HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Şubat 2024, 17:37:50


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Haram Konusunda İtaat (Zemahşeri)  (Okunma Sayısı 10583 defa)
0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 459



« : 29 Ekim 2013, 22:26:54 »

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Allah'u tealaya hamdu senalar olsun. Ona şükreder, ondan yarım diler ve onun bağışlamasını dileriz. Allah'u teala kime hidayet ederse onu saptıracak, kimi de saptırırsa ona hidayet edecek hiç bir güç ve kuvvet yoktur. Bütün ihlas ve samimiyetimizle şehadet ederiz ki; Allah'tan başka ibadete layık hiç bir ilah yoktur ve yine şehadet ederiz ki; Hz. Muhammed (s.a.s) onun kulu ve rasuludür.

En doğru söz; Allah-u Teâlâ'nın kitabı ve en hayırlı yolu gösteren Rasulü sallAllahu aleyhi ve sellem'in sünnetidir. En şerli şey; bidat olan şeydir. Her bidat, dalalettir. Her dalalet, ateştedir.

Rabbimizden bu hususta yapacağımız ilmi tartışmayı hem üyelerimize, hem de tüm okuyucularımıza hayırlı kılmasını ve bu münazarayı hakkı arayanlara bir hidayet vesilesi kılmasını dileriz.


Burada ki tartışma zemahşeri isimli üyemizin "Net bir cevap" isimli bölümde bizim verdiğimiz cevaba itiraz etmesi üzerine başlatılmıştır. Ve bu üyemiz bizden cevap ilmi cevap istememekle beraber verdiğimiz cevabın yanlış olduğunu iddia etmiştir. Biz ise burada bu üyenin sorduğu sorulara cevap vermeden önce ona bir kaç soru sormak istiyoruz;

1- Şirk nedir?
2- İtaat ne zaman şirk kapsamına girer? Yani kişi nasıl bir itaat yapmalıdır ki şirk olsun?
3- İtaat ne zaman haram olur? Yani kişi nasıl bir itaat yapmalıdır ki bu haram olsun?
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
-Zemahşeri-
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 126


« Yanıtla #1 : 30 Ekim 2013, 18:17:54 »

Rahmet yağmurlarıyla cansız toprağa can veren,biz kullarına sayısız nimetler bahş eden alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd ederek sizinle olan bu münazaraya başlamadan evvel küçük bir not düşmek istiyorum;

Bir önceki bölümde bana cevaben yazmış olduğunuz yazıda tabiri caiz ise film koptuktan sonraki cümlelerimi alıp, bununla benim üyelere karşı hoş olmayan cümleler kurduğumu ispat etmeye çalışmışsınız.Oysaki benim sizden ispat etmeyi istediğim şey o nahoş durum meydana gelmeden önceki durumla alakalı idi.Neyse o mevzuyu biz kapattık yinede canınız sağolsun.

Sorularınıza cevap vermeden önce sizin vermiş olduğunuz fetvayı özetle hatırlamaktada fayda vardır.Siz şöyle demiştiniz.

(Sakal meselesine gelince; Kişinin sakal kesmenin haram olduğuna inanıyorsa ve okulda kendisine sakal kesilmesi söylenirse sadece sakalını kestiği için kafir olmaz. Fakat haram konusunda itaat etmiş olup, haram işlemiştir. )
Teymullah-alıntı

Biz bu fetvanın yanlış oldğunuz söyledik.

Şimdi sorularınıza cevap vermeye çalışayım.

Özetle Şirk

Lugat anlamı:Ortaklık, müşareket.Şirk “Şerike“ filinden mastardır.Saltanat ve mülkte ortak olmak anlamında.Aynı kökten gelen “Eşreke” fiili ortak koşmak veya ortak olmak anlamına gelir.Şirk fiili işleyene müşrik denir.

Istılahi anlamı: Allah’a zatında,sıfatlarında,fillerinde herhangi birşeyi ortak kılma.Başka bir deyimle Allah’a ait olan herhangi bir ibadeti mahluka yapma.Birden çok “İlah” tanımak bir varlığı mabud olarak tanımak.Şirk tevhidin özü olan “LailaheillAllah” kelimesinin zıddıdır.Şirk küfür ilişkisi içiçedir.Şirk olan olan bir söz veya amel aynı zamanda küfürde içerebilir.Fakat her küfür olan söz veya amel şirk içermeyebilir.

Bu sebeple Kur’an ve sünnette hangi söz ve fiillerin ibadet kapsamına girip girmediği tespit edilir ona göre ibadette Allah’a herhangi birşey ortak kılınmaz.Allah’a herhangi bir ibadette ortak kılan kişi müşrik olarak vasıflandırılır.

Zira bu dinin aslını teşkil eder.Tağutu red edip İbadetleri Allah'a has kılmak:

Büyük şirkte mazeret söz konusu değildir./Nisa48/Ancak ikrah durumu müstesna
İkinci soruya gelince

Demişsinizki; İtaat ne zaman şirk kapsamına girer? Yani kişi nasıl bir itaat yapmalıdır ki şirk olsun?

İtaat helal ve haramlarda söz konusu olunca şirk kapsamına girer.Müslüman için  helal veya haram kapsamında olan misalen Faiz yemek gibi bir meselede mahluka itaat edip Faiz yemesi şirk kapsamına girer.Her ne kadar Faiz yemek şirk kapsamında değilsede bunu bir dayatma sonucu Allah’ın haram kıldığı şeyi helal kılana itaat ettiği için şirk işemiş olur.

Çünkü helal ve haram koyma yetkisi sadece Allah’a aittir.Herhangi bir kişi veya herhangi bir merci helal ve haram koyma yetkisini kendinde görürse, kişininde her ne kadar işlemiş olduğu fiil haram hükmünde olsada bu merciye bu noktada itaat ettiği için şirke düşmüş olur.

Tevbe/Suresi/31. ayetinin tefsirinde Rasulullah (s.a.s) Adiy Bin Hateme onlar helalı haram, haramı helal kıldıklarında siz onlara itaat etmiyormuydunuz?

Adiy Bin Hatem; Evet deyince Rasulullah (s.a.s) işte siz böyle yaparak onları Rab edinmiş oluyordunuz.Buda şirk tanımına giriyor demektir.

Helal ve haram konularında itaat ibadet kapsamına girdiğinden dolayı Allah’ın helalını haram haramını helal kılan kişiye veya merciye itaat edilmez.

Kişi eğer kendisi sakal kesmeyi haram olarak görüyorsa bu yöndeki fetvayı kuvvetli buluyorsa buna rağmen maslahat gereği sakal kesiyorsa bu kişi kendi düşüncesine göre haram işlemiş olur.Bunu mekruh görüyorsa mekruh işlemiş olur.

Üçüncü soruya gelince;

Demişsiniz ki : İtaat ne zaman haram olur? Yani kişi nasıl bir itaat yapmalıdır ki bu haram olsun?

Bu soruya bizim aklımız ermez.

Ancak şunu söyleyebilirim; Kişi uyarsa haram işlemiş olur.Peki uyarsa nedir?Kişi ya nefsine veya herhangi bir arkadaşına uyarsa yani icabet ederse, haram olan bir söz söyler veya bir fiil işlerse işte o zaman haram işlemiş olur.İtaat etmek ile Uymak farklı şeylerdir.

Tekrar ediyorum helal ve haram konularında mahluka itaat etmek (menfii yönde) şirk olur.

Daha sonra ihtiyaç olursa müçtehid alimlerimizden nakiller yaparız inşaAllah.

Selamet ve Güzlliklerle kalın.
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 459



« Yanıtla #2 : 01 Kasım 2013, 12:18:01 »

İddia: İtaat helal ve haramlarda söz konusu olunca şirk kapsamına girer.

Cevap:Bu, doğru olmayan bir sözdür.

İddia: Müslüman için helal veya haram kapsamında olan misalen Faiz yemek gibi bir meselede mahlûka itaat edip Faiz yemesi şirk kapsamına girer.

Cevap: Bu da doğru olmayan bir sözdür.

Doğru olan: Allah’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram kılma konusunda kişiye itaat etmek itaatte şirk olur. Fakat haram olan bir amel helalleştirilmeden sadece haramı işleme konusunda itaat etmek şirk değil, haramdır. Kişi haram olan bir şeyi helal saymadığı müddetçe haram işleme konusunda itaat ederse yaptığı şirk değildir, haramdır.

Yani; Kâfir içkinin helal olduğuna inanıyor ve müslümana “içki iç” derse ve müslüman onun içkiyi helal saydığını bildiği halde “içki iç” dediği için içki içerse, içki içerken de onu helalleştirmeden, haram olduğuna inanarak içerse, haram olan bir şeyi helalleştirme konusunda itaat etmiş sayılmaz. Fakat kafir müslümana “içki helaldir, helal olduğunu kabul edeceksin” der ve müslüman da “evet helaldir, helal kabul ediyorum” derse o zaman haramı helal kılma konusunda kafire itaat ve ibadet etmiş olur, velev ki içki içmezse bile. Tevbe: 31 ayetinin manası budur. Zira ayette bildirilen “ hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih'i Allah'tan başka rabler edinmekten” kasıt: Onlar haramı helal kıldıklarında, helali haram kıldıklarında onların helal kıldıklarını helal görmek, haram kıldıklarını haram görmek suretiyle onlara itaat etmektir. Yoksa masiyeti işleme konusunda onun sözüne itaat etmek değildir.

“Helal ve haram konuların da itaat, ibadet kapsamına giriyor” sözü çok yanlış bir sözdür. Doğru olan ise; haramı helal veya helali haram yaptığında ona itaat edilirse, Rasulullah (s.a.s)’in buyurduğu gibi bu ona ibadet etmek sayılır, şirk olur. Burada bildirilen itaat amel konusunda değildir, hüküm konusunda ona itaat etmektir, tabi olmaktır. Yani kişi “bu amel haram olduğu halde ben bunu helal kılıyorum veya bu amel helal olduğu halde ben onu haram kılıyorum” der ve kişi ona itaat ederse, tabi olursa ona ibadet etmiş ve onu Allah’a ortak koşmuş olur. Şirk olan ve kişiyi müşrik yapan; kafire hüküm konusunda itaat etmektir, haram olan ameli işleme konusunda itaat etmek değildir. Bu iki mesele arasında ki fark anlaşılmadan Tevbe: 31 ayetini doğru anlamak mümkün değildir.

“İtaat, helal ve haramlarda söz konusu olunca şirk kapsamına girer” sözü çok yanlış bir sözdür. Ve bu söz sizin meseleyi bilmediğinizi açıkça göstermektedir. Faiz ile ilgili verdiğiniz misalde yanlıştır.

Faiz yemek gibi bir masiyette mahlûka itaat edip, haram olduğuna inanarak faiz yemenin şirk kapsamına girdiğini iddia ediyorsunuz. Bu da çok büyük bir yanlıştır. Bu misal asla Tevbe: 31 ayetinin hükmüne girmez. Kâfir müslümana “faiz ye” der ve müslümanda bunun haram olduğuna itikad ederek faiz yerse sadece ona itaat edip faiz yediği için faizi helalleştirmiş sayılmaz. Kişi bu ameli ile ancak haram işlemiş olur. Fakat kafir müslümana “faiz helaldir, onu helal kabul edeceksin” der ve müslüman bunu kabul ederse ve ona itaat ederse faiz yemese bile müşrik olur. Bu da gösteriyor ki; hükmü kabul etmek ile ameli yapmak arasında fark var olup, ayrı olan meselelerdir. Masiyetleri (faiz, zina, içki gibi amelleri) yapan kimse nefsine, şeytana veya başka bir kimseye itaat etmiş olur. Sizin iddianıza göre; Şayet faiz yeme konusunda itaat şirk sayılırsa o zaman her günah işleyen şirk koşmuş sayılır. Zira günah işleyen kimse muhakkak bir şeye itaat etmiştir. Ya nefsine ya şeytana ya da başka bir kişiye…

İddia: Her ne kadar Faiz yemek şirk kapsamında değilsede bunu bir dayatma sonucu Allah’ın haram kıldığı şeyi helal kılana itaat ettiği için şirk işlemiş olur

Cevap: Hangi delile dayanarak bu hükmü veriyorsunuz? Yani; günah işlendiği zaman eğer o günah dayatma sonucu işlenince şirk oluyor da nefsin istediğine göre işlerse haram oluyor . Bu hükmü hangi delilden çıkardınız? Bu sözünüzü neye dayanarak söylediniz? Bu dediğiniz nasıl oluyor? Yani bir dayatma olduğu zaman ameli işleme konusunda itaat etmek, hüküm konusunda itaat mi etmek demektir?

Bu sözünüz doğru değildir. Haram işleyen kimse ya nefsi istediği için bunu yapmıştır ya da nefsi onu zorlamıştır. Veya şeytanın vesveselerine uyarak ona haramı işleme konusunda itaat etmiştir. Yani kişi haram olduğunu bildiği, Allah’ın ona kızacağını ve Allah’ın hükmüne muhalif olduğunu bildiği halde nefsi onu zorlayıp ona haram olan şeyi yaptırıyor. Âdem ve Havva (a.s)’ın yasak olan ağaçtan yemeleri gibi. Âdem ve Havva şeytana Allah’ın haram kıldığı bir şeyi yapmak için itaat ettiler. Allah (c.c) ayetlerinde “Şeytan onlarını ayaklarını kaydırdı”, “Şeytana itaat etmeyin, o sizin büyük düşmanınızdır. “ buyurdu. Adem ve havva şeytana itaat ettiler, haram işledir. Ama bunu helal saymadılar, müşrik ve kâfir olmadılar, günahkar oldular.

Burada da nefsin dayatması vardır. Dediğiniz gibi dayatma olduğunda ameli işleme konusunda itaat etme, hükümde itaat etme gibi şirk olursa o zaman nefsi ve şeytanın dayatmaları ve vesveseleri sonucu haram işleyen kimse müşrik olur. Bu ise doğru olmayan ve çok yanlış olan bir sözdür. Zira haram olan ameli helalleştirmeden yapmak kişiyi kâfir yapmaz. 

İddia: Çünkü helal ve haram koyma yetkisi sadece Allah’a aittir.Herhangi bir kişi veya herhangi bir merci helal ve haram koyma yetkisini kendinde görürse, kişininde her ne kadar işlemiş olduğu fiil haram hükmünde olsada bu merciye bu noktada itaat ettiği için şirke düşmüş olur.

Cevap: “Helal ve haram koyma yetkisi Allah’a aittir” sözünün konumuzla ne alakası var? Başkasının dayatmasıyla faiz yiyen kişi Allah’ın haram kıldığını helal mi kılıyor? Yoksa helal ve haram koyma yetkisinin sadece Allah’a ait olduğunu mu inkâr etmiş? Bu inancı bozmuş mu? Bozmuş diyorsanız nasıl bozmuş bize anlatır mısınız?
 
Haram işleyen kimsenin helal veya haramı tayin etme yetkisini haramı işleme konusunda itaat ettiği kimseye verdiğini neye dayanarak söylediğiniz? Aslında siz meseleleri karıştırıyorsunuz. Faizi yemek veya bir kafirin “faizi ye” emrine helal saymadan itaat etmek başka, faizi helal saymak veya faizi helal sayan kişiye hüküm konusunda itaat etmek, tabi olmak başkadır. Aynı şekilde içki içmek başka, içkiyi helal saymak veya herhangi bir yaratılmışsa helal veya haramları tayin etme yetkisi vermek başkadır. Helal ve haramları tayin etme, teşri koyma yetkisi sadece Allah’a aittir. Her kim bu yetkiyi Allah’tan başkasına verirse müşrik olur. Bu yetkileri Allah’tan başkasına vermek ve bu yetkiler hususunda Allah’tan başkasına itaat etmek başka, haramı helalleştirmeden onu yapmak başkadır. Helal ve haramı belirleme yetkisini Allah’tan başkasına veren kimse bu kişinin helal kıldıklarını yapmasa bile müşrik olur. Fakat haram olan bir amelin ise küfür olabilmesi için helal ve haram koyma yetkisini Allah’tan başkasına vermek anlamında olması gerekir. Ameli yapma manasına gelmemesi gerekir.

Yetki verme durumunu ise parlamentoda ve kafir hükümetlerde açıkça görüyoruz. Parlamento bir kanun koyuyor, hükümet de o kanunu kabul ederek uyguluyor. İşte helal ve haramları tayin etme yetkini vermek ancak bu şekilde olmaktadır. Fakat kafirler bir kanun koyarlarsa ve müslüman da bu kanunu uygularsa duruma göre müşrik olur, duruma göre müşrik olmaz, haram işlemiş olur. Örneğin:

Kâfirler vergi vermek ile kanun çıkarmışlardır ve halka bu kanunu dayatıyor ve vergi vermeleri konusunda onları zorluyor. Kâfirlere vergi vermek haramdır. Helal kılan kâfir olur. Fakat her vergi veren kimse helal ve haram koyma yetkisini kâfirlere vermiş sayılmaz. Müslüman daha büyük zarar gelmesin veya bir takım menfaatler elde edebilmek için (fabrika açabilmek için vs.) vergi verirse bu kâfirlere kanun koyma yetkisini vermiş değildir. Bu kâfirler vergi kanunu çıkarttıklarında bir takım sebeblerden dolayı vergi vermek kâfirlerin kanun çıkartma yetkisine sahip olduklarını kabul etmek değildir. Bu kişinin durumuna ve niyetine göredir. Bu sebeple yetki vermek başka, ameli yapmak başkadır. Bu iki meseleyi karıştırmamak gerekir. Şayet karıştırılırsa o zaman kâfir devlet haram olan bir şeyi emretmişse kim o haramı uygularsa müşrik olur demektir sizin düşüncesine göre... Ve böyle bir düşünceye göre darul harpte yaşayan hiç bir müslüman kalmamış olur, hepsi müşrik olur.

Ve yine kafirler imar, trafik vs. gibi konularda İslam’a zıt olmayan bir takım kanunlar ve kurallar koymuşlardır. Eğer dediğiniz gibi bunları uygulamak kâfirlerin hüküm verme yetkisine sahip olduklarını kabul etmek ise o zaman bu kanunlara uyanlar müşrik olurlar. Örneğin: Sizin düşüncenize göre siz trafikte kırmızı ışıkta durarsanız, kâfirlere hüküm konusunda itaat etmiş ve müşrik olursunuz.

Ayrıca itaat haram konusunda da olmayabilir. Helal konusunda da kafire yetki vermemek gerekir. Yani; kâfir bir şey hakkında “bu helaldir” deme yetkisine sahip değildir. Zira haram ve helal koyma hakkı sadece Allah’a aittir. Sadece haram koyma hakkı değil, helal koyma hakkı da sadece Allah’a aittir.

Sizin iddia ettiğinize göre: Bir müşrik size helal olan bir şeyi yapmanızı emrederse ve siz de bu ameli yaparsanız müşrik olursunuz. O zaman Rasulullah (s.a.s)’in Hudeybiye antlaşmasında kâfirlerin isteğine uyup, “Rahman” ve “Allah’ın rasulü” kelimelerini sildirmesi durumunda helal olan bir meselede onlara itaat etmiş ve onlara helali belirleme yetkisi vermiştir. (Biz Allah’ın rasulünü bundan tenzih ederiz.) İnşeAllah verdiğimiz misalleri anlamışsınızdır.

İddia: Helal ve haram konularında itaat ibadet kapsamına girdiğinden dolayı Allah’ın helalını haram haramını helal kılan kişiye veya merciye itaat edilmez.

Cevap: “Helal ve haram konularında itaat ibadet kapsamına girer” sözü yanlıştır, doğru değildir. Helali haram, haramı helal yapma konusunda itaat etmek şirktir. Yoksa haramı işleme konusunda kâfire itaat etmek ibadet kapsamına girmez. Sizin bu söylediklerinizden sizin daha itaatta  şirki tam olarak anlamadığınız ortaya çıkıyor.

Allah’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal kıldığında kişiye itaat etmek, ona uymak şirktir. Bizim bahsettiğimiz durumla bu durum arasında fark vardır. Yaptığınız açıklamalardan ve örneklerden anlıyoruz ki siz iki durum arasında ki farkı anlamamışsınız. 

İddia: Demişsiniz ki : İtaat ne zaman haram olur? Yani kişi nasıl bir itaat yapmalıdır ki bu haram olsun?Bu soruya bizim aklımız ermez.Ancak şunu söyleyebilirim; Kişi uyarsa haram işlemiş olur.Peki uyarsa nedir?Kişi ya nefsine veya herhangi bir arkadaşına uyarsa yani icabet ederse, haram olan bir söz söyler veya bir fiil işlerse işte o zaman haram işlemiş olur.İtaat etmek ile Uymak farklı şeylerdir.Tekrar ediyorum helal ve haram konularında mahluka itaat etmek (menfii yönde) şirk olur. Daha sonra ihtiyaç olursa müçtehid alimlerimizden nakiller yaparız inşaAllah.

Cevap: İtaat etmek ile uymak nasıl farklı şeylerdir? Bunları farklı şeyler olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Mademki fark var diyorsunuz o zaman itaat ne demektir? Uymak ne demektir?

Müçtehidlerden nakil mi yapacaksınız? Müçtehidler itaat etmek ile uymanın ayrı şeyler olduğunu mu söylemişler? Söylemişlerse hangi müctehidler söylemiş? Helal ve haram konularında mahluka ameli işleme konusunda itaat etmenin menfi yönde şirk olduğunu hangi alim veya hangi müçtehid söylemiştir?!

Bu tür sözleri ancak Havariç ve Mutezile söyler. Ehlisünnet âlimlerinden hiçbirisi böyle söz söylememiştir. Ve bu konuda sizin inancınızı destekleyen ne bir ayet ne de bir hadis bulamazsınız. Tevbe: 31 ayeti de sizin için delil değildir, bunu yukarıda açıkladık.

Ehlisünnetin inancı bu değildir. Helali haram, haramı helal yapma konusunda uymak, itaat etmek şirktir. Uymak ile itaat aynı şeylerdir.

Zaten Adiyy b. Hatim’in hadisinin değişik rivayetlerine bakarsanız, hem itaat kelimesi hem de uymak kelimesini kullanılıyor. Bazı rivayetlerde “itaat etmişseniz, uymuşsanız, tabi olmuşsanız” şeklinde geçiyor.
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
-Zemahşeri-
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 126


« Yanıtla #3 : 02 Kasım 2013, 13:57:13 »

Teymullah kardeşim bu yaklaşımınızdan yola çıkarak birileri şunu iddia edebilirler, ki ediyorlarda.  Bugünkü rejimin başındaki adam bile sözlü olarak helalı haram, haramı helal kılmamaktadır. Kendisi eşi bizzat namaz kılmakta ve faizede haram dememektedir diğer tüm haramlara da helal dememektedir.Fakat , böyle inandıkları halde Allah’ın helal ve haramlarını hiçe sayıp yasalar çıkararak kendilerince kanunlar yapıp buna da insanları itaat etmeleri hususunda bir dayatma içerisindeler.Tıpkı sakal kestirmek gibi.

Gidip başbakana  siz neden bunu dayatıyorsunuz yoksa siz helalı haram mı kılıyorsunuz ? deseniz vereceği cevap elbetteki hayır olacaktır.Sizin açıklamanıza binaen meseleye yaklaşan biri o halde oy kullanmanın da şirk olmadığı sonucuna varır.Her ne kadar kadar o meseleye açıklık getirmiş olsanız bile.

Sizin Hz.Ademden verdiğiniz örnek size değil benim söylediğime delil olur ancak.Çünkü gördüğüm kadarıyla siz itaat etmeyle uymayı (Tabi olmayı)  birbirine karıştırmaktasınız şimdi ayetlere bakalım.

Bakara/Suresinin/102.ayetinde Allah Teala mealen şöyle buyurmaktadır.

“Onlar, Süleyman'ın mülkü konusunda şeytanların sözlerine uydular. Süleyman, hakkı örtmedi ancak şeytanlar hakkı örttüler......”)

Şeytanın bizim kendisine itaat etmeniz noktasında herhangi bir fiili dayatması yoktur.O sadece vesvese verir bizde ona icabet ederiz.

Hz.Adem ve havva annemiz şeytana itaat ettiler diyorsunuz bu kesinlikle yanlıştır.Onlar şeytana uydular itaat etmediler.Çünkü “Uymak” ve “İtaat” etmek farklı şeylerdir.Şeytanın onlara Allah’ın yasak kıldığı herhangi bir şeyi dayatma sonucu onlara yaptırmadı sadece onları kandırdı ve onlarda şeytanın bu yalanına uydular.İşin aslı budur.

Bu kavramlar aynı İbadet ve kulluk kavramları gibidirler. İbadet kavramı kulluk kavramını kapsamaz zira kulluk kavramı ibadet kavramını da içerir.

İtaat kavramı aynı zamanda uyma veya tabi olma kavramını da içerir fakat “uyma” kavramı itaat kavramını içermez..

Şimdi bazı alimlerin bu iki kavramı nasıl ayrı ayrı kullandıklarına bakalım.

“Rasulullah, bu hadiste ibadeti, teşride (helal ve haram yapma konusunda) itaat ve tabi olarak açıklamıştır.”

(Şeyh Ziyaeddin El-Kudsi / Tağutu Red Tevhidin Gereğidir)

Görüldüğü gibi tabi olma (Uyma) itaat etme farklı farklı zikr edilmiştir.

(Seyyid Kutub)

“Bu ayet hahamlarına yasa koyma yetkisi tanıyan, onlarca konmuş yasalara uyan ve itaat eden yahudiler ile Hz. İsa'ya ilahlık yakıştıran ve ona ibadet amaçlı davranışlar sunan hristiyanları aynı derecede müşrik sayıyor, aralarında hiçbir fark görmüyor.”Fi’zilal-il Kur’an

Şimdi ayetlerden bakalım bu kavramlara;

Bakara/Suresinin/168.ayetinde Allah Teala mealen şöyle buyurmaktadırlar.

“Ey insanlar, Arz'da olan temiz şeylerden yiyin. Şeytanın adımlarına tabi olmayın. Muhakkak o, sizin için apaçık bir düşmandır.”

Bu ayettede şeytanın adımlarına tabi olmayın yani uymayın buyrulmaktadır.

Nisa/Suresi/38.ayettede şeytanın insanlara arkadaş olduğunu ifade eder mealen:

“O kimseler ki; mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de iman etmezler.Şeytan, her kime yakın(arkadaş) olursa, o ne kötü arkadaştır.”


Şeytan insana arkadaş olur ve insanda onun vesveselerine uyar ya haram işler veyahut şirk işler.Bizim daha evvelki yazımızda belirtmiş olduğumuz gibi kötü arkadaşa veya nefsine uymak.

Şimdi itaat kavramına ayetler içerisinde bakalım.

En’am/Suresinin/121.ayetinde ise itaatten söz ediyor.

“Üzerine Allah'ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin. Muhakkak o fısktır. Şüphesiz şeytanlar, sizinle mücadele etsinler diye dostlarına vahyeder. Şayet siz onlara itaat ederseniz, muhakkak sizler de müşrikler olursunuz.”

Bu ayette açıka belirtildiği gibi helal ve haram konularından mahluka itaat şirk kapsamındadır.

Teymullah kardeşim aşağıda örneklendirdiğiniz hiç bir örneğinize cevap vermeyeceğim çünkü konumuzla uzaktan yakından alakası olmayan örneklerdir.Biz sizinle helal haram meselesini konuşuyoruz siz trafik ışıkları veya vergi meselesininden örnekler vermişsiniz.

Konumuz sakal kesmenin bir merci tarafından helal kılınarak kesilmesi ve buna itaat edilmesi meselesidir.Sizin fetvanıza göre kendisi için haram görülen sakal kesme meselesinde bir merci, ona sakal kesmeyi  dayatmaktadır ve siz böyle bir itiatin şirk olmadığını savunuyorsunuz.Daha sonrada helal ve haram meseleleriyle alakalı olmayan örnekler getiriyorsunuz.

Oysaki yasağı koyan kişi veya merci her ne kadar diliyle ben helalı haram kılmıyorum demiş olsada yaptığı amel bunun aksini göstermektedir.Benim için haram olan bir ameli bana zorla yaptırmaya çalışıyor.Bu da şunu göstermektedirki bu kişi veya merci Allah’ın helal veya haram kıldığı şeyi yasaklamaktadır.Yasakalamakla da yetinmiyor bu yasağı insanlara dayatıyor.Bunun islam termolojisindeki tanımı “Tağut” tur.Çünkü Allah’ın dinine karşı haddini aşmıştır.

Bu noktadaki itaati Şeyh Ziyaeddin El-Kudsi (Allah razı olsun) şöyle açıklamaktadır.

“Bu ayete göre; her kim Allah-u Teâlâ'nın kendisine izin vermediği bir meselede insanlar için bir hüküm verirse kendisini Allah-u Teâlâ'ya eş koşmuş olur.”

İşte bizde bunu söyledik.İnanç meselelerinde mahluka itaat şirktir.Bizim konumuzda şeriatimize göre bizim için helal olan bir şeyin tağutlar tarafından yasaklanmasıdır. Bunun da anlamı helal olanı haram kılmaktır.İllaki dilleriyle bunu ifade etmelerine gerek yoktur.

Şeyh Ziyaeddin El-Kudsi (Allah razı olsun) İşte Tevhid adlı kitabında şunları zikr etmektedir.

(Her kim, yalnızca kendi zatına itaat edilmesini isterse, velev ki "Ben ilahım" demese bile kendisinin ilah olduğunu ilan etmiş demektir. Bu sebeble ondan sakın ve insanları da sakındır. Onun, reddedilmesi gereken büyük bir tâgut olduğunu bil!)


Zatı için itaat etmekten kasıt; verdiği emirler ne olursa olsun, bunlara itaat edilmesini istemektir."Ne emir verirse versin kendisine itaat edilmesi gerekir" şeklindeki böyle bir itaat türü yaratılmışa verilirse işte bu, şirkin ve İslam milletinden çıkaran büyük küfrün ta kendisi olur.)

Şeyhin ifadelerindende anlaşıldığı gibi kişinin hangi alanda bizden itaati istediği önemlidir.Eğer verdiği emir bizim için din kapsamında ise bu kişinin niyetine bakılmaz çünkü bu kişi veya kurum her ne kadar İlah olduğunu kabul etmemiş olsa bile yaptığı fiille kendisini ilah ilan etmiş olur.

Fakat diyelimki bize tarfik ışıklarında kırmızı ışık yanınca dur demiş  bizde onun bu sözüne itaat etmişiz,elbetteki bunda bir mahzur yoktur.

Yasin/Suresi/60.ayetin mealini gelince “Şeytana itaat etmeyin, o sizin büyük düşmanınızdır. “ (Teymullah alıntı)şeklinde bir mealde görmedim.

Fizil’al-il :"Ey insanoğulları, size and vermedim mi?" Şeytana tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.

Tevfhimul Kur’an:"Ey Adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: -Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;"

İtaat ile kulluk çok farklı kavramlardır.

Fahruddin Er-Razi Enam/121 tefsirinde İmam Şafi-iden şunları nakl eder.

Allah Teâlâ'nın, "Eğer onlara itaat ederseniz, şüphesiz ki, siz de müşrik olur çıkarsınız" buyruğu... Bu ifade de, putlar adına kurban edilen şeylerle ilgilidir. Yani, "Eğer putlar adına kesilen o hayvanların etini yemeye razı olursanız, bu, sizle¬rin de o putların Hanlığına (İlahlığına) razı olduğunuz manasına gelir. Bu ise, şirki gerektirir" de¬mektir. İmam Şafiî sözüne şöyle devam eder: "Her nekadar âyetin başı, sigası iti¬bari ile umûmî bir ifade ise de, sonunda şu üç kayıt yer aldığı için, bu umûmî ifade¬den hususî mana murad edilmiş olduğunu anlıyoruz. Fahruddin Er-Razi

Buradan da anlaşıldığı üzere müşrikler için helal olan birşey Allah’ın dininde haram olunca buna itiatın şirk olduğu vurgulanmaktadır.Şimdi bizim dinimizde haram olan birşey kafirlerin dininde onlara göre haram olmayabilir.Onların dinlerinde bu şey  haram olmadığı için bizden buna itaat isteyebilirler lakin asl olan şey bizim dinimizin ölçüleridir.

Sizin şu sözünüze gelince “Faiz helaldir, onu helal kabul edeceksin” kardeş Allah için söyle bugünkü hayatını ve sistemini faiz üzere kuranlar bunu söylüyorlar mı? Bu nasıl bir yaklaşım böyle.Gidip onlara sorsan faiz haramdır derler.

Bunların bana bu sözü söyletmelerine gerek yoktur.Bunlar faiz haramdır dedikleri halde bütün sistemlerini faize entegre etmişlerdir.Bunlar faizi meşrulaştırmak suretiyle zaten şirkin batağına batmışlardır.Ayrıca kalkıp böyle bir cümle kurdurmalarına bakılmaz.

Demişsinizki; “Faiz yemek gibi bir masiyette mahlûka itaat edip, haram olduğuna inanarak faiz yemenin şirk kapsamına girdiğini iddia ediyorsunuz. “ Ben öyle birşey demedim.

Dinimizce haram olan bir şeyi helal kıldıklarından dolayı veya yapılmasını meşru gördüklerinden dolayı veya yasakladıklarından dolayı şirke düşmüşlerdir dolayısıyla bizim için mesele her ne kadar haram hükmünde ise bu noktada onlara itaat ettiğimiz için şirke düşmüş oluruz demiştim.

Allah’ın selamı üzerine olsun.
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 459



« Yanıtla #4 : 14 Kasım 2013, 22:14:26 »

İddia: Teymullah kardeşim bu yaklaşımınızdan yola çıkarak birileri şunu iddia edebilirler, ki ediyorlarda.  Bugünkü rejimin başındaki adam bile sözlü olarak helalı haram, haramı helal kılmamaktadır. Kendisi eşi bizzat namaz kılmakta ve faizede haram dememektedir diğer tüm haramlara da helal dememektedir.Fakat , böyle inandıkları halde Allah’ın helal ve haramlarını hiçe sayıp yasalar çıkararak kendilerince kanunlar yapıp buna da insanları itaat etmeleri hususunda bir dayatma içerisindeler.Tıpkı sakal kestirmek gibi.
 
Gidip başbakana  siz neden bunu dayatıyorsunuz yoksa siz helalı haram mı kılıyorsunuz ? deseniz vereceği cevap elbetteki hayır olacaktır.Sizin açıklamanıza binaen meseleye yaklaşan biri o halde oy kullanmanın da şirk olmadığı sonucuna varır.Her ne kadar kadar o meseleye açıklık getirmiş olsanız bile.
 
Cevap: Size verdiğimiz cevapta ehli şirkin batıl tevillerinin lehine bir tek kelime bile yoktur. Bilakis yazdıklarımız onların batıl akidelerinin tam aksine ve birebir zıttır. Zira biz hiçbir zaman kâfir kanun çıkardığında hüküm noktasında ona itaat etmenin, teşri koyma yetkisini onlara vermenin caiz olduğunu söylemiş değiliz. Aksine bizler hüküm konusunda tağutlara itaat etmenin, onlara tabi olmanın açıkça şirk olduğunu söyledik. Yazdıklarımızdan böyle bir çıkarım yapabilecek kimse yoktur, olmazda. Zaten yazdıklarımız onların bu şirk fikirlerine zıttır.
 
Tağutun başbakanın sözlü olarak haramı helal kılmadığını söylemesi onun yaptığı fiilin meşruyetini göstermez. Zira yaptığı amel bilfiil Allah’ın hakkı olan teşri koyma hakkını kendine vermektir ki dili ile aksini söylese bile bu, Allah’a ortak koşmak ve tağutluktur. Ve bu kişiye koyduğu kanunlar ve hüküm noktasında tabi olan, ona yardım eden, ona oy vererek, ona teşri koyma yetkisini verenler de aynı şekilde müşrik olmuş olur. Ve yine bunun dışında her kim vasfı ve sıfatı ne olursa olsun haramı helal, helali haram yapan bir kanun çıkarır ve diliyle haram ve helali tayin etmediğini iddia etse bile bu kişi ameliyle teşri koyma hakkını kendisinde görmüş ve tağut olmuş olur. Ve herkim de bu hüküm noktasında bu kişiye itaat eder, tabi olursa müşrik olur. Daha önce ki cevabımızda bunu detaylıca açıkladık. Ve zaten meselemiz tağutlara hüküm noktasında itaat etmek ve onlara teşri koyma yetkisi vermek değildir. Bunun şirk olduğunu açıkladık. Asıl meselemiz; haram işleme konusunda kişiye itaat etmektir. Bu ise tağutun başkanının teşri koyma yetkisine sahip olduğu konusunda ona itaat etmek demek değildir. Siz iki meseleyi karıştırdığınız için yazdıklarımızdan böyle bir çıkarım yapılacağı zannına kapılmışsınız. Yoksa bizim yazdığımızda böyle çıkarım yapılmayı gerektirecek tek bir harf bile yoktur. Yazdıklarımız bir nevi bu tür çıkarım yapanların batıl ve şirk ehli olduklarını göstermektedir.
 
Dayatma meselesine gelince; Verdiğiniz cevapta sorduğumuz sorulara cevap vermediniz. O zaman size yine aynı soruları cevaplamanız umuduyla tekrar soruyoruz;
 
Haram konusunda itaat edilen kişi dayatma yaparsa hüküm başka, dayatma yapmazsa hüküm başka mı olur? Örneğin: içkiyi helal gören kafir müslümana “içki içeceksin” veya içmesi konusunda dayatırsa veya kişiyi zorlarsa, kişi haram görerek içki içerse kafir olur, dayatma yapmazsa kafir olmaz mı? Şayet böyle bir ayırım yapıyorsanız, bunu neye dayanarak yapıyorsunuz? Kendi görüşünüzü bildirmeden alimlerin sözlerini naklederseniz yeterlidir. Ve alakasız sözleri de getirip bize nakletmeyin.
 
 
İddia: Sizin Hz.Ademden verdiğiniz örnek size değil benim söylediğime delil olur ancak. Çünkü gördüğüm kadarıyla siz itaat etmeyle uymayı (Tabi olmayı)  birbirine karıştırmaktasınız şimdi ayetlere bakalım.
 
Cevap: Biz, cevap verirken bize kendi şahsi görüşünüzü bildirmenizi istemedik. Alimlerden itaat etmek ile uymanın farklı kavramlar olduğunu ispat etmedinizi istedik. Siz ise alimlerin bir takım sözlerini yanlış anlayarak veya vakıamızla alakası olmayan sözlerini getirdiniz. Ve aynı sorularımızı alimlerden açık nakiller getirerek cevaplamanız için tekrar soruyorum;
 
-İtaat etmek ve uymak kelimelerinin manası nedir? Kelime manası ve şer’i manası nedir? Bunu alimlerin sözlerinden delillendirin. Kendi şahsi görüşünüzü bildirmeyin.
 
-Ehli sünnet alimlerinden; itaat etmek ile uymanın farklı şeyler olduğuna dair bir tek delil getirin?
 
İtaat ile uymak aynı şeylerdir. Yani kişi haram işleme konusunda kâfire itaat etmişse bir nevi ona uymuş olur. Örneğin: “içki iç” diyen kişiye haramı işleme konusunda itaat eden kişi bu konuda ona uymuş ve haram işlemiş olur. Ve yine içkinin helal olması hükmü konusunda kâfirlere itaat eden kimse ona uymuş ve müşrik olmuş olur.
 
Bizim Hz. Âdem ve Havva ile ilgili verdiğimiz örnek sizin düşüncenizin aleyhinedir. Fakat siz hükümleri ve durumları birbirine karıştırdığınız için kendi lehinize zannediyorsunuz.
 
Hz. Adem ve Havva haram ağaçtan yiyerek, şeytana itaat ettiler ve ona uydular, böylece haram işlemiş oldular.
 
Şeyh Seyfuddin El-Muvahhid şöyle diyor:

“O ikisi dediler ki: “Biz nefislerimize zulmettik. Şayet sen bizi bağışlamaz ve bize rahmet etmezsen muhakkak ki biz hüsrana uğrayanlardan oluruz.” (A’raf: 23)

Allah (c.c) bu ayette Adem (a.s) ve Havva’nın şöyle dediklerini haber vermektedir:

“Ey Rabbimiz! Biz şeytana itaat ederek nefsimize zulmettik ve Sana karşı geldik. Biz, kendi zaafımızı, nefsimize zulmettiğimizi ve sadece sana itaat etmemiz gerektiğini iyice öğrenmiş olduk. İşlediğimiz günahımız sebebiyle Sana tevbe ediyor, senden bağışlanma ve rahmet diliyoruz. Şayet Sen, bizleri bağışlamaz, işlediğimiz günahımızı affetmez, onu örtmez, tevbemizi kabul ederek bizden razı olmaz, bize hidayet edip rahmet etmez ve şeytana karşı gelmemiz için bize yardımcı olmazsan, bizler hem dünya hem de ahirette kesinlikle kaybedenlerden oluruz.” (Davetçinin Tefsiri Araf: 23 ayetinin tefsiri)
 
İddia: Bakara/Suresinin/102.ayetinde Allah Teala mealen şöyle buyurmaktadır.
 
“Onlar, Süleyman'ın mülkü konusunda şeytanların sözlerine uydular. Süleyman, hakkı örtmedi ancak şeytanlar hakkı örttüler......”)
 
Cevap: Bu ayet sizin söylediklerinize nasıl delil oluyor? Hangi alim böyle bir hüküm çıkarmıştır? Hangi tefsirde ayette geçen “uydular” kelimesinin itaat etmekten farklı olduğunu, ayrı kelimeler olduğu söylenmiştir? Siz sadece ayetin mealine bakarak mı bu hükmü söylediniz? Yoksa tefsirlerden veya alimlerin sözlerine dayanarak mı bunu söylediniz? Şayet tefsirden almışsanız, bunu hangi tefsirden aldığınızı nakledermisiniz?
 
Ayetteki “Süleyman’ın mülkü konusunda şeytanların sözlerine uydular” ifadesinden kasıt: Yahudiler Süleyman (a.s)'ın mülkü hakkında şeytanların uydurdukları şeylere ve öğrettikleri sihre tabi oldular, itaat ettiler ve uydular. Bu ayette “uydular” kelimesinin kullanılması bu kelimenin “tabi olmak veya itaat manasına gelmediğini göstermez.”
 
İddia: Şeytanın bizim kendisine itaat etmeniz noktasında herhangi bir fiili dayatması yoktur. O sadece vesvese verir bizde ona icabet ederiz.
 
Cevap: Bilakis şeytanın fiili yapma konusunda dayatması vardır. Aynı şekilde nefsinde fiili yapma konusunda dayatması vardır. Nasıl ki kafir haramı işleme konusunda dayatma yapıyorsa nefis ve şeytanda kişiye haramı işleme konusunda dayatma yapar. Zira şeytan fiili güzel gösterir ve onun yapılması için süsleyip, kişiye helal ve caiz olan bir şeymiş gibi gösterir. Ve sonuçta kişi ya şeytana itaat edip, fiili yapar ya da ona isyan edip, fiili yapmaz. Aynı şekilde kafirde müslümana haram işlemesi konusunda itaat etmesini emreder ve müslümanı bunu yapması için dayatırsa ve Müslüman bunu haram görerek işlerse şeytana itaat etmiş ve haram işlemiş olur.
 
Şeytana ve nefislerine haramı işleme konusunda uydukları, itaat ettikleri için zina eden, hırsızlık yapan, içki içen ve bunlara benzer haramları işleyen müslümanlar, bu haram fiilleri helal görmedikleri, meşrulaştırmadıkları ve kalplerinde sıkıntı duydukları müddetçe kafir olmazlar, haram işlemiş olurlar.
 
İddia: Hz.Adem ve havva annemiz şeytana itaat ettiler diyorsunuz bu kesinlikle yanlıştır.Onlar şeytana uydular itaat etmediler.Çünkü “Uymak” ve “İtaat” etmek farklı şeylerdir.Şeytanın onlara Allah’ın yasak kıldığı herhangi bir şeyi dayatma sonucu onlara yaptırmadı sadece onları kandırdı ve onlarda şeytanın bu yalanına uydular. İşin aslı budur.
 
Cevap: Kendi aklınıza göre bu doğrudur veya yanlıştır demeyin. Bir şeye doğru veya yanlış diyecekseniz bunu âlimlerden konuyla alakalı nakiller yaparak söyleyin. Şeytana uymak ile ona haram konusunda itaat etmek arasında ne fark olduğunu âlimlerin açık sözleriyle nakletmenizi istemiştik. Fakat siz bunu yapmış değilsiniz. Ve yine yukarıda size aynı soruları tekrar sorduk. Umarız ki; soruları geçiştirmeyip, konuyla alakası olmayan şeyleri getirmeden istediğimizi nakilleri yaparsınız.
 
İddia: Bu kavramlar aynı İbadet ve kulluk kavramları gibidirler. İbadet kavramı kulluk kavramını kapsamaz zira kulluk kavramı ibadet kavramını da içerir.
 
İtaat kavramı aynı zamanda uyma veya tabi olma kavramını da içerir fakat “uyma” kavramı itaat kavramını içermez..
 
Şimdi bazı alimlerin bu iki kavramı nasıl ayrı ayrı kullandıklarına bakalım.
 
“Rasulullah, bu hadiste ibadeti, teşride (helal ve haram yapma konusunda) itaat ve tabi olarak açıklamıştır.”(Şeyh Ziyaeddin El-Kudsi / Tağutu Red Tevhidin Gereğidir)
Görüldüğü gibi tabi olma (Uyma) itaat etme farklı farklı zikr edilmiştir.
 
“Bu ayet hahamlarına yasa koyma yetkisi tanıyan, onlarca konmuş yasalara uyan ve itaat eden yahudiler ile Hz. İsa'ya ilahlık yakıştıran ve ona ibadet amaçlı davranışlar sunan hristiyanları aynı derecede müşrik sayıyor, aralarında hiçbir fark görmüyor.”Fi’zilal-il Kur’an
 
 
Cevap: Nakletmiş olduğunu âlimlerin sözleri sizin söylediklerinize delil değildir. Zira bu âlimler itaat ile uymanın veya tabi olmanın farklı şeyler olduklarını söylememişlerdir. Ve yine bu alimler sizin iddia ettiğiniz gibi “masiyet konusunda mahlukata itaat etmek şirktir” şeklinde bir sözleri de yoktur. Sadece bu âlimler değil, hiçbir ehli sünnet âliminin böyle bir sözü yoktur.
 
Ehli sünnet inancına göre: Nefsine, şeytana veya bir kafire haramı işleme konusunda itaat eden kimse onu helalleştirmeden yaparsa haram konusunda itaat etmiş ve haram işlemiş olur.
 
Bu alimlerin eserlerini okuyan bir kimse bu alimlerin haramı işleme konusunda itaat etmeyi haram gördüklerine, bunu şirk görmediklerini açıkça görmüş olur.
 
Şeyh Ziyaeddin El-Kudsi bahsi geçen eserinde şunları söylüyor;
 
“İslam’ın reddettiği itaat iki türlüdür:

1 -Kişiyi İslam milletinden çıkartan itaat:

Bu itaat türü, özelliği, konumu ne olursa olsun herhangi bir mahlukun sırf zatı için itaat edilmeye hak kazandığına inanmaktır. Daha açıkçası; ister hakka isabet etsin, isterse isabet etmesin, ne emir verir ve ne yasaklarsa ona itaat edilmesi gerektiğine inanmaktır. Bu itaat, küfür olan bir itaattir. Böyle bir itaatte, Allah-u Teâlâ'nın bir sıfatı, bir mahluka verilmiş olunur.

İslam’dan çıkaran bir başka itaat türü ise müşrik ve kafirlere, şirk ve küfür konusunda itaat etmektir. Onları müslümanlara karşı dost edinmek, Allah-u Teâlâ'nın helal kıldığını haram, haramını helal yaptıklarında onlara itaat etmek gibi...

2 -Kişiyi İslam milletinden çıkartmayan, fakat haram olan itaat:

Bu itaat türü, birincisinin dışında olan itaattır. Yani, haram olan bir konuda bir kimseye o haramı helalleştirmeyerek, itaat etmektir. Bir kimse, diğerine içki içmesini söylediğinde, o kimsenin de içkiyi helal saymamak, yaptığını iyi ve güzel görmemek şartıyla ona itaat ederek içki içmesi bu meseleye örnek olarak gösterilebilir. (Tağutu Reddetmek Tevhidin Gereğidir)
 
İddia: Bakara/Suresinin/168.ayetinde Allah Teala mealen şöyle buyurmaktadırlar.
 
“Ey insanlar, Arz'da olan temiz şeylerden yiyin. Şeytanın adımlarına tabi olmayın. Muhakkak o, sizin için apaçık bir düşmandır.”
 
Bu ayettede şeytanın adımlarına tabi olmayın yani uymayın buyrulmaktadır.
 
Cevap: Bu ayetleri hangi konuda delil alıyorsunuz? İtaat etmek ve uymanın farklı şeyler olduğu konusunda mı delil alıyorsunuz? Biz sizden ayetleri kendi aklınıza göre yorumlamanızı istemedik. Bizim istediğimiz iddialarınızı âlimlerin sözleriyle ispatlamanızdır. Fakat siz sadece kendi şahsi yorumlarını yapıyorsunuz. İslami hükümler hakkında ehil olmadan konuşmaya kalkışıyorsunuz. Şayet bu konuda ehil olduğunuzu iddia ediyorsanız alimlerin sözleri ile ispatlayın.
 
 
İddia: Şimdi itaat kavramına ayetler içerisinde bakalım.
 
En’am/Suresinin/121.ayetinde ise itaatten söz ediyor.
 
“Üzerine Allah'ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin. Muhakkak o fısktır. Şüphesiz şeytanlar, sizinle mücadele etsinler diye dostlarına vahyeder. Şayet siz onlara itaat ederseniz, muhakkak sizler de müşrikler olursunuz.” Bu ayette açıka belirtildiği gibi helal ve haram konularından mahluka itaat şirk kapsamındadır.
 
Cevap: Size daha önce söylediğim gibi anlamadan ayetleri kendi kafanıza göre yorumluyorsunuz. Zira bu ayetten hiçbir alim mahluka haramı işleme konusunda itaatin şirk olduğunu şeklinde bir mana çıkarmamıştır. Zaten bu ayet bu konuya delil değildir. Şimdi tefsirlerden alimlerin ayet hakkında ki görüşünü buraya nakledelim ki iddia sahibinin iddiasına delil olmadığı ve iddia sahibinin iddiasının yanlış olduğu ortaya çıkmış olsun;

Şeyh Seyfuddin El-Muvahhid şöyle diyor;
 
““Şayet onlara itaat ederseniz, muhakkak siz de müşriklersiniz.”

Allah (c.c) ayetin bu kısmında şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Ölü hayvanın etinin yenmesi konusunda sizleri şüpheye düşürmek için sizlerle tartışan müşriklere itaat ederek, Allah’ın sizlere haram kıldığı ölü hayvan etini kendinize helal sayarsanız, müşriklerden olur ve dinden çıkarsınız. Çünkü, ölü hayvanın etinin yenmesi meselesinde onlara itaat etmeniz demek, Allah’ın emrini terkederek beşer aklının ürünü olan görüşlere ya da kanunlara uymanız demektir. Bu ise şirkin ve dinden çıkmanın ta kendisidir.”

Bu ayet apaçık bir şekilde şunu göstermektedir: bir tek meselede olsa bile, Allah (c.c)’ın haram kıldığı haramı helalleştirmek şirk ve küfürdür.

Bu ayetten, müşriklere her itaatin şirk olduğu anlamı çıkmaz. Zira ayetteki söz konusu olan şirk; helal ve haram konusunda kafirlere itaat etmektir.

Kafirlere İtaat Türleri:

Kafirlere itaat meselesinin daha net olarak anlaşılması için kafirlere itaatin ne zaman şirk, ne zaman haram, ne zaman caiz olduğunu açıklamak gerekir:

1 - Küfür Olan İtaat: Allah (c.c)’ın ayetleri varken akide, iman, hayat nizamı, dünya görüşü, yaratılışın gayesi, ahlak, davranış biçimi ve Allah (c.c)’ın haramını helal, helalini haram yapma ile ilgili konularda kafirlere itaat küfürdür. Bu konularda kim olursa olsun, kafirlere itaat eden ve onların görüşlerine tabi olan muhakkak küfre girer. Çünkü Allah (c.c), bu konularda kafirlere itaati kesinlikle yasaklamış ve Rasulullah (s.a.s) da bu konu üzerinde titizlikle durmuştur.

Bu konuda Allah (c.c)’ın şu ayeti en açık delildir:

“Onlar; hahamlarını, rahiblerini Allah’tan başka rabler edindiler. Meryem oğlu İsa’yı da (rab edindiler)... Oysa tek ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından yücedir.” (Tevbe: 31)               
                 
Bu ayette söz konusu olan “Rab edinme”; Allah (c.c)’ ın helalini haram, haramını helal yapma konusunda haham ve rahiblere, itaat edilmesidir.

Adiyy b. Hatim ile ilgili rivayet bu meseleyi net olarak açıklamaktadır. Bu konudaki rivayet şöyledir:

“Rasulullah (s.a.s) bir gün Tevbe: 31 ayetini okuduğu bir sırada Adiy b. Hatem, boynunda gümüşten bir haç olduğu halde Rasulullah (s.a.s)’ın yanına girdi ve Tevbe: 31 ayetini duyunca Rasulullah (s.a.s)’a şöyle dedi:

“Onlar, haham ve rahiblerine tapmıyorlardı.” Rasulullah (s.a.s) ona şöyle dedi:

“Bu doğru değil, onlar onlara tapıyorlardı. Zira onlar haramı helal, helalı haram yaptıklarında onlara tabi oldular. İşte onlara ibadet etmek böyledir.” (Tirmizi hasen sahih senedle rivayet etti. Bu hadisi Ahmed Müsned’inde, İbni Cerir de rivayet etmiştir. İbni Teymiye bu rivayete hasen dedi.)

İman, ahlak, şeriat, hayat nizamı, insanların hayatını düzenleyen kanunlar, davranış biçimi, yaratılışın gayesi ile ilgili konularda Allah'tan başka hiçkimseye mutlak itaat yoktur. Bu konularda sınır koyacak, hüküm bildirecek yegane merci İslam’dır. Bu sebeble İslam’ın hakkında sınır koyduğu en ufak bir meselede bile taşrı konusunda kafirlere itaat etmek caiz değildir, küfürdür.

Müslüman olduklarını söyledikleri halde, İslam dinini, Kur’an’ı ve Rasulullah (s.a.s)’ın hadislerinin açıklamasını, özellikle müsteşriklerden veya bunların yetiştirdiği öğrencilerden öğrenen, onların açıkladığı imanı ve hayat sistemini kabul eden, İslam dinini onların istediği şekilde anlayan, hayatını, ahlakını, adetlerini, insanlarla ticari ve diğer maddi-manevi münasebetlerini, Kur’an ve sünnete göre değil de onların bildirdiği kurallara göre düzenleyenler, İslam dinine kafirlerden daha büyük zarar veren kimselerdir. Çünkü onlar bu hareket ve düşünceleriyle insanlara en mükemmel hayat sistemini sunan İslam dinini kısır, cüce, eksik ve başkalarına muhtaç bir sistem olarak göstermektedirler.

2 - Haram Olan İtaat: Haram hükmünde olan bir ameli, haram olduğuna inandığı halde, bir kimseye itaat ederek yapmaktır. İçki içme, zina yapma gibi konularda itaat etmek gibi... Bu durumda haramı işleyen kişinin kafir olmaması için işlediği haram fiilinin, haram olduğuna, günah işlediğine ve bundan dolayı Allah tarafından hesaba çekileceğine inanması, işlediği bu haramdan dolayı pişman olması ve o haramı meşrulaştırmaması şarttır.

Bu şartlardan birisi eksik olursa böyle bir ameli işleyen kişi kafir olur.

Örneğin; bir kimse, bir müslümandan içkinin helal olduğunu kabul ederek içki içmesini isterse, ve müslüman da ona itaat ederek içerse, kalbinde içkinin haram olduğunu kabul etse bile kafir olur. Çünkü içkiyi içmesini isteyen kişi, bu ameli helal sayarak yapmasını istemiş, o da bu konuda ona itaat etmiş ve haram olan bir şeyi helalleştirerek kafir olmuştur. Ancak, bu konudaki imanını açıklayan yani: “Ben içkiyi helal değil, haram olarak kabul ediyorum. İçkiyi sen helal dediğin için değil nefsime uyduğum için içiyorum” diyen kişi kafir olmaz.

Fakat bu haram fiili yaptırmak isteyen kişi helal kabul etmesini şart koşmuyor veya böyle haram olan bir amelin helal olduğunu, konumu, hareketleri ya da açıklamalarıyla ifade etmeden sadece içki içilmesini istiyorsa ve müslüman da işlediği fiilin haram olduğuna inanıyor, işlediği bu haramdan dolayı pişman oluyor ve o haramı meşrulaştıracak herhangi bir fiil yapmıyorsa, o zaman bu itaat küfür değil, haram olur.” (Davetçinin Tefsiri En’am 121 ayetinin tefsiri)
 
Kurtubi En’am 121 ayetinin tefsirinde söyle diyor;

"Eğer onlara itaat ederseniz." yani, meyteyi helâl kabul etmek hususunda onlara uyarsanız, "elbette sizde müşrikler olursunuz." Ayeti kerime şuna delildir: Kim Allah'ın haram kıldığı herhangi bir şeyi helâl kabul edecek olursa, bununla müşrik olur. Şanı yüce Allah ise meyteyi açık nass ile haram kılmıştır. Başka herhangi bir kimsenin koyduğu bir hüküm ile meyte helâl kabul edilecek olursa, kabul eden şirk koşmuş olur.
 
İbnu'l-Arabî der ki:
 
“Mü'min bir kimse itikadı ilgilendiren hususlarda müşrik bir kimseye itaat edecek olursa bu itaati sebebiyle o da müşrik olur. Fakat fiilen ona itaat etmekle birlikte onun inancı tevhid üzere sağlıklı bir şekilde devam ediyor ve tasdikini sürdürüyorsa asi olur. Bunu böylece belleyiniz.” (El-Cami’ul Ahkam’ul Kuran- En’am 121 ayetinin tefsiri)
 
Fahruddin Er-Razi şöyle diyor;
 
“Daha sonra Cenâb-ı Allah, "(Meyteyi helal sayma hususunda) onlara itaat ederseniz, siz de müşrik olur çıkarsınız" buyurmuştur.

Zeccâc: "Bu ifadede, Allah'ın haram kıldıklarından birini helâl veya helâl kıldıklarından birini haram kabul eden her insanın, müşrik olduğuna bir delil vardır. Çünkü Allah Teâlâ, kendisi dışında başka bir hâkim (hüküm koyan) kabul edeni müşrik saymıştır. İşte şirk budur" demiştir.” (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb 10/152)
 
Meselenin daha fazla uzamaması için bu kadar nakillerle yetiniyoruz. Ve bu kadar tefsirin hiç birinde kafire haramı işleme konusunda itaat etmenin şirk olduğu söylenmemiştir. Kafire helali haram, haramı helal yaptığında itaat etmek elbette şirktir, biz bunun aksini söylemiyoruz. Fakat haram işleme konusunda kafire haramı helalleştirmeden itaat etmek haramdır.
 
İddia: Teymullah kardeşim aşağıda örneklendirdiğiniz hiç bir örneğinize cevap vermeyeceğim çünkü konumuzla uzaktan yakından alakası olmayan örneklerdir.Biz sizinle helal haram meselesini konuşuyoruz siz trafik ışıkları veya vergi meselesininden örnekler vermişsiniz.
 
Cevap: Siz daha konumuzun ne olduğunu ve neyi iddia ettiğinizi anlamış değilsiniz. Zira siz önceki yazınızda şunları söylediniz;
 
“helal ve haram konularında mahluka itaat etmek (menfii yönde) şirk olur.”
 
“Helal ve haram konularında itaat ibadet kapsamına girdiğinden dolayı Allah’ın helalını haram haramını helal kılan kişiye veya merciye itaat edilmez.”
 
“İtaat helal ve haramlarda söz konusu olunca şirk kapsamına girer.Müslüman için  helal veya haram kapsamında olan misalen Faiz yemek gibi bir meselede mahluka itaat edip Faiz yemesi şirk kapsamına girer.Her ne kadar Faiz yemek şirk kapsamında değilsede bunu bir dayatma sonucu Allah’ın haram kıldığı şeyi helal kılana itaat ettiği için şirk işlemiş olur.

 
Bizde sizin bu usulünüzün yanlış olduğunu örnek vererek açıkladık. Şayet dediğiniz gibi haram veya helal konularında mahlûka itaat etmek şirk olursa trafik ışığı kırmızı yandığında durmak kâfire itaat etmek demektir ki bu helal olan bir konuda olsa bile sizin iddianıza göre şirktir. Zira kafirler helal olan bir konuda kanunlar, kurallar koymuştur. Eğer helal konusunda kâfirlere itaat etmek şirk ise o zaman kâfirlerin koyduğu İslam’a zıt olmayan kanunlar konusunda da onlara itaat etmek şirk olur. Ve yine kafirlere vergi vermek haramdır. Kâfirler vergi ödemeyi dayatıyorlar. Sizin dediğiniz gibi haramı işleme konusunda dayatma sonucu mahlûka itaat etmek şirk ise kâfirlere vergi veren kimse müşrik olmuş olur. Bu sizin yanlış olan ideolojinizin pratikte uygulanma şeklidir. Siz daha savunduğunuz ideolojin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Zira yazdıklarınıza bakıldığında verdiğimiz örnekleri hiçte anlamış görünmüyorsunuz.
 
Siz dayatma olduğunda helal ve haram konusunda kafirlere itaatin şirk olduğunu söylediniz. Yani kafirler helal olan bir şeye dair kanun koyarlarsa ve kural koyarlarsa ve bunun uygulanması için dayatırlarsa buna itaat eden kimse sizin düşüncenize göre müşrik olur. Veya kafirler haram olan bir konuda dayatma yaparak bir kanun koyarsa ve müslümanda amel işleme noktasında bunlara itaat ederse sizin düşüncenize göre müşrik olur. Bu düşüncenize göre;
 
1-Kafirlere vergi veren kimsenin müşrik olması gerekir.
2-Kafirlerin helal olan konuda ki emirlerine itaat etmek bile şirk olur. Örneğin: Helal olan bir şeyi emrederlerse buna uymak şirk olur. Bu ise yanlış olan bir düşüncedir. Zira Müslüman olan köleler, kafir efendilerinin caiz olan emirlerine itaat ediyorlardı.
 
Aklı selim olan herkes anlar ki sizin iddianız ve düşünceniz budur. Ve bu düşüncenin de yanlış olduğunda şüphe yoktur.
 
İddia: Konumuz sakal kesmenin bir merci tarafından helal kılınarak kesilmesi ve buna itaat edilmesi meselesidir. Sizin fetvanıza göre kendisi için haram görülen sakal kesme meselesinde bir merci, ona sakal kesmeyi  dayatmaktadır ve siz böyle bir itaatin şirk olmadığını savunuyorsunuz. Daha sonrada helal ve haram meseleleriyle alakalı olmayan örnekler getiriyorsunuz.
 
Cevap: Aslında siz meseleleri birbirine karıştırıyorsunuz. Kafir sırf sakalı kesmeyi helal kılmak için bir kanun koyarsa ve kişiye de helal kabul edip, itaat etmesini ve sakal kesmesini isterse işte bu durumda mahluka itaat şirk olur. Yani kâfir haramı helal yapar veya helali haram yaparsa ve kişiye de haramı helal, helali haram kabul edip, kendisine itaat etmesini ve uymasını isterse ve kişi buna itaat ederse bu şirktir. Fakat bizim haram dediğimiz bu değildir. Bizim söylediğimiz ise; Kâfir kişiye sakal kesmesini isterse ve bunu da helal görme gibi bir şart koşmazsa ve kişi de buna itaat ederek helal görmeksizin sakalını keserse bu ameli işleme konusunda itaat olur ve haram olur. Ve yine “faiz ye” der, faizi helal görmesini şart koşmazsa veya bu ameli yapan faizi helal kabul ederek yapar şeklinde bir şart koşmazsa bu durumda Müslüman faizi helal görmeyerek kâfire itaat ederse, onun emrine ameli işleme konusunda uyarsa haram işlemiş olur. Ehli sünnetin inancı budur.
 
Fakat sizin düşüncenize göre: Kişi haramı helal saymadan sırf ameli işleme konusunda kâfire masiyet konusunda itaat ederse şirk olur. Bu ise yanlış ve delilsiz bir iddiadır. Ne Tevbe: 31, ne Adiyy b. Hatim olayı buna delil olmaz. Ve yine hiçbir ehlisünnet âlimi böyle bir söz söylememiştir. Bilakis ehlisünnet âlimleri şöyle demişlerdir;
 
Haramı helalleştirmeden kâfire ameli işleme konusunda itaat etmek haramdır. Fakat kişiden haramı helal, helali haram olarak kabul edip, itaat edilmesi istenirse bu şirk olur. Tevbe: 31 ve Adiyy b. Hatim buna delil olur. Ve âlimler böyle demişlerdir. Öncelikle bu iki durum arasında ki farkı anlamalısınız.
 
İddia: Oysaki yasağı koyan kişi veya merci her ne kadar diliyle ben helâlı haram kılmıyorum demiş olsa da yaptığı amel bunun aksini göstermektedir. Benim için haram olan bir ameli bana zorla yaptırmaya çalışıyor. Bu da şunu göstermektedir ki bu kişi veya merci Allah’ın helal veya haram kıldığı şeyi yasaklamaktadır. Yasakalamakla da yetinmiyor bu yasağı insanlara dayatıyor. Bunun islam termolojisindeki tanımı “Tağut” tur.Çünkü Allah’ın dinine karşı haddini aşmıştır.
 
Cevap: Biz burada sizinle haramı helalleştiren veya helali haram kılan kimsenin hükmünü tartışmıyoruz, meselemiz bu değildir. Kişi diliyle haramı helal, helali haram kıldığını söylemese bile ameliyle haramı helalleştirirse kâfir ve müşrik olur. Ve haramı helal, helali haram kıldığında, haramı helal, helali haram kabul edip, ona itaat etmek ve uymak şirk olur ve failini müşrik yapar.
 
Meselemiz; Kafir bir haramın helal olduğuna inanıyor, buna dair bir kural koymuşsa ve bu kurala uyan kişinin de bu haramı helali görmesini şart koşmamışsa bu durumda müslümanın sadece ameli yapma konusunda ona itaat etmesinin hükmünü konuşuyoruz. Biz kişinin haramı helalleştirmeden kafirin emrine ameli işleme konusunda itaat etmesini haram olarak görüyoruz. Bu ise ehlisünnetin inancıdır.
 
Sizin düşünceniz ise bu tür bir itaatin şirk olduğu yönündedir. O zaman bu düşünceye göre kâfirlere vergi verme fiili haram olduğu halde kâfirler bunun (velev ki diliyle helal olduğunu söylemese bile) helal olduğuna dair kanun çıkarır ve bunu uygulama konusunda dayatırsa her vergi veren kişi kâfir olur. Zira vergi veren bu kanuna itaat etmiş olur, velev ki haramı helalleştirmediğini söylese bile. Böyle bir hükmünde yanlış olduğunu her Müslüman bilir.
 
Kişi kafirlere vergi vermeyi helal görürse elbette kafir olur. Fakat sırf bir takım menfaatlerden dolayı vergi vermişse bu kâfire haramı helal kılma konusunda itaat etmiş ve şirk işlemiştir denilmez. Siz öncelikle bu iki durum arasında ki farkı anlayın.
 
İddia: Bu noktadaki itaati Şeyh Ziyaeddin El-Kudsi (Allah razı olsun) şöyle açıklamaktadır.
 
“Bu ayete göre; her kim Allah-u Teâlâ'nın kendisine izin vermediği bir meselede insanlar için bir hüküm verirse kendisini Allah-u Teâlâ'ya eş koşmuş olur.”
 
İşte bizde bunu söyledik. İnanç meselelerinde mahluka itaat şirktir.Bizim konumuzda şeriatimize göre bizim için helal olan bir şeyin tağutlar tarafından yasaklanmasıdır. Bunun da anlamı helal olanı haram kılmaktır. İllaki dilleriyle bunu ifade etmelerine gerek yoktur.
 
Cevap: Şeyhin sözünü kendi heva ve hevesinize göre yorumluyorsunuz. Zira şeyhin sözünde mahlûka masiyet ameli işleme konusunda itaat etmenin şirk olduğu hükmü çıkmaz. Burada hüküm noktasında yani helali haram, haramı helal kılma noktasında hüküm vermekten bahsedilmiştir. Burada şeyhin anlattığı şudur;
 
“Her kim Allah’ın izin vermediği bir konuda helal veya haram diye hüküm koyarsa o kişi Allah’a ortak koşmuş olur. Ve herkimde bunun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kabul ederek ona itaat eder, tabi olur ve uyarsa müşrik olur.“
 
Örnek verecek olursak;
 
“Allah’u teala içkiyi haram kılmıştır. Bir kimse çıkarda içki helaldir veya helalleştirecek bir kanun koyarsa bu kişi kendisini Allah’a eş koşmuş olur. Ve her kimde bunun helal kıldığını helal görerek buna itaat ederse müşrik olmuş olur”
 
Biz zaten bunun aksini söylemiyoruz. Ve bizde bu şekilde inanıyoruz. Mahluka hüküm noktasında (haramı helal, helali haram kıldığında ona bu konuda) itaat etmek şirktir diyoruz. Şeyhin söylediği de budur.
 
Siz iki meseleyi birbirine karıştırıyorsunuz. Bu iki meseleyi anlayabilmeniz için size şu soruları soruyoruz;
 
1- İslam’da haram olan bir şeyin kafir helal olduğuna inanıyorsa ve bu konuda müslümana bunu yapmasını emrederse ve müslümanda bunu helal görmeden (hüküm noktasında ona itaat etmeden) sadece ameli işleme konusunda ona itaat ederse hüküm noktasında ona itaat etmiş olur mu?

2- Müslüman sadece kâfirin ameli işleme konusunda ki emrine itaat edip, haramı helalleştirmeden ona uyarsa bu durum da yaptığı amel nasıl hüküm noktasında kafire itaat etmek olur?
 
Sorularımızı güzelce anlayın, öyle cevap verin. Alakasız nakiller yapmayın. Zira bizim hüküm koyma noktasında itaatin şirk olduğuna dair bir sorumuz yoktur. Biz sadece ameli işleme noktasında itaat meselesini konuşuyoruz ve bunun haram olduğunu söylüyoruz.
 
İddia: Şeyh Ziyaeddin El-Kudsi (Allah razı olsun) İşte Tevhid adlı kitabında şunları zikr etmektedir.
 
(Her kim, yalnızca kendi zatına itaat edilmesini isterse, velev ki "Ben ilahım" demese bile kendisinin ilah olduğunu ilan etmiş demektir. Bu sebeble ondan sakın ve insanları da sakındır. Onun, reddedilmesi gereken büyük bir tâgut olduğunu bil!)
 
Zatı için itaat etmekten kasıt; verdiği emirler ne olursa olsun, bunlara itaat edilmesini istemektir."Ne emir verirse versin kendisine itaat edilmesi gerekir" şeklindeki böyle bir itaat türü yaratılmışa verilirse işte bu, şirkin ve İslam milletinden çıkaran büyük küfrün ta kendisi olur.)
 
Şeyhin ifadelerindende anlaşıldığı gibi kişinin hangi alanda bizden itaati istediği önemlidir. Eğer verdiği emir bizim için din kapsamında ise bu kişinin niyetine bakılmaz çünkü bu kişi veya kurum her ne kadar İlah olduğunu kabul etmemiş olsa bile yaptığı fiille kendisini ilah ilan etmiş olur.
 
Cevap: Şeyhin ifadeleri açık ve nettir. Ve zaten bizim konuştuğumuz mesele ile alakalı değildir. Zira kişiye zatı için itaat etmek, ne emir verirse versin kabul edip, itaat etmek meselesini sizinle tartışmıyoruz. Yani kişi kafire hüküm koyma yetkisini verirse ve onun emrine itaat etmezse bile müşrik olur. Bizler sadece bir helali haram yaparsa bile kişinin müşrik olduğuna inanıyoruz. Hiçbir amel yapmazsa bile sadece bu düşünce kişiyi müşrik yapar. Biz ise bu meseleyi konuşmuyoruz. Bizim meselemiz; haramı helal görmeden, kâfire teşri koyma yetkisini vermeden, ona teşri konusunda itaat etmeden haramı işleme konusunda ona itaat etmektir. Bu ise şirk değil, haramdır. Siz bu iki ayrı meseleyi birbirine karıştırıyorsunuz. Şeyh (Allah ondan razı olsun) zaten eserinde itaatin ne zaman şirk, ne zaman haram olduğunu çok güzel bir şekilde açıklamıştır. Yani bu sözlerde size delil olacak bir şey yoktur.
 
İddia: Fakat diyelimki bize tarfik ışıklarında kırmızı ışık yanınca dur demiş  bizde onun bu sözüne itaat etmişiz,elbetteki bunda bir mahzur yoktur.
 
Cevap: Neden trafik ışıklarına uymak caiz oluyor? Sizin düşüncenize göre kafire helal ve haram konusunda itaat etmek şirk değil mi? Yani kafir trafikte kırmızı ışıkta durma konusunda hüküm verip, kanun koymamış mı? Trafik kanunundan haberiniz yok mu? Her ne kadar trafikte kırmızı ışıkta durmak caiz olsa bile kırmızı ışıkta durmak ile ilgili kanun koymamış mı? Yani trafikte kırmızı ışıkta duran kafire helal konusunda itaat etmiş değil midir? Siz değil miydiniz kafire helal veya haram konusunda itaat etmenin şirk olduğunu söyleyen? Niye kırmızı ışıkta durmanın caiz olduğunu söylüyorsunuz? Bu ise sizin ortaya attığınız şeylerin yanlış ve çelişkili olduğunu apaçık göstermektedir.
 
İddia: Yasin/Suresi/60.ayetin mealini gelince “Şeytana itaat etmeyin, o sizin büyük düşmanınızdır. “ (Teymullah alıntı)şeklinde bir mealde görmedim.
 
Fizil’al-il :"Ey insanoğulları, size and vermedim mi?" Şeytana tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.
 
Tefhimul Kur’an:"Ey Adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: -Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;" İtaat ile kulluk çok farklı kavramlardır.
 
Cevap: Sizin bu şekilde bir meali görmemeniz bu mealin yanlış olduğu anlamına gelmez. Siz Arapçayı bilmiyorsunuz. Ve şayet bilseydiniz, kavramların manasını tam olarak öğrenmiş olsaydınız, yapılan mealin doğru olduğunu anlamış olacaktınız.
İtaat ve kulluk kavramları bazı durumlarda aynı manaya gelebilir. Kâfirlere hüküm noktasında itaat etmek yani teşri koyma konusunda onlara itaat etmek, onlara kulluk etmektir, yoksa bunu bilmiyor musunuz?
 
 
İddia: Fahruddin Er-Razi Enam/121 tefsirinde İmam Şafi-iden şunları nakl eder.
 
Allah Teâlâ'nın, "Eğer onlara itaat ederseniz, şüphesiz ki, siz de müşrik olur çıkarsınız" buyruğu... Bu ifade de, putlar adına kurban edilen şeylerle ilgilidir. Yani, "Eğer putlar adına kesilen o hayvanların etini yemeye razı olursanız, bu, sizlerin de o putların Hanlığına (İlahlığına) razı olduğunuz manasına gelir. Bu ise, şirki gerektirir" demektir. İmam Şafiî sözüne şöyle devam eder: "Her nekadar âyetin başı, sigası itibari ile umûmî bir ifade ise de, sonunda şu üç kayıt yer aldığı için, bu umûmî ifadeden hususî mana murad edilmiş olduğunu anlıyoruz. Fahruddin Er-Razi
 
Buradan da anlaşıldığı üzere müşrikler için helal olan birşey Allah’ın dininde haram olunca buna itiatın şirk olduğu vurgulanmaktadır. Şimdi bizim dinimizde haram olan birşey kafirlerin dininde onlara göre haram olmayabilir.Onların dinlerinde bu şey  haram olmadığı için bizden buna itaat isteyebilirler lakin asl olan şey bizim dinimizin ölçüleridir.
 
Cevap: Bu âlimin sözünü de yine kendinize göre yorumluyorsunuz. Zira yukarıda Er-Razi tefsirinden naklettiğimiz söz sizin bu sözlerinizin yanlış anladığınızı gösterir. Ayetteki “itaat etmek”ten kasıt: bu şeyleri helal olduğuna inanmak konusunda yani hüküm konusunda itaattir. Yoksa müşriklere uyarak, bunu haram kabul ederek sadece yeme konusunda itaat etmek değildir.
 
Fahruddin Er-Razi En’am 121 ayetinin tefsirinde şöyle diyor;
 
“Daha sonra Allah (c.c), "(Meyteyi helal sayma hususunda) onlara itaat ederseniz, siz de müşrik olur çıkarsınız" buyurmuştur.
 
Zeccâc: "Bu ifadede, Allah'ın haram kıldıklarından birini helâl veya helât kıldıklarından birini haram kabul eden her insanın, müşrik olduğuna bir delil vardır. Çünkü Allah Teâlâ, kendisi dışında başka bir hâkim (hüküm koyan) kabul edeni müşrik saymıştır. İşte şirk budur" demiştir.” (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb 10/152)
 
 
İddia: Sizin şu sözünüze gelince “Faiz helaldir, onu helal kabul edeceksin” kardeş Allah için söyle bugünkü hayatını ve sistemini faiz üzere kuranlar bunu söylüyorlar mı? Bu nasıl bir yaklaşım böyle. Gidip onlara sorsan faiz haramdır derler.
Bunların bana bu sözü söyletmelerine gerek yoktur.Bunlar faiz haramdır dedikleri halde bütün sistemlerini faize entegre etmişlerdir.Bunlar faizi meşrulaştırmak suretiyle zaten şirkin batağına batmışlardır.Ayrıca kalkıp böyle bir cümle kurdurmalarına bakılmaz.
 
Cevap: Bu kişiler böyle söylemiyor ve faizi yiyen kimsenin onu helal kılmalarını veya helal kılma konusunda kendilerine itaat etmelerini istemiyor, sadece bu ameli işleme konusunda kendilerine itaat etmelerini istiyorlarsa, müslümanın faizi helal saymadan onlara faiz yeme hususunda itaat etmesi haramdır ve bu haram olan itaat kapsamına girer. Peki, size şöyle bir soru sorayım;
 
Bir Müslüman bir bankaya gider ve onların reklâmlarına veya faiz konusunda ki indirimlerinden dolayı faizli kredi almanın haram olduğuna inandığı halde ihtiyacından veya başka bir sebepten dolayı faizli kredi alırsa bu şirk mi işlemiş olur? Onlara hüküm konusunda itaat mi etmiş olur? Ve yine kafir bir banka müslümana kredi almasını ve düşük bir faizle kredi almasını emreder ve bu konuda kampanyalarını anlatarak dayatırsa ve müslümanda haram görerek ona faiz alma konusunda itaat ederse şirk mi işlemiş olur? Şayet bu şirkse bunu hangi alim söylemiştir?
 
 
İddia: Demişsinizki; “Faiz yemek gibi bir masiyette mahlûka itaat edip, haram olduğuna inanarak faiz yemenin şirk kapsamına girdiğini iddia ediyorsunuz. “ Ben öyle birşey demedim.
 
Cevap: “Müslüman için helal veya haram kapsamında olan misalen Faiz yemek gibi bir meselede mahlûka itaat edip Faiz yemesi şirk kapsamına girer.” Bu söz size ait değil mi? Yoksa yazdığınız şeylerin farkında değil misiniz?
 
Bu söz size aittir. Ve bu sözün yanlış olduğunu yukarıda açıkladık.
 
İddia: Dinimizce haram olan bir şeyi helal kıldıklarından dolayı veya yapılmasını meşru gördüklerinden dolayı veya yasakladıklarından dolayı şirke düşmüşlerdir dolayısıyla bizim için mesele her ne kadar haram hükmünde ise bu noktada onlara itaat ettiğimiz için şirke düşmüş oluruz demiştim.
 
Cevap: Bu düşünceniz eksik ve yanlıştır. Zira haramı helalleştirmeden kafire sadece onu işleme konusunda itaat eden kimse haramı helal kabul etmiş sayılmaz. İşte siz bu ince noktayı karıştırıyorsunuz. Yani eğer ameli yapmak onu helal kabul etmek, helal olduğuna itaat etmek manasında ise kişi bunu yaptığında şirk işlemiş olur. Fakat ameli yapmak helalleştirme manasına gelmiyorsa sadece ameli işleme konusunda itaat sayılıyorsa bu şirk olan itaat değildir. Kişiye duruma hüküm verilir. Şayet kafirlere teşri koyma yetkisini vermiş sayılırsa bu durumda müşrik olur. Fakat teşri yetkisini vermiş sayılmıyor, sadece ameli işleme konusunda itaat etmiş sayılıyorsa bu haram olur.
 
Kâfirlerin koyduğu kanunlar da böyledir. Vergi kanunu, trafik kanunu, kılık kıyafet kanunu gibi. Şayet kişi bu kanunlara itaat ettiğinde teşri koyma yetkisini onlara vermiş sayılıyorsa o zaman bu şirk olur. Fakat bu teşri yetkisini onlara vermek sayılmıyorsa bu durumlarda itaat durumuna göre hüküm alır. Vergi ödeyen kimse onlara teşri yetkisini vermiş sayılmıyor, sadece amel konusunda onlara itaat etmiş sayılıyorsa bu haram olur. Ve durumuna göre kişiye hüküm verilir.
 
Siz kişiye teşri koyma yetkisini vermek, bu konuda ona itaat etmekle, kişiye haram olan bir ameli işleme konusunda itaati karıştırıyorsunuz. Bu iki durum arasında ki farkı anlarsanız söylediğimiz şeylerin doğru olduğunu da anlamış olursunuz. 

Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sitemiz üzerinden erişilebilen şeylerde Allah'ın razı olmadığı şeyler varsa, bunları reddediyoruz.