SAYGI ŞİRKİ (OKUL ASKERLİK BAYRAM TÖREN...)
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Ağustos 2022, 23:01:55


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 ... 9 10 [11]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: SAYGI ŞİRKİ (OKUL ASKERLİK BAYRAM TÖREN...)  (Okunma Sayısı 87617 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
alisvs
Ziyaretçi
« Yanıtla #150 : 01 Şubat 2012, 18:56:27 »

bak said EL BENNAYI KAFİRE SAYGI GÖSTERDİĞİ İÇİNMİ TEKFR EDYORSUN.
Kayıtlı
alisvs
Ziyaretçi
« Yanıtla #151 : 01 Şubat 2012, 19:34:57 »

Çünkü bu cemaat, devletin güvenliğine hizmet etmekte ve halkın ıslahında büyük rolü oynamaktaydı." 

arkadaş baktım öncekinede baktım sen buralardan ne küfürü çıkardın onu yaz buraya başka örneklere geçme bu yazdığın örnek ve bir önceki neden küfür onu yaz buraya delilleriyle burdaki küfür nedir.
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 119


« Yanıtla #152 : 01 Şubat 2012, 20:01:30 »

Alıntı
Çünkü bu cemaat, devletin güvenliğine hizmet etmekte ve halkın ıslahında büyük rolü oynamaktaydı.

Hasan el-Benna bu sözüyle; cemaatinin, taguti sistemin (ki Mısır, el-Benna'nın zamanında taguti bir devletti ve hâla öyle) güvenliği için hizmet ettiğini söylüyor. Bu söz kapalı bir söz müdür ki, sen bu sözün ne manaya geldiğini soruyorsun? Ya anlamadığından soruyorsun (ki anlamıyorsan ciddi anlayış bozukluğu var sende) yada yalandan anlamamazlığa veriyorsun. İkisi de tehlikeli.

Hasan el-Benna'nın Mısır devletinin güvenliği için çalıştığını söylemesi apaçık küfürdür.
Kayıtlı
alisvs
Ziyaretçi
« Yanıtla #153 : 01 Şubat 2012, 20:16:11 »

İSLAMİ BİR DEVLETTEN BAHSEDİYOR BURDA.

TEVHDCİ
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 119


« Yanıtla #154 : 01 Şubat 2012, 20:27:48 »

Tahmin ediyordum böyle bir şey söyleyeceğini. Baktın çıkış yolu kalmadı böyle bir tevile gidiyorsun. Ama yazının tamamına baktığımızda hiçte senin söylediğin gibi bir mana asla çıkmıyor. Aksine benim anlattığım gibi olduğu aşikâr. Biz seni çözükte, buraya gelip okuyanlar bilgilensin diye yazıyorum.

Şeyh Ziyaeddin el-Kudsi, İhvan Cemaati'nin ikinci lideri olan Hasan İsmail Hudeybi’nin yazdığı "Duatun La Kuda" kitabına reddiye olarak yazdığı Cahiliyyenin Hükmünü mü İstiyorlar kitabının 232. sayfasının dip notunda, Hasan el-Benna'dan şunları naklediyor:


"İsmailiye’de cemaatin ilk kurulduğu zamanlarda, kralın yakınlarından bazı kimseler, benim krala karşı çalıştığımı ve krala sövdüğümü ihbar etmişler. Yapılan araştırmalar ithamların doğru olmadığını ortaya çıkardı. Bilakis, araştırmalarda El Benna’ nın, talebelerine kralı övdüğü, onun iyiliğini gösteren dersler verdiği ortaya çıktı. Hatta kralın İsmailiye’den geçeceği gün, cemaatin işçilerini onu selamlamaya gönderdi ve Onlara şöyle dedi:

"Sizlerin, yolun iki tarafındaki kaldırımlara çıkıp kralı selamlamanız gerekir, böylece, yabancılar bu beldede bizim, kralımıza nasıl saygı gösterdiğimizi ve onu ne kadar çok sevdiğimizi anlasınlar ve böylece onların katındaki saygımız artsın."

İşte bu münasebet sebebiyle bir polis rapor yazdı. Bu raporda hükümete, bu cemaati desteklemesi ve onun şubelerini diğer bölgelerde yayması gerektiğini tevsiye etti. Çünkü bu cemaat, devletin güvenliğine hizmet etmekte ve halkın ıslahında büyük rolü oynamaktaydı."  (Hasan el Benna - "Dava ve Davetçinin hatıraları" s: 87, Tarık Albişri-"1945-1952 Yıllarında Mısırda Siyasi Haraket" s: 43)


Bu sözler apaçık gösteriyorki, El-Benna'nın saygı duyduğu, sevdiği ve desteklediği devlet, Mısır tagut devletidir.
Kayıtlı
alisvs
Ziyaretçi
« Yanıtla #155 : 01 Şubat 2012, 20:41:10 »

TEVHİDCİ
bu yazdıklarının hiçbiri açık değil hepsi zandır muğlaktır tekfir bu yazdıklarınlşa olmaz.

bu adaMO ŞİMDİ KRALA KARŞI ÇALIŞMADIĞI İÇİN VE KRALA SÖVMEDİĞİ İÇİNMİ TEKFİR ETMEKTESİNİZ BATTINIZ BİR ÇAMURA DOLANDIKÇA BOĞULUYORSUNUZ.HERTARAFINIZI BATIRDINIZ

BAK DEKİ BEN BU ADAMI ŞU YAPTIĞINDAN TEKFİR EDİYORUM DE BANA

KRALA SAYGI DUYDUĞU İÇİNMİ
KRALA SÖVMEMEDİĞİ İÇİNMİ
BİR KAFİRİ ÖVDÜĞÜ İÇİNMİ
BİR KAFİRİN İYLİĞİNİ TALEBELERİNE ANLATTIĞI İÇİNMİ
MISIR SEVDİĞİ İÇİNMİ

HANGİ SEBEBLE TEKFİR DEDİYORSUN BİRKERE NET KONUŞ SEÇ HANGİSİNİ İSTİYORSUN BUNLARDAN SANA KOYAYIM DELİLLERİYLE BUNLARLA TEKFİR OLMAYACAĞINI GÖSTEREYİM SANA.



NE DEDİĞİN BELLİ DEĞİL DEKİ SAYGI DUYDUĞUNDAN TEKFİR ETTİMM BANA BÖYLE BİRŞEY SÖYLE ADAM GİBİ
El-Benna'nın saygı duyduğu, sevdiği ve desteklediği devlet, Mısır tagut devletidir.
Kayıtlı
Bulkînî
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 119


« Yanıtla #156 : 01 Şubat 2012, 20:54:30 »

Hidayet Allah (c.c)'tan. Ben hidayet edici değilim. Benim sana yapabileceğim bu kadar. Ben sana bu adamın "ben kafirim" sözünü getirsem bile sen kabul etmeyecek, bu sözün açık olmadığını söyleyecek ve bir şekilde başka manalara çekeceksin. Ben sana bu adamın, hakimiyet milletin sözünü getirsem, yine bunu başka manalara çekeceksin. Ben sana bu adamın "taguta muhakeme olmak caiz" sözünü getirsem, sen İslam'dan nasipsiz olduğun için bunu başka manalara çekeceksin. Ki bunlar kadar açık sözler getirdiğimiz halde, hepsini reddettin ve açık sözler olmadığını söyledin. Dediğim gibi; Hidayet Allah (c.c)'tan.
Kayıtlı
omerzeyd
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 19


« Yanıtla #157 : 01 Şubat 2012, 23:30:14 »

Hidayete tabi olanlara selam olsun

sizin yazınız İSLAMİ BİR DEVLETTEN BAHSEDİYOR BURDA.

Hasan Elbenna Şöyle diyor: Kesinlikle söyleyebiliriz ki Mısır Anayasasının esasını teşkil eden kaideler islâmî esaslara ters düşmemektedir. İslâm’dan uzak değildir.

Hasan ElElbenna şöyle diyor :Sizlerin, yolun iki tarafındaki kaldırımlara çıkıp kralı selamlamanız gerekir, böylece, yabancılar bu beldede bizim, kralımıza nasıl saygı gösterdiğimizi ve onu ne kadar çok sevdiğimizi anlasınlar ve böylece onların katındaki saygımız artsın."
İşte bu münasebet sebebiyle bir polis rapor yazdı. Bu raporda hükümete, bu cemaati desteklemesi ve onun şubelerini diğer bölgelerde yayması gerektiğini tevsiye etti. Çünkü bu cemaat, devletin güvenliğine hizmet etmekte ve halkın ıslahında büyük rolü oynamaktaydı."
 
Hasan elbena mısır anayasasının temel esaslarını teşkil eden kaidelerin İslami esaslara ters düşmediğini iddia etmektedir.
Elbenna bir de örnek veriyor! Meselâ: «Devletin Dini İslâm’dır» maddesi böyledir.
Elbenna ya göre devletin dini islam dır maddesi size göre islam devleti olması için yeterli mi?
Mısır anayasasında devletin dini İslam olarak yazılmışken kanun koyma hakkı Allah a verilmesi gerekirken krala verilmiştir yani kral mısır anayasasında kendisini Allah cc ya ortak kılmaktadır.!          

Mısır anayasasının temel esasını teşkil eden kaidelerden iki tanesi şöyledir.
 
1923 anayasası madde: 24’de şöyle deniyor: Teşri (kanun koyma) hakkı krala aittir, milletvekilleri ve senatoyla birlikte kanun yapar. 1971’de bu madde 86. ve 112. madde olmak üzere iki maddeye bölündü. 86. madde: Teşri hakkı milletvekillerine verilmiştir.
112. madde: Kanunları çıkartma yetkisi cumhurbaşkanına verilmiştir.
1923 anayasası madde 23’de şöyle deniyor: Bütün yetkiler halktan alınır. İdarecilerin yetkisi halkın elindedir. Bu madde 1971’de 3. madde olarak şöyle geçer: Hüküm sadece halka aittir. Hüküm yetkisini veren halktır.
Sizin anlayışınıza anayasa sında boyle maddeleri olan bir devlet mi  islamı devlet?

hasan elbennanın saygı duydugu kral o dönemde kanun koyma yetkisi olan kanunları kendi heva ve hevesine göre koyan bir kral

"Kim tağutu inkar edip Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa tutunmuştur. Muhakkak ki Allah Semi’dir, Alim’dir."
Bakara: 256

şimdi hasan el benna burda tagutu inkar mı etmiştir aksine saygı mı göstermiştir.

"İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Bizimle sizin aranızda, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır..." Mümtahine: 4  
şimdi burda İbrahim(a.s) gibi Allah tan başka tapındıklarından (kanun koyucu kralı)   uzak mı olmuştur.Redetmişmidir,düşmanlık mı götermiştir yoksa sevgi mi beslemiştir.

Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalim bir kavme hidayet etmez." Maide: 51
Allah 'ın buyurduğu gibi
elbenna krala sevgi ve saygı besleyerek dost edinmemiş midir?
Mü’minlerden başka kafirleri dostlar edinen o kimseler onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Şüphesiz ki bütün izzet sadece Allah’ındır." (Nisa: 138-139)

Müslümanlara karşı kafirlere yardım etmemek tağutu red ve onu tekfirin asıllarındandır. İbrahim aleyhisselam’ın hanif dininin ise temellerindendir. Çünkü müslümanlara karşı kafirlere yardım etmek iki tehlikeye delalet eder.

a - Müslümanlara karşı yapılması gereken dostluğun kalkması.

b - Kafirlerden beri olmanın kalkması. Müslümanlara karşı kafirlere yardım eden kişi kafirlere dostluk göstermiş, onların yücelmesini istemiş, kafirlerin muzaffer olmasını arzulamıştır. Bu ise kafirlere dostluk göstermek ve onlardan beri olmamak demektir.

"İbni Teymiye tevhidi ve imanı bozan, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in risaletine zıt olan amelleri işleyen kişinin  kafir olduğunu, tevbeye çağırdıktan sonra tevbe etmezse öldürüleceğini, bu konuda cehaletinin mazeret olmadığını  kitaplarında değişik yerlerde beyan etmiştir." (Minhac’Et-Tesis s: 101, Ed-Dürerü’s-Seniye c:10  s:432-433)

Bu sözlerden anlaşılıyor ki kafirlere buğz etmek, onlara düşmanlık göstermek ve müslümanlara dost olmak tevhidin temellerindendir. İbni Teymiye’nin dediği gibi bu temeli bozan tevhidi bozmuş olur ve böyle yapan bir kimse cehaleti veya  yaptığı te’vili sebebiyle mazeretli sayılmaz.

Muhammed b. Abdurrahman’ın iki oğlu olan Hasan ve Abdullah şöyle dediler:

"Her kim: "Bu müşriklere düşmanlık göstermem" der veya düşmanlık gösterdiği halde onları tekfir etmez veya:

"Küfür ve şirk işleseler, Allah-u Teâlâ'nın dinine düşman olsalar bile ‘Lâ ilâhe illAllah’ diyenler hakkında  kötü bir şey söylemem" der ya da:

"Şirk yuvalarına karşı çıkmam" derse işte o kimse müslüman değildir.

Allah-u Teâlâ böyle kimseler hakkında şöyle buyuruyor:

"Bir kısmına iman ederiz, bir kısmını da inkar ederiz" diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler... (İşte onlar yok mu?) İşte onlar, gerçekten kafir olanlardır!" (Nisa: 50-51)

Allah-u Teâlâ  müşriklere düşman olmayı, onlara karşı çıkmayı ve onları tekfir etmeyi farz kılmıştır." (Ed-Dürerü’s-Seniyye c:10 s:139)

İbni Kayyım şöyle dedi:
"Allah-u Teâlâ, kafirlere dost olan kimsenin onlardan olacağına hüküm verdi. İman ancak onlardan beri olmakla tamamlanır. Onlarla dost olmak onlardan beri olmaya zıttır. Bir şeyden beri olmak ile o şeye dost olmak aynı anda hiç bir zaman bir şahısta bulunmaz." (Ahkamu Ehli’z Zımme c:1  s:242)

İmam el-Menavi, Ez-Zemahşeri’nin şöyle dediğini söyledi:

"Dosta dost olmak ile dosta düşman olana dost olmak birbirine zıttır." (Feydı’l Kadir  c:6  s:111)

İmam Beydavi tefsirinde şöyle dedi:

"Birbirine düşman olanlara aynı anda dost olunmaz.

bütün bunlara rağmen "müslümanlara karşı kafirlere yardım etmenin küfür olabilmesi için İslam’ın sevilmemesi veya kafirlerin dininin sevilmesi sebebiyle yardım ediliyor olması gerekir. Şayet böyle bir sebeb olmaksızın kafirlere yardım yapılıyorsa bu durumda küfür olmaz" diyenlerin  bu düşüncesi de hem naslara zıttır hem de apaçık şekilde batıldır.

Oysa Allah-u Teâlâ  bu konuda şöyle buyuruyor:  

"Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır." (Maide: 51)

Bu ayette verilen hüküm işlenen fiile bağlanmıştır. O fiil ise kafirleri dost edinmek (tevelli)dir.

Tevelli ise; görünen (zahiri) bir fiildir. Bu sebeble hükmü inanca veya ondan sayılan bir meseleye ya da küfürleri sebebiyle İslam’a buğzetmek gibi sebeblere bağlamak Allah-u Teâlâ'nın ayette verdiği hükme zıttır ve onu Allah-u Teâlâ'nın bağlamadığı bir şeye bağlamaktır.

Ayrıca bu konuda alimlerin, hükmü zahire göre verdiklerini gösteren sözleri çoktur. Alimlerin hepsi icma ile bu meseledeki hükmü itikade bağlamamışlardır. Ve bu ameli yapana:  

"Senin inancın nedir?" diye sormamışlardır.

Hatta müslümanlara karşı, İslam’a buğzettikleri veya kafirlerin küfrü için veya fasit bir inançtan dolayı değil, iyi bir niyetle kuvvetli olan kafirlere yardım etseler yine de icma ile küfre girerler.

elbennanın  islam devleti olmayan  beşer olan kralın kanunları ile yönetilen bir devletin kralına  karşı sevgi ve saygı beslediğini söylemesi kralı kendisine dost olarak seçtiğini göstermektedir.
Hafız İbni Kesir (Hicri 774 yılında vefat etmiştir.) şöyle dedi:
"Allah-u Teâlâ, kafirlere sevgi göstermeleri suretiyle onları dost edinmelerini mü’min kullarına yasaklamış, daha sonra böyle yapan kimseleri şöyle tehdit etmiştir:
"Kim böyle yaparsa Allah’la arasında bir bağlantısı kalmamıştır..." (Ali İmran: 28)

Yani Allah-u Teâlâ  yasakladığı halde  kafirleri dost edinenler Allah-u Teâlâ'dan beri olmuş olurlar." (İbni Kesir Tefsiri c: 1   s: 358)

"Onlardan çoğunun küfredenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kötüdür! Allah onlara gazab etmiştir. Onlar azabta temellidirler. Eğer Allah’a, nebiye ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasıklardır." (Maide: 80-81)
"Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kavmi, babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları olsalar bile Allah’a ve rasulüne düşman olanlara sevgi gösteriyor bulamazsın. İşte bunların kalblerinde (Allah) imanı yazdı ve O’ndan bir ruh ile onları destekledi. Onları, altlarından ırmaklar akan cennete sokacaktır; (öyle ki onlar) sonsuza dek oradadırlar. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bunlar Allah’ın hizbidirler. İyi bilin ki! Muhakkak ki kurtuluşa erecek olanlar Allah’ın hizbidir." (Mücadele 22)
"Küfre rıza küfürdür. Bütün alimler bunu açıklamıştır. Kafirlere dostluk göstermek de aynı şekilde küfürdür." (Ed-Düreru’s-Seniye c: 10  S: 38)

Bu aşağıdaki sizin yazdığınız bir yazı
1958 askerî darbesinden sonra muhalefet Mevdûdî de dahil
demokrasi etrafında birleşti. Mevdûdî daha önceki görüşlerine ters olmasına rağmen
cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eyüp Han’a karşı Fatma Cinnah’ı destekledi. 1972
de Cemaat-i İslâmî’nin liderliğini bıraktı ve 1979 yılında Amerika’da vefat etti.16



"Kalplerinde hastalık olanların: "Bize bir kötülük isabet etmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koştuklarını görürsün..." (Maide: 52)

"Kalplerinde hastalık olanlar" sözünden kastedilenler; kalplerinde şek, şüphe ve nifak olanlardır.

"Onlara koştuklarını görürsün" sözünden kasıt ise; batınen ve zahiren kafirlere karşı dostluk ve sevgi göstermek için koşuyorlar demektir.

 "Bize bir kötülük isabet etmesinden korkuyoruz" diyerek..." sözünden kasıt; onların kafir kimseleri hem zahiren hem batınen dost edinmeleri ve onlara sevgi göstermeleri, kafirlerin müslümanlara karşı zafer elde etmeleri durumunda onlara gösterdikleri dostluğun kendilerine fayda vereceğini ummaları sebebiyledir. Bu kimseler kafirlere karşı sevgi göstermelerini işte bu şekilde te’vil etmişlerdir." (İbni Kesir Tefsiri c:1  s:69)

Sen şimdi günümüzde  "Biz islami hükümleri getireceğiz" diyerek kanun koyma talebinde bulunan x bi  partiye meydanlara çıkarak bu partiye saygı duymalıyız sevgi beslemeliyiz diyen bir kişi yi müslüman mı görüyorsun?

Bütün size getirilen cevaplara ve delillere rağmen hala diretiyorsanız
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
Şayet biz onlara gerçekten melekleri indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve herşeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe onlar (yine de) iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyor. En'am-111




Kayıtlı
alisvs
Ziyaretçi
« Yanıtla #158 : 02 Şubat 2012, 00:09:57 »

omerzeyd

git işine
Kayıtlı
omerzeyd
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 19


« Yanıtla #159 : 02 Şubat 2012, 01:06:49 »

Allah-U TEALA ŞÖYLE BUYURUYOR:
"(İbrahim) Demişti ki: "Allah bana hidayet etmiş olduğu halde, O'nun hakkında benimle mücadeleye mi kalkışıyorsunuz? Rabbimin dilediği şey dışında sizin ortak koştuklarınızdan asla korkmam. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hala düşünmüyor musunuz? Hem siz, Allah'ın hakkında herhangi bir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım? Öyle ise eğer farkındaysanız, hangi taraf emin olmaya daha layıktır?" (En'am: 80-81)

Allah-U TEALA ŞÖYLE BUYURUYOR:
“Asra yemin olsun ki insan hiç şüphesiz hüsrandadır.Ancak inanıp yararlı iş işleyenler ve birbirlerina hakkı tavsiye edenler müstesnadır.(Asr1-3)

Allah ın izniyle işim bu
Kayıtlı
Ena Tilmiz
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #160 : 02 Şubat 2012, 02:35:16 »

Nice din bilgini tanıyoruz ki, Allah'ın dinini gerçek anlamda öğrendiği halde ondan sapar. Onu olduğundan başka türlü açıklar. Bu bilgisini bilinçli tahrifler, yeryüzünün geçici hükümdarlarının keyfine göre fetvalar için kullanır! Bu tahrifler ve fetvalarla Allah'ın hakimiyetini ve O'nun yeryüzündeki bütün mukaddeslerini çiğneyenlerin saltanatını sağlama almaya çalışır!

Biz bu bilginler içinden; yasama Allah'ın haklarından biridir, bu hakka kendisinin sahip olduğunu iddia edenlerin ilâhlık iddiasında bulunmuş olacaklarını, ilâhlık iddiasında bulunanların ise kâfir olduklarını, ayrıca o kişilere bu hakkı verenlerin ve onların peşinden gidenlerin de kâfir sayılacaklarını bilen ve söyleyen kimseler gördük. Bununla beraber bu gerçeği bilmelerine ve dinde bu gerçeği bir zaruret olarak öğrenmelerine rağmen bu din bilginleri, yasama hakkını kendinde gören ve bu hakkı iddia etmekle ilâhlık iddiasında bulunan zalim idarecilere dua ederler. Bizzat kendilerinin küfürlerine hüküm verdikleri bu insanlara dua ederler ve onlara "müslüman" adını yakıştırırlar!.. Onların bu yaptıklarım, en ideal islâm olarak gösteriyorlar. Yine bunların bazılarını gördük ki; bir sene faizin bütün çeşitlerinin haram olduğunu yazdıkları halde, başka bir sene onun helâl olduğunu yazmaya başlarlar. Yine bunların öylelerine rastladık ki, insanlar arasında fuhuşun ve ahlâksızlığın yayılmasına ön ayak oldukları gibi, bu çirkefin üzerine din örtüsünü, dini ünvanları ve alâmetleri çekmeye çalışırlar.

Bu ise: "ona ayetlerimizi sunduk, fakat o onların içinden sıyrılıp çıktı. Arkasından şeytan onu peşine taktı da, azgınlardan oldu." ayetini doğrulayan bir delilden başka bir şey değildir. Bu yüce Allah'ın kendisinden söz ettiği haber sahibinin hayvanlaşmasından başka nedir ki?: "Eğer dileseydik, bu ayetler aracılığı ile onun düzeyini yükseltirdik, fakat o, yere saplandı kaldı. Onun durumu üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp horlayarak soluyan köpeğin durumu gibidir."

Eğer Allah dileseydi, kendisine verdiği ayetlerin bilgisiyle onu yükseltirdi. Ne var ki, yüce Allah bunu istememiştir. Çünkü ayetleri bilen bu adam, dünya hayatının rahatını tercih etmiş, ayetlere değil de arzu ve isteklerine uymuştur."

Bu, Allah'ın kendi bilgisinden bir miktarını verdiği halde, bu bilgiden yararlanmayan, iman yolu üzerinde doğru bir istikamete yönelmeyen, horlanmış bir biçimde şeytanın peşine düşmek ve sonuçta şekil değiştirerek hayvanların mertebesine inmek için Allah'ın nimetinden sıyrılan herkesi kapsamına alan bir örnektir!

                                                                                                                                                                            (seyit kutup)
Kayıtlı
Sayfa: 1 ... 9 10 [11]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sitemiz üzerinden erişilebilen şeylerde Allah'ın razı olmadığı şeyler varsa, bunları reddediyoruz.


.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |