HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
20 Nisan 2014, 05:34:30


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: taif olayı  (Okunma Sayısı 1911 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
musab-umeyr
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 47


« : 21 Şubat 2010, 18:28:56 »

esselamun aleykum 

                 rasulullah sas taif  antlaşmasında Allah'ın rasulu muhammed mi yazıyordu yoksa abdullahın oglu muhammed mi yazıyodu birinden duydum ama ben bulamadım
    birde yazıyoduda sildimi kendimi eli ile Allah'ın rasulu yazısını acıl cvp selametle
Kayıtlı
zemzem
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4


« Yanıtla #1 : 21 Şubat 2010, 19:11:30 »

sa bu antlaşma bildiğime göre hudeybiye antlaşmasıdır. Ve Peygamberimiz s av sulhnameyi yazmak üzere Ali ra çağırır Bu Allahın Rasulu Muhammed le kureyş arasında yapılan sulhnamedir diye yazdırır.Suheyl  -Biz senin Allah Rasulü olduğunu bilsek ne senin Beytullaha girmene engel olur nede seninle çarpışırdık.Bunun yerine Muhammed b Abdullah yazdır dedi.Peygamberimiz s av -Ben siz beni yalanlasanızda Allahın Rasulüyüm dedi ve hz Aliye Rasulüllah ifadesini silip  Muhammed b Abdullah yazmasını emretti. Hz Ali bu ifadeyi silmeye çekindi. Bunun üzerine Peygamberimiz sav bizzat kendi eliyle bu ifadenin üzerini çizdi.
Kayıtlı
Şatibi
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 68


« Yanıtla #2 : 22 Şubat 2010, 22:46:50 »

Cevap: Zemzemin dediği gibi bu anlaşma Hudeybiyye anlaşmasıdır ve şöyledir.
Hudeybiye Anlaşması
 
 
Hudeybiye anlaşmasının şartları iyi tetkik edildiğinde, bu şartların müşriklerin değil, Müslümanların leyhine olduğu açıkça görülür.

Bu şartların Kureyş müşriklerine kabul ettirilmesi ise, o esnada sahabeler kavrayamasa bile, aslında Müslümanlar açısından büyük bir zaferdi.

Her şeyden önce, Kureyş'in barış anlaşması yapması bile Müslümanlar için büyük bir kazançtır. Çünkü o zamana kadar Kureyş İslam devletinin ne varlığını, ne var olma hakkını kabul ediyor ne de Müslümanları kendi karşısında durabilecek bir güç olarak görüyordu. Onları yok etmek ve İslam dininin arap yarımadasında yayılmasını engellemek için yoğun bir gayret sarf ediyordu. Çünkü Kureyş, arap yarımadasında dini liderliği elinde bulunduruyordu. Bu liderliği ne Müslümanlara ne de başkasına kaptırmayı hiç istemiyordu.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda Kureyş Müslümanlarla anlaşmayı kabul etmekle artık Müslümanların büyük bir kuvvet olduğunu ve bu kuvveti ortadan kaldırmaya gücünün yetmediğini itiraf etmiş oluyordu.
 
 
Anlaşmanın 5. maddesi olan; "Kim Muhammed'in tarafına geçmek isterse geçer. Kim de Kureyş tarafına geçmek isterse geçer" şartı da Müslümanların leyhinde olan bir şarttı.

Kureyş o ana kadar kendisini arapların dini lideri olarak gördüğü için bütün arap kabilelerini kendisine bağlama gayreti içerisindeydi. Bu şartı kabul etmekle dini liderliğinden taviz vermiş oldu.

Daha önce Müslümanlara bağlanmak isteyen kabileleri tehdit edip, bunu engellemek için elinden gelini yapan Kureyş, artık Müslüman olmak veya Müslümanlara bağlanmak isteyenlere engel olmayacaktı. Artık Müslümanların da kendileri gibi bir liderlik konumuna geldiğini kabul etmiş oluyordu.
 
 
Anlaşmanın ilk şartı olan; "On sene insanlardan savaşı kaldırmak üzere anlaşmışlardır. O seneler içinde insanlar emin olacaklar, birbirlerinden ellerini çekeceklerdir" maddesi ile biraz önce yukarıda zikrettiğimiz anlaşmanın beşinci maddesi birleştiğinde Müslümanlar için aramakla bulunmaz bir durum ortaya çıktı.

Müslümanların Kureyş ile savaş yapmalarının sebebi mal-mülk elde etmek, adam öldürmek ya da insanları zorla Müslüman yapmak değil, insanların İslam dinine girmelerine mani olan bütün engelleri ortadan kaldırmaktı.
 
 
İşte bu maddelerle Müslümanlar belki savaş yoluyla dahi elde edemeyecekleri gayelerine ulaşmış oldular.

Birinci madde gereğince; artık Müslümanlar İslam'ı istedikleri gibi, rahatça arap kabilelerine anlatmaya başladılar. Bu anlaşmadan sonra Mekke'de bulunup, imanını gizleyen Müslümanlar da imanlarını açığa vurdular ve İslamı rahatça yaymaya başladılar.

Beşinci madde gereğince de; daha önce insanların İslam'ı kabulünde en büyük engel olan Kureyş, artık insanların Müslüman olup İslam devletine katılmalarına engel olmaktan kendi rızasıyla vazgeçmiş oldu.
 
 
Müslümanların bu anlaşmadan ne kadar kazançlı çıktıklarını anlamak için anlaşmadan önceki ve sonraki mevcut Müslüman sayısına bakmak yeterlidir.

Hudeybiye Anlaşması yapıldığında Müslüman askerlerin sayısı üç bini geçmiyordu. Halbuki bu sayı iki yıl sonra Mekke'nin fethinde on bine ulaştı. Çünkü bu anlaşmadan sonra Müslümanlar, İslam'ı rahatça tebliğ ettiler. Ön yargılardan ve baskılardan kurtulan aklı başındaki kişiler de akın akın İslam'a girdiler.
 
 
Anlaşmanın ilk şartındaki; "On sene savaşılmaması" maddesi de Müslümanlar açısından büyük bir zafer, Kureyş açısından ise büyük bir hezimetti. Kureyş ile Müslümanlar arasındaki savaşı başlatan taraf Müslümanlar değil, Kureyş idi.

Allah-u Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"ilk olarak onlar size karşı savaşa başladılar" (Tevbe: 13)

Müslümanların Kureyş ile savaşmasının sebebi; Kureyş'in onlara savaş ilan etmesi ve İslam'ın yayılmasına engel olmasıydı. Savaşın on sene durdurulmasını içeren bir anlaşmayı imzalaması savaşı başlatan Kureyş için bir yenilgidir. Böylece Kureyş, zayıf düştüğünü kabul etmiş oldu. Çünkü savaşı başlatan taraf, güçlü olduğu müddetçe, düşmanını yok edene kadar asla savaşı bırakıp anlaşma yapmaya yanaşmaz.
 
 
Anlaşmanın altıncı maddesindeki; "Muhammed ve ashabı bu yıl geri dönüp gidecek, gelecek yıl, yanlarında yalnız yolcu silahı olarak kınlarındaki kılıçlarıyla Mekke'ye girip orada üç gün oturacaklar" şartı zahiren Kureyş'in bir zaferi gibi gözükse de aslında değildir. Çünkü bu maddeyle Kureyş yanlız bir sene Müslümanların Mekke'ye girmelerini engelleyebildi, fakat o seneden sonra Müslümanların Mekke'ye girmelerine engel olamayacaktı.

Kureyş, yukarıda bahsedilen şartlarda geçen tavizler karşılığında sadece anlaşmanın ikinci şartı olan; "Kureyş'ten kim velisinin izni olmadan Muhammed'e gelirse o, ailesine geri iade edilecektir" ve üçüncü şartı olan; "Muhammed  ile olan kimselerden kim Kureyş'e gelirse o, iade edilmeyecektir." maddelerini elde edebildi.

Aslında dikkatli incelendiğinde bunlar Kureyş için basit  kazançlardır ve Müslümanların bu konularda herhangi bir kaybı söz konusu değildir.
 
 
Kureyş'in içindeki Müslümanların, kaçtıklarında gidebilecekleri tek yer Medine değildi. Zira Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye hicretinden önce, Kureyş'in eziyetlerinden kaçan bazı Müslümanlar Habeşistan'a gitmişlerdi.

Allah-u Teâlâ'nın arzı geniştir. Allah-u Teâlâ dinini yaşamak için kavmini terkedip hicret eden Müslümanlara muhakkak yardım eder.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Onlardan bize bir Müslüman gelirse Allah muhakkak ona bir kurtuluş yolu kılacaktır." (Müslim)

Zaten daha sonra müşrikler, getirdiği zararlardan dolayı, bu maddeyi bizzat kendileri iptal etmek zorunda kaldılar.

Müslümanlardan kaçıp Kureyş'e sığınan kimselerin Müslümanlara iade edilmemesi de Müslümanlar açısından bir kayıp değildi. İslam diyarından küfür diyarına kaçan kişi ya mürteddir ya da münafıktır. Mürtedlere zaten İslam toplumu içinde hayat hakkı yoktur. İçlerindeki küfrü gizleyen münafıkların İslam toplumunda bulunmaması ise, Müslümanlar için bilakis daha faydalıdır. Müslümanların bu gibi kimselere ihtiyacı yoktur. Zira onlar Müslümanlara yarardan çok zarar getirir.

İşte bu sebeple Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Eğer bizden birisi onlara giderse Allah onu bizden uzaklaştırmış demektir." (Müslim)

Görülüyor ki Hudeybiye anlaşması Müslümanların ilk anda zannettikleri gibi, bir yenilgi değil, apaçık bir zaferdir

 
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2013, Simple Machines

.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |

Dilber MC Theme by HarzeM