Müslümanları Başarıya Ulaştıran Etkenler
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Ağustos 2022, 22:35:54


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Müslümanları Başarıya Ulaştıran Etkenler  (Okunma Sayısı 5287 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DARİMİ
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 999


« : 18 Aralık 2010, 23:38:24 »

Müslümanları Başarıya Ulaştıran Etkenler
 
 
Bedir savaşı Müslümanların açık galibiyeti ile sonuçlanmıştı.

Bu galibiyet şüphesiz Allah-u Teâlâ'nın yardımı ile idi.

Fakat bu savaşta Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in uyguladığı mükemmel savaş teknikleri ve Müslümanların büyük gayretlerinin ve içinde bulundukları yüksek moral gücünün payı da inkar edilemez.

Savaştaki Müslümanların ve kafirlerin ordularının konumlarına ve içinde bulundukları ruh hallerine şöyle bir bakıldığında kafirlerin sayı ve silahça üstün olmalarına rağmen, Müslüman ordusunun gerek psikolojik olarak gerek savaş teknikleri yönünden kafir ordusundan çok üstün olduğu göze çarpmaktadır.
 
 
Şimdi bu iki ordu arasındaki gaye, savaş teknikleri ve içinde bulundukları ruh hallerindeki farklılıklara bir göz atalım.
 
 
1 - Bu iki ordunun savaşa giriş sebeplerine baktığımızda Müslümanların çok yüce ve köklü gayelere sahip olmalarına karşın, kafirlerin çok basit ve geçici gayeler uğruna savaştıkları göze çarpmaktadır.
 
Müslümanların savaşa giriş sebepleri bir dünya metaı, şan veya şöhret elde etmek değil, yalnız Allah-u Teâlâ'nın rızasını elde etmek ve insanları kullara kulluktan kurtarıp yalnız Allah'a kul etmektir.

Müslümanlar bu gayelerle savaşa girdiklerinde savaşı kazansalar da muzaffer, bu yolda ölseler de muzaffer olacaklarını bilerek bu savaşa girmişlerdi. Onlar cihadın, akidenin pratik bir tercümanı olduğuna inanmışlardı. Zira onlar Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in şu hadisinin hükmüne girmekten korkuyorlardı.

"Allah yolunda cihat etmeden ve kalbinde Allah yolunda cihat niyeti taşımadan ölen bir kişi cahiliye ölümü üzerine ölür." (Müslim, Ebu Davud, Nesei, Ahmed)

İşte bu yüzden Müslümanlar imanlarının bir gereği olan cihada sımsıkı bağlandılar ve ölmedikçe bu yoldan dönmemeye azmettiler.

Kafirlerin savaşa çıkış gayeleri ise; insanları kullara kul eden, menfaatlerinin ve şahsi çıkarlarının devamını sağlayan küfri sistemleri savunmak, geçici dünya metaı, şan ve şöhret elde etmekten ibarettir.

Bedir günündeki kafirlerin savaş gayelerini Ebu Cehil şöyle açıklamaktadır:

"VAllahi Bedir'e varana kadar dönmeyiz. Biz orada üç gün ikamet ederiz, develerimizi boğazlarız, yemeği yeriz, şarabı içeriz ve bize oyuncu kadınlar şarkı söylerler. Böylece arap bizi ve bizim gittiğimiz yeri ve toplantımızı işitir, bizi dinler. Böylece bundan sonra ebediyyen bizden korkarlar."

İşte onları savaşa bağlayan sebepler böyle basit değerlerdir. Bu yüzden bunlardan daha cazip bir teklif bulduklarında veya bu menfaatler büyük fedakarlıklar gerektirdiğinde hemen savaştan vazgeçerler.
 
 
2 - Müslüman ordusunun genel bir lideri vardı.
 
Bu lider Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem idi. Bütün ordu bu lidere inanmış ve onun emirlerine itaatin bir ibadet olduğunu kavramışlardı. Onlar Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in her dediğini itirazsız yerine getirmeye azmetmişlerdi.

Halbuki müşriklerin tek bir genel liderleri yoktu. Bedirde müşriklerin en ileri gelen liderleri olarak Ebu Cehil ve Utbe göze çarpmaktadır ki bunlar arasında bile bir birlik yoktu. Zira Utbe Müslümanlarla savaşmayı gerekli görmezken Ebu Cehil mutlaka savaşa girilmesi gerektiği görüşündeydi.
 
 
3 - Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu savaşta çok önemli istihbarat ve savaş teknikleri uygulamıştır.
 
Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem yolda karşılaştıkları bir bedeviye Kureyşliler hakkında sorular sorarak onların konumları ve sayıları hakkında istihbari bilgiler elde etti. Fakat kendilerinin kim olduğunu ve sayılarını te'vil yoluyla gizledi.

Medine'den Bedir'e giderken orduyu; öncü grup, ana grup ve arka grup olmak üzere üçe ayırdı.

Ordunun önünde araştırma ve casusluk yapmaları için Büseys b. Amr ve Adiy b. Ebi Zebga'yı gözcüler olarak gönderdi.

Savaşta ise orduyu dağınık olarak değil saf saf savaşa soktu ki bunlar bu zamana kadar görülmemiş ve günümüzde dahi çöl savaşlarında en ileri teknik olarak kabul edilen savaş taktikleridir. Müşrikler ise bu savaşta saf saf değil dağınık olarak savaşmışlardı.
 
 
4 - Bir ordu maddi kuvvet olarak ne kadar güçlü olursa olsun, şayet ordunun moral durumu ve maneviyatı zayıf ise o ordu mağlub olmaya mahkumdur. Bu günümüzde dahi kabul edilen bir gerçektir.
 
Müslümanlar bu savaşa çok büyük bir moralle girmişlerdi. Çünkü onlar savaşı kazansalar da muzaffer, bu yolda ölseler de muzaffer olacaklarını biliyorlardı. Ayrıca Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Allah-u Teâlâ'nın yardımının onlarla olduğunu bildirmişti.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle demişti:

"Müjde ey Ebu Bekir! Allah-u Teâlâ'nın yardımı geldi. İşte Cebrail! Tozlu dizleri ve dirsekleri ile çekmekte olduğu bir atın yularından tutmuş."

Evet o gün melekler de Müslümanların safında savaşacaktı. Bu yüzden Müslümanlar galip geleceklerine kesin olarak inanmış bir şekilde harb meydanına çıktılar.

Müşriklerin ise bağlanacakları ve yardım bekleyecekleri hiçbir merci yoktu. Bu yüzden moralleri kaybolmuş ve manevi olarak çökmüş durumdaydılar.
 
 
Allah-u Teâlâ'nın dinini yeryüzüne hakim kılmayı hedefleyen Müslümanların bu savaştan almaları gereken önemli dersler vardır.

Müslümanlar, muzaffer olabilmek ganimetler, şan ve şöhret için değil, yalnız Allah-u Teâlâ'nın rızasını kazanmak ve Allah-u Teâlâ'nın dinini yeryüzünde hakim kılmak ve insanları kullara kul olma zilletinden kurtarıp, Allah'a kul olma hürriyetine kavuşturmak için savaşmalıdırlar.

Aynı zamanda bütün Müslümanların; cihadın akidelerinin pratik bir tercümanı olduğunu, cihad ve ona özlem olmaksızın imanın mümkün olamayacağını çok iyi bilmeleri gerekir.

Zira Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

"Allah yolunda gaza etmeden ve içinde gaza etme niyeti olmadan ölen kimse cahiliye ölümlerinden birisi üzerine ölür." (Müslim, Ebu Davud, Nesei, Ahmed))

Müslümanların genel bir lidere sahip olmaları, ona güvenmeleri ve emirlerini harfiyen yerine getirmeleri ve bu lidere itaatin de bir ibadet olduğunu kafalarına yerleştirmeleri gerekir. Çünkü emre itaat savaşlardaki başarıdaki en büyük etkendir.

Ayrıca Müslümanların, düşmanları hakkında gerekli istihbaratı yapıp, kendileri hakkındaki bilgileri ise gizlemeleri gerekir.

Bunun yanında Müslümanların en ileri savaş tekniklerini öğrenerek kendilerini geliştirmeleri ve bu hususta hiçbir sınır tanımamaları gerekir.

En önemlisi de her Müslüman'ın gönlünde şu iyice yer etmelidir:

Müslümanlar için zafere kavuşsalar da müjde vardır, bu yolda ölseler de...

Zira Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

"Savaşta iki muzafferiyet vardı: Ya şehadet, ya zafer."
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sitemiz üzerinden erişilebilen şeylerde Allah'ın razı olmadığı şeyler varsa, bunları reddediyoruz.


.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |