HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Ocak 2018, 17:36:47


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Namazları Muhafaza Etmek. Bakara-238  (Okunma Sayısı 241 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Vasat Ümmet
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 533



« : 17 Aralık 2017, 21:13:49 »

بســـم الله الرحمن الرحيم

حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ


Namazları ve orta namazı muhafaza edin! Ve Allah için (namazda) kanitiyn olarak ayakta durun!   -238
 
      Ayette geçen “muhafaza edin” kelimesi ile müslümanlara hitab ediliyor. Namazın muhafazası ancak, vakit, rükun ve şartlarını yerine getirerek, hiç ihmal etmeden Allah'ın istediği şekilde devamlı kılmakla mümkün olur.

Allah (c.c) bu ayette; farz namazların ve diğer emirlerinin istediği şekilde, hiçbirşey eksiltmeden ve arttırmadan, yalnız sözle değil amelle de devamlı olarak muhafaza edilmesini istiyor.

Orta Namaz:

 Ayette zikredilen “orta namaz”, farz namazlardan birisidir. Fakat ayette namazların genel olarak zikredilmesinden sonra özellikle “orta namaz”ın zikredilmesi, onun faziletini belirtmek içindir.

Alimler “orta namaz”ın hangi namaz olduğunda ihtilaf etmişlerdir.

1 - Zeyd b. Sabit ve bazı alimlere göre; ayette zikredilen “orta namaz”; “öğle namazı” dır. Çünkü ilk farz kılınan namaz budur ve gündüzün ortasında kılınır.

2 - Sahabelerin çoğu, bir rivayete göre Ali b. Ebi Talib, Ebu Hureyre, Ebu Said el-Hudri, Hz. Aişe, Ümmü Seleme, Hafsa, Ümmü Habibe, Tabii alimlerinin çoğu, Ebu Hanife, Ahmed b. Hanbel, Şafii alimlerinin çoğu, Malikilerden İbn Habib, İbn Arabi, İbn Atiyye'ye göre; “orta namaz”; “İkindi namazı”dır Çünkü bu namazdan önce iki gündüz (sabah ve öğle), sonra da iki gece (akşam ve yatsı) namazı vardır ve ikindi namazı bu namazların ortasındadır.

Ali (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah (s.a.s) Ahzab günü (Hendek savaşında) ikindi namazını güneş batıncaya kadar kılma imkanı bulamadı ve şöyle buyurdu: “Onlar (müşrikler) bizi orta namazdan alıkoydular. Allah, onların kabirlerini ve evlerini ateşle doldursun.” (Müslim, Nesei, Ahmed, Beyhaki, İbni Huzeyme)

3 - Bera b. Azib'e göre “orta namaz”; “akşam namazı” dır. Çünkü, Akşam namazından önceki iki namaz ve sonraki iki namaz çift rekatlı namazlardır. Bunların arasındaki tek rekatlı namaz ise akşam namazıdır.

4 - Bazı alimler'e göre “orta namaz”; “yatsı namazı” dır. Çünkü bu namaz, biri gece (akşam namazı) diğeri gündüz (sabah namazı) olan ve kasr (kısaltma) yapılmayan iki namaz arasındadır.

5 - İbn Abbas, İbn Ömer, İmam Malik ve Arkadaşlarına göre; “orta namaz”, “sabah namazı”dır. Çünkü bu namazdan önceki iki namaz sesli, bundan sonraki iki namaz ise sessiz okunur.

Aişe (r.a)'dan Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Namazları muhafaza edin! Orta namazını ve ikindi namazını da...”
  (Ahmed, Taberani, İbni Hacer el Heytemi)

Bu hadise göre orta namaz ile ikindi namazı ayrı ayrı namazlardır.

6 - Bazı alimlere göre “orta namaz”; “cuma namazı” dır. Çünkü cuma namazının diğer namazlardan daha farklı şartları vardır. Bu ise onun fazilet ve büyüklüğünü gösterir.

7 - Muaz b. Cebel'e göre “orta namaz”; beş vakit namazın hepsidir. Allah'ın: “Namazları ve orta namazı muhafaza edin” sözünde önce “namazları” zikretmesi, farz ve nafile bütün namazların muhafaza edilmesi gerektiğini belirtmek içindir. Daha sonra da; “orta namaz”ı buyurması, özellikle farz kıldığı beş vakit namazın muhafaza edilmesi içindir.

8 - Nafi, İmam Müslim, İbn Ömer ve Rebi b. Heytem'e göre “orta namaz”; belli bir namaz değildir. Hangi namaz olduğu kesin olarak tayin edilmemiştir. Zaten bu konudaki değişik rivayetler ve alimler arasındaki ihtilaflar da “orta namaz”ın hangi namaz olduğunun kesin olarak tayin edilmediğini göstermektedir.

Allah (c.c) beş vakit namaz içerisinde en faziletli namazın hangisi olduğunu kesin olarak bildirmemiş, böylece bütün namazların tam olarak muhafaza edilmesini istemiştir. Aynı Allah (cc)'nun, “Kadir Gecesi”nin hangi gece olduğunu, gecenin hangi saatinde duaların kabul edildiğini, cuma gününde duaya icabet edilen saatin hangi saat olduğunu ve büyük günahların kaç tane olduğunu bildirmediği gibi...

Böyle olunca Kadir Gecesi'ni ibadet ve dua ile geçirmek isteyenler, hangi gece olduğu bilinmediği için Ramazanın son on gününü tamamen ibadet ve dua ile geçirirler. Gece, duasının kabul olunmasını isteyenler, hangi saatte kabul edileceğini bilmedikleri için bütün geceyi dua ve ibadetle geçirirler.

Cuma günü duasının kabul edilmesini isteyenler, duaya icabet edilen saati bilemedikleri için bütün cuma gününü dua ve ibadetle geçirirler. Büyük günahlardan sakınmak isteyenler de, sayısı tam olarak bilinmediği için bütün günahlardan uzak dururlar.

İşte, “orta namaz”ı muhafaza etmek isteyen kişi de, beş vakit namazdan hangisinin “orta namaz” olduğunu bilemediği için beş vakit namazı, rükun ve şartlarını yerine getirerek, Allah'ın istediği şekilde devamlı olarak eda eder.

En doğru olan görüş de budur. Çünkü Allah (c.c) “orta namaz”ı kesin olarak tayin etseydi, o zaman bu konuda değişik rivayetler ve alimler arasında ihtilaflar olmazdı.

“Orta namaz”ın belli bir namaz olmadığını gösteren bir delil de şudur:

Bera b. Azib (r.a) dedi ki: “Allah (c.c) şöyle bir ayet indirdi:

“Namazları muhafaza edin ve ikindi namazını da...” Bu ayeti Allah'ın dilediği kadar okuduk. Sonra Allah (c.c) bu ayeti neshederek şöyle buyurdu:

“Namazları ve orta namazı muhafaza edin!”

Bunun üzerine bir adam Bera (r.a)'ya:

“Öyleyse ayetteki “orta namaz”dan kasıt; ikindi namazıdır.” dedi. Bera (r.a) da ona:

“Bu ayetin nasıl indiğini, sonra nasıl neshedildiğini sana haber verdim. Bunun hangi namaz olduğunu ancak Allah bilir” dedi.
   (Müslim)

Allah (c.c)'nun, orta namaz olarak ikindi namazını tayin ettikten sonra bu hükmü neshetmesi, “orta namaz” hükmünün artık belli bir namazla sınırlandırılamayacağını göstermektedir.

O halde bütün vakit namazları eşit şekilde, tam olarak muhafaza edilmelidir ki, orta namaz da muhafaza edilmiş olsun.

“Ve Allah için (namazda) kanitiyn olarak ayakta durun!”


Alimler “kanitiyn” kelimesinin manasında ihtilaf etmişlerdir.

1 - Bazı alimlere göre; “İtaat edici” manasındadır.

2 - Bazılarına göre; “Namazda Allah'ın yasakladığı konuşma fiilini yapmamak” manasındadır.

3 - Bazı alimlere göre de; “Namazı huşu içinde kılmak ve namazı bozacak hareketlerden uzak durmak” manasındadır.

Aslında “kanitiyn” kelimesi bu manaların hepsini kapsamaktadır. Zaten bu manalar arasında bir zıtlık da yoktur.

“Kunut”; birşeyi devam ettirmek manasına gelir. Allah'a itaate devam etmek kunut olabileceği gibi, namazdaki kıyamda uzun müddet durmak, namazda uzun müddet dua etmek, uzun ayetler okumak, namazı uzunca kılmak, Allah'a boyun eğerek namazı bozacak hareketlerden uzak durmak ve namaz bitinceye kadar konuşmayıp susmak da kunut olabilir.

Allah'ın Her Emri Namaz Gibi Bir İbadettir:

 Allah (cc)'nun aile ile ilgili hükümleri bildirirken bu arada namazdan bahsetmesinde şüphesiz birçok hikmet ve sebepler vardır.

İster evlilik, ister boşanma, isterse Kur'an'daki diğer meseleler olsun... Bu meselelerdeki hükümlerin hepsine uymak namaz gibi bir ibadettir. Nasıl namaz konusunda Allah dışında hiçkimsenin hüküm koyma yetkisi yoksa diğer konularda da hiç kimsenin Allah'ın emri dışında bir emir ve hüküm verme yetkisi yoktur.

Evlilik ve aile hakkında Allah'ın bildirmiş olduğu hükümlere muhalif hüküm veren; tıpkı abdestsiz, rükunsuz, secdesiz namaz kılınabileceğini veya öğle namazının beş veya altı rekat da kılınabileceğini ya da yönü belli olduğu halde, namaz kılarken Ka'be dışında başka yönlere doğru da namaz kılınabileceğini söyleyenler gibidir.

Böyle hükümler veren kimse, nasıl Allah'a ibadeti bozmuş ve kafasına göre ibadet şekli uydurarak hevasını ilah edinmiş oluyorsa, diğer konularda Allah'ın emirlerine zıt hükümler veren kimse de aynı şekilde kendisini ilah ilan etmiş ve tağut olmuş olur.

Allah (c.c), öğle namazını dört rekat olarak tayin ettiği halde, “öğle namazını beş rekat kılacaksın” diyenlere itaat eden, nasıl bu hükmü vereni ilah edinmiş oluyorsa, boşama yetkisini yalnız erkeğe değil de, kadına veya her ikisine veya devletin eline vererek Allah'ın hükümlerine zıt hükümler verenlere itaat edenler de, bunları söyleyenleri ilah edinmiş olurlar. Kadının, kocası boşadığında üç kuru' veya kocası öldüğünde dört ay on gün iddet beklemesi gerekmez, hemen evlenebilir diyenlere itaat edenler de böyledir.

 Allah'ın hükümleri dışında hükümler verdikleri halde kendilerine itaat edilenler, kim olurlarsa olsunlar, hepsi reddedilmesi gereken birer tağuttur. Her kim bu tağutları reddetmez, bilakis onlara itaat ederse, yalnız Allah'ın hakkı olan ibadeti tağutlara yaparak onları ilah edinmiş ve kafir olmuş olur.

Namaz, Kişiyi Hertürlü Kötülükten Korur:

 Allah (c.c), boşanan çiftlere birbirlerine yaptıkları iyilikleri unutmamayı tavsiye ettikten sonra, namazı zikrediyor. Çünkü boşanma olayından sonra çeşitli dargınlıklar, üzülmeler ve kavgalar olabilir. İşte böyle durumlarda fertlerin sinirlerine hakim olmaları, Allah korkusunu her zaman göz önünde bulundurmaları ve yapılan iyilikleri hatırlayarak sabretmeleri gerekir. Bunun için de, namazdan yardım almak çok daha iyidir.
 
Kayıtlı

"Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanlara karşı Şahitler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun...
// Bakara:143//
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |