HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 26 Mayıs 2024, 23:27:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: TEKFİRDEKİ USULÜNÜZ - DARİMİ'YE  (Okunma Sayısı 15544 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
karateci
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 38


« : 01 Aralık 2013, 17:35:32 »

DARİMİ'nin tekfir yolunu izlemesinin sebebi “şirk” kelimesinden daima bizatihi şirk manasınının çıkarılacağını tanımlamasından kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle DARİMİ şöyle demekte;

Birinci sözünüzde diyorsunuz ki; “Allahtan başkasından şefaat istemek şirk olmakla beraber, yapan kişinin niyetine göre bunda tafsilat olabilir”
 
Bu sarf ettiğiniz söz açık ve net olan bir sözdür. Ve bu sözünüzden sadece bir mana anlaşılıyor, başka bir şey değil. Allah’tan başkasından şefaat isteme fiili şirktir ve yapan kişinin niyetine göre tafsilat olur. Şimdi bu söz açık bir söz değil midir? Elbette bu söz açıktır. Açık ve net olan bir sözde ise “kastım budur” denilmez.
 
Farz edelim ki; bu söz kapalı olan bir sözdür!. Sizde bu sözü açıkladınız!. Ve sözün manası budur diyorsunuz.  “Allahtan başkasından şefaat istemek fiili umumiyetle şirk şeklinde icra edildiği için bizler bunu umumi bir hüküm olarak şirk olarak isimlendiririz. Ancak neticede bu, ihtimalli bir fiil olduğu için, az ihtimalle de olsa Allahtan başkasına ibadet seviyesine çıkmadan işlenme ihtimali olduğundan dolayı bu hususta aslen müslüman olan kişinin tam olarak kasdı, niyeti ve de fiili ne şekilde icra ettiği ortaya çıkana kadar onu tekfir etmeyiz.” Daha önce söylediniz sözün açıklaması bu olur mu?
 
Yani; Umumiyetle şirk olarak icra edildiği için biz bunu şirk olarak isimlendirdik. Yani bazı şirk filleri umumiyetle şirk şeklinde icra edildiği için, umumi bir hüküm olarak bu fiile şirk deriz!. Bir müvahhid te böyle bir düşünce olurmu?
 O zaman bu düşünceye göre; Şirk fiilleri iki kısımdır; 1- Her zaman şirktir. 2-Çoğu zaman şirktir, ama bazı zamanlarda kişinin niyetine göre şirk olmayabilir. Böylece bu düşüncenize göre yeni bir kavram, yeni bir mefhum ortaya çıkardınız.
 
Siz, başlangıçta yapılan bir amele şirk diyorsunuz akabinde de aynı amel için bu fiil bazı durumlarda şirk olmaz diyorsunuz. En basit Muvahhid bilir ki  bizatihi Şirk fiili daima şirktir.


Allah'ın izniyle şu kısa yazımızda şirk kelimesinden her ne kadar genelde bizatihi şirk algılansa da gerçekte şer-i delillerde şirk kelimesi ile şirkin türlerinden herhangi birinin kastedildiğini göstereceğiz. Bu nedenle DARİM'nin iddia ettiği gibi şirk kelimesi "açık" bir kelime olmayıp “kapalı” bir kelimedir. Bu açıdan Şirk kelimesi ile hangi mananın kastedildiğine ifadelerin siyak ve sibakına bakarak karar vermek gerekir.

Zaten böyle olduğu için İşte Tevhid kitabında şirk konusu açıklanırken ilgili konu başlığı için “ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ” ismi seçilmiştir. Yani şirk dendiği zaman bizim anlayışımızda genelde bizatihi şirk anlaşılsa da en genel ilmi perspektifte ve ayet ve hadislerde şirk kelimesinden sadece bizatihi şirk anlaşılmaz.

Bu nedenle bu kelime kapalı bir kelimedir ve kişiyi kapalı bir kelime ile tekfir etmek yerine sözlerinin siyak ve sibakına bakarak kişinin kastı ile hüküm vermek gerekir. KAPALI BİR İFADE İLE TEKFİR HÜKMÜ VERMEMEK EHL-İ SÜNNETİN YOLUDUR


Şimdi bu iddiamızı İslam Davetçilerine Öğütler kitabında geçen konu ile alakalı ifadelerden ispatlayalım.

Şirk; ibadette bir
yaratılmışı Allah-u Teâlâ’ya ortak koşmak, yani; Allah’ın emir ve yasakla-
rını kabul edip bunun yanında Allah’ın kendisine itaat edilmesini yasakla-
dığı kimse veya kimselerin sözlerine itaat etmek, buna razı olmak veya
onlara itaatin caizliğine inanmaktır.
Ayet ve hadislerde şirk iki şekilde kullanılmıştır:
a) Büyük Şirk: Tevbe olmaması halinde Allah’ın kesinlikle affetme yeceği ve sahibini ebedi olarak cehenneme sokacak olan şirktir. Bu hüküm, Kur’ân ve sünnette ibadet olarak bildirilmiş amel, söz ya da inancın, Allah’tan başka birşeye yapılması durumunda geçerlidir. Örneğin;
 Dua etmek, itaat, yardımına çağırmak, sığınmak, hükmüne teslimiyet,
 kanunlarına muhakeme olmak gibi amellerin yaratılmışlardan birisine
 yapılması bu şirkin kapsamındadır.
b) Küçük Şirk: İbadet seviyesine çıkmamış fakat Allah’tan başkasına yapılmaya devam edildiğinde ileride büyük şirke neden olabilecek
 herhangi bir amel, söz ya da inancın Allah’tan başka bir şeye yapılmasıdır. Riya, Allah’tan başkası adına yemin etmek, “Allah ve sen dilersen”,
 “Allah ve sen dileseydin bu olmazdı” gibi sözler kullanmak küçük şirk
 kapsamına giren amellerdendir.
(İslam Davetçilerine Öğütler; Konu: Şirk; sayfa 26)


İslam Davetçilerine Öğütler kitabındaki şu ifadeye dikkat !!!
Ayet ve hadislerde şirk iki şekilde kullanılmıştır:

Bu cümle SİZİN DE şirk kelimesinin kapalı bir kelime olduğunu kabul ettiğinizi gösteren açık delilidir. ÇÜNKÜ BU CÜMLEYİ KİTABINIZDA YAYINLAMAKTASINIZ. Böyle iken şirk kelimesinden sadece bizatihi şirk anlaşılır/anlaşılmalıdır diye diretmenizdeki ince hikmeti anlamak mümkün değil !!!

Şirk kelimesinin sadece bizatihi şirk ile alakalı kullanılmadığının kanıtı olarak şu hadisleri de gösterebiliriz.

Şeddalb.Evs(r.a.)'dan.
"Gösteriş (riya) yaparak namaz kılan, gösteriş ya­parak oruç tutan ve gösteriş yaparak sadaka veren, Allah'a şirk koşmuştur."
İmam Hafız e!-Münzirî, A.g.e. C.l, Sh.79, Hds.19. Beyhâkî'den. el-Haûz ibnü Hacer el-Askalânî, A.g.e. Sh.21, Hds.7. et-Taberî, A.g.e. C.5, Sh.390.
İbn Kesir, A.g.e. CIO, Sh.5097. Ahmed b. Hanbel, (Müsned, C.4, Sh.l26)'dan.


Rasulullah sas şöyle buyuruyor:
“Bu ümmetin şirki karanlık bir gecede dümdüz bir kayanın üzerinde yürüyen siyah bir karıncanın ayak sesinden daha gizlidir.” Bunun üzerine Ebu Bekir (r.a) Raasulullah (sas)'a; “bundan nasıl kurtulabiliriz?” dedi.
Rasulullah (sas):
Şu duayı okursan ondan kurtulursun:”Allah'ım! Bildiğim şeylerde şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şirkten de senin affını dilerim” buyurdu (Hakim, Ebi hatim sahih senedle rivayet etti)

Sahabeler ki küçük şirk ile alakalı konuları anlatmak için büyük şirk ile ilgili ayetleri delil olarak getirmişlerdir. Burada tekfir yolunu izlemek isteyen bir kimse bir sahabeyi hatta Rasulullah (sas)'ı bile tekfir edebilir. Şöyle ki; Sen buna -mesela riya -  şirk dedin; şirk kelimesinden bizatihi şirk anlaşılır; başkası anlaşılmaz; şimdi de o ameli yapan kişiyi tekfir etmedin. Sen ve seni tekfir etmeyen herkes kafir olmuştur. Onları tekfir etmeyenler de kafir olmuştur. Onları tekfir etmeyenler de kafir olmuştur. Onları tekfir etmeyenler de kafir olmuştur. Onları tekfir etmeyenler de...

Aynen DARİMİ'nin şu ifadesinde olduğu gibi;

Siz, başlangıçta yapılan bir amele şirk diyorsunuz akabinde de aynı amel için bu fiil bazı durumlarda şirk olmaz diyorsunuz. En basit Muvahhid bilir ki  bizatihi Şirk fiili daima şirktir.

NETİCE OLARAK;

İfadelerde kullanılan şirk kelimesini bizatihi şirkten başka bir anlam ifade etmez diyerek bir kişiyi tekfir etmeye yeltenmek usulsüz tekfirdir.

Kişileri; şer-i delillerin delalet ettiği manaların dışındaki şahsi dar kalıplarla konuşmaya düşünmeye ve şer-i hüküm vermeye zorlamak insanların Allah'ın hükümleri ile hükmetmemesi için uğraşmaktır.

Bu yol ehli sünnetin yolu değildir.


Hidayete Tabi Olanlara Selam Olsun

***************************************
“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahidlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Heva ve hevese uyup adaletten sapmayın. (Şahitliği) eğer, büker yahud şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” NİSA 135
Kayıtlı
DARİMİ
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 998


« Yanıtla #1 : 01 Aralık 2013, 19:35:47 »

Bu konuda usulsüz tekfir yaptığımızı söylüyorsunuz.
Neye göre bunu söylüyorsunuz Sizin vasfınız ne? Yani ilim dereceniz nedir?
Geçenlerde tanımadığımız bir insana bazı alametlere dayanarak Müslüman hükmü verilmez bu aslı dini bozar dediğimizde baya parlamıştınız. Anlaşılan siz daha bir kimseye Müslüman hükmü nasıl verilir meselesini bilmediğiniz halde nasıl usulsüz tekfirden bahsediyorsunuz!
Size göre Suriye deki kişi öldüğü vakit La İlahe İllAllah dediği için bu kişiye Müslüman hükmü veren kişiyi tekfir etmek usulsüzlüktür o zaman sizin akideniz nedir?
 Sizler nasıl inanıyorsunuz? İnancınızı özetle açıklar mısınız?
Sizin inancınıza göre Müslüman kimdir, Kâfir kimdir?
Tekfir nedir?
Tekfir kaideleri nelerdir?
Tekfirdeki sınır nedir?
Tekfirdeki usulsüzlük nedir?
Büyük şirk nedir?
Küçük şirk nedir?
Şirk dendiği zaman ne anlaşılıyor?
Âlimler şirk dediği zaman bütün şirk türlerini mi kast ediyorlar yoksa diğer şirk çeşitlerini ayrımı zikrediyorlar. Delille birlikte bize yazın?
 Önce bu konuda usulünüzü ve inancınızı ortaya koyun. Bu sorularımıza cevap verin ki sizleri önce tanıyalım bakalım bir kimseyi usulsüzlükle itham edecek kadar ilim sahibi misiniz?
Kayıtlı
-Zemahşeri-
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 126


« Yanıtla #2 : 01 Aralık 2013, 23:35:57 »

DARİMİ kardeş tüm ezberlerimizi bozdun.Şu meselelerinizi aranızda hal ettiğinizde sizinle bir bilgi alış verişi  yapmak istiyoruz.Özellikle şu şefaat tekfir amel ve niyetlere nasıl hüküm verilmesi gerektiği hususlarında ve daha başka hususlarda var.Size bir hayli sorularımız olacak Allah’ın izni ile.Siz ne zaman müsait olursanız o zaman olsun.Biz size uyarız inşaAllah.

Niyetimiz sizinle tartışmak değil yukarıda belirttiğimiz gibi bilgi alışverişinde bulunmak hak ne ise öyle iman etmek.
Kayıtlı
Kelimetül İhlas
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 54


« Yanıtla #3 : 01 Aralık 2013, 23:57:47 »

Zamahşeri, Aslında  başından beri böyle bir istekte bulunmanız  istiyordum, bu fayda sağlar eksiliği olan eksiğini giderir. Darul harpte Müslüman hükmü vermek, tekfir vs bu meseleler de tafslilatli bir şekilde bilgi alış verişi yapılabilir.
Kayıtlı
karateci
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 38


« Yanıtla #4 : 02 Aralık 2013, 11:49:30 »

DARİMİ'ye

Demişsiniz ki;
Bu konuda usulsüz tekfir yaptığımızı söylüyorsunuz.
Neye göre bunu söylüyorsunuz Sizin vasfınız ne? Yani ilim dereceniz nedir?


Darultavhid ile aranızdaki meselede yaptığınız tekfirde doğru bir usul üzerinde değilsiniz! Bununla ilgili delillerimi yukarıda açıklamıştım. Tekrar bakmanızı öneririm.

Kuran ve sünnette ne kastedildiğini anlamak için alimlerin açıklamalarına başvururum. Hakyayınlarının kitapları benim için alimlerin açıklamalarına ulaşmakta kullandığım en kestirme yoldur. Usulsüz tekfir yaptığınızı, kitaplarınızdaki sözlerinize ve hadislere dayanarak söyledim.

Yazdığınız kitaplarda bir güvenirlik sorunu olmadığına inanıyorsanız benim ilmi derecemle ilgilenmekle aslında abesle iştigal ettiğinizi göreceksiniz. Çünkü yazdıklarımın çoğu sizin kitaplarınızdan...

Yukarıdaki yazıklarımı okumanızı bir kez daha öneriyorum.

Kişinin tek başına kendi ilmi derecesini ölçebileceği bir metodun varlığından haberim yok. Ancak yine de ilmi düzeyimi bilmekte ısrar ediyorsanız ve eğer böyle bir metod varsa bildirin ölçüm neticesini size aktarırım.


************************************************************

Geçenlerde tanımadığımız bir insana bazı alametlere dayanarak Müslüman hükmü verilmez bu aslı dini bozar dediğimizde baya parlamıştınız. Anlaşılan siz daha bir kimseye Müslüman hükmü nasıl verilir meselesini bilmediğiniz halde nasıl usulsüz tekfirden bahsediyorsunuz!
Size göre Suriye deki kişi öldüğü vakit La İlahe İllAllah dediği için bu kişiye Müslüman hükmü veren kişiyi tekfir etmek usulsüzlüktür o zaman sizin akideniz nedir?
 Sizler nasıl inanıyorsunuz? İnancınızı özetle açıklar mısınız?


Ben Hak yayınlarının eserlerini okuyarak günümüzün şirklerinden haberdar oldum; tevbe edip islam girdim.

Linkini bir altta belirttiğim konuda parlamış değilim. Sizden şer-i delillere dayanarak bir açıklama yapmanızı talep ettim. Ancak henüz bir cevap alabilmiş değilim.


http://www.davetulhaq.com/tr/forum/index.php?topic=12668.msg33576#msg33576

Aşağıda sormuş olduğunuz soruları konuşmaya başladığımız zaman sizin parlama olarak isimlendirdiğiniz şer-i delil istemedeki iştiyakımın sebebini sizin kitaplarınızda yazdıklarınıza dayanarak yapacağım açıklamalardan çıkaracaksınız inşaAllah...

Eğer şu an söylediklerinizle kitaplardaki yazdıklarınız arasında bir çelişki varsa bunu da göreceksiniz. Bu sözümü bir kenara not edin. Zamanı gelince konuşulur inşaAllah.

Ama öncelikle yukarıda tartışmaya açtığım tekfir usulündeki hatalarınızı bir sonuca bağlayalım


************************************************************

Sizin inancınıza göre Müslüman kimdir, Kâfir kimdir?
Tekfir nedir?
Tekfir kaideleri nelerdir?
Tekfirdeki sınır nedir?
Tekfirdeki usulsüzlük nedir?
Büyük şirk nedir?
Küçük şirk nedir?
Şirk dendiği zaman ne anlaşılıyor?


Bu sorular avamdan müslüman bir muvvahidin bilmesi gereken basitlikte... Bunların cevaplarını sizin kitaplarınızdan öğrendim. Allah'ın izni ve yardımıyla bu sorularınıza cevap veririm inşaAllah.

Ancak siz öncelikle darultavhid ile aranızdaki meselede doğru bir usul üzerinde olduğunuzu ispatlamalısınız.

Yukarıda sunduğum delillere vereceğiniz cevaplar tekfir usulünüzdeki sıhhatin derecesini ortaya koyacak. İnşaAllah öncelikle bu konuya halledelim sonra sizin sorduğunuz soruları cevaplayacağım.

************************************************************

Âlimler şirk dediği zaman bütün şirk türlerini mi kast ediyorlar yoksa diğer şirk çeşitlerini ayrımı zikrediyorlar. Delille birlikte bize yazın?

Tekfir usulünüzdeki yanlışlarınızı, sizin yazdıklarınızdan yukarıda aktardım. Yukarıda yanlış bir usul üzerinde olduğunuzu anlamanıza yarayacak yeterli delil mevcut.


************************************************************

Önce bu konuda usulünüzü ve inancınızı ortaya koyun. Bu sorularımıza cevap verin ki sizleri önce tanıyalım bakalım bir kimseyi usulsüzlükle itham edecek kadar ilim sahibi misiniz?

Size yaptığım uyarıyı sizin kitaplarınızda yazdıklarınıza dayanarak yapmaktayım. Yazdıklarımda yukarıdadır. Yukarıda kitaplarınızdan alıntıladığım yazdıklarınızda bir yanlış varsa buyurun yazdıklarınızdaki yanlışları açıklayın doğruya hep birlikte tabi olalım.

Hidayete Tabi Olanlara Selam Olsun...

Kayıtlı
adaletsahibi
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #5 : 02 Aralık 2013, 16:57:08 »


Âlimler şirk dediği zaman bütün şirk türlerini mi kast ediyorlar yoksa diğer şirk çeşitlerini ayrımı zikrediyorlar. Delille birlikte bize yazın?


“Allahtan başkasından şefaat istemek şirk olmakla beraber, yapan kişinin niyetine göre bunda tafsilat olabilir”

Alimler boyle bir cumle kullandiklarina dayir delil getireceksin. Allahtan başkasından denildigi zaman genel olarak ikiye ayrilan şirkten  olacagina mi inaniyorsun sen? Bu inancini alimlere mi atfediyorsun? Darimi gereken cevabi verir sana inşAllah. Ama alimler dedikleri şirk ve muhalifler dedikleri şirk ayni midir sana gore, ne dersin? Sen bir defa burda ziplayarak okudugunu anladin, yine de bunu mu yaptin, yoksa alimlerin dedikleriyle ziplayicilari deiklerin ayni kefeye mi koydun? Allahtan başkasından şefaat istemek şirk olmakla beraber diyor. Allahtan başkasınakulluk etmekte şirk olmakla beraber denilir mi?

Kayıtlı
-Zemahşeri-
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 126


« Yanıtla #6 : 02 Aralık 2013, 20:33:46 »

Kelimetul İhlas kardeş inşaAllah müsait olduklarında ve bizimde müsait olduğumuz bir zaman da bu istişare gerçekleşir.Şunu belirtmek istiyorum ki bize ezberlerimize ters düştüğünü gördüğümüz her ne varsa biz bunu çekinmeden müslümana yakışır bir uslüp ile dile getirmeye çalışıyoruz.

Birçok meseleye de sessiz kalıyoruz.Bunun sebebi verilen fetvanın aynı zamanda bizimde itikadimiz olduğundandır.

Kardeş sizin cümlelerinizden anladığım kadarıyla daha evvel bir kardeşle müzakere ettiğimiz darül küfürde tanımadığı kişiye müslüman hükmünü verme meselesinde ki görüşümüzde de bir takım sıkıntılar olduğunu anlıyor olmanız veya böyle yorumlamınızdır.

Bakın biz öyle her gördüğümüze müslüman hükmünü falan vermiş değiliz.Bunun en bariz örneği bu forumda da zaman zaman katılım sağlayıp bazı sualler soran şahsen tanıdığımız bir kişinin takriben 2 yıldan fazladır yüzüne karşı tebliğ ettiğimiz halde nerdeyse her hafta evimize derslerimize gelmesine izin verdiğimiz halde halen bu kişiye müslüman hükmü vermiş değiliz.

Bunu kendiside biliyor muhtemelen bu satırlarımı oda okuyacaktır eğer bu konuda bir yalanımız varsa kendiside bizi yalanlayabilir.Biz tebliğ  ettiğimiz kişilerin sadece sözde kabul ettik dediklerinden hareketle onlara müslüman hükmünü falan vermiş değiliz.Tebliğ aşaması kabul gördükten sonra bu kişilerin kendi çevreleriyle olan münasebetleri dine karşı samimiyetleri eski yaşantılarından eski din anlayışlarından ne kadar beri olduklarını gözlemliyoruz.

Bizim bu konudaki düşüncemizden hareketle bir bayan üyeniz bize KUDUS dlı üyeden örnek getirerek bu konuda  hata yaptığımızı dile getirmişti.

KUDUS adlı üye evet bu arkadaşa İslamı ben şahsen tebliğ ettim ancak şunu bazen çok ihmal ediyoruz ki bu ihmalın en bariz şeklinide ben bu arkadaşa karşı yaptım Allah beni af etsin iş sadece tebliğ edip o kişiyi baş başa bırakmakla bitmiyor.

Bu arkadaş dini genel anlamda biliyor ve samimiyetinede halen zerre kadar şüphem yoktur benim en büyük hatam çok uzun zaman bu arkadaşı ihmal etmem ve onu mealcilerle başbaşa bırakmamdır.Her ne kadar halen onları tekfir ediyorsada bununla beraber onlardanda sürekli zehirlenmektedir.

Buraya takılıyordu fakat forum kuralları denildi bilmem ne denildi yazı yazması kısıtlandı sonunda gördüğüm kadarıyla artık burayada takılmıyor telefonuma da cevap vermiyor galiba onu hepten kaybettim.Allah beni af etsin.

zıplayıcılare müslüman hükmünü verdim bunun sebebi şudur ki bizim bu konudaki itikadimiz dinin aslını kavramış insanların aksi bir durumla karşılaşmadığımız müddetçe hakkında hüsnü zan ile bakmamızdır.
Dinin aslını teşkil eden meselelerde de bunların bir sıkıntılarını görmüş değilim.O acayip cümleleri hariç.O acayip cümleyi düzeltirken her ne kadar o yine karmaşık şeyler yazdılarsada sonuçta o cümlede anlaşıldığı gibi düşünmediklerini beyan etmeleri bizim nazarmızda yeterliydi.

Bunlarada müslüman demeyeceksem kime müslüman diyeceğim.Bu şekilde akide sahibi olanlara müslüman hükmünü vermek illaki onları şahsen tanımak gerektiğine inanmıyorum.
Ben şunu söylüyorum müslüman kimin müslüman olup kimin müslüman olmadığını anlar.Onu illaki yasin 11 gibi tekfir etmek için bahane aramaz.Onun peşine casus gibi takılıp özel hayatına müdahale etmez.Ancak doğal şekliyle o kişinin veya kişilerin tevhidi bozan bir söz fiil durumları ortaya çıktığında da Allah’ın hükmünüde onlara uygular.
Bu konuda bu Darültevhidçi kardeşlerde büyük bir gaflet içerisindeler.Bakıyorum işleri güçleri hakyayınlarının gerek dine dair gerek özel meselelerini sürekli araştırıp onlara bir küfür isnat etme gayretindeler.Eminim kendileri bu çirkin işin farkında bile değildirler ancak biz bunu görebiliyoruz.Aynı şekilde hakyayınları cemaatinden de bazı kardeşler bu hatanın içerisine düşmektedirler.

Siz ısrarla tanımaktan söz ediyorsunuz ki bu doğrudur tanımak gerekiyor zira bu tanımanın sınırını belirleyemiyorsunuz.Tanımak anlayışına bir tanım ortaya koymuyorsunuz.Bunun süresi ne kadardır? kişi  pratikte ne yaparsa size göre müslüman olur? sizin tanıma kriterleriniz nelerdir? bunların şer-i delilleri nelerdir? Bunların hepsi sizin bu konudaki kapalı kalan düşüncelerinizdir.
Biz böyle söylerken bazıları tarafında yanlış anlaşılıyoruz.Öyle zan ediliyor ki biz piyasadaki kafir müşrik dinci gruplardan her gördüğümüze müslüman hükmünü veriyoruz.Halbuki bizim bu söylediklerimizden asla böyle bir anlam çıkmamaktadır.

DARİMİ kardeşin bu son yazdıkları hakikaten aklımızı karıştırdı.Biz şefaat konusunda “Şefaat ya Şeyh Abdul Kadir Geylani” ile
“Şefaat Ya rasulAllah” arasında bugüne kadar bir fark olmadığını biliyorduk.Bunu gerek İbni Teymiyye Allah ona rahmet eylesin sözlerinden gerekse Ziyaeddin el- Kudsi nin kitaplarından böyle anlamıştk.Fakat şimdi DARİMİ bunun farklı olduğunu söylüyor.
Bizde şunu düşündük acaba bu meselede Nisa/93.ayetin hükmü hakkındaki İbni Abbas (r.a) nın tefsir ettiği gibi ince bir mesele varda bizmi bunu çözemiyoruz.

Yani büyük şirk olan bir amel Peygamberin kabri başında yapıldığından peygamberin ruhaniyetine karşı yapıldığında nasıl hükmünü yitirir.Bu büyük şirkte tefsilat yapmak anlamına gelmezmi? Peki bu ameli büyük şirk olmaktan çıkaran niyetmidir? Yoksa bilmediğimiz başka inceliklermi var?

Yada bunu nasıl anlamak gerekiyor.Kur’an’ın ısrarla şirk olarak vasıflandırdığı şefaat ölülerden ruhlardan doğrudan istenen şefaat çeşidi değilmidir.Bizde şefaat çeşitlerinin olduğunu biliyoruz ancak bu tür şefaati büyük şirk olmaktan çıkaran illet nedir onu çözemiyoruz.
Allah’a emanet ol kardeş.
Kayıtlı
karateci
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 38


« Yanıtla #7 : 02 Aralık 2013, 21:02:15 »


Âlimler şirk dediği zaman bütün şirk türlerini mi kast ediyorlar yoksa diğer şirk çeşitlerini ayrımı zikrediyorlar. Delille birlikte bize yazın?


“Allahtan başkasından şefaat istemek şirk olmakla beraber, yapan kişinin niyetine göre bunda tafsilat olabilir”

Alimler boyle bir cumle kullandiklarina dayir delil getireceksin. Allahtan başkasından denildigi zaman genel olarak ikiye ayrilan şirkten  olacagina mi inaniyorsun sen? Bu inancini alimlere mi atfediyorsun? Darimi gereken cevabi verir sana inşAllah. Ama alimler dedikleri şirk ve muhalifler dedikleri şirk ayni midir sana gore, ne dersin? Sen bir defa burda ziplayarak okudugunu anladin, yine de bunu mu yaptin, yoksa alimlerin dedikleriyle ziplayicilari deiklerin ayni kefeye mi koydun? Allahtan başkasından şefaat istemek şirk olmakla beraber diyor. Allahtan başkasınakulluk etmekte şirk olmakla beraber denilir mi?





adaletsahibi takma isimli üye!

inşaAllah Allah sana takma adın gibi olmayı nasip eder.

Zıplayıcı diye terennüm etmişsin stad amigosu gibi...

Tekfir işi futbol takımı tutmaya benzemez. Burada coşkun taraftar duyguları ile haraket etmek adaletin topuzunu kaçırmana sebep olabilir.

Darultavhid ile en azından askerlik ve Osmanlı konusunda ayrışıyoruz. Kendilerini usulsüz tekfir konusunda tenkid etmek için bu forumda astığım yazı bugün silinmiş. Tekfir konusunda onları da uyarmıştım.

Tekfir işi bazen uzmanlık gerektirir. Kadı olacak tahsili talim etmiş olmayı gerektirir.

Alimden kalıp cümle istemişsin. Sana İşte Tevhidden matbu cümle getireceğim; tekfire konu olan ifade kalıbınının benzerini Ziyaeddin el Kudsi'nin de kullandığını sana İşte Tevhid kitabından getireceğim.

Tabi siyak ve sibakı kenara atarsan o ifadeleri de bizatihi şirkte tafsilat olarak kabul edip İşte Tevhidin yazarını da tekfir etmen gerekecek...

Ama bunun için acele etmiyorum biraz bekle ve merak et!

Tartışmaya konu olan ifade kalıbını ve benzerlerini aşağıda yazdım. Biraz talim etmeni tavsiye ediyorum.

Bir de DARİMİ'nin şu doğru ifadesini düşün!

Ne demişti DARİMİ; bizatihi şirk, şirktir. Peki şimdi kendine sor;

“Her şirk; bizatihi şirk midir?” (Cevap:Hayır; her şirk bizatihi şirk değildir) Belki bu soruya vereceğin cevap ufkunu açar!

Yine belki Allah (cc) anlayışını açar ve usulsüz tekfir ile Allah'ın şeriatini katledecek bir yol benimsediğin için pişman olursun!

Allah Hepimizi Hidayeti Üzere Kılsın.



***********************************************************

Tartışmaya konu olan ifade kalıbı:


“Allahtan başkasından şefaat istemek şirk olmakla beraber, yapan kişinin niyetine göre bunda tafsilat olabilir”

Bu kalıp sizin tekfir yolunu seçtiğiniz ifade kalıbı.

Şimdi inceleyip anlamaya çalışmanı istirham ettiğim talim cümleleri:


“Allah'tan başkasına dua etmek (yani istemek) şirk olmakla beraber, dua edilen kişinin hayatta olup olmamasına göre bunda tafsilat olabilir”

“Allah''tan başkasından ummak şirk olmakla beraber, ummak duygusunu güçlerinin yettiği konularda kullara yöneltmekte tafsilat olabilir”

“Allah'tan başkasından korkmak şirk olmakla beraber, korkma eylemini kullara yöneltmekte tafsilat olabilir. Şöyle ki kulun elinde olan konularda kuldan korkmak şirk değildir. Ancak kulun elinde olmayan konularda mesela kendisine gelecek bir rızkı engelleyebileceği neslini kesebileceği düşüncesiyle birisinden korkmak gibi; bu ise büyük şirktir.”

“Allah'ı sevmek ibadet olmakla  birlikte; yapan kişinin niyetine göre sevgi eylemini bir varlığa yöneltmekte tafsilat olabilir. Şöyleki zatı için sevmek ibadettir. Ancak kişi kula yaptığı sevgisinde niyetini o kulu zatı için değil Allah için sevmek şeklinde düzenlerse bu sevme eylemini ibadet olmaktan çıkarır.”

“Zatı için itaat etmek şirk olmakla beraber; kişi niyeti ile başkasına yöneltmiş olduğu itaati zatı için itaat olmaktan çıkarabilir. Şöyle ki bir kimse diğerine içki içmesini söyler o da hellaleştirmeyerek nefsine uyduğu için ona itaat eder. Böylece bu itaat şirk olmaktan çıkar. Ancak niyetinde o kişiye her halukarda sırf zaatı için itaat edilmesi gerektiğine inanarak itaat ederse şirk işlemiştir.”

Kayıtlı
DARİMİ
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 998


« Yanıtla #8 : 02 Aralık 2013, 21:04:32 »

Kareteci!Soru sordum cevap veremediğin için kitaplarımızı işaret etmişsin hadi öyle olsun. O zaman Suriye melesinde ki adam hakkında soracağım sorulara cevap ver.

Diyorsun ki: Ayet ve hadisleri okuyup ayet ve hadislere uygun amel etmek isteyen bir müslümanı hangi delillere binaen SİLSİLE ile tekfir ediyorsunuz?

Cevap peki bu gömülen adama Müslüman diyen kişi hangi delile dayanarak Müslüman dedi bize bunu açıkla bakalım.

Diyorsun ki: Mesela bilse ki soruya konu olan gömülen adam günümüzün şirklerinden birine düşmüş ona müslüman demeyecek.

Cevap: peki, Müslüman olduğunu nasıl anladı ki ona Müslüman hükmü verdi?

Diyorsun ki:İslamın alametleri konusundaki hadis ve ayetleri yorum yapmadan olduğu gibi alan; yorumu sizin yorumunuza zıt olsa da ayet ve hadislere dayanan ve aşağıda verdiğim hadisler gibi hadislere bakarak bunlara muhalefet etmemeye çalışan bir müslüman.


Cevap. Mademki ayet ve hadislere muhalefet etmeyen, ayet ve hadislere yorum yapmadan uyan bir kişidir o zaman bu kişi hangi ayet ve hadise dayanarak tanımadığı bir kimseye Müslüman dedi?

Diyorsun ki: Böyle bir kişinin tevhidi bilmediğini neye dayanarak iddia ediyorsunuz?

Cevap hangi tevhid te tanımadığı bir kişiye Müslüman hükmü verilir yazılıdır bize gösterir misin?

İlgili bölümdeki bu sorularınıza tek tek Allah’ın izni ile cevap verilecektir ve sizlere de sorular sorulacaktır. Ancak ben sadece kısaca nasıl bir inanca sahip olduğunuzu size göstermek için buna değindim.

Siz hala tevhidi bilmiyorsunuz şimdi kalkıp bilmediğiniz bir meselede sizinle tartışmam yanlış olur. Size tavsiyem siz şimdilik soru sorun tevhidi, aslıd-dini öğrenmeye çalışın,  bilmediğiniz meselelere girmeyin bilmeniz gereken çok meseleler vardır.
Sadece kitap okuyanların bilmediği çok meseleler vardır. Sadece kitap okuyarak ilmin kaide ve kurallarını elde ettiğini iddia edersen kötü bir duruma düşersin.
Kitaplarımızdan anlamadığımızı bihaber olduğumuzu söylüyorsun. Bunu nerden anladın. Eğer kitaplarımızı analmış olsaydın seninle şimdi aynı akideye sahip olmamız gerekmez miydi?
Günümüzde bir kişi sadece kelimeyi tevhidi telaffuz etti diye Müslüman hükmünü veren kimseye Müslüman diyen kişi
“Allahtan başkasından şefaat istemek şirk olmakla beraber, yapan kişinin niyetine göre bunda tafsilat olabilir”diyen kişinin durumunu nasıl anlayacaktır. Yine diyorum, size tavsiyem önce tevhidi temelinden öğrenmeye çalışın ilminizin yetmediği meselelere bulaşmayın. Önce öğrenin sonra konuşursunuz.

Kayıtlı
DARİMİ
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 998


« Yanıtla #9 : 02 Aralık 2013, 22:52:45 »

DARİMİ kardeş tüm ezberlerimizi bozdun.Şu meselelerinizi aranızda hal ettiğinizde sizinle bir bilgi alış verişi  yapmak istiyoruz.Özellikle şu şefaat tekfir amel ve niyetlere nasıl hüküm verilmesi gerektiği hususlarında ve daha başka hususlarda var.Size bir hayli sorularımız olacak Allah’ın izni ile.Siz ne zaman müsait olursanız o zaman olsun.Biz size uyarız inşaAllah.

Niyetimiz sizinle tartışmak değil yukarıda belirttiğimiz gibi bilgi alışverişinde bulunmak hak ne ise öyle iman etmek.


Siz hayli zamandır ilim yuvamızda bizleri takip edenlerdensiniz. Az çok birbirimizi tanıdık sanırım.
Bu cümlelerinizi samimiyetle sarf ettiğinizin inancındayım. Arzu ettiğiniz bizimde arzu ettiğimizdir. İsteriz ki sizinle ilk olarak tevhid ten başlayalım, yanlış anlamayın lütfen. Konu konu sırayla gidelim
Bizlere soracağınız meselelere canı gönülden cevap veririz inşAllah. Fakat cevaplarımızda gecikme olduğu zaman bizleri mazur görün. Gecikme olsa bile mutlaka cevap vereceğiz inşAllah.

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sitemiz üzerinden erişilebilen şeylerde Allah'ın razı olmadığı şeyler varsa, bunları reddediyoruz.