Davetçinin Ahlakı
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2019, 06:31:58


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Davetçinin Ahlakı  (Okunma Sayısı 3064 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Huzeyfe.arslan
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 32


« : 21 Ocak 2017, 12:54:00 »

İslam’da ahlak akide kadar önemlidir. Bu yüzden Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem daha davetin başında:

“Ben güzel ahlakı mükemmelleştirmek için gönderildim.” demiştir. (Buhari)

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem insanlar arasında güzel ve olgun ahlakıyla tanınırdı. Allah Rasulü’nün davetinde, bu unsurun ona büyük kolaylık ve fayda sağladığını görüyoruz. İslam davetçisinin de üstün ahlak sahibi olması gerekir. Güzel ahlak İslam davetçisine, o meşakkatli olan İslam’ı tebliğ yolunda büyük faydalar sağlayacaktır.

Bu faydalardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

1 – İslam davetçisinin insanlara sunacağı çağrı insanların nefislerine ağır gelecek bir çağrı olduğu için nefislerin hoşlanmadığı bir çağrıdır.
İnsanlar ahlakına güvenmedikleri bir kişiden, nefislerine ağır gelebilecek böyle bir daveti kabul etmeye pek yanaşmazlar.
Kaldı ki, insanlar ahlaklarına güvendikleri kimselerden dahi böyle bir daveti kabul etmemekte veya etmekte zorlanmaktadırlar.
Bu yüzden İslam ahlakına haiz olmayan bir davetçi insanlara davetini kabul ettiremeyeceği gibi İslam’a zararlı da olabilir. Çünkü İslam’ı ve ondaki güzel ahlakı bilmeyen cahil kimseler, davetçinin sahip olduğu eksik ve kötü ahlakı İslam’dan zannedebilirler.
Daha da önemlisi o cahil kimseler bu gibi kötü ahlaklı kimseleri delil alarak bunları kendileri için İslamı, kabul etmeyip reddetmede bir bahane olarak kullanabilirler.

2 – İslam ahlakına sahip bir davetçinin tebliğ ettiği kimseler onun tebliğini kabul etmeseler bile çoğu kez güzel ahlakından dolayı en azından ona düşman olmazlar. Hatta bazı müşrikler davetini kabul etmemelerine rağmen, güzel ahlakından dolayı davetçiye yardımda da bulunabilirler. Aynen Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i himayesine alan Mut’im b. Adiy ve Ebu Bekir RadıyAllahu Anhu’yu himayesine alan İbn’ud-Değine de gördüğümüz gibi.
Davetini kabul etmeseler bile müşrikler kendilerine o davetçi hakkında soru sorulduğunda onun iyi ahlak sahibi bir kişi olduğunu da söyleyebilirler. Aynen (o esnada) Ebu Süfyan’ın müşrik ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e düşman olmasına rağmen, Hirakl’ın sorularına verdiği cevaplarda görüldüğü gibi. Hirakl Ebu Süfyan’a:

“O (getirdiği davayı) söylemeden önce sizler onu yalan söylemekle suçluyor muydunuz?” dedi.

Ebu Süfyan: “Hayır.” dedi.

Yine: “O ahdine vefasızlık eder mi?” diye sordu.

Ebu Süfyan: “Hayır etmez.” cevabını verdi.

Bu sözleri söyleyen o anda Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e düşman olan ve onunla bizzat savaşan Ebu Süfyan’dı. Bu sözler Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem lehine, onun bir düşmanından çıkan sözlerdir.

3 – Kafirler mükemmel İslam dininde bir kusur arayıp bulamadıkları ve ona laf atamadıkları zaman, ona davet eden İslam davetçilerinin şahsına laf ve iftira atmak suretiyle İslam’a zarar vermek isterler.
Şayet İslam’ı anlatan ve ona davet eden kişi toplum içerisinde iyi ahlakı ile meşhursa, kafirler atmış oldukları iftiraları ispatlayamayacakları için onların davetçiye atmış oldukları iftiralarının etkisi en aza indirilmiş ve böylece davetçinin yanlış hareketlerinin sebep olabileceği İslam’a gelebilecek zarar önlenmiş olur. Tıpkı Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem İslam davetini insanlara sunduğunda müşriklerin gösterdikleri tavır gibi.
Onlar öncelikle Kur’an’ yönelip onun uydurma ve eskilerin masalları olduğunu iddia ettiler. Fakat Kur’an’ın mükemmelliği ve mucizeleri karşısında inanmamalarına rağmen onu gizlice dinlemeye başladılar. Bunun bir fayda vermediğini görünce ahlakını ve doğruluğunu çok iyi bilmelerine rağmen Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şahsına saldırıp onu yalancılıkla itham etmeye, Kur’an’ın ona Allah katından gelmediğini, onun Kur’an’ı Cabir isimli bir hristiyan köleden öğrendiğini iddia etmeye başladılar.
Fakat onların bu iftiraları insanları pek etkilemedi. Çünkü insanlar gerek rasul olmadan önce gerek rasul olduktan sonra Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in daima doğru sözlü olduğunu, emanete hiyanet etmeyen güvenilir bir kişi olduğunu biliyorlardı.
Hatta Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem rasul olmasından sonra bir takım müşrikler onun risaletini kabul etmemelerine rağmen emanetlerini ona bırakırlardı. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hicret ederken Ali RadıyAllahu Anhu’yü Mekke’de bırakmasının sebeplerinden birisi de bir takım müşriklerin ona bıraktıkları bazı emanetleri onlara geri iade etmesi hususu idi.

Şu halde hedefleri yeryüzünde İslam’ı hakim kılmak olan İslam davetçilerinin;

yalan söyleme, emanete hıyanet etme, sözünde durmama, düşmanlık anında haktan ayrılma, insanlara zulmetme,
cimrilik gibi Müslümana yakışmayacak her türlü kötü ahlaktan sakınmaları ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu hadisini akıllarından çıkarmamaları gerekir:

“İyi biliniz ki sizin en hayırlı olanınız, en güzel ahlaka sahip olanınızdır.” (Buhari – Müslim)

                             İslamın Hareket Metodu
                                (Davetçinin Ahlakı)
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |