Zamana Sövmenin Hükmü?
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Temmuz 2018, 20:18:14


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Zamana Sövmenin Hükmü?  (Okunma Sayısı 779 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 676


« : 24 Şubat 2018, 18:00:35 »


Soru: Zamana sövmenin hükmü nedir?  

Cevap: Ebu Hureyre’den Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Allahu Teala şöyle buyurdu: “İnsanoğlu bana eziyet ediyor. Zamana sövüyor. Halbuki zaman Ben’im. Bütün işler benim elimdedir. Gece ve gündüzü ben çeviririm.” (Buhari: Kitabu’t Tefsir; 4826. Müslim: Edeb; 5824)  

İbn Hacer el-Askalani, Buhari şerhi Fethu’l Bari isimli kitabında yukarıdaki hadis hakkında şunları söylemektedir:  

“Hattabi şöyle demiştir: “Bu hadis şu anlama gelir: Zamanın sahibi Benim. İnsanların zamana nispet ettikleri işleri Ben yönetirim. Zaman, işlerin meydana gelmesi için zarf yapılmış bir süredir. Araplar kendilerine bir kötülük dokunduğu zaman bunu zamana nispet ederlerdi ve ‘Yazıklar olsun zamana!’, ‘Kahrolası zaman’ gibi ifade kullanırlardı.” (İbn Hacer el-Askalani: Fethu’l Bari  c. 9, s. 604)  

İmam Nevevi, Müslim şerhi el-Minhac’ta yukarıdaki hadis hakkında şunları söylemektedir:  

“İlim adamları derler ki: Bu ifade mecazi bir ifadedir. Buna sebep de şudur: Araplar çeşitli musibetler, beklenmedik olaylar ve ölüm, yaşlılık, bir malın telef olması ve benzeri sıkıntılar gelip çattığında dehre (zamana) sövmeyi adet edinmişlerdi. Bunun için ‘vay dehrin musibetine’ ve buna benzer dehre söven lafızlar söylerlerdi. Bundan dolayı Nebi (s.a.s) de: “Dehre sövmeyin, çünkü dehr Allah’tır.” buyurdu. Yani siz başınıza gelen bu olayları yapana sövmeyin. Çünkü sizler bu olayların failine sövdüğünüz zaman bu sövme yüce Allah’a yapılmış olur. Çünkü bu olayları yapan ve onları indiren (gerçekleştiren) O’dur. Zamanın kendisi olan dehre onun bir etkisi, yaptığı işi yoktur. Aksine o yüce Allah’ın yarattıklarından bir mahluktur.  

“Şüphesiz Allah dehrdir” ifadesi de meydana gelen olayları, hadiseleri, musibetleri ve bütün kainatın (sonradan olma şeyleri) yaratan O’dur anlamındadır. Allah en iyi bilendir.” (İmam Nevevi: Müslim şerhi el-Minhac c. 9, s. 631)

İbn Kayyım el-Cevziyye, zamana sövülmesinin yasak olmasıyla alakalı olan hadisleri zikrettikten sonra şöyle demektedir:  

“Bunda üç büyük fesad vardır:                                        

Birincisi:
Bu, sövülmeyecek bir şeye sövmektir. Çünkü zaman Allah'ın yaratıklarından olup dizginlenmiş, O'nun emrine boyun eğmiş ve güdümüne girmiş bir yaratıktır. Belki zamana söven, sövülmeye ve yerilip kötülenmeye daha müstehaktır.  

İkincisi: Zamana sövmek şirk ihtiva eder. Çünkü söven, ancak zamanın kendisine fayda ve zarar verdiğini sandığı için sövmüştür. Bununla beraber o, zararı hak etmemiş olana zarar vermiş, iyiliği hak etmemiş olana iyilik etmiş, yüceliğe ve ululuğa lâyık olmayanı yüceltmiş, mahrumiyete lâyık olmayanı mahrum etmiş olmakla zalimlik yapmıştır. Kendisine sövenlere göre zaman, zalimlerin zalimidir. Bu hain zalimlerin zamana sövme konusundaki şiirleri gerçekten çoktur. Yine cahillerden birçoğu zamana lanet ve kötülük yağdırır.  

Üçüncüsü: Onların sövmesi ancak, bu fiilleri, yapanadır ki, şayet bu fiiller konusunda hak onların heva ve heveslerine uymuş olsa göklerin ve yerin dengesi bozulur, mahvolur giderler. Arzu ve istekleri gerçekleştiğinde ise zamana hamdedip övgüler yağdırırlar. Gerçekte zamanın yüce Rabbi veren, engelleyen, alçaltan, yücelten aziz ve zelil kılan Allah'tır. Zamanın olayda herhangi bir payı yoktur. Zamana sövmeleri aziz ve celil olan Allah'a sövmek demektir. Bundan dolayı Allah'a eziyet verir. Nitekim Sahiheyn'da Ebu Hureyre'den şöyle rivayet edilmektedir:  Rasulullah  (s.a.s) şöyle demiştir: "Allah Teâlâ buyurur ki: Âdemoğlu zamana sövmekle Bana eziyet eder. Halbuki zaman Benim."  

Böylece zamana söven için şu iki şeyden birisi kaçınılmazdır: Ya Allah'a sövmüştür, ya da O'na şirk koşmuştur. Şöyle ki, zamanın, Allah Teâlâ ile beraber işin faili olduğuna inandığında şirk koşmuş olur. İşin failinin sadece Allah Teâlâ olduğuna inanarak sövdüğünde de, işi yapana sövmüş olur ki (işin faili Allah olduğu için) Allah'a sövmüştür.” (İbn Kayyım el-Cevziyye: Zadu’l Mead - c. 1-2, s. 638. 639)  

İbn Hacer el-Heytemi, yukarıdaki hadisleri zikrettikten sonra şunları söylemektedir:  

“Dehre sövmenin büyük günahlardan olması, ilk bakışta yukarıdaki hadislerin zahirinden kolaylıkla anlaşılmaktadır. Özellikle dehre sebbeden hakkında Allahu Teâlâ'nın, “Kulum bana sebbetti.” buyurarak, dehre sövmenizi kendisine sövmek demek olduğunu söylemesi ve kendisine kötü söylemek küfür olduğuna göre, küfre vesile olan her şeyin en azından Kebire olacağı kendiliğinden ortaya çıkar. Fakat bizim imamlarımız dehre sövmenin Kebire ve hatta haram olmak şöyle dursun, ancak mekruh olduğunu söylemişlerdir. Bunun için bu hususun açıklığa ihtiyacı vardır.

Şöyle ki:  

Dehrin üç anlamı vardır:
Zaman, Allah ve her ikisi arasında ortak. Şayet kişi, zaman anlamında dehre kötü söylemişse bunun kerahetinde, Allah anlamında dehre kötü söylemişse bunun da küfür olduğunda şüphe yoktur. Ancak şüpheli olan, mutlak olarak dehre sövmesindedir. Hem küfür ve hem de kerahete ihtimali olan burasıdır. Yine bizim imamların açıklamalarına göre mutlak olarak dehre sövmek, zaman anlamındaki dehre sövmek gibi mekruhtur. Zira dehr kelimesinden anlaşılan ilk mana, zamandır. Dehrden Allah manasını çıkarmak mecazdır. Bunun için hadisin manasında dediler ki: Araplar kendi inançlarında yağmuru yıldız yağdırdığı için, yağmur yağdığı vakit, “Bu yağmuru falan yıldız yağdırdı” dedikleri gibi, bir kimseye bir üzüntü, musibet veya felâket geldiği vakit, bu kötülüğün dehrden geldiğine inandıkları için, dehre söverlerdi. İşte bu mana ile dehre sövmek, faili lanetlemek demektir. Aslında her şeyin yaratıcısı ve gerçek anlamda yapıcısı Allah olduğu için, Rasûl-i Ekrem, böyle gerçek yapıcı anlamında dehre sövmeyi yasaklamıştır. Bundan sonra dehrin, gelen havadis ve musibette dahil olduğuna inanarak dehre söven kimsenin bu hareketinin büyük günah olduğunu birçok âlimlerden duydum. Fakat bu da şüpheli bir görüştür. Zira yukarda anlattığımız gibi, meydana gelen işlerde dehrin müessir olduğuna inanarak dehre sövmek büyük günah değil, belki küfürdür.” (İbn Hacer el-Heytemi: ez-Zevacir an İktiratîl Kebair  c. 1 s. 305, 306)

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |