumu nedir? Ya da sizin uzmanınızın veya sizin durumunuz nedir? Bu çocuk şimdi okula hiç gitmeyecek mi yoksa uzman kişi küfre düştüğü noktada onu tekrar eğitip bu konuda tevbesini Kabul edip, biz bu meseleyi atlamışız, unutmuşuz biz de tevbe ediyoruz diyerek okula devam etmesine razı mı olacak?
Ayrıca okul meselesini nasıl namaz meselesine kıyas ettiniz ben çıkaramadım. Acaba küfürden tevbe konusunda meseleler aynı meseleler midir ki örnek olarak namazı seçtiniz?
Diyelim bir kimse yaşadığı diyarı harpte bir takım küfürler işlemiş ve sonra tevbe etmişse bu kimse için tevbe o diyarı terketmesi mi olmalıdır? Çünkü o kişinin küfür sebebi diyarı harpte yaşamasıdır. Bu durumda küfrünün tevbesi de ancak küfür işlemeyeceği bir diyar seçmesiyle söz konusu olur. Bu meseleyi nasıl izah edebiliriz?
Şimdi size şöyle bir soru sorulsa: çocuğunuzu imtihan ettiniz ve küfür konusunda aşırı boyutta olan anne ve babanızın yanına çocuğunuzu koydunuz. Çocuk buraya gittiğinde yapmaması gerekenleri öğrettiniz, hatta bir uzmana da imtihan ettirdiniz ve çocuk oraya gittiğinde küfür işledi? Şimdi sizin bu konudaki tevbeniz nasıl olacak? Ya da bu konuda tevbe söz konusu mudur? Söz konusuysa nasıl söz konusudur?
Ya da çocuğunuzu eğitmediniz küfrün ve haramların yaygın olduğu sokağa saldınız. Bu çocuğun sokakta bir çok küfürler işlediğine şahit oldunuz. Çocuğunuzu tekrar sokağa gönderirseniz sizin durumunuz nedir? Veya çocuğunuzu eğittiniz ve yine bir çok küfür ve şirklerin yaygın olduğu sokağa saldınız. Ve çocuk o sokakta yine bir çok küfürler işledi. Siz de buna şahit oldunuz? Bu durumda siz çocuğunuzu tekrar sokağa salarsanız durumunuz nedir? Bu konuda tevbe söz konusu mudur, değil midir? Eğer yazdığınız kuralı buraya uygulayacak olursak çocuk büluğ yaşına kadar sokağa çıkmaması gerekir, tevbenizin geçerli olması için. Çünkü tevbe çıkılan kapıdan girmekle olur.

12 - Çocuğunu okuldan almayan, fakat bir konudaki küfrü sebebiyle o konuda kendisini düzeltip bir daha işlememek üzere tevbe eden çocuk ve velisi neden oraya tekrar gönderdiğinde kafir oluyor? Bir kere küfür işlenen yere bir daha gidilmez diye bir hüküm var mıdır? Böyle bir hüküm varsa şayet bunun şeri dayanağı nedir?
Ayrıca bir kişinin tevbe ettiğine nasıl hüküm verilir? Yapılan tevbenin şartları var mıdır? Tevbe hangi durumlarda geçerli, hangi durumlarda geçerli değildir? Bunu bize delillendirerek izah ediniz.

13 - Mümeyyiz olan çocuğu eğitip, bir takım imtihanlara tabi tutup, imtihan sonrası geçtikten sonra okula göndermeye cevaz veren siz mümeyyiz olmayan çocuğu okula göndermeye de belli şartlar altında cevaz vermişsiniz. O halde mümeyyiz olmayan çocuk kimdir? Alimlerin bu konudaki görüşleri nelerdir? Alimlerin mümeyyiz çocuğu küfürden koruma konusundaki öğretileri nelerdir? Neden mümeyyiz olan çocuk uzmanlarca imtihandan geçirildikten sonra okula gidip gitmemesine karar veriliyor da mümeyyiz olmayan çocuk velisinin aldığını söylediği tedbir doğrultusunda okula gönderilebilir deniyor? Yoksa mümeyyiz olmayan çocuk mümeyyiz olandan daha mı kendisini korumaya evladır? Ya da mümeyyiz olan çocuğun velisi zır cahil, sözünü itibar edilmeyen, yalancı, münafık birisi de mümeyyiz olmayan çocuğun velisi bilge, sözüne güvenilir, takva sahibi bir müslüman mı sizin nazarınızda? Bu şekilde bir ikilem neden?

14 - Demişsiniz ki: mümeyyiz olmayan çocuğu korumada geçerli tedbir müslüman bir öğretmene teslim etmesi veya onunla beraber derslere girilmesi, bütün derslerde beraber olması veya öğretmene işleteceği dersleri söyleyebilmesidir. Peki acaba bunları söylerken neden velinin durumunu da değerlendirme ihtiyacı hissetmediniz? Hem mümeyyiz çocuğun mümeyyizlik tesbitini uzman kişilere yaptırıyor, velilere itibar etmiyorsunuz, hem de mümeyyiz olmayan çocukla ilgili velinin aldığı tedbirleri geçerli görüyorsunuz? Acaba veli kendisini bu gibi ortamlara girdiğinde küfürden koruyabilme özelliğine sahip mi ki sizin için velinin aldığı tedbir yeterli oldu? Bu durumda ya sizin uzmanlarınız gidip o çocukla beraber derslerde bulunacak veya gerekli tedbirleri bu uzmanlar sağlayacak ya da öğretmenliği yine bu uzmanlar ya da uzmanların kontrolundeki kişiler yapacak? Açıklamalarınızdaki çelişkiyi anlayabilmemiz konusunda bizlere yardımcı olun.

15 - Diyorsunuz ki: Hiç bir müslüman mümeyyiz olmayan çocuğunu küfür ve şirk dolu okula kesinlikle göndermemelidir. Oysa okul meselesini öyle bir anlatmışsınız ki sanki asli küfür olan bir meseledir? O halde bu tavsiyenizi sadece mümeyyiz olmayan çocuk için değil, mümeyyiz olan çocuk için hatta büluğa erişmiş bir çocuk için de yapmanız gerekmez mi? Ya da belli tedbirler dahilinde mümeyyiz olmayan çocuğu göndermek caizdir demeniz yerine ilk olarak söylemeniz gereken söz oraya gönderilmemesi gerektiği yönünde olması gerekmez miydi?

16 - Eğitimin temeli küfre ve şirke dayanmayan bir sistem var mıdır acaba? Madem pratikte hiç bir fark yok neden özel ve resmi ayrımı yapılmıştır? Zira okul meselesi başlı başına bir küfür olarak görülen bir meseledir. Madem ki başlı başına küfür olan bir mesele o zaman küfür meselesi özel için de aynıdır, resmi için de aynıdır.

17 - Okuldaki müdür ve öğretmenler mademki kafirdirler, müslüman bir öğretmene nasıl mümeyyiz olmayan çocuğu teslim edebiliyorsunuz? Kaldıki yöneticisinin kafir olduğu bir okulda ve kafirlerce denetlenen bir okulda müslüman bir öğretmen kendisini nasıl koruyacak ki kaldı ki müslümanın mümeyyiz olmayan çocuğunu korusun? Oysa küfür sistemlerinin okullarında yönetici kadrosu kafir iken nasıl olur da bir müslüman kafirin yönetimi altında öğretmenlik yapabilir? Oysa kafirlerin müslümanlar üzerinde hele de küfrün söz konusu olduğu bir durumda hiç bir yetki hakkı yoktur.
Ayrıca müslüman bir kimseyi okul konusunda bu kadar araştırmak okul meselesi asli küfür görüldüğü için midir? Bu şekilde bir araştırma yapılacağı hangi şeri delilden çıkıyor?

18 - Yaptığınız izahları şeri naslar ışığında tekrardan gözden geçirirseniz yazınız daha ilmi bir değer kazanır. Şu durumda yazınız ilmi bir yazıdan ziyade kişisel görüş gibi duruyor. Bu yazıyı biraz daha ilmileştirerek ortaya koyarsanız memnun kalırız. Zira şahsi görüşlerin İslam nazarında ancak Kur’an ve sünnete uygunluk arzettiğinde bir değeri olur. Aksi takdirde heva ve heves devreye girer. Ve böylece heva ve heveslerini ilah edinmenin söz konusu olduğu olumsuz sonuç ortaya çıkar. Bu yüzden yazınızın heva ve hevesten kaynaklanan bir yazı mahiyetini almaması için şer’i olarak açıkça meseleyi netleştiriniz. Aksi takdirde bu yazınız itibar edilecek bir delil teşkil etmemektedir.
Kayıtlı
1985
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #6 : 21 Temmuz 2010, 17:26:15 »

BEN SERVER ABİYE CEVAP VERECEĞİM DİLİMİN DÖNDÜĞÜ KADAR İNŞ

slm hdyt tb olna olsun
biz biliyoruzki tağutu destekleyen seçen  halk basın yayın islam adına ortaya çıkıp tağuta bi şekilde meşrutiyet kazandıran islammiş gibi gösteren hocalar cemaatler kanaat önderleri aydınlar eğitmenler öğretmenler ebeveyinler tvler ordu belediyeler sivil veya resmi toplum kuruluşları  okullar vb gibi amacı tağuta kul yetiştiren onu red etmiyen onun yücelmesi için elinden geleni yapan herkes konumu ve içeriği ne olursa olsun  birer tağut değimlidir

Cevap: Bir kimsenin yada kurumun tagut olması ayrı oraya kul olmak ayrıdır. Kul olmanında bazı gerekceleri var onuda bilirsiniz? Sade bunlar tagutu ayakta tutan direkler değildir. Örneğin yaptığın ticaretten tutda yediğin ve içtiğin temel gıdalara kadar alınan vergiler onlara istemiyerek yardımlarda tagutu ayakda tutan direkler değimlidir.? Tagutu ayakta tutmanın ve ona direk olmanın isteyerek ve istemiyerek bir taklkım gerekceleri vardır.

1-Tagut ancak maddi yardımla ayakda kalır. Tagutu red eden tam ret edebilmesi için tagut ve halkıyla bağlarını kesip tam bir uzlete çekilmesi lazım ki tam ret meydana gelsin.
     Çünkü rasulullah şöyle buyuruyor:
"Kim müşriklerin topluluğuna girer ve orada yerleşirse o da onlar gibidir." (Ebu Davud Siyer bah.) (Tirmizi Siyer bah.) (Sahiha Camius-Sağir 6/279)                                                
"Allah-u Teâlâ müşrik olan bir kişinin müslüman olduğu zaman şirk topluluğunu bırakıp da İslam topluluğuna geçmedikçe hiçbir amelini kabul etmez." (İbni Mace sahih senedle)

Bu hadislerdende anlaşılıyor ki server abi tam bir ret olması için tam bir uzlet gerekli bu uzleti gerçekleştirmeden ne kadarda yazı yazsan kendini yalanlamış olursun. Yazdıklarınla yaşantın bir birini tutmaz.

2-Örneğin bir araba alıyorsun tagut senden haksız yere kendini ayakta tutacak bir sürü yardımalıyor.
a-bandrol parası
b-Muayene parası
c-sigorta parası
d-Köprü parası
e-Kabir belgesi parası
f-Ticaret yapıyorsan vergi parası
tüm bunları topladığınzaman büyük bir yökun tutar. Ve sen hala tagutu ret ettiğini iddia edersin oysa tam bir ret edemediğin ortadadır. Ancak uzlete çekilir kıl çadırı kurar ve ekmeğini taşdan çıkarırsan ve şehre sadece davet ve irşad için inersen tagutu ayakda tutan direkler olmakdan kurtulmuş olursun. Yoksa şu tagutdu bu değildi demenin bir anlamı yoktur.



 çünkü bunların tağut olması hepsinin kendine görebir yönetim biçimi olması bu yönetimde uymaları gereken kural ve kaideleri olması bu kaideler ve kurallar ve yasalar Allah a cc dayanmaması hepsinin dayanağı beşer aklının olması yetmez mi önce siz bunu bi çürütün eğer yapa bilirseniz yanılmayın yanıltmayın lütfen  buna sistemin okullarıda dahildir

Cev-Sanki başkası bu saydıkların yerlerin tagutun kurumları olmadığını iddia ediyorda diyorsun ki önce siz bunu bir çürütün. Çürütülecek ne var ki ortada, yada kim iddia etikti bunlar taguta ait değildir yada tagut kurumu değildir.Uykuluyken yazmadınız inşAllah.Bu yazıyı. Yada nedediğini bilmeden yazan kişinin durumu gibi yazmışın kusura kalma.

askeride ordusuda eğer müslümana tağutu red farz sa tağut ta Allah ın hükümleriyle hükmetmiyen Allah ve resulune tabi olmayı engelleyen islama giden yolu tıkayan her şeyse okulda ve askerliktede bu amaçlar varsa ki var ben bunları bırakın şu saatten sonra gidilip gidilmeyeceğini tartışmayı bunları red ediyorum her yönüyle her şekliyle dayanağım bunların hepside tağuttur bakın tağutun parçası değil hepsi birer tağuttutur

Cev-Bur dada ne yazdığnı yada yazacağını sanırım karıştırmışın? Binaların kendisi tagut olmaz. İçinde onu yönetenler ve tagutluk taslayanlar tagut olur. Onları tasdik edip onların yolunu takip edenlerde onların kulları olur. Onları rededenler ve onların şirklerini ve küfürlerini ret edenler ne taguttur nede onun kuludur. Birde diyorsunki ben bunları redediyorum. Bunları ret etmeyenmi varki red ediyorum yazıyorsun server abi.

 bu yazıyıda burdan daha önce yazdığım yazılarıda düzeltme adına yazdım rabbim şahid olsun en önemlisi hiç birinin hedefi Allah rızası değildir.
şunuda söyleyeyim bu sitenin yöneticileri tanıdıklarımın benim üzerimde emeği vardır siteden çok şey öğrendim hak olanları öğrenmeye devam edeceğim inşlah şimdi siz bu görüşü çürütün takip edeceğim.

Cev-[color=brown]server abi önceden bozuk yazımı yazmışdın.ki tövbe ediyorsun. Birde diyorsunki bunların hiçbiri Allah rızası değildir. Allah rızası diyenmi olduki öyle yazdın.Birde burada reklama girmişsin site yöneticilerin üzerinde hakkı ve emeği varsa Allahla senin aranda. Buna niye ihtiyaç duydun. Siz yine siteyi takip edin Allah size ilim ve anlayış versin ki kazı koz görmeyin.İnş Çünkü cehaletten insan çok çekmiştir sizi anlıyorum. Allah kimseyi cahil kılmasın ilim sahipleriyle beraber kılsınki onlar kandiller gibidirler. İnsanın yolunu aydınlatırlar.
  Abi birde diyorsun ki şimdi, siz bu görüşü çürütün bakayım. ağabeyciğim siz bir görüş sunmadınız ki: yada siz görüş sahibimisiniz ki: Ortada görüş yok. Ozaman çürüyecek görüş aramaya çokalım hep beraber server abi.

Selam ve dua ile[/color]
Kayıtlı
server
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 21 Temmuz 2010, 17:35:28 »

bak kardeş
bu güzel kişilerin meseleler hakkında ne düşündüğü çok önemli değil önemli olan Allah ve resululun o mesele hakkındaki hükmüdür. inşAllah bekliyoruz cevabını.herhalde arkadaşın bu soruları sorması senin içinde faydalı oldu arkadaşların bu soruya cevap verince bilmediğin bazı yönlerini sende öğrenmiş olacaksın meselenin inşlh
Kayıtlı
server
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 21 Temmuz 2010, 21:16:24 »

1985 cevap
siz benim yazdıklarımı anladığınız biçimde sorgulamışsınız bakın ben  hiç bi zaman kendimi alim olarak yada bilen olarak at fetmedim zaten değilim keşke olsaydım
ayrıca beni reklam yapmakla at fetmişsin bundanda Allah a sığınırım beni tanımadan böyle konuşman doğru değil tabi sana biri böyle bi şey yazsaydı Allahu alem ilk söyleyecen cevap maksadımı sordunmu olurdu nedense insanlar kendilerine uyguladıkları bazı kaideleri başkalarına uygulamayı unutuyor ben sadece  var olan bi gerçeği yazdım bu benim reklamcı olduğumu değil siteye karşı bi minnet duygum olduğunu gösterir ayrıca velevki ben seni hak üzere gördüğümde seni reklam edip insanlara seni övmemmi doğru olan yoksa seni karalamammı doğru olan bunları böyle bodazlama yazacağına seninde çok iyi bildiğin maksat sorma zahmedinde bulunsaydın ve ondan sonra yazacağını yazsaydın en azından yargısız infaz etmiş olmazdın çok alıngan olmanıda anlamadım neden benim yazdığım bu şeyler hakkında kendine yada başkalarına pay çıkarıyorsun anlamadım bak ne güzel herkes böyle düşünüyorsa yada hak buysa niye rahatsız oluyorsun ayrıca askerliği ve okulu bina olarak algılaman beni şaşırttı sonuçta mecliste bi bina ama işlevini sağlayanlar kanun çıkaranlar orda tağut olmaktan kurtulamıyor okuldada askerliktede işlevini sağlayan müdürler öğretmenlerde ve subaylar astsubaylar ve hatta erler bile Allah a muhalif emirler verip yasaklar  koyup tağutlaşıyorlar benim tövbe ettiğim nokta bilmeden konuştuğum ve yanlış söylediğm şahsımla alakalı tamamen kendi hatalarıma dayanan konulardır yada taklit ettiğim meselelerdir hem bu seni niye rahatsız ettiki sen beni tanımıyorsun bile 1985 senin sitedeki konumunu bilmiyorum ama adını yeni duydum sen rahat ol eğer varsa bihata senin yada arkadaşlarının değildir bu  hata
ayrıca sen neden bu yazdıklarıma karşı sigorta yada bandrol gibi şeyleri örnek veriyorsunki eğer düzeltilmesi gereken bi yanlış varsa kuran ve sünnet ışığında delillendirmeni isterim ayrıca farz edelimki benim hayatımda çelişkiler varsa bu sana bana islamı anlatmada delil olurmu  bu dediklerimi yapmak caiz mi değilmi önce onu ispatla sonra böyle bi tespit yap eğer sen diğer yazdığım yazılara baksaydın ne demek istediğimi anlardın bak sanada bu soruyu sormak isterim bana tğutun ordusuna hangi durumlarda katılmak caiz dir neler ikrahtır  bunları sen değil senin görüşünlede değil mutlak müştehidlerin ve alimlerin görüşleriyle cevaplarsan sitenin amacına hizmet etmiş olursun bence hadi bak sen ilimli bi karseşsen artık Allah için beni aydınlat yada sende cehaletini kabul et bilmiyorum demek ilmin 3te 1 i olduğunuda bu siteden öğrendimsen Allah rızasına bana bu görüşleri yazarmısın Allah için
Kayıtlı
server
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 21 Temmuz 2010, 21:25:25 »

1985
 sen bence biraz öküzün altında bızağı arar gibisin sanki burda ava yatmış avını bekleyen hani acaba kim bi hata yaparda ben bundan kendime bi malzeme çıkarırım der gibisin sanki burdan ilim değilde film arıyor gibisin Allahu alem niyetini en iyi Allah bilir
Kayıtlı
server
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 22 Temmuz 2010, 13:02:10 »

ben o yazıyı oraya yazmamdaki amaç buna ilmi bi noktada itiraraz edecek olacakmı yada bunda yanlış olan bi şey varsa insanlarda bu yanlışı kuran ve sünnet ışığında tespit ederse kendimi düzelt me adına  ben okul yada askerlikle ilgili sorumu okul ve askerlik adlı konu başlığı bölümüne yazdım ayrıca arkadaşa ben ithamdan ziyade fikrimi kesinlik koymadan yazdım dikkat edersen Allah u alem yazdım
Kayıtlı
a.kadirbaki
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8


« Yanıtla #11 : 23 Temmuz 2010, 16:11:40 »

Selamun Aleykum

Sami bey,
Sitede bir yönetici olmamanıza rağmen sorularıma cevap verdiğiniz için size teşekkür etmekle birlikte bu konuda asıl cevap vermesi gereken Ebu Muvahhid’in düşmüş olduğu çelişkilere sizin de düşmüş olduğunuzu görüyorum.
Çelişkinin asıl büyüğü; hakkında konuşulan meseleyle ilgili kayda değer bir delil koymamış oluşunuzdur. Bir kaç kural ve kaide zikredip bu kaide ve kurallara tekfiri yerleştirmişsiniz. Ve adeta karşınıza çıkan meselelerde hemen tekfir silahına sarılır hale gelmişsiniz. Bu sebeple meseleleri şeri delille değil kelam yoluyla halletmeye kalkmışsınız. Ayrıca sorular içinde varolan ve meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bir çok soruyu atlayarak geçmiş, meseleleri yüzeysel olan sözcüklerle geçiştirmissiniz.
Şimdi verdiğiniz cevaplar doğrultusunda sizlere tekrar sorularım olacak:
1 – Ebu Muvahhid tarafından verilen cevaplar sadece okula has kılınma sebebi, mevzunun okul olması ve okulla ilgili fetva içermesi sebebiyledir demişsiniz. Peki diyarı küfür olan bir ülkede yaşamayla kafir okulda yaşama arasında hiç mi benzerlik yoktur sizce? Ben Ebu Muvahhid’den diyarı küfürle ilgili hükümleri açıklamasını istemedim. Ama içinde bulunma açısından diyarı küfürle, okul arasında bir benzerliğin olup olmadığını anlamak istedim sadece.

2 – Bütün sistemlerin amaçlarının; saltanatlarını korumak ve insanları kendilerine kul köle yapmaktır demişsiniz. İslam sisteminin amacını zaten herkes bilir, bunu izaha hacet yoktur. Zamanımızda diyarı İslam olan bir belde de söz konusu değildir. Ve diyarı harp ülkeleri insanları kendilerine kul köle etmede her yolu denemektedirler. Siz bunu açıkca ifade ediyorsunuz. Peki bu yollardan birisi okulsa diğerleri nedir acaba? Ve bu diğerleri dediğiniz okul kadar ciddi konular değil midir acaba? Veya bu diğerleri dediğiniz meselelerde müslümanlar ve çocuklarının durumu ne boyuttadır? Her müslüman olan kimse bu diğerleri konusunda da acaba okul konusunda olduğu gibi ciddi bir taramaya mı tabi tutulmaktadırlar?
Bazı küfür devletlerinde okullarda işlenen küfürlerin olduğunu, fakat bunların az olabileceğini söylemişsiniz? O halde bu devletlerde okula gitmek, orada yaşayan müslümanlar için caiz midir? Gerek mümeyyiz ve gerekse gayri mümeyyiz çocuklar rahatlıkla buralarda okula gönderilebilinir mi? Ve sizin ilerdeki paragraflarda yazdığınız azın hükmü yoktur kaidesinin acaba bu devletler için geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz? Böyle ülkeler varsa şayet tek tek isimlerini yazar mısınız? Olur ki müslümanlardan oralara gidebilenler olur ve tur’de okul konusunda küfür işlememek için, bu konuda küfür işlemeyeceği bir yere hicret ederler. Zaten diyarı harpte yaşadıkları için kafir sistemleri kendilerine kul olmak için yaptıkları bir çok şeyden kendilerini korumuşlardır, bu konuda test de edilmişlerdir, öyle mi? Okul konusu ise ciddi bir sıkıntı olmuştur onlar için. Öyleyse ey duyarlı kimseler bu insanlara yardımcı olun bir zahmet. O ülkelerin isimleri nelerdir?

3 – Ben site yöneticilerinin mantığı böyledir demedim. Fakat sitede genel yetkili olan bir şahsın verdiği cevap üzere Ebu Muvahhid tarafından yazılan yazıya sahiplendiği çıkarımına vardım. Ben kendisinden bana atfen yazdığı sorulara karşı, soru sorması yerine kendisinden sorulara cevap vermesini istedim. O da cevabı sizin ve Ebu Muvahhid’in vereceğini ilan etmiş. Yazılan yazının sahibi Ebu Muvahhid olmasına rağmen, sizi de bu konuda cevap da söz sahibi kılması sizi tanıdığı ve siteyle ilgili olduğunuz manası taşıyor. Yoksa neden başka üyeler değil de özellikle sizin isminizi versin? Neyse meselemiz zaten bu değildir, bunu geçelim.
Şimdi benim sorduğum soru sebebiyle, benim mantığıma göre diyarı küfürde yaşadığım için, sorulan soru sebebiyle şayet müslümansam tevbe etmem gerektiğini söylemişsiniz? Tekfirde bu ne acelecilik? Daha benim diyarı harple ilgili görüşümü bile sormadan veya sorulan soruyu kendi eksik anlayışınıza hamletmeden hemen tekfir yolunu seçmissiniz. Ve ortada henüz işlenmiş bir küfür olmaksızın, okula gönderilen bir çocuğu küfür işleyecek mantığıyla küfre rızaya sokmanızın daha ötesinde bir duruma gelmişsiniz. Sizin yaptığınızı havaric bile yapmamıştır. Onlar en azından şeri bir delile dayanmışlar. Siz ise sadece kelam yapıyorsunuz. Şimdi benim diyarı harpte yaşamam konusundaki mantığım ne imiş ki acaba bana küfür hükmü verdiniz de beni tevbeye davet ettiniz? Delillendirerek bu küfür ithamını tescilleştiniriz? Aksi takdirde küfür hükmünün kendinize döneceği konusunda Allah’tan korkuyorsanız şayet endişe taşıyınız!!
Okula göndermek genel olarak küfür lafzını halen anlamış değilim. Bu sözün manası şöyle midir?
Kim okula çocuğunu gönderirse genel hüküm itibariyle zahiren küfür işlemiştir. Ama küfür işlemeyecek kimse için özel durumlar vardır.
Ya da:
Okula çocuğu göndermek aslında küfür değildir, ama çoğunluğu küfre dayalı bir eğitim söz konusu olduğu için bu çoğunluk küfürler sebebiyle küfürdür. Ama bu çoğunluk küfürlerden korunmanın yolları vardır. Kimin bu şekilde korunduğu tesbit edilmişse genel hüküm özelleşir ve o kişiden küfür kalkar?
Bizatihi olmayan konularda istisnalar var demişsiniz. Okul meselesine anladığım kadarıyla bizatihi küfür değil diyorsunuz. Peki o halde okulu bizatihi küfür kılmayan sebepler nelerdir? Bizatihi olmayan meselelerde, mesele tahakkuk edince mi hüküm verilir? Yoksa mesele tahakkuk etmeden mi hüküm verilir?
Eğer küfür olan mesele tahakkuk edince hüküm verilir diyorsanız, o zaman okul konusunda tekfiri nasıl yaptınız?
Yok küfür olan mesele tahakkuk etmeden, tahakkuk edecek, bu kesin olacak diye hüküm verdiyseniz, böyle bir hüküm İslam’ın hangi şeri nassından çıkmaktadır? Böyle gerçekleşmemiş olan meselelere ilerde gerçekleşeceğini söyleyenin durumu nedir acaba?
İstisnalar kaideyi bozmaz, kaidesi nasıl bir kaidedir? Fıkhi hükümleri mi içerir, yoksa Akidevi hükümleri mi içerir? Akide konusunun, hele de tekfiri gerektiren konunun istisnalar kaideyi bozmaz kaidesine sokulması nasıl söz konusu olur? Bu kaidenin okulla alakası nedir? Okuldaki istisnalar nelerdir? Çocuğun mümeyyiz olması mı? İmtihandan geçmiş olması mı?
Bir şeyin genel olarak küfür olması o şeyi asli küfür yapmaz demişsiniz. Diyari harp asli küfür olan bir diyar mıdır yoksa asli olmayan küfür olan bir diyar mıdır? Bu arada asli küfür, asli olmayan küfür kavramları nelerdir? Veya bizatihi küfür veya bizatihi olmayan küfür kavramları nelerdir? Bu konuda ölçüyü kim koyar? Bir şeyin asli küfür mü, asli olmayan küfür mü kim karar verir?

4 – Diyarı harb devletlerinin genel hükmü küfürdür, demişsiniz. Peki diyarı harb devletlerinin özel hükmü küfür değil midir sizce? Yoksa siz şunu mu demek istiyorsunuz:
Diyarı harpte yaşayan halk genel olarak zahiren kafirdir, ancak imanına şahit olunanlar müslümandır? Bunlar istisnadırlar?
Ya da diyarı harpte devlet olsun, halk olsun hepsinin genel hükmü küfürdür, ama istisnai durumlarda devlet ve halk müslümandır?
Şimdi siz yukarda diyarı harple ilgili sorduğum soruya, beni tekfire varan ithama kadar vardığınız halde nasıl oldu da birden bire diyarı harple ilgili konuyu okul konusuna istisnai durum olarak delil olarak sundunuz? Ve diyarı harpteki devletin hükmünü özel değil genel hüküm olarak söylediniz?
Öyleyse okul konusundaki genel hüküm, diyarı harbin genel hükmü, ya da okul konusundaki özel hüküm, diyarı harpteki devletin özel hükmü gibi midir?
Ya da okul konusundaki çocukların ve velilerinin genel hükmü diyarı harbin genel hükmü gibi midir?
Eğer diyarı harbin hükmü gibiyse okul konusunu diyarı harbe uyarlayın bakalım nasıl uyarlıyorsunuz?

5 – Mümeyyizlik konusu ihtilaflı demişsiniz. Fakat bu ihtilafları ortaya koymamışsınız. Ali’yi örnek göstemişsiniz. Bu sizin kendinizin tesbit ettiği bir delil mi yoksa alimlerin mümeyyizlik konusundaki tesbiti mi?
Bu konuda sizden de Ebu Muvahhid’den istediğim gibi alim görüşlerini açıkça ortaya koymanızı istiyorum, kendi yorumlarınızı değil.
Ayrıca bu konuda üzerinden atladığınız ve cevap vermediğiniz soruları da tekrar gözden geçirerek cevap vermenizi istiyorum, madem soruları kendinize muhatab aldınız ve cevap verdiniz, öyleyse üstü kapalı mesele bırakmayın ve her soruya cevap verin lütfen. Fakat delillerle ve de delillerin doğru anlaşılacağı şekliyle cevap veriniz. Kelam yaparak meseleyi uzatmayınız.

6 – Mümeyyizlik tesbiti ile ilgili öyle bir cevap vermişsiniz ki, bir kısım alimleri ilim sahibi, bir kısım alimleri cahil durumuna düşürmüssünüz.
Demişsiniz ki: Mümeyyizlik tesbitini ancak çocuğa mürted hükmü veren alimler yapar.
Bu sözünüzün dayanağı nedir?
Bu durumda çocuğa mürted hükmü vermeyen alimler mümeyyizlik tesbiti yapamazlar mı? Yani çocuğun islamını ve irtidatını geçerli saymayan alimler mümeyyizlik tesbiti yapamazlar mı?
Yoksa çocuğa mürted hükmü veren alimler, mürted hükmü vermeyen alimleri de mi imtihan etmeliler?
Mürted hükmü veren ve mümeyyizlik tesbiti yapan alimler, mürted hükmü vermeyen ve mümeyyizlik tesbiti yapamayan alimleri tekfir mi etmişlerdir? Veya böyle bir mesele söz konusu mudur?
Sizin bu yazdıklarınızı nasıl anlamalıyız?
Eğer çocuğun irtidatına avam değil de alim karar verebiliyorsa madem, neden sadece mürted hükmü veren bu tesbiti yapıyor da çocuğun irtidatını geçerli saymayan bu tesbiti yapmıyor? Yoksa irtidatını geçerli saymayan alimler alim değil de avam mı? Üstelik Zümer 9 ayetini bir de delil olarak sunmuşsunuz!
Diyarı harpte halkın genel hükmü küfür diyorsunuz, fertleri tek tek tekfir etmiyorsunuz. Peki  diyarı harpteki halkın fert fert hükmü acaba sizin dediğiniz gibi midir?
Diyarı harpte kişiler hakkında hüküm vermeden once duraklamak ve araştırma yapmak gerektiğinin delili nedir? Diyarı harpte her görülen fert hakkında hüküm vermek için duraklanır mı? Veya duraklama olmaksızın tekfir söz konusu olur mu veya iman sıfatı söz konusu olur mu?
Aynı şekilde okul konusunda fert fert duraklamak mı gerekir, yoksa genel hükme fertleri sokmak mı gerekir? Ya da okul konusunda ne zaman duraklanır, ne zaman duraklanmaz. Okul konusunda duraklanmadan küfür hükmü ya da iman sıfatı verilecek kimdir?
Bu meselede daha once sorulan ve atladığınız soruları ve şimdi sorulan soruları daha detaylıca, delillendirerek yazarsanız daha iyi olacak Allah’ın izniyle.
Okul konusunda kendisinin araştırılmasına müsaade etmeyen kimsenin küfre düştüğünün delilini söyler misiniz? Hangi delilden bu hüküm çıkıyor?

7 – Müslüman anne ve baba çocuğuna islami eğitimi çocuğunu okula göndereceği için mi vermeli yoksa İslam üzere yaşasın ve onu din edinsin diye mi vermeli?
İslam ilmine sahip anne ve baba çocuklarının durumlarını bilebiliyorlarsa nasıl oluyor da küfür olan yerden korumayı bilmiyorlar? Şayet bunu yapmayı bilmiyorlarsa bu anne baba ne kadar İslam ilmine sahiptir denilebilir?
Verilen hüküm söze göre değil amele göre verilir demişsiniz. Müslüman velinin hem müslüman olduğunu söylüyor, hem de ameli sözünü yalanladığını iddia ediyorsunuz. Peki müslüman velinin küfrünü nerede gördünüz ki amel sözünü yalanlamış?
Okulun yüzde yüz küfür eğitim vermediğini ama büyük çoğunluğunun küfür olduğunu söylemişsiniz. O halde bu büyük çoğunluk olan küfürlerin hepsini sayınız, ki herkesçe bilinsin.
Ayrıca bu konuda sorulan soruların hepsini tek tek cevaplayınız ki size tekrar aynı soruları sormayayım.
Cevaplamada şunu yapmayınız: Yüzeysel bilgi verip, parça parça bilgilerle konuları geçiştirmeyiniz. Meselelere sorulduğu gibi, sorulduğu şekliyle cevap veriniz. Aksi takdirde aynı sorular tekrar tekrar sizler sorulacaktır. Taki siz cevap verinceye kadar?

8 – Söz zahir midir, batın mıdır? Amel zahir midir, batın mıdır? Okul konusunda zahir olan söz nedir, zahir olan amel nedir? 
Amele bakılır sözünüz şu manaya mı gelir:
Okula gönderme ameli genel küfürdür, ama imtihan ettirmemek asli küfürdür, bu durumda okula gönderme fiiline değil, imtihan ettirmeme ameline bakılır? İmtihan ettirmezse genel küfür asli küfre dönüşmüştür?
Ya da okula göndermek ameli, imtihan olmasa bile başlı başına asli küfürdür. Çünkü küfre rıza onu asli küfür kılmıştır?
Bu konuda imtihanla ilgili Mumtahine 10 ayetini delil olarak sunmuşsunuz. Acaba bu sunduğunuz delil bu konuyla alakalı bir delil midir?
Siz bizatihi olmayan bir küfür hükmü verdiğiniz bir meselede, ona küfre rızadır diye küfür hükmüne sokarak bir de büyük ihtimalle küfür işlenecektir diyerek bir kimseyi küfürle iman arasında getirip götürüyorsunuz. Oysa Allah’ın ayetinde Allah imtihan edilecek kimselerin müslümanlar olduğunu söylüyor. Ve hitabı da yine iman edenlere yapıyor.
Sizin iddia ettiğiniz gibi uzman kişiler imtihan etsinler demiyor. Ve özellikle bu imtihan, iman ve küfür tesbiti noktasında bir imtihan değil, hicret eden kadınların hicret etme sebepleriyle ilgili bir imtihandır.
İbn Abbas şöyle demiştir: Hicret eden kadından, kocasına kızdığı veye dünyevi  bir istekten dolayı hicret etmediğine, sadece Allah ve rasulunu sevdiği ve İslam dinini istediği için çıkıp geldiğine dair yemin etmesi istenirdi.
İşte bu şekilde yemin eden kadının mümine olduğuna hükmedilir ve böylece kafir akrabalarına geri çevrilmezlerdi, Hudeybiye anlaşmasının bir şartı gereğince.
O zaman sizin uzman dediğiniz kimselerin imtihanı nasıldır? Henüz bunu ortaya koymuş değilsiniz.
Bu ayet bu konuyla ilgili olarak sizi yalanlıyor. Ve imtihanın şekli de sizi yalanlıyor. Ve bu imtihanda müslümanın sözünün muteber olduğu görülüyor. Bu ayete göre sizin çocuğunu okula gönderen veliyi imtihan etmeniz ve sözüne itibar etmeniz gerekir. Çünkü veli, çocuğunu küfür ve şirk işlesin diye göndermediğini, bilakis Allah ve rasulunu ve dinini sevdiğini ve bu sebeple çocuğunu koruduğunu söylemektedir. Bu durumda size düşen velinin bu sözünü doğru Kabul etmenizdir. Allah o velinin iman edip etmediğini, küfre rızasının olup olmadığını çok iyi bilir. Tıpkı hicret eden kadınların kalplerini bildiği gibi. Buna rağmen onları mümin olarak vasıflandırmıştır.
Okul konusunda verilen hüküm ictihadi değil diyorsunuz? O halde bana ictihadın ne olduğunu söyleyiniz? Okul meselesini nasıl küfre rızaya sokabildiniz? Bu konuda acaba dinde bir eksik vardı da siz mi bu eksiği giderdiniz? Bu konuda ictihad yoksa size yeni hükümler mi iniyor?
Bu meselede ictihad olmadığını söyleyebilmeniz için okul meselesinin küfür olduğuna dair açık bir delil getirmeniz gerekir. Yok eğer açık bir delil getiremiyor, bir takım izahı gerektiren kaidelerden yola çıkarak bu hükmü veriyorsanız bu yaptığınız ictihad mıdır yoksa dinde yeri olan bir delille verilmiş bir hüküm müdür?
İmtihanı geçmiş bir çocuk konusunda neden onu gönderen veliyi suçluyorsunuz? İmtihan edenlerin hiç mi suçu yok? Demek ki sizin imtihan etmelidir dediğiniz alimleriniz ya da uzmanlarınız okul konusu tam bilmiyor ki çocuğun okulda pasif davranacağını, çekingen olacağını tesbit edememişler? Böyle bir ihtimal koymanız ancak bu manaya gelir.
Çocuğunu imtihan edip de mümeyyiz bulduğunuz, sonra da bir konuda veya bir kaç konuda küfre düşen çocuk ve ona bu durumu öğretip tekrar gönderen veliden acaba nasıl engelleri kaldırmışsınız? Hem imtihan ediyorsunuz, hem çocuk küfre düşüyor ve bunun sebebi sizin bu çocuk okula gidebilir diyen uzmanlarınız. O halde engellerin kalması nasıl tahakkuk etmiştir acaba? Bu durumda asıl engelleri işi uzman olmayanlara vermeyerek kaldırmak söz konusu olmalı değil midir? Uzman denilen kimseler imtihan yapmalarına rağmen neden işlenen küfür sebebiyle yine çocuk ve veli suçlu oldu?
Hani derler ya hırsızın hiç mi suçu yoktur?
Tevbenin şartları ne imiş ve okul konusunda tevbenin şartları nelermiş? Bu konuda uzman kimseler dahil tevbe nasıl olacak?
Tarihi vakıa varsa muhakkak ortaya koyunuz ama meseleye uygun olsun.
Ve yine tekrarlıyorum, tüm soruları tekrar gözden geçirin ve tek tek cevap verin. Bir bütün olarak meseleyi yuvarlamayın. Ve laf kalabalığıyla meseleyi geçiştirmeyin.
 
9 – Okul meselesi elbette namaz meselesiyle kıyaslanmıştır. Siz meseleyi yanlış anlamışsınız. Namazı terkeden nasıl ki onu kılmakla dine dönüş yapabiliyorsa aynı şekilde okula giden de ordan çıkmakla dine dönüş yapabilir denmek istenmiştir.
Ayrıca diğer sorularda olduğu gibi 10 ve 11. Sorularda sorulan sorulara ayrıntılı cevap verin.
Aglabuz zan nedir? Hangi durumlar için geçerlidir? Bu şeri bir kaide midir? Bu konuda nasıl hüküm verilir? Delillerle anlatır mısınız? Bu konuda gerçekten bilgi sahibi olmayı istemekteyim. Lütfen diğer konuları atladığınız gibi bu konuyu da atlamayınız.
Küfür işlenme ihtimali olan diyarı harbe giren kimseyi bu kaideye göre tekfir etmişsiniz. Ve bunun küfrü hafife almak kapsamında olduğunu söylemişsiniz.
Peki neden o zaman hicret etmeyen kimseler, küfür işleme ihtimali olan bir yere bilerek girmeyi bir kenara bırakalım, küfür işleme ihtimali olan bir yerden bilerek çıkmadıkları halde ancak Bedir’de kafirlerin safında yer aldıkları için tekfir edilmişlerdir de daha once böyle bir tekfir söz konusu olmamıştır? Bununla birlikte ayet inmezden once sahabeler onlar hakkında ihtilaf etmişlerdir ve onların müslüman olduklarını, müslümanları öldürdüklerini düşünmüşlerdir. Peki acaba bu sahabeler, ya da Rasulullah sizin bildiginiz ve ileri sürdüğünüz aglabuz zannı bilmiyorlar mıydılar? Ya da küfre rıza kaidesini bilmiyorlar mıydılar? Oysa Bedir’e katılan  o kimseler o bölgenin durumunu çok iyi biliyorlardı.

Çocuğunu küfür konusunda aşırı olanların yanına gönderdiğinde kesin küfür işleyeceğini biliyorsan kaydını koymuşsunuz ve bu durumu velinin insiyatifine bırakmışsınız. Ne uzmandan söz etmişsiniz, ne de imtihandan? Bununla birlikte okul konusunda söze bakılmaz, amele bakılır diyerek kesin küfür işlemeyeceği konusunda eğittiğini söylemesine itibar etmemişsiniz ve ancak uzman kimselerin yapacağı imtihana bunu bağlamışsınız. Şayet imtihandan kaçınırsa ve çocuğunu gönderirse küfre rızası vardır, aglabuz zanla çocuk küfür işleyecektir diyerek tekfiri sokuşturmuşsunuz. Bu sözleriniz zıtlık değil de nedir?
Büyük ihtimalle küfür işlenmesi söz konusu olan sokak için velinin önlem almasını söylemişsiniz, ancak okul konusunda önlem alan veliye itibar etmemişsiniz. Bu zıtlık değil de nedir?
Az ihtimalli olan meselelerin hükmü yoktur demişsiniz. Bu küfür ve şirk konusunda mı böyledir yoksa fıkhi konularda mı böyledir? Mesela çoğu sarhoşluk verenin azı helal midir? Yoksa elbiseye az bir miktarda necaset değmesi namaza zarar vermez mi? Yoksa sokaktaki az olan küfürlerden bir tanesini çocuk işlese zararı yok mudur? Veya televizyondaki az olan küfürlerden bir kaçını çocuk işlese zararı yok mudur? Veli de bunları biliyorsa ne yapmalıdır?
Bu kaideyi nasıl anlayacağız? Alimlerin bu konudaki görüşleri nelerdir? Bu kaidenin çıkış yeri nedir? Bütün meseleler için genelleştirilebilen bir kaide midir yoksa özel bir kaide midir?

10 – Verilen cevapları dikkatle okudum ve size tekrar soru sorma ihtiyacı hissettim. O halde tekrar bir soru sorma ihtiyacı hissetmemem için tüm soruları atlamaksızın cevaplayınız ve yeni soruları da öncekilere ilave ederek ve atlama yapmaksızın cevaplayınız.

11 – İmtihan meselesinin veliye güvenip güvenmemekle alakalı mesele olmadığını, çocukla alakalı olduğunu söylemişsiniz. Ama velinin çocuğunu koruyup korumadığı konusundaki söylemlerine itibar etmemişsiniz, mutlak olarak çocuğunu imtihan edeceğini söylemişsiniz. Madem veliye güveniyorsunuz bu durumda imtihan niye? Yok eğer veliye güvenmiyorsanız neden veli değil de çocuk imtihan ediliyor? Çünkü öncelikle yapılması gereken imtihan velinin, çocuğunu nasıl koruduğu şeklinde olması gerekmez miydi? Eğer geçerli koruma yöntemini söylerse bu durumda çocuğun imtihan edilmesi daha niye?
Mümeyyizle mümeyyiz olmayan kimdir once onu bir ortaya delillerle koyunuz. Mümeyyiz olan imtihanla tesbit ediliyor ve imtihan neticesinde okula gönderiliyor, mümeyyiz olmayan ise hiç imtihana gerek duyulmaksızın, alındığı söylenen bir takım tedbirlerle okula gönderiliyor. Bu durum kendini kandırmak değil de nedir? Çünkü mümeyyiz olmayan çocuğu zamanımızdaki okullara göndermekten bahsediyorsunuz. Kime teslim ederseniz ediniz taklidcidir ve küfür işleme olasılığı büyük çoğunluğu küfür dediğiniz okulda küfür işlemesi büyük ihtimalledir. O halde mümeyyiz olan çocuğu imtihanla ve velisine itibar etmeyerek ancak okula gönderilip gönderilmeyeceğini söylüyorsunuz, mümeyyiz olmayan çocuğu ise velisinin aldığını söylediği bir takım tedbirlerle gönderilebileceğini söylüyorsunuz. Bir de kalkıp diyorsunuz mesele veliye güvenip güvenmeme meselesi değil, çocukla alakalı bir meseledir? Hani mümeyyiz olmayan çocukla alakalı mesele nerede kaldı?

12 – Müslüman veli küfür, şirki bilen, kavrayan kimse ise mümeyyiz olsun, mümeyyiz olmasın çocuğunu da nasıl koruyacağını okul konusunu ve orada işlenen şirk ve küfürleri kavrayabilecek kadar bilen bir kimsedir? O halde nasıl olur da müslüman velinin sözüne itibar edilmez ve uyarıldığı halde gönderdiği için kafir hükmü verilir?
Koruma yolu olarak velinin okuldaki tüm müfredatı bilmesi gerekir demişsiniz ama uzmanlar konusuna hiç değinmemişsiniz. Neden uzmanlar değil de sadece veli kısmını aldınız? Oysa bu konuda müslümana yardımcı olunacaksa ve maksat onu küfürden korumaksa bu durumda çocuğun okula girmemesi için uzmanlar çocukla birlikte derse girseler ya?

13 – Okul konusu gerçekten korunulamayacak kadar zor olup olmaması başka, oraya çocuğunu gönderenin tekfir edilmesiyse daha başkadır. Üzerinde konuşulan konu çocuk okula gönderilsin mi gönderilmesin mi, korunmak zor mudur, kolay mıdır meselesi değildir. Üzerinde asıl durulmak istenen mesele hangi şeri delillere dayanılarak işlenmemiş küfür konusunda küfür ilerde işleneceği için kafirdir hükmünün neye göre verildiğidir. Evet bu konudaki net delilleri halen beklemekteyim.

14 – Bir kafirden eğitim almakla, küfür okullarda eğitim almak arasında hiç ilişki yok mudur? Her halukarda bir kafirden eğitim alınabilir mi? Veya hangi kafirlerden eğitim alınır, hangilerinden alınmaz? Hangi küfür okullarında okunur? Hangilerinde okunmaz? Hangi sistemlerde okula gitmede bir mahsur yoktur hangi sistemlerde vardır?
Bugüne kadar yaptığınız araştırmalarda ulaştığınız sonuçlar nelerdir? Müslümanları bu derece ilgilendiren bir konuda onların küfre düşmeyeceği şekilde çözüm getirecek bilgilerinizi yazarsanız iyi olur?

15 – Her kafirin yönetiminde çalışmak onlara velayet değildir diyorsunuz ama okul meselesinin çoğunluğunun küfre dayalı olduğunu söylüyorsunuz. Çoğunluğu küfre dayalı bir yerde bir öğretmen nasıl kendisini koruyabilir? Çünkü okulda müdür öğretmenin üstüdür. Ona sorumluluk verir, okulun müfredatını uygulattırır ve gerekirse takipçisi olur. Öğretmen hakkındaki şikayetleri kayda geçer ve gerekirse ilçe milli eğitime rapor eder.
Meselemiz kafirin yanında çalışıp çalışmamak meselesi değil, büyük çoğunluğu küfür olan yerde durmak ya da oradan ayrılmak meselesidir. Oysa siz yukarda aglabuz zanla bir bölgede büyük ihtimalle küfür işlenecekse oraya bilerek girmek küfürdür dediniz.  Ve bunun küfrü hafife almak olduğunu söylediniz. Madem öyle neden
büyük çoğunluğu küfür olan bir yere girmek öğretmen için küfür olmuyor? Ya da küfrü hafife almak olmuyor? Ve bu durumdaki bir öğretmen acaba kendini kurtabilmiş midir ki acaba mümeyyiz olmayan bir müslüman çocuğu kurtarmış olsun?
Meselemiz okul meselesi olup derse müdürün girmesi ya da girmemesi meselesi değildir. Okul meselesi öğretmen sebebiyle küfür olmaktan çıkıyorsa o zaman velilerin çocuklarını imtihan ettireceğinize velilere öğretmenlerle gidip konuşmalarını tavsiye etseniz daha iyi olmaz mı? O zaman okul konusu küfür olmaktan çıkar, öyle mi?
Müslümanı araştırmanın onu tekfir etmemek için olduğunu yazmışsınız. Bu konuda doğrusu müslümanın sözüne itibar etmeniz ya da onu okul konusunda bilgili uzmanlarınızla eğitmeniz ve çocuğunu da eğitip bu şartlar altında gönderebilmesinin mümkün olduğunu söylemeniz değil midir? Çünkü fertler madem ki avamdır ve bu konuda alimler vardır, alimlere düşen fertleri eğitmeleri değil midir? Başka konularda eğitme söz konusuysa okul konusunda eğitme neden söz konusu edilmesin?
Bir kimseyi araştırmadan tekfir etmenin islami bir yol olmadığını söylüyorsunuz ama işlenmeyen bir küfür sebebiyle bir kimseyi işleyecek diye küfre rızaya sokuyorsunuz? Peki bunun islami bir yol olduğunu neye dayanarak söyleyebiliyorsunuz?

16 – Verilen fetvanın bir fetva olduğunu Kabul ettiğinize göre bunun bir ictihad da olduğunu Kabul etmeniz gerekir. Çünkü şeri naslara dayanılarak ve ilmi tahliller yapılarak bu fetva verilmiştir demişsiniz. Zaten ictihadler de böyle yapılır. O halde sizin bu ortaya koyduğunuz fetva ya da sizin deyişinizle şeri naslara dayanılarak ve ilmi tahliller yapılark zikrettiğiniz bu fetva kime aittir? Bu fetvayı veren fetvaya ehil midir? Şayet fetvaya ehilse meseleyi en detaylı şekliye öğrenip açıkca delillendirerek ortaya koyunuz. Yoksa sizler mi eksik aktarıyorsunuz? Veya kendi anlayışlarınızı mı yazıyorsunuz? Yok eğer fetva sahibi sizlerseniz bu durumda sizlerin konumunuz ve ilmi durumunuz nedir? Bu gibi meseleleri şeri naslara göre tahlil edebilecek durumda mısınız?
Okul konusunda sormak kalpte hastalık belirtisi değil, bilakis hasta kalpleri şifa sunmak içindir. Öyleyse bu şifanın sizler de olduğunu madem ki dile getirdiniz, delillerinizle insanlara şifa dağıtın da kimseyi kalbinde hastalık var olarak nitelendirmeyin.

Kayıtlı
Ebu muvahhid
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 35


« Yanıtla #12 : 23 Temmuz 2010, 18:07:48 »

Bakıyorumda üye olduğun andan iki mesajla bizim bir sürü çelişkimizi görmüşsün hayırdır göktenmi indin maşaAllah diyelimde göz deymesin,,,,,,
Allah hın izniyle sorularına çelişkilerine tek  tek cevap vereceğim merak etme okadarda sevinme....
Kayıtlı
a.kadirbaki
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8


« Yanıtla #13 : 23 Temmuz 2010, 21:48:05 »

Selamun Aleykum

Ebu Muvahhid bey,
Bu şekilde bir yazıyla bana cevap vermeniz yerine ilmi cevabınızı vermenizi yeğlerdim.
Şunu unutmayınız ki; Kur’an ve sünnete dayanmayan her görüş reddedilmeye mahkumdur. Ve böyle görüşlerde çokça çelişkiler bulmak mümkündür. Ayrıca sizin yazınız nas değil ki hiç soru sormadan ya da çelişki bulunan meseleler üzerinde durmadan olduğu gibi Kabul edelim.
Siz kimsiniz ve nesiniz? Kendinizi nerelere koyuyorsunuz? Sizi anlamaya çalışmak ve sizde çelişkiler olduğunu söylemek islamdan çıkmak mıdır? Ya da islamı reddetmek midir?
Neden böyle bir alay ve hakaretvari bir tavra büründünüz? Yoksa bu tür yazılar yazan sizlerde bu bir hastalık mıdır? Muhatabı itham ederek ya da muhataba sorular yönelterek onu aşağılamaya çalışmak.
İlminiz varsa, ki yazdığınız yazılarla ilim iddia etmektesiniz, o zaman size sorulan sorulara ilimle cevap verin. Öfkelenmeyin, kızmayın ve muhatabınızı aşağılamayın.
Ben gökten inmedim, bir melek de değilim. Sizin gibi bir beşerim. Siz nasıl dünyaya gelmişseniz ben de öyle gelmişim. Yok eğer siz dünyaya bir beşer olarak gelmedim diyorsanız biliniz ki ben her Adem oğlu gibi bir beşerim ve her Adem oğlu gibi bir ana ve bir babadan Allah’ın takdiriyle dünyaya geldim.
Sizin göz değmesin diye söylediğiniz söz herhalde alay olsun diye söylediğiniz bir sözdür. Bu ne öfke, bu ne kin?
Sakin olunuz ve haktan ayrılmayınız.
Sorulara cevap vermenizi temenni ederim. Ama şu yazıyı yazmayaydınız sizin için daha hayırlı olurdu. Şu yazıyı yazmak için geçirdiğiniz dakikalarınıza bir kaç cevap sıkıştırsanız nasıl olurdu acaba?
Yoksa cevaplamak için hazır değil misiniz ya da size ilham gelmesini mi bekliyorsunuz veya başka bir şeyler mi bekliyorsunuz? Yoksa yazdığınız yazıların delillerini daha yeni yeni mi araştırıyorsunuz.
Sorduğum sorulara ve çelişkili bulduğum meselelere cevap vermeniz beni üzmez, bilakis sevindirir. Böylece sayenizde bir meseleyi doğru anlamış olurum. Bu konuda yazdıklarım sebebiyle ne diye beni bir şeye sevinmekle itham etmişsiniz anlamış değilim.
Beni tek sevindirecek şey; delilleriye meseleyi ortaya koymanızdır. Bu konuda benim yanlış anlayışım söz konusuysa ben delillere tabiyimdir, hiç itiraz etmem. Ama koru korune de her delil diye sunulan şeyi veya verilen hükmü Kabul edecek de değilim.
O halde bu meseleyi hakkında hiç pürüz kalmayacak şekilde hallediniz.
İsterseniz Sami bey’e sorulan sorulara da onun verdiği cevaplar ışığında siz cevap verebilirsiniz.

Kayıtlı
a.kadirbaki
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8


« Yanıtla #14 : 24 Temmuz 2010, 18:22:43 »

Selamun aleykum

Sami bey,

Bana cevap olarak yazdığınız son yazıyı okudum. Ama bu yazıyı özet vermeniz  yerine sizlere sorulan sorulara tek tek cevap vermenizi temenni ve arzu ederdim.
Çünkü daha önce yaptığınız izahların cevapları ancak size sorulan sorularda gerçek değerini bulabilir. Böylece kafalardaki bir çok istifhamı dağıtabilir ya da ortadan kaldırabilir.
Sizin sitede bir yönetici olmadığınız, bir üye olduğunuz sitede aşikar olarak görülmektedir. Site yöneticilerinden zaten bu konuda bir yazı göremedim. Sadece sitede yetkili bir şahıs Ebu Muvahhid’e sorduğum sorular karşısında bana sorular yöneltmiş, o da bu sorulara sizin ve Ebu Muvahhid’in cevap verebileceğini ilan etmişti.
Şimdi ben, sizin yazınız sonrası sizi kendime muhatab aldım. Zira gördüm ki Ebu Muvahhid ile aynı düşünceleri paylaşıyor ve yazdıklarınızı aynen onun yaptığı gibi delilsiz olarak yorumlar şekliyle yazıyorsunuz. Böylece de size sorular sormak, tıpkı diğer üyeye sorulduğu gibi doğal bir hal almıştır.
Bu durumda size düşen, size sorulan sorulara cevap vererek meseleye netlik kazandırmanızdır. Site yöneticileri veya genel yetkilileri sizi destekler veya desteklemez, o beni ilgilendiren bir durum değildir. Ancak beni ilgilendirecek durum onlar da sizin gibi bu şekilde şahsi görüş niteliğinde yazı yazarlarsa onlara sorulacak sorular da aynı şekilde olur.
Sizlere sorulan soruların sayfaları doldurmasına ve uzunca olmasına gelince, bu durum sizin yaptığınız açıklamaların bir neticesidir. Haliyle meselelerin kafalarda daha netlik kazanması için meseleler daha geniş boyutlu incelensin diye ayrıntılı şekilde sorular sorulmuştur. Bu konuda aslında bu soruların aynı sonuca çıktığını ya da karmakarışık sorular oldugunu söylemek yerine nasıl aynı sonucu verdiğini, karmaşıklığın nerelerde olduğunu ya da vereceği sonucun ne olduğunu yazmanızdır.
O yüzden sizden ayrıntılı sorulara, delil vererek cevap vermenizi istedim. Aynı şekilde Ebu Muvahhid’den de istemekteyim. Ve o, beni sevindirmemek için en kısa zamanda cevabını yazacak, bekliyorum.
Şimdi siz bir şeyler yazmışsınız ama yazdıklarınız yine üzerinde konuşulan meseleyi açıklayacak boyutta gözükmüyor. Yine şahsi yorumlara bir kaç ayet, bir kaç hadis ve alim görüşleri sıkıştırılarak meselenin asli delili gibi sunulmaya çalışılmıştır.
Şimdi bu konuya tek tek değineceğim Allah’ın izniyle.
Diyorsunuz ki: Biz tur okulları için konuşuyoruz ya da onun durumundaki ülkelerin okulları için. Şimdi söyleyin bakayım tur okullarında işlenen küfür ve şirkler nelerdir, tüm detaylarıyla açıklayın ki sizin çokça tekrarladığınız uzmanların imtihanları bu küfürleri yeterince tesbit etmek ya da mümeyyiz çocuğun kendisini yeterince koruyacağı boyutta mı değil mi anlayabilelim?
Ayrıca tur durumunda olan başka hangi ülkeler vardır ve onun durumunda olmayıp çocukların rahatlıkla gönderilebildiği hangi ülkeler vardır?
Biliyorsunuz ki yeryüzünde müslümanların yaşadığı değişik bölgeler muhakkak vardır. Ve bu siteden istifade eden o değişik bölge insanları da muhakkak vardır. Ya da birbirleriyle iletişim halinde olan insanlar da vardır. Böylece bu yazdığınız yazı her yönüyle herkese fayda verecek durumda olsun. Ya da tur de yaşayan insanların kendilerini bu illetten koruyacağı hale gelsinler. Ya da tekfir edilecek kimseler varsa bunları tekfir edecekleri, tekfir durumundan kurtarılacaklar varsa onların tekfir edileceği durumdan kurtulacağı hale gelsinler. O halde bu meeleyi tur ile sınırlandırmak ne derece doğrudur? Aynı durumdaki diğer ülkeleri de bildirin de ilmi gizleyen durumuna düşmeyin.

Diyorsunuz ki: Kişi hem kendisinden hem de tasaruufu altındakilerden sorumludur.
Bu konuya itiraz eden kimse söz konusu değildir. Verilen deliller bu konu için delil olacak niteliktedir. Fakat bu nasları delil alarak bunlardan tekfir hükmü çıkarırsanız işte bu sizin bu meselede zorlanarak hüküm çıkardığınızı, yani ictihad yaptığınızı gösteriyor.
Hiç bu delillerde şu söyleniyor mu: Mümeyyiz olan veya olmayan çocuğu okula gönderen kafirdir. Ancak imtihan edilen ve olumlu çıkanlar kafir değildirler? Şayet böyle bir şey çıktığını söylüyorsanız bu naslardan bunu nasıl çıkardığınızı isbatlarsınız. Aksi takdirde nasları heva ve hevese göre tevil ettiğinizden dolayı sizin Allah katındaki durumunuzu bir düşünün?
Kişinin tasarrufu altındakilerden sorumlu olmasının farz olması onun terkini küfür kılar mı? Ya da farzı her terkedenin kafir olduğu söylenebilir mi. Veya okul konusunda çocuğunu eğiten ve küfürlerden koruyan, küfre düşmemesinin önlemlerini alan bu sorumluluğu, dolayısıyla farzı eda etmemiş midir?
Diyorsunuzu ki; kadın kocasının haberi olduğu konularda günah işlerse kocasını bağlar. Dolayısıyla sorumlu kişinin tasarrufu altındaki çocuk olsun, yetişkin olsun günahlarına, küfürlerine, şirklerine şahit olduğu halde buna kayıtsız kalırsa bu durumda sorumlu kişi harama, küfre rıza göstermiştir, demektesiniz. Bu sözlerinize katılıyorum. Ama okul konusu asli küfür müdür ki oraya mümeyyiz ya da gayri mümeyyiz çocuğu gönderen kimse o kimsenin işlediği küfürden, haramdan haberdar olan konumuna sokularak okula göndermesine küfür diyor, aldığını söylediği tedbirlere itibar etmiyorsunuz?
Burada aslolan nedir sizce? Bu velinin çocuğuna karşı farz olan sorumluluğu yerine getirmediği midir yoksa farz olan sorumluluğu yerine getirdiği midir?
Çoban hadisi de aynı şekilde sorumlu kimsenin tasarrufu altındakilerden mesul olduğunu ifade ediyor. Yöneticiden tutun da , köleye kadar herkes bir şeyden sorumludur.
Şimdi yönetici farz olan sorumluluğunu yerine getirmezse küfre girer mi acaba? Örneğin; okul konusunda müslümanların zarar görmeyeceği bir ortam ayarlamazsa veya müslümanların kafirlerin baskı ve zulümlerinden kurtaracak yöntemler araştırmaz ve emri altındakiler için çözüm aramazsa acaba bu yöneticinin durumu ne olur? Ve onun bu dirayetsizliği yüzünden insanlar küfre maruz kalırlarsa o yönetici farzı yerine getirmediği için kafir olur mu acaba?
Aynı şekilde kadın eviyle ilgili farz olan sorumluluğunu yerine getirmezse kafir mi olur? Veya hizmetçi efendisinin malını koruması üzerine farzken onu korumazsa kafir mi olur?
İşte bize bu meseleyi izah ediniz. Küfür hükmünün bu delillerden nasıl çıktığını açıklayınız lütfen.
Ve izahlarınızda sorumlu kimselerin Allah katında sorumlu olduğunu söylemişsiniz ama zahirde sorumluluğunu yerine getirenleri Allah katına havale etmeden hemen tekfir hükmünü yapıştırmışsınız. Ya da mutlaka bu kimseler bizim denetimimizden geçmeli, biz imtiham etmeliyiz ki öylece bu insanların müslüman mı kafir mi olduğu ortya çıksın tavrı takınmışsınız. Bu durumda neden insanların durumlarını Allah’a bırakmıyorsunuz, tevbelerini dahi kabul etmiyorsunuz da hemen peşin hüküm vererek insanları dinden çıkarıyor veya dine sokuyorsunuz?
İşte bu mesele halen netlik kazanmış değildir.
İbni Kayyım’ın sözü de sorumluluk sahibinin sorumluluğunu bildiren ve yine ahiretle ilgili hüküm içeren bir sözdür. Yoksa bu sözden tekfir hükmü çıkarılacak ya da İbni Kayyım böyle yapanları tekfir ediyor denilecek bir söz değildir. Şimdi siz bu sözü alarak nasıl tekfir hükmünü çıkarırsınız ya imtihan hükmünü çıkarırsınız ya da imtihan ettirmeyeni imandan çıkarma hükmünü çıkarırsınız?
Doğrusu sizlerin durumunu haricilerden daha şiddetli görüyorum. Bir konuda bir mesele söylüyorsunuz, o meselede deliller sunmuyorsunuz, sonra da sunduğunuz meseleyle ilgili deliller ortaya kalkışıyorsunuz ama bu delillerden verdiğiniz hükmü nasıl çıkardığınızı ortaya koymuyorsunuz. Oysa hariciler getirdikleri delillerden verdikleri hükmü açık bir şekilde ortaya koymuşlardır. Böyle yapmayınız lütfen. Aksi takdirde Allah’a, rasulüne ve İslam dinine iftira atanlardan olursunuz.
Çocuğu okula gönderen babasıdır veya annesidir, durum ne farkeder ki koruyarak gönderdikten sonra. Elbette gönderme işi seve seve küfre girsinler, şirki işlesinler, haramı işlesinle şeklinde bir rızaya dayalı olmasa gerek. Bu durumda kimse itiraz etmez böyle anne ve babanın küfre girdiğinde. Ama çocuğunu eğiten, gerekli tedbirleri alan ya da böyle yaptığını söyleyen anne ve baba okulda okumasına rızası olsa bile bu rıza olmuşluk küfre razılık manasına mı gelir? Bunu hangi delilden çıkarıyorsunuz? Ya da getirdiğiniz delillerin hangisinde bu dediğiniz geçiyor?
Ve sözlerinizde hep küfür işleyeceklerini bildikleri halde ibaresini kullanıyorsunuz. Küfür işleyeceklerini değil de, işlemeyeceklerine kanaat getirdikleri halde gönderirlerse şeklinde bir hüsnü niyetle meseleye neden yaklaşmıyorsunuz? Oysa müslüman için aslolan hüsnü niyettir, sui niyyet değil? Bu durumda müslüman anne ve babanın küfre razı olmadığını söylememiz gerekir. Ayrıca da tedbir aldığını, çocuğunu eğittiğini söylemesi doğrultusunda bu sözüne itibar edilir. Çünkü siz de diyorsunuz ki getirdiğiniz delillerde Allah bu kimseleri hesaba çekecek.
Diyorsunuz orada büyük ihtimalle küfür işleyebilir. İslami hükümler böyle mi veriliyor. Ben size desem, siz diyarı harpte büyük ihtimalle küfre girersiniz, bu söz benim için doğru olur mu? Kişinin küfürden kurtulmasının hiç mi ihtimali yoktur? Öyleyse neden hükmü bu şekilde vermiyor da daha ortada küfür, şirk görmeden büyük ihtimalle küfür işleyebilir diyerek küfre rıza vardır, bu sebeple bu kimse kafirdir diyebiliyorsunuz? Hani deliliniz nerede? Ortada yine delil yok!
Rızaları olmasaydı göndermezlerdi, diyorsunuz. Bu insanların kalplerine mi baktınız ki rızaları olmasaydı göndermezlerdi diyorsunuz. Ben de size desem ki siz diyarı harpten razı olmasanız orada yaşamazdınız. Öyleyse bana aldığınız tedbirleri anlatın. Anlatmazsanız sizin diyarı harbi benimsediğinize hükmedeceğim, bu durumda isabet mi ettim hata mı ettim? Veya siz böyle olmasaydı, böyle olmazdı diyerek isabet mi ettiniz hata mı ettiniz?
Bu şekilde hüküm vermek şeriattan mı kaynaklanıyor yoksa sizin heva ve hevesinizden mi? Eğer şeriatin hükmüyse bu şekilde hüküm vermek delillerinizi sununuz?
Bu konudaki delillerimiz yukarda zikrettiğimiz delillerdir diyorsunuz, bu delilleri küfre rızaya nasıl soktunuz, ayetin ya da hadisin ya da alim görüşlerinin neresinden çıkıyor küfre rıza kaidesi?
O halde siz bu delilleri getirerek kendiniz ictihad yapıyorsunuz öyle mi? Peki bu ictihadı nasıl yaptınız? Bu konudaki hükmü çıkarmak için hangi nasları kendinize delil edindiniz de böylece nasları birleştirerek bu ictihad çıktı, lütfen meseleyi anlamama yardımcı olunuz?
Bu deliller açık ve yeterli delillerdir diyorsunuz. Ama bu delillerde tekfir hükmü, imtihan hükmü, küfre rıza hükmü nasıl çıkıyor anlatmış değilsiniz?
Yoksa siz bu küfre rıza kaidesi diye bir kaide var diye bildiğiniz için mi bu ayet hadi ve görüşleri buraya delil gibi sundunuz?
Elbette sorumlu kimse tasarrufu altındakileri küfürden, şirkten, haramdan korumak zorundadır? Peki çocuğunu okula gönderen velinin çocuğunu küfrüne, şirkine, haramına şahit oldunuz da mı koruyamadığı, küfre razı olduğu hükmüne vardınız? İslam’da böyle bir hüküm verme yolu var mı? Varsa hangi alimler böyle hüküm vermeyi tercih etmişler? Ya da Rasulullah ve sahabelerinin uygulamasında böyle bir olay var mı? Münafıkların bile küfürleri söz konusu olmasına rağmen onların, biz böyle yapmadık, şöyle söyledik demelerine itibar edilmişken, siz velinin almış olduğu tedbirleri ya da çocuğunu koruduğunu söylediğine dair sözleri kabul etmiyor o kimseyi daha küfür söz konusu olmadan, sizin imtihan etmenize fırsat vermemesi halinde hemen tekfir ediyorsunuz?
Hani nerede kaldı nassa göre hüküm vermek?
Çocuklarını küfür dolu ortama göndermek ifadesini çokca söyleyip duruyorsunuz. Küfür dolu her ortama girmek, orada bulunmak her zaman küfrü gerektirir mi? İster burada bulunan çocuk olsun, ister büyük olsun hemen küfür hükmü mü verilir? Rasulullah ve sahabeleri küfür dolu ortamda hiç mi yaşamamışlar? Yaşamışlarsa nasıl yaşamışlar? Köle olan sahabeler neden kafir efendilerinde hizmet etmeye devam etmişler? Oysa küfür işlemeleri yüksek olan bir yerde duruyorlardı? Hiç bir müslüman da onların orada duruşu sebebiyle onları tekfir etmediler? Bu meseleyi nasıl anlamalıyız? Her küfrün olduğu yerde bulunmak küfür müdür?
Okulların temeli şirke, küfre dayalı diyorsunuz da bu gibi yerlerde sürekli küfür ve şirk mi işleniyor acaba? O zaman okullardaki bütün küfür ve şirkleri bize yazınız ki en azından bütün okuyucular bu konuda bilgi sahibi olsunlar da olumsuz bir durumla karşılaşmasınlar. Bir yer ki orada küfür ve şirk hakim ve ağırlıkta ise oraya hiç girilemez mi acaba? Orada bulunan ve oraya girmiş olan müslüman bir kimse hemen tekfir edilir mi acaba? Tekfir edilecekse ne zaman tekfir edilir? Bunun delilleri nelerdir? Benim üzerinde durduğum konu; tekfir konusudur. Yoksa herkes seve seve çocuğunu okula göndersin şeklinde başkalarını savunma konusu değildir.
Tekfir ve imtihan konusundaki ictihadlarınızın dayanaını henüz öğrenebilmiş değilim.
Tur deki okullara çocuğu genel olarak göndermek küfürdür, diyorsunuz. Bu konuda daha önce sorular sordum o soruları cevaplayınız lütfen.
Genel hükmün istisnasını söylemişsiniz. Genel hüküm küfür, ama şu durumlarda küfür değil gibi. Bu durumları size kim belirledi? Kendi görüşünüz mü alimlerin görüşleri mi yoksa bir nassın tevili mi?
İstisna ise okula göndermenin bizatihi küfür olmaması diyorsunuz. Ama okula daha doğrusu oradaki işlenecek küfürlere razı bir şekilde gönderen küfre rıza göstermiştir diyorsunuz. Okuldaki küfürlere razı olmayarak ve çocuğunu bu konuda eğiterek gönderen ve böyle yaptığını söyleyen veli neden küfre rıza göstermiş denilsin ki? Oysa okulun küfür oluşu oradaki küfürler sebebiyle değil midir? Bu küfürler karşı önlem alınmış ise işte istisna bu alınan tedbirler olması gerekmez miydi? Diyarı harbe razı bir şekilde yaşamak küfür müdür? Bunun istisnası nedir? Ve siz diyarı harpte yaşadığınız için kendinize nasıl bir istisna getiriyorsunuz? Kendiniz için getireceğiniz istisna ya da istisnaları neden müslüman veli için getirmiyorsunuz?
Bizatihi olmayan durumlarda küfür nedeni kalkarsa küfür de ortadan kalkar diyorsunuz? Bu durumda tur’de okulları küfür kılan neden orada işlettirilen küfürler degil midir? O zaman bir veli bu küfürleri işlettirmeden gönderdiğini söylüyorsa bu duurumda küfür nedeni ortadan kalkmış mıdır kalkmamış mıdır? Şayet kalkmamıştır diyorsanız bunu neye göre söylüyorsunuz, kalkmıştır diyorsanız o zaman neden tekfir ediyorsunuz? Ve küfre rızaya sokuyorsunuz?
Mümeyyiz olan çocuk küfrü, şirki anlayabiliyorsa velisi de küfrü ve şirki biliyorsa o zaman bu velinin koruduğuna dair beyanını niye asıl olarak almıyorsunuz da bu veli küfre razıdır diyorsunuz? Bu meseleyi daha önceki yazdıklarınızla da karşılaştırarak yeniden gözden geçiriniz?
Niçin tekfir ettik, rızası vardır diyorsunuz. Neden koruduğunu anlayıp anlamadan ya da çocuğun küfrüne şahit olmadan küfre rızası vardır diye tekfir ettiniz? Bu meselede yazdıklarınız ve daha önce yazdıklarınız birbirleriyle ölçüşmüyor?
Eğer okulun küfür olduğuna dair bir delil yoksa ve orada işlenecek küfürler sebebiyle okul küfürse, bu durumda küfrü görülünceye, sizin tabirinizle çocuğunu korumadığı görülünceye kadar velinin beyanını asıl kabul etmeniz gerekir. Neden böyle yapıyorsunuz da mutlaka gönderen kimsenin rızası vardır diyorsunuz? Ve diyorsunuz ki bizatihi durumlarda küfür nedeni kalkarda küfür de kalkar? Küfürün nedeni orada işlenen küfürlerdir. Veli o küfürlerden korumuşsa küfür nedeni kalmış değil midir?
Daha önceki yazılarınızda babanın yaptığı imtihanı ve eğitmesini hiç dile getirmemiştiniz, şimdi ise babanın imtihanı ile birlikte sizin imtihanınızı dile getirmişsiniz. Yani baba eğitmiş mi eğitmemiş mi anlamak için imtihan edecek siz ise mümeyyiz mi değil mi diye imtihan edeceksiniz? Bu iki ayrı imtihanın dayanağı nedir acaba? Daha önce mümeyyizlik imtihanını çocuğa mürted hükmü veren alimler yapabilir, avam olan kimse imtihan yapamaz derken şimdi avam olan baba da imtihan yapar ama mümeyyizlik imtihanı yapamaz diyorsunuz. Bu nasıl bir izahtır anlayamadım. Bir veli çocugunu eğittiğinde mümeyyiz mi değil mi, verdiklerini almış mı almamış mı anlayamaz mı da siz bir daha imtihan ediyorsunuz mümeyyiz mi değil mi diye? Bunun şeri dayanağı nedir? Yani daha önce velisi tarafından eğitilen kimse, daha sonar mümeyyizlik tesbiti için bilir kisilerce imtihana da tabi tutulacaktır diye delil sunabilir misiniz?
Bu konuda yine hicret eden kadınları delil olarak sunmuşsunuz. Bu delil bir kimsenin yaptığı bir meselede o meseleyi niçin yaptığını anlamak için imtihan o kimseyi imtihan etmeye dair bir delildir. Yani hicret eden kadınların Allah için mi hicret ettikleri yoksa kocaları vs şeyler için hicret ettiklerini anlamak için bir delildir. Ve bu kimselerin hicret etmeleri ne bizatihi küfürdür, ne de bizatihi olmayan küfürdür. Sadedce hicret etmedeki niyetleri anlaşılsın diye bu imtihan yapılmıştır. Bu ayet sizin durumunuza uymuyor. Siz hicret gibi bir meselede değil küfür hükmü verdiğiniz bir meselede, bu kimse küfürden kendisini koruyabilir mi koruyamaz mı? Koruyamazsa verdiğimiz küfür hükmünü bu kimseye uygulayalım, koruyacak durumdaysa o hükmü ona uygulamayalım dercesine imtihan yapıyorsunuz. Oysa velisi zaten onu imtihan etmiş. Ayette mümin kadınlardan bahsediyor, siz ise küfre rızası olma ihtimali olan bir veliden ve onun küfre düşüreceği çocuğundan bahsediyorsunuz? Acaba şimdi sizin bu ayeti delil almanız size delil oldu mu? Meseleler aynı meseleler midir? Bir imtihandan sonra ikinci imtihanı mı anlatıyor bu ayet? Ya da velilerince imtihandan başarılı çıkmış kimseleri bir daha imtihan etmeyi mi ifade ediyor bu ayet?
Bu ayet şüphe durumunda imtihanı ifade etmiyor mu? Peki şüphe durumunda imtihanı ifade ediyorsa velinin yaptığı imtihan ve koruyacağına dair beyan asıl olarak kabul edilip şüphenin ortadan kalkması gerekmez mi? Tıpkı münafıkların hakkındaki şüphenin zahiren ortadan kalkması gibi. Allah’ın onların durumlarını bildirmesi hükmü ise başkadır. Zaten sizin getirdiğiniz deliller de meseleyi Allah’a havale etmeyi ifade etmiyor mu? Belki bu durumda size düşen müslüman velileri ve çocuklarını imtihandan ziyade okulla ilgili tüm küfürleri ve korunma yollarını onlara öğretmiş olmanız olsa gerek değil mi?
Hucurat 6 ayetini de delil getirmişsiniz. Bu ayette fasıkın getirdiği haberi araştırılması emrediliyor. Yani bir konuda şüphe olduğunda onu araştırmayı emrediyor, imtihanı değil. Bu ayeti bu konuya sokabilmeniz için durum şu olması gerekirdi: Okula çocuğunu gönderen kimsenin çocuğuyla ilgili onun küfür işlediğiyle ilgili bir haber size geldiğinde onun bu ameli işleyip işlemediğine dair araştırma yapmalısınız. Ve araştırma yapmanız sonucunda bu meseleye hüküm vermenizdir.
Bu konuda veli size ben çocuğumu koruyorum diyorsa o zaman ona ya ayete göre sen fasıksın, sözüne itibar edilmez, yalancının tekisin, biz senin hakkında hüküm vermek için bu çocuğu koruyup korumudağını anlamak için bu çocuğa ve sana sorular soracagğız diyeceksiniz ya da sözüne itibar edeceksiniz. Ama ayeti doğru uygulayabilmek için birincisi olması gerekir.
Ayrıca bu iki ayet arasında fark vardır: Birincisinde imtihan edin emri var, ikincisinde araştırın var.
Birincisinde imtihanın ne için yapıldığı var, ikincisinde ise araştırmanın hangi durumda söz konusu olacagı var.
O zaman bu ayetleri nasıl okul konusunda imtihana delil getirdiniz, daha net açıklayınız? Bir takım açıklamalar yapmışsınız ama hep açıklamalarınız içiçe girmiş ve mesele yine kapalı kalmıştır?
Okul konusunda veliye yapılacak yardım onu imtihan etmek değil, madem ki diyarı küfürde yaşanıyor, bu olaylarla karşılaşılması durumu her zaman mümkün ve her evlenecek insandan çocuk sahibi olanlar bu sıkıntılarla karşılaşması yüksek, bu durumda daha bu sıkıntıları yaşamadan gerek veliyi ve gerekse yetişmekte olan çocuklarını gerek islam konusunda ve gerekse bu konularda eğitin de insanları küfre düşmeyecekleri şekilde hazır hale getirin. Hem diyorsunuz herkes güttüğünden sorumludur, hem de siz bu sorumluluğu veliye yükleyin, sonra da o kafir olmadı mı anlamak için sözüne itibar etmeksizin imtihana kalkışın? Bu nasıl İslam? Bu nasıl islami bir anlayış?
İşlenmemiş küfür konusunda tekfirin olacağını isbat etmek için şeri bir delil yerine daha önce yaptığınız gibi kişisele yorumlarla bunu isbat etmeye kalkışıyorsunuz?
Böyle yapacağınıza şeri delille isbat ediniz? Ne alaka var yüzmeyi öğretmenden denize çocuğu atmakla okul meselesinin? Veli yüzmeyi öğrettim, çocuk yüzüyor diyor, siz diyorsunuz hayır biz de göreceğiz yüzüp yüzmdiğini? İslam tarihinde böyle hüküm vermek için bu şekilde alimlerden hangileri yapmıştır acaba? Yoksa zaman teknoloji ve ilerleme zamanı diye sizler de ilim konusunda önceki alimlerden daha mı ileriye geçtiniz?
Küçük çocuğun eline kuranı veren baba, çocuğun Kurana hakaret sayılan davranışları yapmasına engel olduğunu söyleyerek verirse yine bu baba tekfir mi edilir acaba? Baba bu kontrolü sağladığını söylemişse bu kişi fasıktır, bu şekilde yapması imkansız, çocuk kurana pisleyecek, hakaret edecek bu sebeple baba küfre rıza gösterdi kafir oldu hükmü mü vereceğiz? Ya biraz kendiniz kurduğunuz cümleleri delilmiş gibi göstermek yerine nasla meseleleri açıklayınız lüften.
Aglabuz zanla verilen hüküm kati delille verilen hükümdür diyorssunuz. Hem zandan bahsediyorsunuz hem kati delil diyorsunuz, bu ne tezat? Nasıl zanla verilen hüküm kati delil olabiliyor? Zanni deliller aglabuz zan mıdır yoksa nas mıdır? Aynı şekilde kati deliller nas mıdır, yoksa aglabuz zanla tesbit edilen deliller midir? Akaidin çoğunun zanni delille çıkması aglabuz zan mıdır yoksa Kur’an sünnet nassı mıdır? Kur’an ve sünnette zanni olan ayet ya da hadis var mıdır? Ayet ve hadisin zanni olması Allah ve rasulunu hükmüne göre hüküm vermek midir yoksa galib zanla hüküm vermek midir? Bu meseleyi ben anlamış değilim. Daha net anlatında meseleyi kafamda netleştireyim?
Alimlerin zan ile ilim sabit olur sözü; zanni delillerle yani zanni olan Kur’an ve sünnet naslarıyla hüküm sabit olur şeklinde midir? Yoksa galib zala bu böyle olacak diyerek mi hüküm sabit olur? Alimlerin bu sözlerinin taşıdığı gerçek mana nedir?
Şimdi siz okul konusunda zanni galiple tekfir ediyorsunuz. Bu zanni ayet ve hadislerle amel etmek gibi midir yoksa sizin zannınız mıdır? Bu aradaki farkı bana izah ediniz, gerçekten anlamakta zorlanıyorum bu meseleyi?
Kişi lailahe illAllah dediğinde zahirine zannı galibe göre ona müslüman deriz diyorsunuz. Bu verilen hüküm zanni hüküm müdür yoksa zahirde görülen duruma göre Allah ve rasulunün böyle yapana ve diyene bu hükmü verin şeklindeki hükmü müdür? Zahiri durumlardaki hüküm kuran ve sünnet naslarına göre verilmesi gereken hüküm değil midir? Allah ve rasulünün la ilahe illAllahı gerçek manada sağlayan kimseye müslüman hükmü verilmesine dair hükmü zanni delil midir kati delil midir?
Ve siz zannı galibe göre hüküm veriyorsanız o zaman çocuğunu koruyarak gönderdiğini söyleyen veliyi zanni galibinize göre koruduğuna inanmanız gerekir. Bilmiyorsunuz ki koruyor mu korumuyor mu? İmtihan etmemeniz gerekir. Yazdıklarınızdan ben bunu anlıyorum.
 


 












Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sitemiz üzerinden erişilebilen şeylerde Allah'ın razı olmadığı şeyler varsa, bunları reddediyoruz.