İslâm Davetçisinin Hedefi İslâm'ın Hakim Olmasıdır
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 28 Ocak 2020, 04:25:27


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: İslâm Davetçisinin Hedefi İslâm'ın Hakim Olmasıdır  (Okunma Sayısı 5809 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
buhari
Ziyaretçi
« : 25 Kasım 2006, 11:58:52 »

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Taif'teki tebliğinde ve onların kendisine karşı olan tutumlarına karşı gösterdiği tepkide önemli dersler vardır.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem on gün Taif'te kalmış ve Sakif büyüklerini İslâm'a davet etmiş ve onlardan kendisini düşmanlarına karşı korumalarını taleb etmişti. Sakif büyükleri ise kendisine olumlu cevap vermemişlerdi.

Bu noktada Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in çok dakik bir hareketini görüyoruz:

Sakif büyüklerinin İslâm'ı kabul etmediklerini gören Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem onlardan bunu gizli tutmalarını ve kendisinin onlara İslâmı tebliğ ettiğini kimseye açıklamamalarını istemiştir. Çünkü Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem  müşriklere, kendi aleyhinde propaganda malzemesi olacak bir şeyin ulaşmasını istemiyordu. Çünkü şayet bu Kureyşlilere ulaşırsa Kureyşliler alay ve eziyetlerini daha da artıracak ve kendilerine yeni yandaşlar bulduklarını görerek sevineceklerdi.

Fakat Sakif büyükleri Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in bu teklifini de kabul etmediler, üstüne üstlük onlar çocuklarını ve kölelerini onun üzerine salarak taşlattılar sövdürdüler ve ona eziyet ettirdiler. Bu gerçekten çok büyük bir işkenceydi. Çünkü Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ümitle geldiği, üstelik daha önce hiç gelmediği bir yerde aradığını bulamadığı gibi, hiç tanımadığı üstelik halkın en sefihleri olan köle ve çocuklar tarafından eziyet ediliyor, aşağılanıyor, taşlanıyordu.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in bu eziyetlerden bunaldığı anda Rabbine olan niyazı da çok ibret vericidir. O Rabbine şöyle niyaz ediyordu:

"Allah'ım! Senin gazabına uğramayayım da çektiklerim ne olursa olsun katlanırım!

Fakat senin af ve merhametin bana bunları göstermeyecek kadar geniştir.

Allah'ım! Senin gazabına uğramaktan, ilahi rızana uzak kalmaktan sana sığınırım."

İşte İslâm davetçisinin eziyetlerden ve baskılardan bunaldığında sığınacağı, müracaat edeceği yegane makam! İslâm davetçisi yaptığını sadece Allah-u Teâlâ'nın rızasını kazanmak için yapar. Bu gayeye ulaşmada hiçbir şey onu bu yoldan alıkoyamaz.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem böyle sıkıntılı bir halde Mekke'ye dönerken Allah-u Teâlâ ona dağlar meleğini gönderdi. Dağlar meleği ona:

- "Ey Muhammed! Şüphesiz Allah kavminin sana söylediği sözü işitmiştir. Ben dağlar meleğiyim. Senin Rabbin kavmin hakkında istediğin şeyi bana emredesin diye, beni sana gönderdi. Onlara ne yapmamı istersin? Eğer şu iki yalçın dağı Mekkeliler üzerine birbirine kapatıvermemi istersen emret!" dedi.

Kendisine bunca eziyeti reva gören, onu yurdundan çıkaran, onu aşağılayan bu kavimler hakkında Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in isteği gerçekten düşündürücüdür. O şöyle dedi:

"Hayır, ben Allah'ın, bu müşriklerin sulblerinden yalnız Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan bir nesil meydana getirmesini temenni ederim."

Evet!

Müşriklerin kendisine yaptıkları eziyet ve işkenceler karşısında intikam ateşiyle yanması gereken bir kişinin böyle bir cevap vermesi şüphesiz düşündürücüdür.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu cevabıyla bize dava adamında bulunması gereken vasıflardan birisine işaret ediyor. Dava adamı kendi nefsi için intikam almaya çalışmaz. Dava adamı insanları yok etmek için değil, onların Müslüman olması için çalışır. Onun yegâne derdi, davasının muzaffer olmasıdır. O bunun için çalışır.

Bu dava da insanların yok olmasıyla değil, ancak, Müslüman olup, bu davaya gönülden bağlanan kişilerin çoğalmasıyla muzaffer olur. Bunu çok iyi bilen Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Rabbin'den onların helak olmasını değil hidayet bulmalarını temenni etmiştir.

Şayet Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Dağlar Meleğine kavmini helak etmesini emretseydi Allah-u Teâlâ ona bundan dolayı hiçbir sorumluluk yüklemezdi. Çünkü meleği Allah-u Teâlâ bizzat kendisi göndermiş ve ona, kendisine dilediğini emretme yetkisi vermiştir. Fakat Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem böyle bir şeyi emretseydi bunu ancak kendi nefsi için yapacaktı ve sonuçta o insanların sulbünden gelen bunca insan belki İslâmla şereflenemeyecekti.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |