HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2017, 10:23:33


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Kocası Ölen Kadının İddet Müddeti. Bakara-234  (Okunma Sayısı 306 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Vasat Ümmet
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 530



« : 17 Eylül 2017, 23:26:58 »

بســـم الله الرحمن الرحيم

وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِي أَنفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ


234 - Sizden ölenlerin geriye bıraktıkları zevceleri (hanımları) kendi kendilerine dört ay on gün beklerler (beklesinler). İşte (o kadınlar) iddetlerinin sonuna ulaştıklarında artık kendileri hakkında iyilikle (şeriatin uygun gördüğü şekilde) yaptıkları işlerden dolayı size bir günah yoktur ve Allah, ne işlerseniz (hepsinden) haberdardır.
 
   Allah (c.c) boşanma iddetini zikrettikten ve akabinde emzirmeyle ilgili hükümleri bildirdikten sonra, boşanma iddetiyle karışmasın diye kocası ölmüş kadının iddetini bildiriyor.

Bu ayete göre; kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. Fakat bu ayet inmeden önce İslam'ın ilk zamanlarında, kocası ölen kadının iddeti bir sene idi. Daha sonra bu ayet inerek kocası ölen kadınların iddetinin bir yıl olduğunu belirten Bakara: 240 ayetini neshetmiş ve bu süreyi dört ay on gün ile sınırlandırmıştır.

 Hamile Kadının İddeti:

 Bu ayet hamile olmayan kadınların vefat iddetini belirtmektedir. Hamile kadınların iddeti ise doğuruncaya kadardır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Hamile kadınların iddeti ise yüklerini boşaltıncaya kadardır.”    (Talak: 4)

Bu konuda şöyle bir rivayet vardır:

Sa'd İbni Havle (r.a)'nun Sübeyat elEslemiyye isimli bir hanımı vardı. Sa'd İbni Havle Bedir'e katılanlardandı ve Veda haccında, hanımı hamile iken vefat etti. Bir müddet (10 veya 15 gün) sonra hanımı doğum yaptı. Lohusalıktan temizlendikten sonra evlenmek isteyenler için süslendi. Akrabalarından olan Ebu's Senabil b. Bağbek ona misafirliğe gittiğinde onu, yas tutmayı bırakmış görünce:

“Seni süslenmiş görüyorum. Evlenmek mi istiyorsun? Vallahi, dört ay on gün dolmadıkça evlenemezsin!” dedi.Sübey'a (r.a) dedi ki:

“Bana böyle deyince, geceleyin elbisemi giydim ve Rasulullah (s.a.s)'in yanına gidip sordum: Rasulullah (s.a.s) bana şöyle dedi:

“Sen doğurduğun zaman iddetin bitmiştir. İstersen evlenebilirsin.”   
  (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei)

Yas Tutmak

 Yas Tutmak; süslenmeyi, güzel elbise giymeyi, koku veya güzel sürme sürmeyi ve evlenmek isteyenlerin karşısına çıkmayı terketmektir. Temizlenmek için yıkanmak ise haram değildir.

İslam'a göre yas tutan kadın yıkanabilir, ihtiyacını temin etmek için gündüz çarşıya çıkabilir. Fakat, gece olunca iddet beklediği eve döner, başka evde geceleyemez. Bulunduğu evdeki başka odalara girebilir, misafirleri karşılayabilir. Fakat güzel elbise giyemez, süslenemez, koku ve sürme sürünemez.

Rasulullah (s.a.s)'in zevcelerinden Ümmü Seleme (r.a) şöyle rivayet etmiştir:

“Bir kadın Rasulullah (s.a.s)'e gelerek:

“Ya Rasulallah! Kızımın kocası öldü. Kızımın ise gözleri hastadır. Gözlerine sürme çekebilir miyim?” dedi. Rasulullah (s.a.s):

“Hayır, hayır, dört ay on gün bekledikten sonra dilediğinizi yapabilirsiniz. Siz cahiliye devrinde bir sene bekliyordunuz da şimdi dört ay on gün bekleyemiyor musunuz? dedi.” 
  (Buhari, Müslim)

Zeyneb binti Ümmü Seleme (r.a) şöyle dedi:

“Cahiliyede kocası ölen kadın, küçük, pis ve karanlık bir odaya kapanır, eski bir elbise giyer, hiç koku sürmez ve hatta bir sene hiç yıkanmadan beklerdi. Bir senelik süreden sonra bulunduğu yerden çıkınca, eline davar veya keçi pisliği verilir, o da o pisliği alıp atardı. Sonra eşek, koyun  veya bir kuş getirilir, kadın onu alıp fercine sürerdi. Hayvan da pislik ve kokudan dolayı ölürdü.”
  (Buhari,Müslim)                       

Yas Tutma Müddeti:


 Kocası ölen kadın dört ay on gün yas tutar. Kocası dışında ölenler için ise üç günden fazla yas tutamaz.

Zeyneb binti Ümmü Seleme (r.a) dedi ki:

“Ümmü Habibe'nin babası Ebu Süfyan öldüğünde Ümmü Habibe'nin evine gittim. Ümmü Habibe, cariyesinden koku getirmesini istedi ve gelen kokudan cariyesine sürdü. Sonra kendisi de o kokudan süründü ve dedi ki:

“Benim kokuya ihtiyacım yoktur. Fakat Rasulullah (s.a.s)'in minberde şöyle buyurduğunu duydum:

“Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, kocası dışında bir başkası için üç günden fazla yas tutması helal değildir. Kocası için ise dört ay on gün yas tutar.”     
              (Buhari, Müslim)

Yas Tutmanın Hükmü:

 Kocası ölen kadının dört ay on gün iddet beklemesi ve bu zaman içinde yas tutması bütün alimlere göre farzdır.

Yas tutmayan kadın günah işlemiş olur. Çünkü Allah (c.c) bu ayette, iddetleri bittikten sonra, kadınların süslenmelerinde, güzel elbise giymelerinde ve evlenmek isteyenlerin karşısına çıkmalarında bir günah olmadığını bildirmiştir. Bundan, sayılan şeyleri yas tutma müddeti içinde yapmanın günah olduğu anlaşılmaktadır.

Ümmü Atiy (r.a) şöyle demiştir:

“Bir ölünün arkasından üç günden fazla süslenmeyi ve koku sürünmeyi terketmemize müsaade edilmezdi. Ancak ölen koca olursa, dört ay on günlük iddet müddeti içinde sürme çekmez, koku sürünmez ve boyanmış elbise giymezdik. Yalnız, dokunmadan önce ipliği boyanmış (siyah veya beyaz) elbiseleri giyebilirdik. Hayızdan temizlenip guslettikten sonra bir nevi (kokudan) sürünmemize izin verilmişti.”   
      (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei)

Bütün alimlere göre; rec'i talakla boşanmış kadının, iddet  esnasında yas tutması farz değildir.

İmam Malik ve İmam Şafii'ye göre; bain talakla boşanmış kadının yas tutması gerekmez.

İmam Ahmed ve Hanefilere göre; bain talakla boşanmış kadın yas tutar.

Kocası ölen kadının ister büluğ çağına gelmiş, ister büluğ çağına gelmemiş, ister cima yapmış, ister yapmamış olsun dört ay on gün yas tutması farzdır. Cariyeler ise iki ay beş gün yas tutar. Fakat kafir (zımmi) kadınların yas tutmaları konusunda ihtilaf vardır.

İmam Şafii ve İmam Ahmed'e göre;
onların da yas tutmaları gerekir. Çünkü ayet geneldir, bütün kadınları kapsamaktadır.

İmam Malik ve Ebu Hanife'ye göre:
kadın kafir (zımmi) ise ölen kocası için yas tutması gerekmez. Çünkü yas tutmak bir ibadettir ve yalnız mü'min kadınlara farzdır. 

Rasulullah (s.a.s): “Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadın” tabirini kullanmıştır. Bundan da, yas tutmak için iman etmiş olmanın şart olduğu hükmü çıkmaktadır.

İmam Ebu Hanife'ye göre;
büluğ çağına gelmemiş müslüman kadının, ölmüş kocası için yas tutması farz değildir. Çünkü büluğ çağına gelmemiş kadın, Allah'ın emirlerini yerine getirmekle yükümlü değildir.

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurduğu:

“Kalem üç kişiden kaldırıldı: Büluğa erinceye kadar çocuktan, iyileşinceye kadar deliden, uyanıncaya kadar uykuda olandan...”
     (Ebu Davud, Nesei, İbni Mace, Hakim)

“(O kadınlar)  iddetlerinin sonuna ulaştıklarında, kendileri hakkında iyilikle (şeriatin uygun gördüğü şekilde) yaptıkları işlerden dolayı artık size bir günah yoktur.”

Allah (c.c), kocası ölen kadınların, iddetlerinin bitiminden sonra, Allah'ın istediği ve şeriatın uygun gördüğü şekilde süslenmelerini, koku sürmelerini, sürme çekmelerini ve evlenmek isteyenlerin karşısına çıkmalarını mübah kılmıştır. Bunda herhangi bir günah yoktur.

Bu ayet, ölüm iddeti bekleyen kadının müddet bitmeden yas tutmayı terketmesinin haram olduğunu ve yas tutmadığı zaman zorlanması gerektiğini bildirmektedir.

Yine bu ayetten; velinin izni olmadan kadının evlenemeyeceği hükmü de çıkmaktadır.

Yine bu ayete göre; kişinin, sorumluluğu altında bulunanları Allah'ın istediği şekilde yetiştirmesi ve bu şekilde yaşamalarını sağlaması şarttır. Bunu yapmadığı taktirde, velayeti altındakilerin işlemiş olduğu haramlar kendisini de bağlar ve aynı günahı kazanır. Çünkü Allah (c.c) bu ayette “günah yoktur” buyuruyor. Demek ki ayette zikredilenin aksini yapanlara günah vardır.

“Allah, ne işlerseniz (hepsinden) haberdardır.”

Allah (c.c), işlenen herşeyi en ince noktasına kadar, gizlisiyle, açığıyla bilir. Her kim ne yaparsa onun karşılığını muhakkak görecektir. Öyleyse Allah'ın hükümlerine, hem gizli hem açık, her halukarda uyulması gerekir. Bu, insanlar için daha hayırlıdır.
 
Kayıtlı

"Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanlara karşı Şahitler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun...
// Bakara:143//
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |