İmam Gazali ve İbni Teymiyye İle İlgili Bir Mesele
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 20:05:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: İmam Gazali ve İbni Teymiyye İle İlgili Bir Mesele  (Okunma Sayısı 1404 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 819


« : 05 Şubat 2019, 00:22:28 »


İMAM GAZALİ VE İBNİ TEYMİYYE ‎İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİR MESELE

İbni Teymiyye, İmam Gazali ve kitabı İlcâmu’l-Avâm (Selefi Salihinin Mezhebi) hakkında ‎Mecmûu’l-Fetâvâ’da şunları söylüyor: ‎

‎‎فَإِنْ فُرِضَ أَنَّ أَحَدًا نَقَلَ مَذْهَبَ السَّلَفِ كَمَا يَذْكُرُهُ؛ فَإِمَّا أَنْ يَكُونَ ‏قَلِيلَ الْمَعْرِفَةِ بِآثَارِ السَّلَفِ كَأَبِي الْمَعَالِي وَأَبِي حَامِدٍ الْغَزَالِيِّ ‏وَابْنِ الْخَطِيبِ وَأَمْثَالِهِمْ مِمَّنْ لَمْ يَكُنْ لَهُمْ مِنْ الْمَعْرِفَةِ بِالْحَدِيثِ مَا ‏يُعَدُّونَ بِهِ مِنْ عَوَامِّ أَهْلِ الصِّنَاعَةِ فَضْلًا عَنْ خَوَاصِّهَا وَلَمْ يَكُنْ الْوَاحِدُ ‏مِنْ هَؤُلَاءِ يَعْرِفُ الْبُخَارِيَّ وَمُسْلِمًا وَأَحَادِيثَهُمَا إلَّا بِالسَّمَاعِ كَمَا ‏يَذْكُرُ ذَلِكَ الْعَامَّةُ وَلَا يُمَيِّزُونَ بَيْنَ الْحَدِيثِ الصَّحِيحِ الْمُتَوَاتِرِ  عِنْدَ ‏أَهْلِ الْعِلْمِ بِالْحَدِيثِ وَبَيْنَ الْحَدِيثِ الْمُفْتَرَى الْمَكْذُوبِ وَكُتُبُهُمْ أَصْدَقُ ‏شَاهِدٍ بِذَلِكَ فَفِيهَا عَجَائِبُ. وَتَجِدُ عَامَّةَ هَؤُلَاءِ الْخَارِجِينَ عَنْ مِنْهَاجِ ‏السَّلَفِ مِنْ الْمُتَكَلِّمَةِ وَالْمُتَصَوِّفَةِ يَعْتَرِفُ بِذَلِكَ إمَّا عِنْدَ الْمَوْتِ وَإِمَّا ‏قَبْلَ الْمَوْتِ وَالْحِكَايَاتُ فِي هَذَا كَثِيرَةٌ مَعْرُوفَةٌ. هَذَا أَبُو الْحَسَنِ ‏الْأَشْعَرِيُّ: نَشَأَ فِي الِاعْتِزَالِ أَرْبَعِينَ عَامًا يُنَاظِرُ عَلَيْهِ ثُمَّ رَجَعَ عَنْ ‏ذَلِكَ وَصَرَّحَ بِتَضْلِيلِ الْمُعْتَزِلَةِ وَبَالَغَ فِي الرَّدِّ عَلَيْهِمْ. وَهَذَا أَبُو ‏حَامِدٍ الْغَزَالِيُّ مَعَ فَرْطِ ذَكَائِهِ وَتَأَلُّهِهِ وَمَعْرِفَتِهِ بِالْكَلَامِ وَالْفَلْسَفَةِ ‏وَسُلُوكِهِ طَرِيقَ الزُّهْدِ وَالرِّيَاضَةِ وَالتَّصَوُّفِ يَنْتَهِي فِي هَذِهِ الْمَسَائِلِ ‏إلَى الْوَقْفِ وَالْحَيْرَةِ وَيُحِيلُ فِي آخِرِ أَمْرِهِ عَلَى طَرِيقَةِ أَهْلِ الْكَشْفِ ‏وَإِنْ كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ رَجَعَ إلَى طَرِيقَةِ أَهْلِ الْحَدِيثِ وَصَنَّفَ " إلْجَامَ ‏الْعَوَامِّ عَنْ عِلْمِ الْكَلَامِ."‏

‎“Eğer o kelam âlimlerinden biri selefin mezhebini nakletse, naklettiği gibi, selefi salihin ‎hakkında gelen rivayetlerden çok azını bildiklerini yaptıkları nakillerden biliriz. Ebu el-Me’âli, ‎Ebu Hâmid el-Gazali, İbni el-Hatib ve onlar gibi hadis ilmini bilmeyen diğer kelamcılar buna ‎örnektir… O kimselerin hadis ilminde hiçbir bilgisi yoktur, hatta öyle ki hadis ilminde avam ‎sayılacak kadar az bilgiye sahiptirler, kaldı ki hadis âlimlerinin meşhurlarından olsunlar. ‎Onlardan her biri ne Buhari ve Müslim’i bilir ne de bunların hadislerini bilir. Ancak kulaktan ‎dolma birtakım bilgilere sahiptirler, aynı avamın söylediği gibi. Hadis âlimlerinin katında ‎mütevatir sahih hadis ile Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e yalan yere iftira edilmiş ‎hadisleri birbirinden ayırt edemezler. Söylediklerimizin doğru olduğuna dair onların kitapları ‎delildir ve onların kitapları şaşılacak şeyler ile doludur. İşte selefi salihinin yolundan çıkmış ‎olan bu kelamcı ve mutasavvıfların çoğu, ya öleceği vakit ya da ölmeden önce itiraf eder. ‎Onlar hakkında bu konudaki hikâyeler çoktur ve bunlar bilinmektedir. ‎
Örneğin Ebu el-Hasen el-Eşari: O, kırk sene Mutezile mezhebi üzerindeydi ve bu ‎mezhebi müdafaa etmekteydi. Sonra bu mezhepten döndü ve açık bir şekilde Mutezile ‎mezhebinin sapık olduğunu söyleyip onlara mübalağalı bir şekilde reddiyeler yaptı. ‎
Bir de Ebu Hâmid el-Gazali: O, çok zeki ve devamlı ibadetle meşgul olduğu, kelam ve ‎felsefe ilmini gayet iyi bildiği; zühd, ibadet ve tasavvuf yolunu tuttuğu halde bu anlattığımız ‎meseleler konusunda nihayet duraklama ve hayrete ulaştı ve ömrünün sonunda keşif ‎ehline (tasavvufçulara) yöneldi. Fakat bu durumdan sonra hadis ehlinin mezhebine döndü ‎ve bu mezhebi anlatan “İlcâmu’l-Avâm an İlmi’l-Kelâm” isimli kitabını yazdı.” (Mecmûu’l-Fetâvâ, c.4 s.71-72)‎


Ben (Ziyaeddin el-Kudsi) diyorum ki: Bu satırlarda İbni Teymiyye, kendi şehadetiyle ‎İmam Gazali’nin İlcâmu’l-Avâm (Selefi Salihinin Mezhebi) kitabının hadis âlimlerinin ‎akidesine uygun bir şekilde yazıldığını söylemektedir. İbni Teymiyye’nin hadis âlimlerinden ‎kastı, selefi salihindir; yani İbni Teymiyye sadece hadis âlimlerinin yolunu -ki bunlar kendi ‎tabi olduğu hadis âlimleridir- selefi salihinin yolu olarak kabul etmektedir. İşte bu sözde o, ‎İmam Gazali’nin yazdığı İlcâmu’l-Avâm kitabının, selefi salihinin olarak kabul ettiği hadis ‎âlimlerinin inancına uygun bir kitap olduğunu ikrar etmektedir. ‎
İmam Gazali rahmetullahi aleyh’in İlcâmu’l-Avâm (Selefi Salihinin Mezhebi) kitabı işte ‎elinizdedir; güzelce okuyun. Bu kitabı okuyup doğru bir şekilde anlayan kişi apaçık ‎görecektir ki İmam Gazali üzerinde dura dura selefi salihinin akidesinin tafvid akidesi ‎olduğunu ve avamın selefi salihinin akidesine göre hareket etmesi gerektiğini söylemekte, ‎doğru olanın bu akide olduğunu delillerle ispat etmektedir. İmam Gazali’nin bu kitapta ‎anlattığı şeylerin temeli, tenzih akidesidir. Yani Allah-u Teâlâ hakkında müteşabih naslar ‎karşısında yapılacak ilk iş, nassın zahiri manasından Allah’ı tenzih etmek, öncelikle tenzih ve ‎takdis inancına sahip olmaktır. İmam Gazali rahmetullahi aleyh bunun selefi salihinin inancı ‎olduğunu bildirip onların Allah hakkındaki müteşabih naslara karşı takındıkları tavrın ‎avama vacip olduğunu söyleyerek bunları tek tek açıklamaktadır. Avama vacip olan bu yedi ‎tavır özetle şöyledir: ‎
‎1- Takdis etmek: Allah-u Teâlâ’yı cisim ve cisme tabi olan (cevher, araz gibi) şeylerden ‎tenzih etmek. ‎
‎2- Tasdik etmek: Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in söylediği söze iman etmek; ‎söylediği sözün onun kastettiği mana yönüyle hak olduğuna ve onun ancak doğruyu ‎söylediğine inanmak.‎
‎3- Acziyetini itiraf etmek: Allah hakkındaki müteşabih haberlerde kastedilen manayı ‎bilmenin gücünü aşan bir konu olduğunu ve bu manayı araştırmakla mükellef olmadığını ‎itiraf ve ikrar etmek.‎
‎4- Susmak: Bu gibi müteşabih haberlerin manası hakkında soru sormayıp bu işe ‎dalmamak; soru sormanın bidat olduğunu, bu meseleye dalmanın dini açıdan tehlikeli ‎olduğunu ve hiç fark etmeden kişiyi küfre sokabileceğini bilmek.‎
‎5- Kendini tutmak: Bu gibi müteşabih haberlerde geçen lafızlar üzerinde dille ilgili ‎herhangi bir değiştirme, lafzı başka dile çevirme, harf ekleme, harf çıkarma yapmamak, ‎farklı yerlerde zikredilen müteşabih lafızları bir araya toplamamak ve lafzı, içinde geçtiği ‎cümleden ayırıp tek olarak zikretmemek, lafız nasıl geçmişse o şekilde muhafaza etmek.‎
‎6- Hiçbir şey yapmamak: Allah hakkındaki müteşabih haberlerin manası konusunda ‎düşünmemek, kalbi araştırmaktan men etmek.‎
‎7- İlim ehline teslim olmak: Allah hakkındaki müteşabih nasların manası aczinden ‎dolayı kendine gizli kalsa da bu naslardan bazılarının manasının rasullere, evliyalara, ‎sıddıklara gizli kaldığına inanmamak.‎
İşte! Acaba İbni Teymiyye, piyasada mevcut olan kitaplarında selefi salihinin akidesini ‎anlatırken, İmam Gazali’nin bu kitapta anlattığı akide gibi mi anlatıyor? Oysa piyasada İbni ‎Teymiyye’ye ait olarak yayımlanan kitaplara baktığımızda tafvid akidesinin sapık bir akide ‎olduğunu hatta tevilcilerin akidesinden daha kötü, mülhidlerin akidesi olduğunu söylediğini ‎görmekteyiz. Örneğin Der’ut-Te’ârud kitabında şöyle demektedir:‎

فتبين أن قول أهل التفويض الذين يزعمون أنهم متبعون للسنة ‏والسلف من شر أقوال أهل البدع والإلحاد

‎“Açıkça belli olmuştur ki sünnete ve selefe tabi olduğunu iddia eden tafvid ehlinin sözü, ‎bidat ve ilhad (küfür) ehlinin sözlerinin en şerlisidir.”‎


İkincisi; İbni Teymiyye, İmam Gazali’nin bu kitapta Allah hakkındaki müteşabih ayetlere ‎karşı avamın ne yapması gerektiğine dair söylediği şeylere tamamen karşıdır. Zira İmam ‎Gazali rahmetullahi aleyh bu kitapta Kur’an-ı Kerim’de müteşabih ayetler olduğunu bildirip ‎bunlara karşı avamın takınması gereken tavrı anlatıyor ve bunun selefin akidesi olduğunu ‎söylüyor. O, bu kitabında nassın zahirine iman edilmesi gerektiğine dair herhangi bir şey ‎söylemiyor, bilakis aksini ifade ediyor; “Nassın zahiri Allah’tan tenzih edilmelidir çünkü ‎nassın zahirinde mahlukata benzeme manası vardır.” diyor. İbni Teymiyye ise kitaplarında ‎böyle demiyor; “Nassa zahirine göre inanılmalıdır, ‎يَد‎ (yed: el) geçiyorsa bu gerçek eldir.” ‎diyor. Ayrıca İbni Teymiyye’ye göre müteşabih nas, mecaz diye bir şey yoktur. Nassın ‎zahirinden ne anlaşılıyorsa öyle anlaşılmalı fakat Allah-u Teâlâ mahlukata ‎benzetilmemelidir(!). Kısaca; İbni Teymiyye’nin piyasadaki kitaplarına baktığımızda selefi ‎salihinin inancı olduğunu söylediği şey ile İmam Gazali’nin İlcâmu’l-Avâm (Selefi Salihinin ‎Mezhebi) kitabında anlattığı şey birbirine taban tabana zıttır. Durum böyleyken ne ‎diyebiliriz? Bir yanda İbni Teymiyye’nin İlcâmu’l-Avâm’ı öven ve bu kitabın selefi salihinin ‎akidesini ihtiva ettiğini söylediği sözü; bir yanda bu kitapta mevcut olan akideye tamamen ‎zıt şeyler söylediği kitapları... Bu durum karşısında nasıl düşünmeliyiz? Burada bazı ‎ihtimaller ortaya çıkmaktadır: ‎
Birinci ihtimal:
İbni Teymiyye gerçekten İlcâmu’l-Avâm (Selefi Salihinin Mezhebi) ‎kitabında anlatılan akideye inanıyor ve bu akidenin selefi salihinin akidesi olduğunu ikrar ‎ediyor. Binaenaleyh İbni Teymiyye’nin gerçek inancı, İlcâmu’l-Avâm’da belirtilen tafvid ‎akidesi olup piyasadaki ona nispet edilen kitaplar ya onun hakkında uydurulmuş ya da içine ‎sokuşturmalar yapılmış kitaplardır.‎
İkinci ihtimal: Hayır, piyasadaki İbni Teymiyye’ye nispet edilen kitaplar, gerçekten onun ‎inandığı akideyi anlatıyor. Peki, şayet böyleyse nasıl olur da kendi inandığı ve kitaplarında ‎yazdığı akideye zıt olan, apaçık kötülediği akideyi ihtiva eden bir kitap için “Selefi salihinin ‎akidesine göre tasnif edilmiş bir kitaptır.” der? ‎
Eğer piyasadaki mevcut kitapların gerçekten ona ait olduğunu kabul edersek -ki bu ‎durumda İlcâmu’l-Avâm (Selefi Salihinin Mezhebi) kitabı hakkındaki sözünü de doğru kabul ‎edeceğiz, İbni Teymiyye’nin söylediklerini de kabul edeceğiz- o zaman iki ihtimal ortaya ‎çıkar: Ya İbni Teymiyye İlcâmu’l-Avâm’ı okumamış ya da okuduğu halde anlamamıştır. Bu ‎iki ihtimal de İbni Teymiyye için kötü bir sonuçtur. Çünkü böyle olan bir kişi âlim seviyesine ‎çıkamaz. Okumadan bir kitap hakkında hüküm vermek yalan söylemektir, okuduğu halde ‎kitaptakilerin tersi bir hüküm vermek ise gerçeği saptırmaktır. Her ikisi de âlime ‎yakışmayan bir şeydir. Bu söylediğimiz ihtimallerin dışında başka bir ihtimal yoktur. Başka ‎bir ihtimal olduğunu düşünen varsa bize söylesin bakalım!‎
Günümüzde İbni Teymiyye’nin, asrın en büyük âlimi olduğunu söyleyen ve piyasada ‎mevcut olan kitaplarının selefi salihin akidesini anlattığını iddia edenler, acaba bu ‎ihtimallerden hangisini tercih ediyorlar? Hangisini tercih ederlerse etsinler bu, onlar için ‎kötü bir sonuçtur. Bundan dolayı onlar, İbni Teymiyye’nin İlcâmu’l-Avâm (Selefi Salihinin ‎Mezhebi) hakkındaki sözünden sanki hiç haberleri yokmuş gibi davranırlar. Hatta bazıları, ‎İbni Teymiyye’nin sözünün geçtiği ilgili kitabı tercüme eder veya yayımlar iken o sözü ‎kitaptan kaldırırlar. ‎
İbni Teymiyye’yi büyük bir âlim sayan ve onun, kitaplarındaki mezhebine bağlı olan ve ‎kendisi de bulunduğu toplumda âlim sayılan bir kişi, İbni Teymiyye’nin İlcâmu’l-Avâm ‎hakkındaki sözü ile kitaplarındaki muhtevanın çeliştiğini görünce bakın neler söyledi:‎
‎ ‎
فقد رأيت بعض من في قلبه مرض ويحب أن يجادل عن الذين ‏يختانون أنفسهم من غلاة المبتدعة مثل أبي حامد الغزالي وغيره ‏من أئمة الشرك والتعطيل يزعم أن أبا حامد رجع إلى طريقة أهل ‏الحديث وصنف في ذم الكلام كتابا اسمه "إلجام العوام عن علم ‏الكلام" فأقول: إن كتاب "إلجام العوام" وصل إلينا ويتبين بعد ‏مراجعته لكل من عرف دين الإسلام أن هذا الكتاب ليس على طريقة ‏أهل الحديث بل على طريقة زنادقة الباطنية الذين يزعمون أن ‏الرسل كتموا الحق في باب التوحيد وتكلموا بخلافه فخيلوا ‏ومثلوا بأمثلة كاذبة تخالف ما هو الحق في نفس الأمر لمصلحة ‏الجماهير الذين لو عرفوا الحق لعدوه تعطيلا للصانع والشرائع‎ ‎‎ ‎

‎“Kalbinde hastalık olan bazı kimseler gördüm. Onlar, Ebu Hâmid el-Gazali ve diğerleri ‎gibi şirk ve ta’til imamlarından aşırı bidatçi olanları müdafaa ederek onlara muhalefet ‎edenler ile cedelleşmeyi severler. Onlar, Ebu Hâmid’in hadis âlimlerinin inancına ‎döndüğünü ve kelam ilmini kötülemek için ismi “İlcâmu’l-Avâm an İlmi’l-Kelâm” olan ‎kitabı tasnif ettiğini iddia ederler.‎
Ben diyorum ki: Bize ulaşan “İlcâmu’l-Avâm” kitabını okuduktan sonra İslam dinini bilen ‎herkes için apaçık belli olmuştur ki bu kitap hadis âlimlerinin mezhebi üzere değil, bilakis ‎zındıkların ve Batınîlerin mezhebi üzere yazılmış bir kitaptır. Onlar, tevhid konusunda ‎rasullerin hakkı gizlediklerini ve tevhidin zıddına konuştuklarını, hayale kapılıp halkın ‎maslahatı için hakka muhalif olan yalan misallerle misal verdiklerini, çünkü halk gerçeği ‎bilirse yaratıcı ve şâri’ olan Allah’ı iptal edilmiş olarak addedeceklerdi diye iddia ‎etmektedirler.” ‎


Bu sözlerin sahibi, açık bir şekilde İbni Teymiyye’nin hata yaptığını söylemekte ve İmam ‎Gazali’nin İlcâmu’l-Avâm (Selefi Salihinin Mezhebi) kitabındaki sözlerinin onların inancına ‎göre asla selefi salihinin akidesini temsil etmediğini net bir şekilde dile getirmektedir. Tabii ‎bu kişi, güya bir hatayı düzeltmeye kalkıyor, fakat bilmiyor ki bir hata düzelteyim derken çok ‎büyük bir açık veriyor. Evet, bu adam kendi inandığı akideye sadıktır. Dolayısıyla ona ‎muhalefet eden İlcâmu’l-Avâm kitabını okuduğunda kendi inandığı selefi salihinin ‎akidesine zıt olduğunu anlamış ve bunu söylemiştir. Ancak unuttuğu ya da cevap ‎veremediği bir şey var: Kendisi, hocası olan İbni Teymiyye’den daha mı âlim, daha mı ‎anlayış sahibidir? O, İlcâmu’l-Avâm kitabını okudu ve anladı ki bu kitap kendi inandığı selefi ‎salihinin akidesine muhaliftir. Peki, İbni Teymiyye bu kitabı okumamış mı yoksa okumuş da ‎onun gibi anlamamış mıdır? Hadi bakalım, açıklama bekliyoruz. Neden İbni Teymiyye kendi ‎inandığı selefi salihinin akidesine tamamen zıt olan bu kitabın selefi salihinin akidesini ‎temsil ettiğini söylemiştir? Neden? Biz bu soruyu hem bu yazara hem de şu an mevcut olan ‎bütün İbni Teymiyye tabiilerine soruyor ve onlardan ilmi bir cevap bekliyoruz. Şayet ortaya ‎koyduğumuz ihtimallerden başka bir ihtimal varsa söylesinler ya da bu ihtimallerden birini ‎seçsinler. ‎
Bakalım, İmam Gazali rahmetullahi aleyh ile İbni Teymiyye sıfat meselesinde aynı mezhebe ‎mi sahiptir.‎

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |