nn Tağutun Muhakemesinde Boşama
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Nisan 2018, 16:21:56


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eer ye iseniz ltfen ye giriinden giri yapnz.

Eer ye deilseniz 10 saniyenizi ayrarak ye olabilirsiniz. 

Dosyalar indirebilmek ve de ierikleri grebilmek iin

ye olmanz gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Tağutun Muhakemesinde Boşama  (Okunma Sayısı 1985 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Huzeyfe.arslan
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 36


« : 06 Ocak 2018, 02:08:04 »


Soru: Kişinin; "Ben hanımımı boşadım. Mahkemeye başvurmamın sebebi boşadığımı tasdik ettirmektir. Yoksa mahkemenin hükmünü istemek değildir." diyerek mahkemeye başvurup hakimin boşamayı gerçekleştirmesini istemesinin hükmü nedir?

 Cevap: Kişinin; "Ben hanımımı boşadım. Mahkemeye başvurmamın sebebi boşadığımı tasdik ettirmektir. Yoksa mahkemenin hükmünü istemek değildir." diyerek mahkemeye başvurup boşamayı gerçekleştirmesini istemesi de küfürdür. Çünkü burada boşama yetkisi fertlerin elinde değil hakimin elindedir. Fertler arasında geçen, İslami usülde boşama gibi şeyler, onun için önemli değildir. Dolayısıyla niyet ne olursa olsun bu şekilde mahkemeye başvurmak, tasdik ettirmek değil bilakis tağutun hüküm verme yetkisini tanımak demektir.

Müslümanın İslam'a göre verilmiş bir hükmü, küfür olmayacak şekilde tağutun mahkemesine tasdik ettirmesine gelince; bu, ancak lafızların ve istenilen şeyin açıkça belirtilmesiyle olur.

Mesela; miras meselesi... Müslüman kardeşler mirası aralarında İslamın hükmüne göre paylaştırdıktan sonra: "Biz mirası bu şekilde yani, 2 erkeğe, 1 kıza olacak şekilde paylaştırdık. Bununla ilgili işlemlerin yapılmasını istiyoruz" diyerek tağutun mahkemesine başvurmaları bu hükmü tasdik ettirmeyi istemek demektir. Tabiiki bu konuda tağutun mahkemesinin, fertler arasındaki anlaşmayı kabul edici özellikte olması da şarttır. Bu durumda hükmü tağutun mahkemesi değil fertler vermiş, tağutun mahkemesi ise sadece fertlerin verdiği bu hükmü kabul edip tasdik etmiş olmaktadır.

Hanımını boşamış olan kişinin, verdiği bu hükmü taguta tasdik ettirmek için; "Ben hanımımı boşadım. Gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum" diyerek tağutun mahkemesine başvurması ve mahkemenin de erkeğin başvurusunu asıl kabul edip uygulamaya sokması şarttır. Ancak bu şekilde yapılan başvuru tasdik ettirme manasına gelir.

Yoksa, kişinin; "Niyetim tağutun hükmünü istemek değil tasdik ettirmektir. Çünkü ben hanımımı İslami usule göre boşayarak zaten ondan ayrıldım. Tağutun hakimi de eğer bizi boşarsa benim verdiğim bu kararı tasdik etmiş olur. Fakat hakim bizi boşamazsa bu sefer de ben yine hanımıma dönmeyeceğim için tağutun hükmünü kabul etmiş sayılmam. Ben hakimin bu kararına uyarak tekrar hanımıma dönecek olursam, işte o zaman tağutun mahkemesini kabul etmiş ve küfre girmiş olurum" diyerek boşama yetkisini hakime tanıyıp mahkemeye başvurması tasdik ettirmek değil, tağuttan hüküm istemek demektir.

Bu iddiayı ileri sürenlerin bu şekilde yanlış bir sonuca varmalarının sebebi; çok önemli olan bir noktayı gözardı etmelerindendir. Tağutun mahkemesine başvurmanın bizzat kendisi küfürdür. Mesele, tağutun verdiği hükme uyup uymama meselesi değildir. Kişi tağutun verdiği hükme uymayacak olsa dahi onun mahkemesine başvurmakla küfür bir amel işlemiş ve İslam milletinden çıkarak kafir olmuş olur. Çünkü bu mahkemelere başvurmakla yalnız Allah'a ait olan hüküm verme yetkisi tağutlara tanınmış olmaktadır.


                         
Kayıtlı
Muvahhide Rana
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 06 Ocak 2018, 23:50:35 »

Bu cevabi kim vermis? Kime sorulmus bu soru?
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 669


« Yanıtla #2 : 06 Ocak 2018, 23:58:56 »


Yazı, Şeyh Seyfuddin el-Muvahhid'in Davetçinin Tefsiri'nde geçmektedir fakat soru ve cevap şeklinde değil. Aşağıdaki linkten ilgili yazıya ulaşabilirsiniz.
http://www.davetulhaq.com/tr/mkportal/kategoriler/kitaplik/okuma_salonu/tefsir/3/256_Dinde_Zorlama_Yoktur_.htm
Kayıtlı
Huzeyfe.arslan
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 36


« Yanıtla #3 : 07 Ocak 2018, 00:24:17 »

Hangi kitaptan nakil yaptığımı attığım yazının altına yazmış idim. Fakat kitapta soru-cevap  şeklinde geçmediği için kaynağı silmeye karar verdim. Soru- cevap şeklinde atarsam insanların daha iyi anlayacağını düşündüm . Alkame’nin de dediği gibidir. Kaynak: Davetçinin Tefsiri 3. Cüz Bakara 256.cı ayet. 
Kayıtlı
Muvahhide Rana
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 08 Ocak 2018, 08:56:48 »

Su sekilde olmasinda bi sakinca  olurmu peki benim yukarda yazida Anladigim kadariyla olmaz

Resmi muamelesi olan kari koca,koca karisini bosadi ve tagutun muhakmesine tasdik amacli kagit uzerindede bitmesi icin basvurdu ben karimi bosadim gerekli islemleri yapin dedi

Yazida sole bi bolum var

Hanımını boşamış olan kişinin, verdiği bu hükmü taguta tasdik ettirmek için; "Ben hanımımı boşadım. Gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum" diyerek tağutun mahkemesine başvurması ve mahkemenin de erkeğin başvurusunu asıl kabul edip uygulamaya sokması şarttır. Ancak bu şekilde yapılan başvuru tasdik ettirme manasına gelir. 




Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 669


« Yanıtla #5 : 06 ubat 2018, 13:18:08 »

Su sekilde olmasinda bi sakinca  olurmu peki benim yukarda yazida Anladigim kadariyla olmaz

Resmi muamelesi olan kari koca,koca karisini bosadi ve tagutun muhakmesine tasdik amacli kagit uzerindede bitmesi icin basvurdu ben karimi bosadim gerekli islemleri yapin dedi

Yazida sole bi bolum var

Hanımını boşamış olan kişinin, verdiği bu hükmü taguta tasdik ettirmek için; "Ben hanımımı boşadım. Gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum" diyerek tağutun mahkemesine başvurması ve mahkemenin de erkeğin başvurusunu asıl kabul edip uygulamaya sokması şarttır. Ancak bu şekilde yapılan başvuru tasdik ettirme manasına gelir.


Verdiğim linki baştan sona kadar okursanız, sorunuzun cevabına ulaşırsınız. Size tavsiyemiz yazıyı cımbızlayarak değil, bir bütün olarak okuyun.

Şunu da belirtmek istiyorum: Hakkın karşısında daima şeytanın uşakları bulunmaktadır. Hakkın üstünü örtmeye, hak ehlini kötü göstermeye çalışan batıl ehlinin her zaman yaptığı şey ise, alimlerin sözlerini cımbızlayarak insanlara nakletmektir. Böylece o kıt akıllarıyla bir iş başardıklarını zannederler. Ama Allah'ın izniyle hiçbir zaman muvaffak olamazlar, olamayacaklardır da. Anlayıştan nasibi olmayan bazı kimseler, yukarıda linkini verdiğimiz tefsirdeki sözleri cımbızlayarak "bakın Davetulhaq/Hak Yayınları nasılda tağuta muhakeme olmaya cevaz veriyor" diyorlar. Şu iftiraya çocuklar bile güler. Kafası çalışmayan, basireti kapalı, okuduğunu anlamayan zıplayıcı güruhlar da buna eşlik ediyorlar. Bu kişilerin basireti o kadar kapalı ki "Allahtan başkasından şefaat istemek şirk olmakla beraber, yapan kişinin niyetine göre bunda tafsilat olabilir" diyorlar ve bu sözlerinin küfür olduğunu anlamıyorlar. (Meselenin geniş açıklamasına http://www.davetulhaq.com/tr/forum/index.php?topic=12815.0 buradan ulaşabilirsiniz.) Sonra o kıt akıllarıyla yazıları ancak bu kadar anlıyorlar. Daha kendi sözlerinin ne manaya geldiğini bilmeyen bu güruhlar, bizim sözlerimizi nasıl anlasınlar. Hakka, hak ehline olan düşmanlıkları onları öyle zelil bir duruma düşürdü ki çocukların bile inanmayacağı iftiralar atmaya başladılar. İşte zerre ilmi, anlayışı olmayan üç beş çocuk toplanıp İslam adına bir şey söylerse, ortaya böyle şaklabanlıklar çıkıyor.

Kayıtlı
isbatnefy
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #6 : 07 ubat 2018, 21:08:58 »

Bismillah

Haksızlık etmemek için linkteki yazıyı , muradıňızı anlamak için sorgulamaksızın okudum. Şu bölüm gerçekten konunun özeti olmuş. Yazıdaki bölüm:

"Müslümanın İslam'a göre verilmiş bir hükmü, küfür olmayacak şekilde tağutun mahkemesine tasdik ettirmesine gelince; bu, ancak lafızların ve istenilen şeyin açıkça belirtilmesiyle olur. "

"tağutun mahkemesine  "
"küfur olmayacak şekilde"

zatı itibarıyla küfur olan bir şey, küfur olmayacak , şekilde nasıl olacak.

tasdik ettirmek için tağutun mahkemesine başvurmak gerekir ve adını tasdik ettirmek , şeklinde kullanmak yapılan amelin hükmünü değiştirir mi.

taguta muhakeme olmanın başlangıcı taraflardan ikisinin ya da birinin başvurmasıyla diğerinin de katıılmasııyla olmaz mı.

tağutun mahkemesine başvurmadan tarafların/tarafın kararı nasıl tasdik ettirilecek. mahkemenin tasdik etmesi, onun hüküm,karar vermesinden uygulatmasından başka nedir ki.

Sanırım resmi nikahla ilgili itikadınızı boşanmada da uyguluyor ve tasdik ettirmek lafzını kullanıyorsunuz.
Resmi nikahı tasdik ettirmeniz sırasında tağutun mahkemesine başvurmuyorsunuz. Boşanmada ise kendiniz de tağutun mahkemesinden lafzını kullanmışsınız ki küfur olan tağutun mahkemesinden bir karar istemek/çıkartmaktır ki  isterseniz hüküm isteyin isterseniz  kararınızı tasdik ettirmek isteyin.

Aslında bu durum, sizin iftiraya uğrayan bir kişinin bu iftirayı defetmek için tağutun mahkemesine başvurması orada tağutu reddettikten ve hükmü de söz ile istemediğini belirttikten sonra iftirayı defetmek ile ilgili itikadınıza uyuyor.

Ancak tağuta muhakeme olmak ne demek,  neleri kapsar bu konudaki yanlışlıktan kaynaklanıyor, bu çelişkiniz.
Tağutun mahkemesine başvurmak size göre  ondan hüküm istemediğinizde küfür olmuyor ama tasdik için de tağutun mahkemesinin karar vermesi gerekir. Ve karar vermesi , hüküm vermesidir velev siz hüküm istemediğinizi söylemiş olun. Küfur bazen sözle bazen fiille yani amelle olur ki tağutun mahkemesine başvurmak her durumda ameli bir küfürdür ki isterseniz orada tağutu reddedin, hüküm istemiyorum..... deyin.

Allahu Teala hakkı hak olarak göstersin ve hakka tâbi olmakla rızıklandırsın ve batılı batıl olarak göstersin ve batıldan uzaklaştırsın.

Bencilce bir duyguyla öylesine çok isterim ki çevrede Müslimler olsun ve sayıları artsın.

saadetimiz, kurtuluşumuz Kendisine yakın olmamıza , O'nu sevmemize, bu sevgimizi isbat etmemize bağlı olan Allahu Teala'nın uğruna biraz cefa çektiğimizde O'na naz mı edeceğiz ki bu cefa olan şeyler de yine O'nun izniyle ve takdiriyle olmuyor mu ve kalkmıyor mu.

dolayısıyla resmi kayıtlarda boşanma mahkeme kararı dışında bir yolla olmadığından kişiler evli gözükselerde muslim iseler islam şeriatına uygun    boşanmıışlarsa, artık yapılacak birşey yok. Kayıtlarda evli gözükecekler.

Sevdiğimizi isbatlamamız , Allahu Teala'nın razı olduğu ve istediği şeylerde eksiltmeye, istisna yapmaya gitmeden bağlılık göstermekle gerçekleşmeyecek mi.
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 669


« Yanıtla #7 : 08 ubat 2018, 18:05:23 »

Bismillah

Haksızlık etmemek için linkteki yazıyı , muradıňızı anlamak için sorgulamaksızın okudum. Şu bölüm gerçekten konunun özeti olmuş. Yazıdaki bölüm:

"Müslümanın İslam'a göre verilmiş bir hükmü, küfür olmayacak şekilde tağutun mahkemesine tasdik ettirmesine gelince; bu, ancak lafızların ve istenilen şeyin açıkça belirtilmesiyle olur. "

"tağutun mahkemesine  "
"küfur olmayacak şekilde"

zatı itibarıyla küfur olan bir şey, küfur olmayacak , şekilde nasıl olacak.

tasdik ettirmek için tağutun mahkemesine başvurmak gerekir ve adını tasdik ettirmek , şeklinde kullanmak yapılan amelin hükmünü değiştirir mi.

taguta muhakeme olmanın başlangıcı taraflardan ikisinin ya da birinin başvurmasıyla diğerinin de katıılmasııyla olmaz mı.

tağutun mahkemesine başvurmadan tarafların/tarafın kararı nasıl tasdik ettirilecek. mahkemenin tasdik etmesi, onun hüküm,karar vermesinden uygulatmasından başka nedir ki.

Sanırım resmi nikahla ilgili itikadınızı boşanmada da uyguluyor ve tasdik ettirmek lafzını kullanıyorsunuz.
Resmi nikahı tasdik ettirmeniz sırasında tağutun mahkemesine başvurmuyorsunuz. Boşanmada ise kendiniz de tağutun mahkemesinden lafzını kullanmışsınız ki küfur olan tağutun mahkemesinden bir karar istemek/çıkartmaktır ki  isterseniz hüküm isteyin isterseniz  kararınızı tasdik ettirmek isteyin.

Aslında bu durum, sizin iftiraya uğrayan bir kişinin bu iftirayı defetmek için tağutun mahkemesine başvurması orada tağutu reddettikten ve hükmü de söz ile istemediğini belirttikten sonra iftirayı defetmek ile ilgili itikadınıza uyuyor.

Ancak tağuta muhakeme olmak ne demek,  neleri kapsar bu konudaki yanlışlıktan kaynaklanıyor, bu çelişkiniz.
Tağutun mahkemesine başvurmak size göre  ondan hüküm istemediğinizde küfür olmuyor ama tasdik için de tağutun mahkemesinin karar vermesi gerekir. Ve karar vermesi , hüküm vermesidir velev siz hüküm istemediğinizi söylemiş olun. Küfur bazen sözle bazen fiille yani amelle olur ki tağutun mahkemesine başvurmak her durumda ameli bir küfürdür ki isterseniz orada tağutu reddedin, hüküm istemiyorum..... deyin.

Allahu Teala hakkı hak olarak göstersin ve hakka tâbi olmakla rızıklandırsın ve batılı batıl olarak göstersin ve batıldan uzaklaştırsın.

Bencilce bir duyguyla öylesine çok isterim ki çevrede Müslimler olsun ve sayıları artsın.

saadetimiz, kurtuluşumuz Kendisine yakın olmamıza , O'nu sevmemize, bu sevgimizi isbat etmemize bağlı olan Allahu Teala'nın uğruna biraz cefa çektiğimizde O'na naz mı edeceğiz ki bu cefa olan şeyler de yine O'nun izniyle ve takdiriyle olmuyor mu ve kalkmıyor mu.

dolayısıyla resmi kayıtlarda boşanma mahkeme kararı dışında bir yolla olmadığından kişiler evli gözükselerde muslim iseler islam şeriatına uygun    boşanmıışlarsa, artık yapılacak birşey yok. Kayıtlarda evli gözükecekler.

Sevdiğimizi isbatlamamız , Allahu Teala'nın razı olduğu ve istediği şeylerde eksiltmeye, istisna yapmaya gitmeden bağlılık göstermekle gerçekleşmeyecek mi.



Cevap: Maalesef konuyu bir bütün olarak ele almıyorsunuz. Konunun tamamını okumuş olsanız bile, ısrarla cımbızlayarak anlamaya çalışıyorsunuz. Doğal olarakta yazıdaki muradı anlamıyorsunuz. Eğer ki tefsiri bir bütün okuyarak değerlendirmiş olsaydınız, orada birçok kaide ve şartlardan bahsedilmiş olduğunu görürdünüz ki, bunlar çok açık bir şekilde yazılmıştır.

Yine iki (ya da daha fazla) farklı meseleyi birbirine katıp değerlendirmeniz, konuyu anlamanıza engel oluyor. Tağutun mahkemesine hakkındaki iftirayı reddetmek için gidip “ben buraya muhakeme olmaya gelmedim, size muhakeme olmak istemiyorum ve size muhakeme olmayı kabul etmiyorum, bana iftira atıldı ben bu iftirayı ret etmek için geldim” diyerek kendisini savunması (http://www.davetulhaq.com/tr/forum/index.php?topic=13330.msg36136#msg36136) başka, tefsirde geçen: "Hanımını boşamış olan kişinin, verdiği bu hükmü taguta tasdik ettirmek için; "Ben hanımımı boşadım. Gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum" diyerek tağutun mahkemesine başvurması ve mahkemenin de erkeğin başvurusunu asıl kabul edip uygulamaya sokması şarttır. Ancak bu şekilde yapılan başvuru tasdik ettirme manasına gelir.” konusu başkadır.

Siz bu iki meseleyi bir sanıp değerlendiriyor, dolayısıyla asıl bahsi geçen konuyu anlamıyorsunuz.

Tefsirde yazılan mesele şudur:

Eğer boşama kararı erkeğe ait ise ve erkek hanımını boşadığı zaman artık hüküm geçerli oluyorsa, işte böyle bir durumda erkek hanımını boşadıktan sonra mahkemeye gider;

"Ben hanımımı boşadım, bununla ilgili sizden bir kağıt istiyorum" der. Bunun ismi ise; hüküm istemek değil, tasdiktir. Çünkü hükmü veren kendisi ve hükmü tasdik ettirmek istemiştir. Bu anlatılanlar, şeri mahkemelerin olduğu bazı Arap ülkeleri içindir. Her yer için bu hüküm genelleştirilemez.

Bu şuna benzer: Hüküm veriyorsun sonra Notere gidip tasdik ediyorsun. Çünkü Noter hüküm vermez, yapılanları tasdik eder resmi şahit olarak...

Ama Türkiye'de, Avrupa'da ve bazı Arap ülkelerinde bunun pratiği yoktur. Bu ülkelerde boşama hükmü verme yetkisi, ne erkeğe ne de kadına aittir, boşama yetkisi hâkime aittir. Bu sebeple bu gibi ülkelerde boşama için mahkemeye başvurmak, ister kadın tarafından yapılsın, isterse erkek başvursun, hükmü küfürdür. Bu gibi yerlerde mahkemeye başvurmak, tasdik değil, boşama hükmü almaktır. Şeri mahkeme dışında, erkeğin karar vermesi boşama için yetmez. Ama şeri mahkeme, şeriata uygun olduğu için erkek boşadığı zaman şeri mahkeme kadısı "hayır boşaman geçerli değil” diyemez.

Bahsi geçen Arap ülkelerindeki şeri mahkemelere hanımını boşayarak giden kimse: "Hanımımı ben boşadım. Ama sizin defterinizde hanımım olarak kayıtlıdır, bunu silin" diyecektir. Çünkü kadın boş olmuştur, “buna dair bana kâğıt verin” der. Yani kadını boşandığına dair bir kâğıt ister. Mecbur kâğıt verip defterden sileceklerdir.

Kadı diyemez ki: “Sen bu yetkiye sahip değilsin, benim boşamam lazım.” Çünkü şeri mahkemede boşama yetkisi kadıya ait değildir.

Ama şunu yine belirtelim: Türkiye, Avrupa ve bazı Arap ülkelerinin kanunlarında ise böyle değildir. Karı koca ikisi de boşanmayı isterlerse, hatta ayrılsalar bile senelerce boşanma davası sürer. Hâkim belki barışırlar boşanmazlar diye mahkemeyi uzatır. Yani boşama yetkisi, birinin istemesiyle olmuyor, hâkimin kararıyla olur. Yani, kadında erkekte istese yeterli değildir. Hâkimin kararıyla boşama gerçekleşir.

İşte bu sebeple: Türkiye, Avrupa ve bazı Arap ülkelerinde ki bir adam hanımını boşadıktan sonra mahkemeye gidip dese ki: “Sizin kanunlarınızı, hükmünüzü kabul etmiyorum size de muhakeme olmak istemiyorum. Ben hanımımı boşadım bunun tasdikini sizden istiyorum” der ve mahkemeyi reddetmiş olsa bile kafir olur. Çünkü hem reddediyor hem de hüküm istiyor demektir. Bunun ismini tasdik diye adlandırsa da bir şey değişmez, bu tasdik değildir. Çünkü kadının veya kocanın söylediğine göre hüküm verilmez, hüküm veren hâkimdir. Bu ülkelerde ne erkeğin nede kadının hakkı yoktur.

Bazı Arap ülkelerindeki şeri mahkemelere hanımını boşadığını ve bunun tasdik ettirmek için giden kişinin yaptığının küfür olmadığına dair delilimiz şu rivayettir:

وَأَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ الْحَارِثِ الْفَقِيهُ , أنا أَبُو مُحَمَّدِ بْنُ حَيَّانَ , أنا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ إِدْرِيسَ , ثنا مُحَمَّدُ بْنُ الْحَجَّاجِ الْحَضْرَمِيُّ الْبَصْرِيُّ , ثنا الْمُعَلَّى بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ الْقَعْقَاعِ الْعَبْسِيُّ , ثنا عُتْبَةُ بْنُ السَّكَنِ الْفَرَارِيُّ , ثنا الْفَرَجُ بْنُ يَزِيدَ الْكَلَاعِيُّ , قَالَ: قَالُوا لِعَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: حَكَّمْتَ كَافِرًا وَمُنَافِقًا , فَقَالَ: مَا حَكَّمْتُ مَخْلُوقًا مَا حَكَّمْتُ إِلَّا الْقُرْآنَ

 
Ali (r. anh)’ye şöyle dediler: "Sen bir kâfiri ve münafığı hakem tayin ettin." Ali (r.anh) şöyle dedi: "Ben bir yaratılmışı asla hakem tayin etmedim. Ben ancak Kuran'ı hakem tayin ettim." (Beyhaki: Esma ve Sıfat 525. hadis)

Buradan birçok hüküm çıkmaktadır. Bunlardan konuyla alakalı olan ise; Eğer ki bir kişi Kur’an’ın hükmünü istiyor ve alıyorsa, şahsı değil Kur’an’ı hakem tayin etmiş demektir. Bundan dolayı diyoruz ki: Günümüzdeki bazı kâfir Arap ülkelerinde bulunan şer’i mahkemelerde ki kişiler Kur’an ile hükmedeceklerse, bu mahkemeye İslam’da hükmü belli olan bir meselenin hükmünü istemek için gitmek; kâfiri değil, Kur’an’ı hakem tayin etmektir. Çünkü istenilen hüküm, Allah’ın hükümleridir. Bu aslında hüküm istemek değil, hükmü tasdik ettirmektir. Ali (r.anh)’in sözü ise bunun açık delillerinden birisidir. Yine Bakara: 213 ve Ali İmran 23 ayetleri de bu konunun delilidir.

Tefsirde geçen: “Hanımını boşamış olan kişinin, verdiği bu hükmü taguta tasdik ettirmek için; "Ben hanımımı boşadım. Gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum" diyerek tağutun mahkemesine başvurması ve mahkemenin de erkeğin başvurusunu asıl kabul edip uygulamaya sokması şarttır. Ancak bu şekilde yapılan başvuru tasdik ettirme manasına gelir.”

Bu mesele Türkiye gibi erkeğin boşamasını asıl kabul etmeyen medeni tağuti mahkemeler değil, erkeğin boşamasını asıl kabul edip hükmü uygulamaya sokacak olan Arap ülkelerinde bahsi geçen şer’i mahkemelerdir.

Şimdi bu anlatılanlardan sonra size soruyorum: Bu kişiler İslam’ın hükmünü istemesine rağmen yine tekfir mi ediyorsunuz? Tekfir ediyor iseniz; İslam’ın hükmünü isteyen kişileri neye dayanarak tekfir ediyorsunuz? Cevap olarak tağuta muhakeme olmanın şirk olduğuyla alakalı ayetleri getirmeyin. Zira bu ayetleri getirseniz yada bu anlatılanlara rağmen hâlâ tekfir ediyorsanız, maalesef konuyu anlamamışsınız demektir. Bundan sonra ise bizim elimizden gelecek olan şey; size Allah'tan anlayış vermesini dilemekten başka bir şey yoktur.

Kayıtlı
isbatnefy
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #8 : 09 ubat 2018, 02:17:47 »



Bismillah

Allahu Teala'dan başkasının hüküm koyma, şeriat belirleme yetkisi yoktur, bu La ilahe illAllah kelime-i tevhidin nefy/red/inkar kısmını bozar. Tağuta muhakeme yetkisi vermek, Allahu Teala'dan başkasına ibadet etmektir. 

Sözü edilen arab ülkelerinde ve dunyadaki bütün devletlerde yasalar, hüküm koyma yetkisinin Allahu Teala'dan başkasına bazen krala bazen parlemantolara verilmesiyle oluşturulmaktadır. Temeli, Allahu Teala'nın hakimiyetine, hayatı düzenleyici teşri/hüküm koyma yetkisini kabul etmeye dayanmayan bu devletlerde tağutların Allahu Teala'nın şeriatı ile hüküm verecek mahkemeler kurmaları, yine kendi denetimleri veyahut yasal düzenlemeleri ile izin vermeleri, adına şer'i mahkemeler demeleri, o mahkemeleri tağutun mahkemesi olmaktan çıkartır mı.

ve bu mahkemelere tasdik ya da hüküm için başvurmak tağuta muhakeme olmanın küfür olma sebebini ortadan kaldırır mı.

Sonuçta reddilmesi gereken tağutun huzurunda muhakeme olunmaktadır, tağutun yasalarla izin verdiği , düzenlediği , denetimi altında tuttuğu mahkemelerde.

Asıl konu hüküm koyma yetkisinin kime verildiği ve bunun gereği olarak muhakeme olunan (tasdik veya hüküm isteme ki ikiside mahkemenin kararıdır) yasaların kimin hakimiyeti esasına dayandığı, kime yasal düzenleme yetkisi verilerek oluşturulan mahkemeler olduğudur.

islamın hükmünü isteyene değil islamın hükmümü kimin hakimiyeti esasına dayalı mahkemeden istediğine göre hüküm veriyorum.

islamın hükmünü, Allahu Teala'nın hakimiyeti, hüküm koyma yetkisi esasına dayanmayan tağutun mahkemesinden isteyerek,  nefyetmesi gereken tağuta ibadeti reddetmemiş ve La ilahe illaAllah kelime-i şehadetin LA kısmını bozmuştur ya da gerçekleştirmemiştir. 

ayrıca yazıdaki

"Müslümanın İslam'a göre verilmiş bir hükmü, küfür olmayacak şekilde tağutun mahkemesine tasdik ettirmesine gelince; bu, ancak lafızların ve istenilen şeyin açıkça belirtilmesiyle olur. "

bu kısımda lafız olarak "tağutun mahkemesi" sözü kullanılmış yani tasdik için mahkemesine başvurulan tağut.

bilemiyorum, anlatabildim mi? İnşaAllah sizlerde içtenlikle yazdığıma inanarak okuyun.

Hakikaten hepimizi zor bir dönem bekliyor ki bu dönemin başlangıcı ölüm sonra kabir hayatı sonra Allahu Teala'nın huzurunda hesab için ki o upuzun bekleyiş sonra ebedi gerçek hayat.

Şu adi değersiz dünyanın hiç bir güzelliği ya da korkusu o günlerin güzelliğine ya da korkusuna değmeyecektir.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eer ye iseniz ltfen ye giriinden giri yapnz.

Eer ye deilseniz 10 saniyenizi ayrarak ye olabilirsiniz. 

Dosyalar indirebilmek ve de ierikleri grebilmek iin

ye olmanz gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arþiv | Wap | Wap2 | Ýmode | Rss Haber |