HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 25 Nisan 2024, 11:55:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 ... 6   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: UmRe  (Okunma Sayısı 80257 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Fahrun Nisa
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 124


« : 20 Şubat 2013, 13:42:30 »

Selam olsun tüm müslümanlara..Müslüman erkek umreye gitmek istiyor..musluman olmayan yasli anneside bende seninle umreye gitmek istiyorum diyor..Anne oglunun akidesini bilmiyor.bu arada muslumanin nasil bir tavir sergilemesi gerekir..anneye davet ve teklif yok  (olamazda).anne kendisi arzuluyor ogluyla gitmeyi..oglu ben seni götüremem derse kendisini desifre etmesi gibi bir sorun cikabilir..kisaca müslüman olmayan birisiyle hac veya umre yolculugu müslümani baglarmi..insaAllah anlasilmistir sorum acil cevap bekliyoruz tesekkür ederim.
Kayıtlı
Melih Saygın
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 68


« Yanıtla #1 : 26 Şubat 2013, 01:45:10 »

Selam olsun tüm müslümanlara..Müslüman erkek umreye gitmek istiyor..musluman olmayan yasli anneside bende seninle umreye gitmek istiyorum diyor..Anne oglunun akidesini bilmiyor.bu arada muslumanin nasil bir tavir sergilemesi gerekir..anneye davet ve teklif yok  (olamazda).anne kendisi arzuluyor ogluyla gitmeyi..oglu ben seni götüremem derse kendisini desifre etmesi gibi bir sorun cikabilir..kisaca müslüman olmayan birisiyle hac veya umre yolculugu müslümani baglarmi..insaAllah anlasilmistir sorum acil cevap bekliyoruz tesekkür ederim.





Cevap )
Bir müslüman için aslolan  Anne babasının hak üzre olması, küfürden şirkten onu vazgeçirmek için güzel bir şekilde uğraşı vermesi ve devamlı Allah-u teâlâ'dan onlar için hidayet dilemesidir.Geçerli sebeb olması dışında sırf dünyalık menfaati zedelenmesin diye bunu terk eden kimselerin durumu, nifağın ve küfrün habercisidir.Bir müslüman bu haldeki müşrik annesini hac'ca götürebilir,hatta şu ibadetleri yapki onlardan dolayı sorumlu olma, bari azabın hafiflesin diyerek ibadetleri yapması için teşvik bile edebilir Önemli olan müslüman muamelesi görülecek şekilde olmamasıdır. Bunu Ona müslüman olmadığını hissettirerek  kolayca halledebilir. Hac'ca gitmen senin için hidayet bulmana ve gerçek hidayeti görmene vesile olur v.b ona müslüman muamelesi yapma izlenimi vermeden halledilir.

Müşriklerin yaptıkları hac, ahirette mükafat görmeleri yönünden kabul değildir. Zira onların dünyada yaptıkları ameller, şirk koştukları için ahirette boşa gitmiştir. Yani; onların cennete girmelerini sağlayacak ameller olarak değerlendirilmeyecektir. Ancak bu kimseler dünyada Allah (c.c)’ın bu konulardaki emirlerine itaat ederek boyun eğdikleri ve bu amelleri yerine getirdikleri için ahirette azapları hafifleyecektir. Bu ise, amelin mükafatı değil, kötü amel işlememenin azaptaki derecesidir. Çünkü bütün kafirlerin azabı aynı olmayacaktır.
Dolayısıyla kafir de olsa bile, bir kimse hacca gidiyorsaona: “Bu hac senin için inşeAllah faydalı olur, İslamına vesile olur”  Çünkü bütün bunları yapmada asıl istenen gaye, böyle hayırlı bir amele yönelen insanı daha çok hayra çekmek, ona İslam’ın güzelliklerini göstererek İslam ahkamını uygun şekilde sunmaktır.

Allah (c.c)’ın emrettiği farzları yerine getiren, haramlardan sakınan müşriklerin böyle yapmaları sebebiyle azaplarının hafifleyeceği konusunda aksi bir görüş söyleyen hiçbir alim yoktur. Bu konudaki en açık delil cehennemin tabaka tabaka oluşudur. Zira cehennem yedi tabakadır. Cehennemin en üst tabakası azabın en hafif olduğu tabakadır ki burası Müslümanlardan günahkar olanlar içindir. Bu tabakadaki Müslümanlar, günahlarının cezasını çektikten sonra cennete girerler. İşte cehennemin bu tabakasında, cennete girmedik hiçbir Müslüman kalmayacaktır. Cehennemin diğer tabakaları ise; kafirler, müşrikler, münafıklar, mürtedler içindir. Cehennemin en alt tabakası, ki bu derkil esfeldir, burada münafıklar ve mürtedler yer alacaktır. Ve azabın en şiddetli olduğu tabaka burasıdır. O halde cehennemin bu şekilde tabakalardan müteşekkil olması, her tabakadaki insanların azabının farklı olacağını göstermektedir. Dolayısıyla Allah (c.c)’a ibadet eden kafirle, ibadet etmeyen kafirin azabı bir olmayacaktır. Ya da bulunduğu tabaka aynı olmayacaktır.
Şu mutlaka bilinmesi gerekir ki: Kafir kimse ne kadar iyi amel işlerse işlesin, ne kadar farzları yerine getirirse getirsin, ne kadar haramlardan ve kötülüklerden uzak durursa dursun bu yaptıkları amelleri sebebiyle, şirkini terk edip İslam’a girmediği sürece ve o hal üzere öldüğü takdirde dünyada yaptığı bu ameller boşa gitmiştir, yani ahirette cennete gitmesi konusunda boşa gitmiştir. Zira kafir kimse, bu amelleri cennete gitmeyi umut ederek işlemektedir.
Oysa Allah (c.c) bu konuyla ilgili olarak şöyle buyuruyor:
“Kafirlerin yaptıkları yararlı işler, fırtınalı bir günde rüzgarın savunduğu küller gibidir. Ahirette bu yaptıklarının hiçbir faydası yoktur.” (İbrahim: 18)
“De ki: Size en çok zarara uğrayan kimseleri haber verelim mi? İşte onlar dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, yaptıkları boşa gidenlerdir. İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkar eden, bu yüzden amelleri boşa gidenlerdir. Onlar için kıyamet gününde hiçbir terazi tutmayız.” (Kehf: 103-105)
“Kafirlerin iyi işleri, engin çöllerdeki görünen seraba benzer. Susayan kimse onu uzaktan su sanır. Ama, yanına varınca, umduğunu bulamaz.” (Nur: 39)
Bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere kafir kimselere, ne kadar iyi amel yaparlarsa yapsın, şirklerinden dönmedikleri ve o hal üzere öldükleri halde ateşten bir pay vardır. Fakat ateşten olacak bu payları işledikleri amellerin derecesine göre olacaktır.
 
Kayıtlı
Kelimetül İhlas
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 54


« Yanıtla #2 : 26 Şubat 2013, 10:28:56 »

Allah ilminizi artırsın ayaklarınızı sabit kılsın.(Amin)
Kayıtlı
Fahrun Nisa
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 124


« Yanıtla #3 : 26 Şubat 2013, 17:13:00 »

eL Mumin-Kullarina emniyet veren,kendisinin ve peygamber´lerinin dogrulugunu ortaya koyan kullarina yaptigi vadinde SADIK olan..size ve tüm müslümanlara son nefeslerine kadar Mumin ismini tecelli eylesin..tesekkür ederim cevap icin..
Kayıtlı
Ebu/Ammar
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 39


« Yanıtla #4 : 28 Şubat 2013, 12:11:23 »

Müslümanlara selam olsun
Kur’ân-ı Kerim Mescid-i Haram’a kimlerin giremeyeceğini şu âyetle hükme bağlar: “Ey iman edenler! Müşrikler pislikten ibarettirler. Bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescid-i Harama yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Muhakkak Allah Alîm’dir (Bilendir), Hakîm’dir.”   Tevbe:28

Bu âyet müşriklerin, yani putperestlerin, yâni puta tapanların, yani kâfirlerin Mescid-i Haram’a girmesini yasaklamıştır. Gerek ziyaret etmek, gerek teknik hizmet vermek, gerekse hangi nedenle olursa olsun, münkirlerin ve kâfirlerin Harem-i Şerif’e, yani Kâbe’ye sokulması ve girdirilmesi haram bulunmaktadır. Kâbe’nin emniyet ve güvenliğinin sağlanması Müslüman’ların en tabiî vazifeleridir. Kalpleri ısınması için ayet ile sakındırılmamış meseleler denenmesi caizdir. Lakin burada Müslümanın bizzat elleri ile onu götürmesi ve ( her ne kadar müşriğin ibadetinin kabul edilmeyeceğini biliyorsa ve bu izlenimi vermiyorsa) ayet ile sakındırılmış olması onun bu hareketi yapmasına engeldir ve aksi bir delili olamaz. Örneğin namaz,zekat,oruc gibi ibadetlerde yada sadaka veren müşriğe engel olunmasına dair bir delil yoktur ve müslüman  onlardan yararlanabilir .  
Kayıtlı
Kelimetut Tevhid
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4


« Yanıtla #5 : 28 Şubat 2013, 16:08:00 »

Hidayete tabii olanlara selam olsun ..

“Ey iman edenler! Müşrikler pislikten ibarettirler. Bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescid-i Harama yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Muhakkak Allah Alîm’dir (Bilendir), Hakîm’dir.”   Tevbe:28

 Bu âyetin nüzulü hicretin dokuzuncu senesindedir. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem
Ebu Bekr R.a müslümanlara hac ibadetlerini yaptırması için hac emiri olarak gönderdi. Müşrikler eskiden olduğu gibi haclarını yapmaktaydılar. Sonra Ali b. Ebi Talib R.a  çağırdı ve ona şöyle dedi:
"Berae suresinin baş tarafından işte şu kısmı götür ve insanların içinde kurban gününde, Mina'da Ali b. Ebi Talip R.a  kalktı ve insanlar içerisinde Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in ona emrettiği ayetleri ilan etti ve şöyle dedi:
"Ey insanlar! Bilmiş olunuz ki, cennete hiçbir kafir giremez. Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccedemez. Beyt çıplak olarak tavaf edilemeyecek. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in katında kendisi için bir ahid (andlaşma) bulunan kimsenin o ahdi bitimine kadar geçerlidir."(İslamın haraket metodu 4. cüz )
  
Zira '' Müşrikler pisliktir..'' onların dinleri , kalpleri inançları muradrdır . artık mescid-i harama yaklaşmasınlar ..
Bu ayetler nazil olduğunda , kabe müslümanların kontrolü altına girmişti acak günümüzde böğle değil şu halde :1-Müslümanlar kendilerine Allah c.c sadece islamdan razı olcağı din tamamlanmışken her zaman ve mekanda Allah c.c  emir ve  yasaklarına muhattapken müslümanlar, karşılaştığı  bu ve buna benzer olaylarda, islamın  hareket  metodu, merhale mi demeliyiz yada gücümüz nispetindemi ayetleri prattik hayata dökmeliyiz.  .. yani bu ayetlei nasıl anlamalıyız?
2-  ; müslüman bir bayan kafir anne babası ile umreye gidebilirmi?

  Allah'ın selamı kendisine hakkıyla iman eden muvahhidlerin  üzerine olsun ...                                                                                                                                                                                                                                .                                                                                                                                                                                                                                    



Kayıtlı
Melih Saygın
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 68


« Yanıtla #6 : 01 Mart 2013, 02:38:09 »


 Cevap )
Rasulullah s.a.v zamanında  müşrikler İslam devletinde kabe'yi hac ediyorlardı Rasulullah s.a.v yasaklamıyordu sonra yasak geldi. İslam devleti güçlenince men edildiler. Bu durum nasih mensuh değil merhaleli bir durumdur.  Müslümanlar oraya hakim olunca uygulanır ve son merhaledir. Şimdi mekke Rasulullah s.a.v'in ilk geldiği duruma döndü, yukarıdaki konudaki cevap götürme gayesi ve durum değişikliğine göre verilmiştir. Mekke'ye gerçek islam hakim olduğunda bu hüküm uygulanır ve kendini müslüman sayan müşrikten  ne cizye alınır ne eman verilir nede hac yapmasına müsade edilir..
Kayıtlı
NaKruF
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8


« Yanıtla #7 : 01 Mart 2013, 16:19:17 »

Hidayete tabi olanlara selam ederim.
 Burada Ammar kardeşin söylemek istediği çok farklı. Her hangi bir baskı olmaksızın, müşrik olan  aile yada bir akrabayı bizzat kendi arzusu ile umre yada haca götürmesidir.İslamın  hakim olmadığı bir dönem olduğu aşikardır. Elbete ki güç müslümanların elinde olunca durumlar değişir.İslamın emir ve yasakları güç  müslümanların elinde olunca bire bir uygulanır.ama  kişilerin ferdi olarak yapma ve yapmama seçenekleri oldduğu halde kuran ve sünnet  emrine  muhalif olması çok düşündürüzü  bir durum değilmidir?
Kayıtlı
Kelimetut Tevhid
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4


« Yanıtla #8 : 02 Mart 2013, 14:36:26 »

anladım melih saygın Allah razı olsun.. Rabbim ilminizi arttırsın ...
Kayıtlı
Melih Saygın
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 68


« Yanıtla #9 : 04 Mart 2013, 02:06:15 »

Hidayete tabi olanlara selam ederim.
 Burada Ammar kardeşin söylemek istediği çok farklı. Her hangi bir baskı olmaksızın, müşrik olan  aile yada bir akrabayı bizzat kendi arzusu ile umre yada haca götürmesidir.İslamın  hakim olmadığı bir dönem olduğu aşikardır. Elbete ki güç müslümanların elinde olunca durumlar değişir.İslamın emir ve yasakları güç  müslümanların elinde olunca bire bir uygulanır.ama  kişilerin ferdi olarak yapma ve yapmama seçenekleri oldduğu halde kuran ve sünnet  emrine  muhalif olması çok düşündürüzü  bir durum değilmidir?


Cevap )
Bu meseleye itirazdan önce meseleyi iyi anlamak gerekir. Müşrik olan anne babayı hac'ca götüren bir kimse Allah-u teâlânın emrine muhalefet etmiş değildir.Çünkü bu emir ferdi bir hüküm değil oraya hakim olan İslam devleti'ne  yönelik merhaleli bir hükümdür. Bu anne ve baba diğer müşrikler gibi orada bir takım şirkler ve cahiliyye müşrikleri gibi hac yapmayacak  Allah'ın c.c gösterdiği şekilde hac yada umre yapacaktı,ve bu şekilde olan anne ve baba götürülür.Önemli olan orada şirk işlemeyecek .  Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et. Müşriklerden yüz çevir. hicr 94  Bu ayet Gizli tebliğ'den açık tebliğ'e geçilme emri için inmiştir, Günümüzde tekrar küfür hakim olduğundan ve merhale gereği bazı yerlerde eski hükümle gizli tebliğ ediliyor ise hicr 94 ayetine muhalet ediliyor denebilirmi..
Kayıtlı
ilimtalebesi
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 30


« Yanıtla #10 : 06 Mart 2013, 04:06:32 »


 Cevap )
Rasulullah s.a.v zamanında  müşrikler İslam devletinde kabe'yi hac ediyorlardı Rasulullah s.a.v yasaklamıyordu sonra yasak geldi. İslam devleti güçlenince men edildiler. Bu durum nasih mensuh değil merhaleli bir durumdur.  Müslümanlar oraya hakim olunca uygulanır ve son merhaledir. Şimdi mekke Rasulullah s.a.v'in ilk geldiği duruma döndü, yukarıdaki konudaki cevap götürme gayesi ve durum değişikliğine göre verilmiştir. Mekke'ye gerçek islam hakim olduğunda bu hüküm uygulanır ve kendini müslüman sayan müşrikten  ne cizye alınır ne eman verilir nede hac yapmasına müsade edilir..

Anladığım kadarıyla şunu diyorsunuz, Müşriklerin mescidi harama girme yasağı şu an için geçerli olmaz. O yüzden günümüzde müşrikleri Mekke'ye götüren bir kişi günah işlemiş olmaz. Şimdi bu noktada -bizim nezdimizde konu açık olmakla beraber okuyucular nezdinde meselenin anlaşılması açısından- birkaç sorum olacak:

1- "Müşrikler ancak bir pisliktir. O yüzden bu seneden sonra artık Mescidi Harama yaklaşmasınlar" (Tevbe: 29) ayeti açıktır. O yüzden tafsilatında ihtilaf olmakla beraber alimler, müşriklerin Mescidi harama girmeyeceği noktasında ittifak etmişlerdir. Bu açık hükümleri nasıl yorumluyorsunuz? Açık bir hükmün günümüzde şu veya bu sebeble uygulanamayacağını iddia etmek aynı demokratların yaptığı gibi Allahın hükmüne muhalif bir teşri koyma manasına gelmez mi?

2- Farzedelim ki meselede kapalılık var. Kapalı meselelerde nasslardan hüküm çıkartmak yani içtihad etmek, ehlince malum olduğu üzere senin benim gibi cahillerin değil, müçtehid alimlerin işidir. Öyleyse, Sizden önce meseleyi bu şekilde açıklayan müçtehid bir alim var mıdır? Burada hiç kimse müçtehid olmadığına göre mutlaka fıkhi bir meseledeki görüşümüzü bir müçtehide dayandırmamız gerekiyor. Kısacası bu görüşüzün bir selefi, öncesi var mı?

3- Şu merhale meselesini biraz daha açar mısınız? Sizin nezdinizde buna dair verebileceğiniz başka misaller var mı ?
Kayıtlı
ilimtalebesi
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 30


« Yanıtla #11 : 08 Mart 2013, 02:27:08 »

Eğer bu sorulara vereceğiniz bir cevab yoksa o zaman kafirlerin Mescidi Harama götürülebileceği yönündeki iddianızın batıl olduğunu hatta Allahın hükmüne muhalif bir teşri olduğunu itiraf etmeniz gerekiyor. Zaten şu soru da soruya verilen cevab da batıl üzerine kuruludur. Kafirlere karşı dinini izhar etmeyenlerin, açığa vurmayanların en hafif durumu onlara müdahene (yaltaklık) yapmaktır, çoğu ise akidelerini gizleme adına bizzat küfür olan velanın içine düşüyorlar. Müslüman olduğunu iddia eden insanlar bu zilletten kurtulmayı düşünecekleri yerde mevcut zillet pozisyonlarını muhafaza edip yaptıkları amellere meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar. Bu durumda olan birisi kafirleri umreye de götürür, beraber namaz da kılar vs. Allah hidayet etsin. Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.
Kayıtlı
Melih Saygın
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 68


« Yanıtla #12 : 08 Mart 2013, 17:16:02 »

Eğer bu sorulara vereceğiniz bir cevab yoksa o zaman kafirlerin Mescidi Harama götürülebileceği yönündeki iddianızın batıl olduğunu hatta Allahın hükmüne muhalif bir teşri olduğunu itiraf etmeniz gerekiyor. Zaten şu soru da soruya verilen cevab da batıl üzerine kuruludur. Kafirlere karşı dinini izhar etmeyenlerin, açığa vurmayanların en hafif durumu onlara müdahene (yaltaklık) yapmaktır, çoğu ise akidelerini gizleme adına bizzat küfür olan velanın içine düşüyorlar. Müslüman olduğunu iddia eden insanlar bu zilletten kurtulmayı düşünecekleri yerde mevcut zillet pozisyonlarını muhafaza edip yaptıkları amellere meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar. Bu durumda olan birisi kafirleri umreye de götürür, beraber namaz da kılar vs. Allah hidayet etsin. Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.


Cevap )
Yukarda aklın almadığı, meseleyi kavrayamadığın ve deliller ile anlattığımız halde seviye olarak anlamadığın bu konuda Allah'ın hükmünün tersine teşri yapıyorsunuz demen ve Hak yayınları ve Davetulhaq sitesi olarak  apaçık Tevhid'i,Şirki,küfrü anlattığımız halde bize yakışmayan şeylerle itham etmen senin cehaletinin alametidir.Ama buna rağmen  belki yinede anlamazsın ama genel olarak bu durumu daha geniş olarak başkalarıda anlasın diye İnşeAllah açıklayacağız. Ama öncelikli olarak  bu ayetin merhalesini ve hükümlerini ve günümüz her şartında hükmü geçerli ve uygulanırmı onu bize açıkla bakalım.Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et. Müşriklerden yüz çevir. hicr 94
Kayıtlı
ilimtalebesi
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 30


« Yanıtla #13 : 08 Mart 2013, 19:00:48 »

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla,

Ben sizin ne kasdettiğinizi Allahın izniyle çok iyi anladım. Zaten anladığımdan dolayı itiraz ediyorum. Çünkü tamamen batıl bir usule dayanıyor. Allahu Teala “Bugün dininizi kemale erdirdim” (Maide: 3) buyurmaktadır. O yüzden Allah Rasulu vefat ettiği zaman haram helal neyse şu anda da odur. Her kim o gün haram olan bir şeyin helal olduğunu veya helal olan bir şeyin haram olduğunu iddia ederse yeni bir şeriat ihdas etmiş olur ki bunun küfür olduğu açıktır. İslam fıkhında “merhale, aşama, gizli dönem, açık dönem vs” şeklinde kavramlar yoktur. Hiçbir geçmiş alimin eserinde böyle kavramlara raslayamazsınız. Bunlar yerine göre doğru anlamda kullanılan, yerine göre de içi batılla doldurulan kavramlardır. Fıkıhta var olan kaide ise herkesin Allahın emirlerini gücü yettiği oranda yerine getirmesidir. Allah Rasulu (sav) sahihte rivayet edilen hadiste “Benim emirlerimi gücünüz oranında yerine getirin” buyurmaktadır. Zaten Bakara suresinin son ayetlerinde “Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez” buyurulmaktadır.

Mekke döneminde nazil olan ve kafirlerden güzellikle yüz çevirin, onlara karşı sabredin vb ayetler alimlerin birçoğuna göre kıtal ayeti olan “Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün” (Tevbe: 5) ayetiyle neshedilmiştir. Bazı alimler ise Mekke dönemine benzer şartlar altında yaşayan yani mustazaf, çaresiz durumda olan Müslümanların tıpkı Mekki ayetlerdeki gibi sabredeceğini, fakat ellerine güç geçtiğinde cihad ayetlerini uygulamaya koyacaklarını söylerler. İbn Teymiye (rh.a) Sarim’ul Meslul adlı eserinde buna değinmiştir. Cihadın ne zaman farzı ayn, ne zaman farzı kifaye olacağı hepsi bellidir. Düşmanla karşılaşan bir topluluğun savaşmasının ne zaman farz olacağı, kaçmasının ne zaman caiz olacağı da aynı şekilde bellidir. Enfal suresinde şöyle buyrulmaktadır:

65. Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
66. Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle (onlardan) ikibin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.


Son hüküm , Müslümanlar, kendilerinin iki katından fazla bir kafirle karşılaşırsa savaş meydanını terk edebilir şeklindedir. (Mesela 100 mümin, 200’den fazla karşılaşırsa savaştan geri dönebilir.) Bunun tafsilatlı hükümleri fıkıh ve tefsir kitaplarındadır. Bu mesele güçle alakalı olup bunun merhaleyle vs ile alakası yoktur. Her kim Müslümanlar, kafirleri püskürtebilecek bir güçte olduğu halde böyle batıl bir usulden dolayı cihadın yine de farz olmayacağını iddia ederse bu iddia şeriatı iptal manasına gelir. Bu tip şeyleri günümüzde islamda reform taleb eden modernist birtakım yazarlar ileri sürerler. Mesela Nisa suresinde 15-16. Ayetlerde zina edenlere hapis ve eziyet vermeyi emreden ayet alimlerin birçoğuna göre Nur suresi 2. Ayetle neshedilmiş ve bu surette zina eden  bekarlara celde (100 deynek) cezası sabit olmuştur. Fakat modernistler aslında bu ayetin neshedilmediğini, 100 deynek cezası uygulanamayacak olan durumlarda nisa suresinde geçen hapis cezasının uygulanacağını ileri sürerler. Bu surette İslamı günümüz sistemine uyarlamaya çalışırlar. Bu ise şeriatı tebdil ve tağyir yani değiştirme manasına gelir ki bunun da küfür olduğu açıktır.

Sizin hac meselesi vb mevzulardaki iddialarınızın da bundan pek bir farkı yoktur. Zira müşriklerin mescidi harama sokulmayacakları kati bir hükümdür ve insanlar güçleri nisbetinde bunu uygulamakla mükelleftir. Bizim elbetteki şu an bütün müşrikleri Mekkeden çıkartma imkanımız yoktur. Ancak bir müşriği Mekke’ye götürmeme, buna aracılık etmeme imkanımız vardır. Şu an en azından bunu uygulamakla mükellefiz. Fıkıhta malum olduğu üzere bir şeyin bir kısmının yapılamaması, o amelin tamamen terk edilmesini gerektirmez. “Kolay olan, zor sebebiyle kalkmaz.” Bu da fıkhı bir kaidedir. Fakihler bunu, bahsettiğimiz “Benim emirlerimi gücünüz oranında yerine getirin” hadisinden çıkarmışlardır. Suyutî el-Eşbah ve'n-nezâir'de şöyle demiştir: İbnu's-Subkî: Bu, Rasulullah'ın (s.a.v.), "Emrettiğimi gücünüzün yettiği oranda yapın" sözünden çıkarılmış kaidelerin en meşhurlarındandır, demiştir.

Bunun mânâsı şudur: Mükellef, bir kısmını yapmak kendisi için kolay ve mümkün olduğu halde, emredilenin tamamını yapmak mümkün olmayan veya zor olan bir halde olabilir. Bu haldeyken kolay olan kısmını yapması gerekir. Gerekli olanın bir kısmının mümkün olmaması veya zor olması, isteğin tamamen düşmesine veya mükellef olmamasına sebep olmaz. Mesela, Fakir akrabasının rızkının bir kısmını temin edebilen kimsenin bunu yapması gerekir. Kötülüğü biraz değiştirebilen veya hafifletebilen kimsenin de bunu yapması gerekir. Uygulamada bunun örnekleri çoktur.

Bu kaideye ve onun uygulamasına, Buharî'nin İmran b. Husayn'dan rivayet ettiği şu hadis delil gösterilir: "Benim basurum vardı. Rasulullah'a (s.a.v.) nasıl namaz kılacağımı sordum. O da:
- Ayakta namaz kıl. Beceremezsen, oturarak, onu da beceremezsen, yanın üzerine yatarak namaz kıl, buyurdu. (Bu meselenin daha tafsilatlı açıklaması için sözkonusu hadisin şerhlerine bakılabilir. "Emrettiğimi gücünüzün yettiği oranda yapın" Buharî, İ'tisam, no: 6777; Muslim, Fezâil, 1337. Ayrıca Nevevi’nin 40 hadis adlı eserinde 9. hadisin izahına bkz.)

Bu mesele geniş bir mevzu olup, şimdilik bu kadarlık bir açıklama aklı olana kafidir inşAllah. Size sorduğum “Sizden önce bunu söyleyen bir alim var mı” sorusu üzerinde bile düşünseniz Allahu a’lem yeterli olur.

“Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak "Bu helâldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl: 116)




Kayıtlı
Melih Saygın
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 68


« Yanıtla #14 : 09 Mart 2013, 03:36:36 »


Allah-u teâlâ'ya hamd, Rasulüne,s.a.v onun ashabına r.a ve kıyamete kadar onların yoluna tabi olanlara salat ve selam olsun.

                                                                             Cehalet ile ilim arasında çok fark vardır.



Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 ... 6   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sitemiz üzerinden erişilebilen şeylerde Allah'ın razı olmadığı şeyler varsa, bunları reddediyoruz.