|
Bu bölümde,
müslümanlar tarafından Muhammed b.
Abdu'l Vehhab'ın çocuklarına yöneltilen
bazı sorularla, bunların cevaplarına yer
verilecektir.
Soru:
İslam Dinine girip dinini sevdiği halde
müşriklere karşı düşmanlık göstermeyen
veya düşmanlık gösterdiği halde onları
tekfir etmeyen ya da "Ben müslümanım;
ancak "La ilahe illallah"
diyenleri tekfir edemem. Belki adam
işlediği amelin şirk olduğunu
bilmiyordur diyen ya da "Ben türbelerin
fayda ve zarar vermediklerini biliyorum;
ama bunların fayda ve zarar verdiğine
inanan kimseler hakkında birşey
söyleyemem" diyen kişiye ne hüküm
verirsiniz?
Cevap: Bir kimsenin müslüman
olabilmesi için tevhid inancını bilerek
İslam dinini kabul etmesi, gereğiyle
amel etmesi,
Rasulullah'ın
(s.a.v.) haber verdiği şeyleri
doğrulayıp getirdiklerine iman etmesi,
emir ve nehiylerinde ona itaat etmesi
gerekir. "Ben, müşriklere karşı
düşmanlık besleyemem", "Düşmanlık
beslerim, ama onları tekfir edemem",
"Şirke ve küfre de girseler, Allah'ın
dinine düşmanlık da etseler; "La
ilahe illallah" dedikleri için
onlara dil uzatamam, bunlar haklarında
birşey söyleyemem" ya da 'Türbeler
hakkında herhangi bir şey söylemem
mümkün değildir" diyen bir kimse,
kesinlikle müslüman değildir ve bu
haliyle olamaz da.
Bu kişinin
hali şu ayette yer alan kimselerin
durumuna benzer:
"...Allah ile rasullerini birbirinden
ayırıp:
"Bir kısmına inanır, bir kısmına
inanmayız" diyenler ve ikisi (iman ile
küfür) arasında bir yol tutmak
isteyenler yok mu; işte bunlar gerçekten
kafir olanlardır. Biz kafirlere
alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır."
(Nisa:
4/150-151)
Yüce Allah müşriklere düşmanlık
göstermeyi vacip kılmış, onlarla bağlan
kesmeyi ve onları tekfir etmeyi
emretmistir.
Allah (c.c.)
şöyle buyuruyor:
"...Sizden kim onları dost edinirse, o
da onlardandır. Şüphesiz ki Allah,
zalimler topluluğuna yol göstermez."
(Maide: 5/51)
"Allah'a ve Ahiret Gününe inanan bir
toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri
yahut akrabaları olsalar bile Allah'a ve
Rasulü'ne düşman olanlara dostluk
gösterdiğini göremezsin..."
(Mücadele:
58/22)
"Ey iman
edenler! Benim de düşmanım sizin de
düşmanınız olanları dost edinmeyin.
Onlar size gelen gerçeği inkar etmişken,
onlara sevgi gösteriyorsunuz. Oysa onlar
Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan
dolayı, Peygamberi ve sizi yurdunuzdan
çıkarıyorlar..."
(Mümtahine: 60/1)
Soru: Muvalat (dostluk) ve muadat
(düşmanlık) "La ilahe illah"ın
manasından ya da gereklerinden midir? Bu
konu hakkında ne dersiniz?
Cevap:
Bir müslümanm, müşriklere düşmanlık
beslemenin farz olduğunu, onlarla
dostluk kurulmaması gerektiğini bilmesi
yeterlidir. Zira Allah (c.c.), ancak
mü'minlere dostluk göstermeyi emrederek,
bunun imanın şartlarından olduğunu haber
vermiştir. En yakın akrabaları, hatta
babalan, kardeşleri, oğullan ve yakın
akrabaları da olsalar Allah ve Rasulüyle
savaşan ve onlara düşmanlık besleyenleri
dost edinenlerin ise iman etmiş
olmayacaklarını bildirmiştir.
Bu gerçeğin
"La ilahe illallah" kelimesinin
manasından ya da şartlarından olup
olmamasına gelince; Allah (c.c.), bizi
böyle bir şeyi araştırmakla sorumlu
tutmamıştır. Bize vacip olan, müşriklere
düşmanlık göstermenin farz olduğunu
bilip buna göre amel etmemizdir. Kim de
bunun, "La ilahe illallah"
kelimesinin manasının gereği olduğunu
bilir ve kabul ederse, bu onun için
fazlasıyla bir hayırdır. Ancak hiç kimse
bunu ille de bu şekilde bilmekle sorumlu
değildir. Eğer bu konudaki tartışma
mü'minleri bölecek bir noktaya gelirse,
bu konuda konuşmayıp susmaları daha
uygundur. Allah yolunda cihad edip
müşriklere karşı düşmanlık göstererek
imanlarının gereğini yaptıkları takdirde
bu ihtilaf onlara zarar vermez. Buradaki
ihtilaf teorik bir ihtilaftır. En
iyisini ancak Allah bilir
|