2 - Havariler Hadisesi
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Kasım 2020, 00:21:10


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: 2 - Havariler Hadisesi  (Okunma Sayısı 4811 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
buhari
Ziyaretçi
« : 04 Nisan 2009, 12:09:34 »


 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:
 
"Bir zamanlar havariler şöyle demişlerdi: "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin gökten bize bir sofra indirebilir mi?" Dedi ki: "Eğer iman etmiş kimseler iseniz Allah'dan korkun!" Dediler ki: "Biz ondan yemeyi, kalplerimizin mutmain olmasını, senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna bizlerinde şahit olmamızı istiyoruz." (Maide 112-113) 
     
 
 
Hudaybi şöyle dedi:

"Allah tarafından övülen işte bu havariler, cahillikleri sebebi ile İsa aleyhisselam’a:

" Rabbin gökten bize sofra indirebilir mi?" dediler. Bu sözü söylemelerine rağmen Allah onların imanını geçersiz saymadı." (Duatun la Kuda s: 100)
 
 
Hudaybi ve onun gibilere, bu konuda cevap olarak şöyle deriz:
 
"Alimlerden hiç birisi, Allah’ın kudreti ve risaletin doğruluğu hakkında havarilerin şüphe ettiklerini ve buna rağmen mazeretli görüldüklerini söylememiştir.

Bazı alimler, Havariler’in şüpheye düştükleri görüşünü tercih etmiş fakat bundan dolayı onları tekfir etmiş ve mazeretli görmemişlerdir.

Alimlerin çoğu; Havariler’in şüpheye düşmedikleri görüşündedir. Çünkü Havariler, Allah-u Teâlâ’nın bunu yapabileceğini çok iyi biliyorlardı. Tercih edilen görüş budur. Ali, Aişe, İbn Abbas ve Mücahid bu görüştedirler. Havariler sadece, kendi yakinlerini ve imanlarını artırmak için hissedebilecekleri bir ayet istiyorlardı." (İmam Begavi’nin tefsiri)
 
 
Havariler’in şüphe ettikleri görüşünü tercih eden ve bundan dolayı onları tekfir edip mazeretli kabul etmeyen alimler şöyle demişlerdir:
 
"Muhakkak ki Havariler, Allah’ın kudreti ve nebisinin doğruluğu hakkında şüphe etmişlerdir. Bu olay, onların kalplerindeki iman ve gerçek bilgi yerleşmeden önce vuku bulmuştur."

Bu alimler olayı bu manada yorumlamış ve demişlerdir ki:

"O gurup (havariler) bu sözleri sebebiyle kafir olmuşlardı ve nebileri şu sözleriyle, onların tevbe etmelerini istedi:

"Eğer iman etmiş kimseler iseniz Allah'dan korkun!"

Bu, İmam Taberi’nin tercih ettiği görüştür.

İmam Taberi rahimetullahi aleyh şöyle dedi:


"Sahabelerden ve Tabiinden bir gurup, ayetteki "istetea" kelimesinin başındaki (ye) harfini (te) yaparak "testetiu" yani; "yapabilir misin?" ve "Rabbuke" kelimesini de nasb ederek "Rabbeke" şeklinde okumuşlardır. O zaman ayetin manası:

"(Ey İsa!) Sen Rabbinden isteyebilir misin? veya "sen Rabbine dua edebilir misin?" ya da "sen istediğimizi yapması için Rabbine dua etmeyi uygun görür müsün?" olur.

Bu alimler: "Havariler, Allah-u Teâlâ’nın kendilerine sofra indirmeye kadir olduğunda şüphe etmiş değillerdir" dediler.

Havariler İsa aleyhisselam’a:

"Sen Allah-u Teâlâ'dan bunu yapması için istekte bulunur musun?" dediler.

(Sonra "yestetiu: Allah....... yapabilir mi?" şeklindeki okuyuşa döndü ve onu tercih ederek şöyle dedi):

"Allah-u Teâlâ, Havariler’in söylediklerinden hoşnut olmayarak çirkin gördü. Onlara tevbe etmelerini, bu sözlerinden dolayı tekrar iman etmelerini, Allah’ın kudretinin her şeye yettiğini ikrar etmelerini ve Rablerinin nebilerine bildirdiği ve nebilerinin de kendilerine bildirdiği haberlerde resulü tasdik etmelerini emretti. İsa aleyhisselam, onların söylediği bu sözleri büyük görerek onlara şöyle dedi:

"Eğer iman etmiş kimselerseniz Allah'dan korkun!"

İşte! Allah-u Teâlâ’nın, söyledikleri sözden dolayı onlardan tevbe etmelerini istemesi, onları Allah-u Teâlâ'ya ve rasulüne iman etmeye çağırması ve söyledikleri sözü nebilerinin çirkin görmesi, "yestetiu rabbuke" okuyuşunun daha sıhhatli olduğuna dair yeterli bir delilidir.

Allah-u Teâlâ’nın:

"Eğer mü’min kimseler iseniz Allah-u Teâlâ'dan korkun" sözüne gelince, bunun manası şudur:

Meryem oğlu İsa aleyhisselam kendisine:

"Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" diyen Havarilere şöyle dedi:

"Ey topluluk! Allah-u Teâlâ'ya karşı dikkatli olun ve bu sözünüzden dolayı üzerinize Allah’ın ceza indirmesinden korkun, muhakkak ki Allah, dilediği şeyi yapmakta aciz değildir. Yine biliniz ki, Allah’ın gökten bir sofra indirme kudreti hakkında şüphe etmeniz, onu inkar etmeniz demektir, dolayısıyla Allah’ın size bir ceza indirmesinden korkun ve eğer iman etmiş kimselerseniz hemen tevbe edin." (Taberi Tefsiri)         
 
 
Mufessirlerin çoğu ayetteki; "Rabbin yapabilir mi?" şeklindeki okuyuşu; "sen Rabbinden isteyebilir misin?" şeklindeki okuyuşa göre yorumlamış ve şöyle demişlerdir:
 
"Havariler Allah’ın kudreti hakkında şüpheye düşmekten uzaktırlar."

O zaman ayetin manası şöyle olur:

"Ey İsa! Sen Rabbinden bir sofra indirmesini isteyebilir misin?" 

"Rabbin yapabilir mi?" şeklindeki okuyuş hakkında da şöyle demişlerdir :

"Yapabilir mi'nin manası şudur:

"Rabbin sana icabet eder ve bu konuda istediğini yapar mı?"

Arapçada bu söyleyiş tarzı meşhurdur…
 
 
İbn Teymiye dedi ki:
 
"Aynı şekilde Havariler: "Rabbin gökten bir sofra indirebilir mi?" şeklindeki soruyu, Allah’ın buna kadir olup olmadığını değil, onu takdir edip etmediğini öğrenmek için sormuşlardır. Allah’ın buna kadir olduğunda onların şüphesi yoktu. Bu, Allah-u Teâlâ’nın Yunus aleyhisselam hakkında buyurduğu:

"Bizim ona kadir olamayacağımızı zannetti" (Enbiya: 87) sözüne benzemektedir.

Yani bu; "Yunus aleyhisselam, kendisine bunu yazmadığımızı zannetti" manasındadır. Elbette Yunus aleyhisselam’ın, Allah’ın kudreti hakkında bir şüphesi yoktu. Bu, bir adama:

"Senin bu işi yapmaya gücün yeter mi yani; bu işi yapar mısın?" şeklinde söylenen sözle aynı manadadır. Bu lafzı, bu manada kullanmak insanların dilinde meşhurdur." (Mecmua el Feteva c: 8, s: 374 )
 
İmam Begavi şöyle dedi:
 
"Kesai, bu ayetteki (ye) harfini (te) olarak ve Rab kelimesindeki "be" harfini mensub yaparak "rabbeke" şeklinde okumuştur. Bu Ali, Aişe, İbn Abbas ve Mücahid’in okuyuşudur. O zaman ayetin manası şöyle olur:

"Sen Rabbine dua edebilir misin, sen Rabbinden isteyebilir misin?"

Bazıları ayeti, (ye) harfi ile "yestetiu" yani, "yapabilir mi" ve Rabb kelimesindeki (be)’yi de merfu olarak "rabbuke" şeklinde okumuşlardır. Şüphesiz Havarilerin, Allah’ın kudreti hakkında herhangi bir şüpheleri yoktu. Bu sözlerin manası: "Rabbin indirir mi, yoksa indirmez mi?" Aynen bir adamın, yapabileceğini bildiği halde arkadaşına:

"Benimle beraber ayağa kalkabilir misin?" demesi gibidir. Bu adam arkadaşının bunu yapabileceğini bilmekte fakat, ona bunu sorarak yapıp yapmayacağını öğrenmek istemektedir...

"Senin bize doğru söylediğini biliriz." Yani; "Böyle yaparsan, senin Allah’ın rasulü olduğuna imanımız, görürcesine artar." (Begavi Tefsiri)
 
 
İmam İbn Kesir şöyle dedi:
 
"Hel yestetiu rabbuke" yani, "Rabbin yapabilir mi?" şeklinde okuyan çoktur.

Bazıları da şöyle okumuştur:

"Hel testetiu rabbeke" yani, "sen rabbinden isteyebilir misin?"

"Senin bize doğru söylediğini biliriz." Yani; "böyle yaparsan, senin Allah’ın rasulü olduğuna dair bilgimiz ve imanımız görürcesine artar." (İbn Kesir Tefsiri)
 

İmam Kurtubi şöyle dedi : 
 
"Süddi şöyle dedi:


"Ayetin manası şudur: "Rabbinden istediğinde sana icabet eder mi?"

Burada "yestetiu: yapabilir" kelimesinin manası; "yutiu: itaat eder" demektir.

Bunun manası hakkında şu da söylenmiştir:

"Rabbin kadir midir?" Ancak Havariler bu sorusuyu, başlangıç ve Allah’ı iyice tanımadıkları zamanda sormuşlardı. Bu sebeple İsa aleyhisselam, Allah hakkında hata ettikleri ve caiz olmayan bir şeyi caiz gördükleri için cevabında şöyle dedi:

"Eğer mü’ min kişiler iseniz Allah'dan korkun..."

Yani; Allah-u Teâlâ’ın kudreti hakkında şüpheye düşmeyin!

Ben diyorum ki; bu görüş kuvvetli değildir. Çünkü Havariler nebilerin halis dostları, onların azınlık olan arkadaşları ve onların yardımcılarıdırlar. İsa aleyhisselam’ın şöyle dediği gibi:

"Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kimlerdir?" Havariler de şöyle dediler: "Allah’ın yardımcıları biziz." (Saf: 14)

Resulullah sallAllahu aleyhi ve sellem dedi ki:

"Her nebinin bir havarisi vardır. Benim havarim de Zubeyr’dir."

Bilinen bir şeydir ki, nebiler Allah-u Teâlâ’yı tanıtmak, O’nun hakkında caiz olan ve caiz olmayan şeyleri haber vermek için gönderilmişlerdir. Nebilerin halis dostları ve azınlıkta ki arkadaşları olan havariler nasıl olur da Allah’ı tanımazlar ve O’nun hakkında caiz olan ve caiz olmayan şeylerden habersiz olabilirler?"

Bazı alimler şöyle dediler:

"Muhakkak ki Havariler, yaratıcının kudreti konusunda şüphe etmemişlerdir. Çünkü onlar mü’min, bilgili ve alimdiler. Onların bu sözleri, senin bir adama şöyle demen gibidir:

"Falanca bana şunu getirebilir mi (verebilir mi)?"

Halbuki sen, o kişinin bunu yapabileceğini kesinlikle bilirsin.

Fakat asıl kastedilen mana şudur:

"Bunu yapar mı? Bu konuda sana icabet eder mi, etmez mi?"

Havariler, Allah-u Teâlâ’nın bunu ve bunun dışındaki her şeyi yapabilme gücüne sahip olduğunu hem akılları hem de rasullerinin bildirmesiyle bilmekteydiler. Fakat, bunu gözleriyle görmek istediler. Aynen İbrahim aleyhisselam'ın:

"Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." (Bakara: 260) demesi gibidir.

İbrahim aleyhisselam, Allah’ın her şeyi yapabilme gücüne sahip olduğunu hem aklı hem Allah’ın ona bildirmesiyle bilmekteydi. Fakat bunu gözleriyle görmek istedi. Allah’ın kudreti konusunda da zaten içinde hiçbir şüphe yoktu.

Ben (İmam Kurtubi) de diyorum ki; bu te’vil güzeldir. Bundan güzeli ise; "Rabbin gökten bize sofra indirebilir mi sözü, Havarilerin sözü değil, Havarilerle birlikte olan başka insanların sözüdür" şeklindeki tevildir.

İbn’ul Hassar şöyle dedi:

"Havarilerin, İsa aleyhisselam’a söyledikleri:

"Rabbin gökten bize sofra indirebilir mi?" sözünden, Havariler’in Allah’ın kudreti hakkında şüphe ettikleri anlaşılmamalıdır. Buradaki istemede, Allah-u Teâlâ’ya karşı bir nezaket ve edep vardır. Çünkü her olması mümkün olan şeyi Allah-u Teâlâ’nın takdir etmemesi söz konusu değildir.

Havariler, İsa aleyhisselam’a iman etmiş en hayırlı kimselerdir. Olabilmesi mümkün olan her şeyin Allah-u Teâlâ’nın kudretinin dahilinde olduğunu bilmemeleri nasıl düşünülebilir? Ayetin, "te" harfi ile okunuşunun manasına gelince, bu; "sen Rabbin’den isteyebilir misin?" manasındadır. Bu, Aişe ve Mücahid’in sözüdür.

Aişe radiyAllahu anh şöyle demiştir:

"Havariler, Allah-u Teâlâ’yı çok iyi biliyorlardı. Onlar; "Rabbin gökten bize sofra indirebilir mi?" sözünü söylememişlerdir. Söyledikleri söz: "Rabbinden isteyebilir misin?" şeklindedir.

Aişe radiyAllahu anh’nin şöyle dediği de rivayet edilmiştir:

"Havariler, Allah’ın bir sofra indirmeye kadir olduğunda şüphe etmemişler, fakat şöyle demişlerdir:

"Rabbinden isteyebilir misin?"

Muaz b. Cebel radiyAllahu anh dedi ki:

"Rasulullah  sallAllahu aleyhi ve sellem bize ayeti:

"Rabbinden isteyebilir misin?" şeklinde okuttu.

Muaz radiyAllahu anh dedi ki:

"Nebi sallAllahu aleyhi ve sellem bu ayeti defalarca (te) ile yani "hel testetiu Rabbeke: Rabbinden isteyebilir misin? Şeklinde okudu."  (Buhari c: 2 s: 66 ) ( Kurtubi Tefsiri.)
 
 
Şimdi ben de diyorum ki:

"Alimlerin bu ayet hakkındaki görüşlerini zikrettik. Şimdi bakalım, bu ayet, dinin aslında cehaletin mazeret olduğunu söyleyenlere delil olabilir mi? Elbette olamaz."
 
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |