HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ekim 2017, 00:58:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı Hakkında  (Okunma Sayısı 578 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 562



« : 21 Ağustos 2017, 22:46:18 »


Soru: sorsak elbette çoğu insan hüküm Allah'ın dır diyeceklerdir, peki Osmanlı devleti padişah ları diyelim mesela Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmet gibi bunlar Allah'ın hükmü doğrultusunda mı bir yaşam sürmüşlerdir devleti bu şekildemi yönetmiş lerdir sizce gayeleri hep İslamiyet'i yaymakmı olmuştur, bu konudada beni aydınlatır mısınız


Cevap: Allah-u tealaya hamd ve senalar olsun. O’na şükreder, Ondan yardım dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüklerinden ona sığınırız. Kalpleri elinde bulunduran Allah’u tealadan ayaklarımızı ve kalplerimizi kabul ettiği Tevhid dini üzerinde sabit kılmasını ister ve niyaz ederiz. Zira Allah’ın hidayet ettiğini saptıracak hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Ve yine Allah’ın saptırdığını da hidayete erdirecek hiçbir güç ve kuvvet yoktur.

Salât ve selamın en güzeli: muvahhidlerin imamı, nebilerin sonuncusu ve en üstünü olan Muhammed (s.a.s)’e, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar onun nurlu yolunun üzerinde yürüyenlerin üzerine olsun.
Bundan sonra;

Fasık olan müslüman bir kimse, bir topluluk hakkında bize haber getirdiğinde, haksızlık etmememiz için Allah-u teala bu haberin sıhhatini araştırmamızı emretmektedir. İşte bu İslam’ın bize öğrettiği bir metottur. Haberi nakleden kimse Müslüman olsa bile fasık olduğundan dolayı Allah-u teala onun getirdiği haberi araştırmamızı emretmektedir. Ve eğer haberi nakleden kimse kâfir olursa biz onun söylediğine itibar etmez, onun söylediklerine göre bir topluluk aleyhinde hüküm vermeyiz.

İşte, Osmanlı tarihi ile ilgili haberler ve rivayetlerde böyledir. Zira Osmanlı devleti büyük bir imparatorluk olduğundan dolayı hakkında çokça şeyler yazılmıştır. Bu yazılanların bir kısmı Müslümanlar tarafından yazılmış olsa da büyük bir kısmı kâfir yazarlar tarafından yazılmıştır. Ve yazılanların çoğunda birçok yanlışlık ve gerçeği yansıtmayan spekülasyonlar söz konusudur. Zira Osmanlı dünyanın birçok yerini hâkimiyeti altına alan dost-düşman birçok kimsenin ilgi odağı olan bir devletti.  Böyle olunca ona düşmanlık gösterenler onu kötülemek için adeta kinlerini kusmuşlar ve insanlara kötü göstermek için birçok yalan haberler uydurmuşlardır. Özellikle Yahudiler ve Osmanlı devletinin yıkılışında büyük rol oynayanlar bu konuda amansız bir mücadeleye girişmişlerdir. Öyle ya… Bir hilafet devletinin bir daha kurulamayacak bir şekilde yıkmak ve tamamen ortadan kaldırmak için ona vurulacak en büyük darbe onun tarihini saptırmaktır, yalan ve uydurma iftiralarla onu çirkef ve kötü bir devlet olarak lanse etmektir.

Şer mihrakları bu plan ve desiselerinde cahil olan halkı bu devlete karşı kışkırtmak, ona kötü gözle bakmalarını ve ondan nefret etmelerini sağlamak için ellerinden geleni yaptılar ve nihayetinde de bu devleti yıktılar. Elbette bu sadece bir tarih yazma, haberleri nakletme girişimi değil bir nevi İslam hilafetini kaldırmak için İslam’a en büyük düşmanlığı gösteren haçlı zihniyetlerin bir ürünüdür.

Bu yüzdendir ki; bizler bir topluluğa haksızlık etmemek için nasıl ki fasık olan Müslümanların haberini araştırmaksızın kabul etmiyorsak, İslam düşmanı olan kâfirlerin Müslümanlar aleyhinde ki haberlerini kesinlikle kabul etmiyoruz. Bizim için Müslümanlar hakkında muteber olan adil Müslümanların naklettiği haberlerdir. Osmanlı tarihi ile ilgili kafir ve müşriklerin bu devlet aleyhinde yaptığı spekülasyonlar bizim için bir değer arzetmemektedir. Bizler ancak adil Müslümanların naklettiği haberlere dayanarak bir topluluk hakkında iyi veya kötü, Müslüman veya kâfir diye hüküm veririz. Zaten bununla da emrolunmadık mı…

Osmanlı Devletinin kuruluşu hakkında kısada olsa az da olsa bazı şeyleri beyan etmemiz faydalı olacaktır;
Osmanlı devletinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1299 kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. Kurucusu Osman Bey (Gazi)’dir.  Osman Bey 1258’de doğmuştur. Ertuğrul Bey’in oğludur. Osman Bey, akıllı, ihlâslı, sabırlı, kahraman, adaletli ve vefakâr bir kimseydi. Ona bu güzel hasletleri kazandıran elbette İslam’dır. Osman Bey bu devleti övünmek, toprak elde etmek için kurmamış, bilhassa İslam’ı yeryüzünde yaymak için kurmuştur. Osman, İslam’ı yeryüzünde hakim kılmanın ve onu yaymanın farz olduğuna inandığı için cihad etmiş ve bir çok fütuhatlar yapmıştır. Osman, Osmanlı Devleti’ni saltanat için kurmamıştır. Ve kendisi gerek fetihlerinde gerek savaşlarda, cihad ettiği kimselere karşı, sahabelerin yolunu takip etmiş; ya Müslüman olmaları, ya da cizye ödemeleri konusunda muhayyer bırakmıştır. Osman Bey, iyi bir liderin sıfatlarına haiz olan bir kişiliğe sahipti. Bu yüzden bütün hayatını İslam’ı yeryüzüne hâkim kılmak için cihad etmekle geçirmiştir. Etrafında büyük âlimler yer almış, onlarla istişare etmiştir. Bir adım atmadan önce onun dinde ki hükmünü (şer’i hükmü) sorardı.

(الشقائق النعمانية في علماء الدولة العثمانية أحمد بن مصطفى بن خليل، أبو الخير، عصام الدين طاشْكُبْري زَادَهْ
Eş-Şekaik’ul Nu’maniyyeh Fi-Ulemai Devlet’il Osmaniyye- Ahmed b. Mustafa b. Halil, Ebu’l Hayr,Usameddin Taşkurizade- Bu eserde Osmanlı alimleri hakkında bilgi verilmekte, onların ilim ve cesaretlerinden, korkusuzca hakkı söyledikleri açıkça beyan edilmektedir. Ve Osman Bey’in kayınpederi ve şeyhi olan Edebali hakkında bilgi verilmiştir.)


Ve tarihten nakledildiğine göre Osman Gazi ölmeden önce oğluna şu vasiyeti yapmıştır;

"Ey oğlum! Sakın âlemlerin rabbi olan Allah'ın emretmediği bir işle meşgul olma! Eğer hüküm konusunda halletmediğin bir meseleyle karşılaşırsan, din âlimleriyle istişâre et. Onların meşûretleri senin merciin olsun. Ey oğlum! Sana itaat edenleri de izzetli kıl. Ellerine karşı cömert ol. Şeytan, askerlerinin fazlalığıyla veya mülkünün çokluğuyla seni kandırmasın. Şeriat ehlinden uzaklaşma sakın! Ey oğlum! Sen biliyorsun ki bizim gayemiz; âlemlerin rabbi olan Allah'ı razı etmektir. Cihadla dinimizin nuru her yere dağılır. İşte bu şekilde Allah'ın rızası olur. Ey oğlum! Biz savaşı, topraklara hâkim olmak veya fertlere hükmetmek için değil; bu şehvetten dolayı yapmıyoruz. Biz, İslam'la yaşarız ve İslam için ölürüz. İşte sen buna ehilsin." (Dr. Muhammed Harp , Osmanlılar Tarihte ve Medeniyette Durumları, s. 2)

Başka kitaplar da şu şekilde bir vasiyet vardır:

"Ey oğlum! İslam'ı yaymak, insanları İslam'a hidayet etmek, Müslümanların arzlarını ve mallarını korumanın senin boynunda bir emanet olduğunu bil. Ve Allah senden soracaktır."

"Sakın, Allah'ın razı olmadığı bir ameli yapma! Eğer sana zor gelen bir şey ise şeriat âlimlerine sor. Mutlaka hayrı gösterirler. Bizim bu dünyadaki tek yolumuz; Allah'ın yoludur. Tek gayemiz; Allah'ın dinini yaymaktır. Biz ne mevkii peşindeyiz ne de dünya peşinde..."

İşte, Osmanlı devletinin kurucusu Osman Bey böyle bir kimse idi. Ve bu vasiyetini ondan sonra gelen halifelerin çoğu uygulamıştır. Ve 36 padişah tahta geçirmiş, parlaklık devrinde kuzeyde Macaristan, güneyde Somali, batıda Cezayir ve doğuda Irak 'a kadar uzanmış bir devletti Osmanlı…

Osmanlı devleti şer’i hükümleri icra eder, İslam âlimlerine çok büyük önem verirdi. Halifeler bir işe kalkışacakları zaman âlimlere danışır, onlardan şer’i hükümleri sual ederlerdi.

Osmanlı devletinde şer’i cezalar konusunda yetkili kişi kadılardır. Ve kadılar da bu yetkiyi edille-i şer’iye çerçevesinde kullanıp, İslam’ın ahkâmını ve hukukunu icra etmişlerdir. Bunu Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşan şer’iyye sicillerinde görmek mümkündür. Ve kadıların başvurduğu alimlerin belli bazı eserleri ve fetva mecmuları vardı.  

Kadıların kaynaklarından örnek verecek olursak;

-
Fatih devrine kadar Osmanlı mahkemelerinde Merginani’nin El-Hidayesi, Nesefi’nin Kenzud’dekaik’i, Kuduri’nin El-Muhtasarı, T’acuş’şerianın El-Vikayesi...

-Fatih devrinde Molla Hüsrev’in Gurerul Ahkâmına şerh olan Durerul Hukkam Fi Şerhi Gurerul Ahkamı Osmanlı mahkemelerinde en çok başvurulan kaynaklar olmuştur.

-Kanuni’nin devrinde İbrahim El-Halebî’nin Multekal Ebhur adlı eseri Durerin yerini almıştır.

Kadıların ikinci önemli kaynağı fetva mecmualarıdır. Ebus’suud Efendinin Fetvaları, Zekeriyazad Yahya Efendinin (Ö. 1643) Fetevayı Yahya Efendi, Ankaralı Mehmed Efendinin Feteva Ankaravi, Feyzullah Efendinin Fetevayı Fevziye, Menteşzade Abdurrahim Efendinin Feteva Abdurrahim, Yenişehirli Abdullah Efendinin Behçetul Fetevası, Çatalcalı Ali Efendinin Fetevayı Ali Efendi’nin Fetevayı Ali Efendi, Durrizzade Mehmet Efendinin Neticetul Fetevası kadıların en çok başvurduğu fetva mecmularıdır.

Osmanlı Devleti kuruluşundan, bozulma devrine kadar olan zaman dilimini incelediğimizde şer’i hükümleri icra ettiğini, İslam’a ve onun mukaddes değerlerine ve beldelerine sahip çıktığını görmüş oluruz. Tabi ki bununla birlikte Osmanlı devletinden birçok bid’at ve hurafeler yaygındı. Bizle asla Osmanlı’da yaygın olan caiz olmayan şeyleri savunmuyoruz. Bilakis bu bozulma ve yozlaşmalardan beriyiz. Ve bizler Osmanlı’yı örnek alınacak bir şer’i devlet olarak da görmüyoruz.

Kayıtlı
KUDUS
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 103


« Yanıtla #1 : 29 Ağustos 2017, 11:41:07 »

en son cümlenizde osmanlıyı örnek alınacak şeri bir devlet olarak görmüyoruz deyişinizdeki kastınız nedir.

öğrenmek istediğim osmanlı şeri bir devlet midir,değilmidir...
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 562



« Yanıtla #2 : 29 Ağustos 2017, 12:41:24 »


Sorularınızın cevabı yazının içerisinde mevcut. Dikkatlice bir daha okuyun, cevapları göreceksiniz.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |