nn Allah'a Sınır ve Mekan Tayin Eden Kişinin Hükmü nedir?
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Nisan 2018, 09:07:31


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eer ye iseniz ltfen ye giriinden giri yapnz.

Eer ye deilseniz 10 saniyenizi ayrarak ye olabilirsiniz. 

Dosyalar indirebilmek ve de ierikleri grebilmek iin

ye olmanz gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah'a Sınır ve Mekan Tayin Eden Kişinin Hükmü nedir?  (Okunma Sayısı 1226 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ziyaretçi
« : 27 Aralk 2017, 22:01:38 »

Allah cc sınır Tayin etmenin hukmu nedir?şoyleki Allah Arşa istiva etmistir sinir ile diyen kimsenin hukmu nedir?

ikincisi Allah cc yer (mekan)izafe etmenin hukmu nedir
Kayıtlı
Suyûti
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 6



« Yanıtla #1 : 19 ubat 2018, 20:14:20 »


بســــــــــم الله الرحمن الرحيم
Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla
Allah’ı Hamd ve Tesbih eder, O’nu her türlü eksikliklerden Tenzih ederiz.

Soru: Allah cc sınır Tayin etmenin hukmu nedir? ikincisi Allah cc yer (mekan) izafe etmenin hükmü nedir?

Cevap:
Bu konuda Selef-i Salihîn’in inancı şöyledir: “Allah yerden, yönden, zamandan, mekândan ve sınırdan münezzehtir”

Allah (c.c) Ezeli’dir (Başlangıcı olmayandır). Mekân ise, Muhdestir (Sonradan yaratılmıştır). Allah Ezeli olarak vardı ve onunla beraber hiçbir şey yoktu. Mekân ise, sonradan yaratılmıştır. O halde Allah’ın bir mekân’a sahip olduğu nasıl düşünülebilir?


Rasulullah (S.a.s) Şöyle Buyurdu:

“Allah vardı ve onunla birlikte hiçbir şey yoktu.”
(Buhârî)

Şeyh Seyfuddin El-Muvahhid “Davetçinin Tefsiri” adlı kitabında Şunları söylemektedir:

“Tekrar tekrar söylemekte fayda vardır ki, Allah yerler var olmadan önce vardı. O, yerden, mekândan ve sınırdan münezzehtir. Hiçbir şey O’nu kuşatamaz.”
(Bkz. C:3/ Sf: 460-461)

“Şüphesiz ki Allah-u Teâlâ, mekândan ve zamandan münezzehtir. Yaratılmıştan hiçbir şey onu sığdıramaz ve sınırlandıramaz” (Bkz. C:7/Sf: 235)

Allah’ın Cisimler gibi bir mekâna sahip olduğunu iddia eden kimse küfre girer.

Çünkü: Allah’ı cisimlere benzetmiş, mahlûk olan bir şeyin içine sığabileceğini iddia etmiş, böylece Allah’u Teâlâ’ya bir hacim, en, boy, genişlik gibi ancak cisimlere ait olan bu sıfatları vermiş olur.

Allah (cc) Şöyle buyuruyor:
 
“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur” (Şûra: 11)

Allah’ın cisimler gibi bir yeri olduğunu iddia eden kimseler, Allah’ı mahlûkata benzetmiş ve küfre girmiş olurlar.

Fakat: Bu Konuda İbn Teymiyye gibi bir takım kimseler Allah’ın bir yerinin olduğunu, ama mahlûkat’ın yeri gibi olmadığını söylediler. Bu kimseler, Allah’ı Mahlûkat’a benzetmediklerinden ötürü tekfir edilmezler. Fakat: Bu görüş, Selef-i Salihin-in görüşüne zıt olan, batıl bir görüştür.

Bizim görüşümüz ise: Selef-i Salihin-in görüşüdür.

Soru: Şoyleki Allah Arşa istiva etmistir sinir ile diyen kimsenin hukmu nedir?

Cevap:

Allah’ın arşa istiva etmesi, yersiz, zamansız, mekânsız ve sınırsızdır. Allah (cc) cisimlere ait olan “oturmak, yerleşmek, zaman, sınır, mekân, yer” gibi sıfatlardan münezzeh ve yücedir. Allah’ı cisimlere benzeten kimse, Müslüman değildir.

İmam Ebu Hanife şöyle demektedir:

“Biz; ihtiyaç duymaksızın ve üzerine yerleşmeksizin Allah (c.c)’ın arşa istiva ettiğine inanıyoruz. Allah, hem arşı hem de diğer yarattıklarını koruyandır. Eğer Allah muhtaç olsaydı, alemi icad ve idare edemezdi, aynı aciz olan mahlukların alemi icad ve idare edememesi gibi. Eğer Allah (c.c) arşın üzerine oturmaya veya yerleşmeye muhtaç ise arşı yaratmadan önce nerede idi? Allah (c.c) bundan (muhtaç olmaktan) münezzeh ve yücedir.” (Vasiyyet-i İmam Ebu Hanife)
Kayıtlı
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 19 ubat 2018, 22:03:18 »

İmam Darimi
بَابُ الْحَدِّ وَالْعَرْشِ:
قَالَ أَبُو سَعِيدٍ: وَادَّعَى الْمُعَارِضُ أَيْضًا أَنَّهُ لَيْسَ لِلَّهِ حَدٌّ وَلَا غَايَةٌ وَلَا نِهَايَةٌ. وَهَذَا هُوَ الْأَصْلُ الَّذِي بنى عَلَيْهِ جهم ضَلَالَاتِهِ وَاشْتَقَّ مِنْهَا أُغْلُوطَاتِهِ، وَهِيَ كَلِمَةٌ لَمْ يَبْلُغْنَا أَنَّهُ سَبَقَ جَهْمًا إِلَيْهَا أَحَدٌ مِنَ الْعَالَمِينَ.
فَقَالَ/ لَهُ قَائِلٌ مِمَّنْ يُحَاوِرُهُ قَدْ عَلِمْتُ مُرَادَكَ بِهَا أَيُّهَا الأعجمي، وتعني أَن لله لَا شَيْءٌ، يَقَعُ عَلَيْهِ اسْمُ الشَّيْءِ إِلَّا وَلَهُ حَدٌّ وَغَايَةٌ وَصِفَةٌ، وَأَنَّ لَا شَيْءٌ لَيْسَ لَهُ حَدٌّ وَلَا غَايَةٌ وَلَا صِفَةٌ, فَالشَّيْءُ أَبَدًا مَوْصُوفٌ لَا مَحَالَةَ وَلَا شَيْءٌ يُوصَفُ بِلَا حَدٍّ وَلَا غَايَةٍ وَقَوْلُكَ: لَا حَدَّ لَهُ يَعْنِي أَنَّهُ لَا شَيْءٌ.
قَالَ أَبُو سَعِيدٍ: وَاللَّهُ تَعَالَى لَهُ حَدٌّ لَا يَعْلَمُهُ أَحَدٌ غَيره، وَلَا يجوز لأحد أَن يتَوَهَّم لحده فِي نَفْسِهِ، وَلَكِنْ يُؤْمِنُ بِالْحَدِّ ويكل علم ذَلِك إِلَى الله أَيْضًا حَدٌّ وَهُوَ عَلَى عَرْشِهِ فَوْقَ سَمَاوَاتِهِ فَهَذَانِ حَدَّانِ اثْنَانِ.

Hadd ve Arş  Babı

Darimi dedi ki: Muarız Allah’ın haddi, gayesi ve nihayesi (yani sınırı, sonu ve nihayeti) olmadığını iddia etti. İşte bu, Cehm’in sapıklığını üzerine bina ettiği ve kendisinden yanlış fikirlerini türettiği esastır. Bu öyle bir sözdür ki alemlerde hiç kimsenin bu hususta Cehm’den önce davrandığı bize ulaşmamıştır.

Onunla (Cehm’le) tartışan birisi ona dedi ki: Ey acem (Cehm, İranlı olduğu için böyle hitap ediyor) Ben senin bununla muradının ne olduğunu bildim. Sen Allah’ın bir ‘şey’ olmadığını demek istiyorsun. Kendisine ‘şey’ ismi verilen her bir varlığın haddi, gayesi ve nihayesi vardır. Sınırı, sonu ve sıfatı olmayan bir ‘şey’ yoktur. Bir şey asla vasıflanmamış olamaz. Sınırsız ve sonsuz, bitimsiz olarak vasıflanan hiçbir şey yoktur. Şu halde senin ‘Onun sınırı yoktur’ sözün ‘O bir şey değildir’ demektir.

Darimi devamla:Allahu Teala’nın Ondan başka kimsenin bilemeyeceği bir haddi, sınırı vardır. Hiç kimsenin kendi iç aleminde Onun sınırını hayal etmesi caiz değildir. Lakin hadde iman eder ve onun ilmini Allaha havale eder. O, Arşının üzerindedir ve göklerinin de üstündedir. İşte bu iki adet sınırdır.

(Cehmi mersiye reddiye eserinden)
 
Kayıtlı
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 20 ubat 2018, 08:17:02 »

İshak b Rahuye  رحمة الله عاليه (v237)

قلت لإسحاق: العرش بحد؟ قال: نعم بحد، وذكر عن ابن المبارك قال: هو على عرشه بائن من خلقه بحد.

İshak’a dedim ki: Arş, bir hadd (sınır) ile midir? Dedi ki: Evet, bir hadd (sınır) iledir. İbn’ul Mubarek’den de şöyle dediği zikredilmiştir: O, Arşının üzerindedir, mahlukatından da bir sınır ile ayrılmıştır.

(Mesailu Harb 1111)

Kayıtlı
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 20 ubat 2018, 12:16:35 »

Abdullah b mubarek.  181
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَزَّارُ الْبَغْدَادِيُّ، ثنا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، أَنَّهُ سُئِلَ: بِمَ نَعْرِفُ رَبَّنَا؟ قَالَ: «بِأَنَّهُ فَوْقَ الْعَرْشِ، فَوْقَ السَّمَاءِ السَّابِعَةِ عَلَى الْعَرْشِ، بَائِنٌ مِنْ خَلْقِهِ» قَالَ: قُلْتُ: بِحَدٍّ؟ قَالَ: «فَبِأَيِّ شَيْءٍ؟

İbn’ul Mubarek’e ‘Rabbimizi ne ile tanırız?’ diye sorulduğu zaman şöyle cevap verdi: ‘Onu Arş’ın üstünde, yedinci kat göğün üstünde Arş’ın üzerinde, mahlukatından ayrı olarak tanırız’ (Ravi) dedi ki: Ona ‘Bir hadd yani sınır ile mi?’ dedim. ‘Başka ne ile olacak ki?’ cevabını verdi.”

Darimi, er-Reddu ale’l Cehmiyye 162

Harb el Kirmani, Mesail, sf 1112

Abdullah es sunne 216

Selefe kimin iftira Attigi delillerle ortaya cikiyor,

Elhamdülillah
Kayıtlı
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 20 ubat 2018, 14:49:01 »

Ibn mendeh v 395


ولا دين لمن لا يرى لله الحدَّ لأنه يُسْقِطُ من بينه وبين الله الحاجز والحجاب والإشارات والخطاب

“Allah hakkında hadd (sınır) kabul etmeyen bir kimsenin dini yoktur. Zira böyle birisi Allah ile kendi arasındaki engeli, hicabı, işaretleri ve hitabı kaldırmış olmaktadır.”

Kayıtlı
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 20 ubat 2018, 14:58:56 »

Ahmed b hanbel v 241
حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ عُمَرُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ شِهَابٍ قَالَ: ثنا أَبِي أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: ثنا أَبُو بَكْرِ أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ هَانِئٍ الْأَثْرَمُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْقَيْسِيُّ، قَالَ: قُلْتُ لِأَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ: يُحْكَى عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، قِيلَ لَهُ: كَيْفَ نَعْرِفُ رَبَّنَا تَعَالَى؟، قَالَ: فِي السَّمَاءِ السَّابِعَةِ عَلَى عَرْشِهِ بِحَدٍّ، قَالَ أَحْمَدُ: هَكَذَا هُوَ عِنْدَنَا

“(…) Muhammed bin İbrahim el Kaysi dedi ki: Ahmed bin Hanbel’e dedim ki: İbn’ul Mubarek’ten ‘Biz Rabbimizi nasıl tanırız’ diye sorulduğu vakit ‘Yedinci kat gökte, (onunla) sınırlı olarak Arşının üzerindedir’ dediği nakledilmektedir. Ahmed dedi ki: Bizim nezdimizde de böyledir.

Selam Esen kalin
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 669


« Yanıtla #7 : 20 ubat 2018, 17:56:26 »


Konu sahibinin üyeliği tarafımdan silinmiştir. Edebinizle tartışacaksanız yazarsınız. Ama asla alimlere laf atılmasına müsaade etmeyiz. Haddinizi bilin.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eer ye iseniz ltfen ye giriinden giri yapnz.

Eer ye deilseniz 10 saniyenizi ayrarak ye olabilirsiniz. 

Dosyalar indirebilmek ve de ierikleri grebilmek iin

ye olmanz gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arþiv | Wap | Wap2 | Ýmode | Rss Haber |