Allah (C.C.)'IN KAZA VE KADERİNE SABRETMEK
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Temmuz 2019, 18:15:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah (C.C.)'IN KAZA VE KADERİNE SABRETMEK  (Okunma Sayısı 2890 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 03 Ekim 2016, 19:50:42 »

                                        Allah (C.C.)'IN KAZA VE KADERİNE SABRETMEK

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Hiçbir musibet Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim Allah’a iman ederse, (Allah da) onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”     (Tegabun: 11)
                                                  
Bu ayet gösteriyor ki; kim Allah’ın emrini yüceltir, ona uyar ve yasakladığı şeylerden uzak durursa, Allah mutlaka ona sabır verir. Allah’ın kaza ve kaderine karşı ve ibadetlerini yerine getirmede sabır verir.
Ebu Hureyre radıyAllahu anh’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İnsanlar arasında yaygın olan iki küfür vardır. Soylara laf atmak ve ölü arkasından ağıt yakmak.”                        
                                                                         (Müslim)
Ölü arkasından ağıt yakmak sabra zıttır. Kişinin sabretmiş sayılabilmesi için sevdiği birisi öldüğünde kederinden yanaklarını dövmemesi, elbiselerini yırtmaması ve buna benzer şeyler yapmaması gerekir. Dilini şikayetten engellemesi ve yüksek sesle bağırmaması gerekir. Ölü arkasından ağıt yakmak, küfür şüphesi olan bir ameldir. Çünkü bu, sabra zıttır.
 Küfür şüphesi olan amellerden olması demek, kişi bunu yaptığında İslam milletinden çıkar demek değildir. Fakat üzerinde kâfirlerin sıfatlarından bir sıfat ve küfür olması muhtemel bir amel bulunmuş olur. Bu, küçük küfürdür.
İbn Mesud radıyAllahu anh’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“(Ölü arkasından) yanaklarını döven, elbisesini yırtan ve cahiliye adetlerine göre hareket eden bizden değildir.”                                                
(Buhari, Müslim)
Enes radıyAllahu anh’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Allah kuluna iyilik yapmak isterse cezasını çabuklaştırarak dünyada verir. Eğer kuluna bir kötülük vermek isterse günahından dolayı dünyada ceza vermez, kıyamet gününe bırakır.” (Tirmizi rivayet etti ve hasen ve garip dedi Hakim rivayet etti.)        
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Mükafaatın büyüklüğü musibetin büyüklüğüne denktir. Allah bir kavmi severse mutlaka onlara bir bela verir, kim bu belaya rıza gösterirse Allah ondan razı olur. Kim sabretmez isyan ederse Allah ona kızar.”(Tirmizi rivayet etti ve hasen dedi.)                        

Hadiste geçen “السخط” “Allah’a isyan etmek” sözünün manası şudur: O ameli kalple sevmemek, ona rıza göstermemek ve hikmetsiz görmektir. Kim başına gelen bir musibet hakkında böyle düşünürse, Allah’a isyan etmiş olur. Bu isyan hem dilde hem de organlarda olabilir. Kalpteki isyan; Allah’ın emir ve yasaklarına rıza göstermemektir.
Sabır ise kaza ve kadere, Allah’ın emir ve yasaklarına kalpten razı olmak ve dilde ya da organlarda rıza gösterilmediğine dair bir hareket yapmamaktır. Örneğin; yanaklara vurmak, elbiseyi yırtmak gibi aşırılıklar yapmamaktır.
Kur’an’ı kerimde sabır, doksan kereden fazla zikredilmiştir. Sabır, imanın başıdır. Masiyeti işlememeye karşı ve Allah’ın acı olan kaza ve kaderine karşı sabrı olmayan, imanın çoğu gereğini yerine getiremez. Bu sebeple sabrı olmayanın taati de olmaz. Sabır en yüce ibadetlerdendir. Hem kalp, hem dil, hem de organlarla ifa edilir. Allah’a kulluk, ancak sabırla gerçekleşir. Çünkü ibadet (kulluk); emirlere itaat, yasaklara riayet ve Allah’tan gelen hem dini hem de dünyevi musibetlere karşı sabır göstermektir.
İmtihan ise, dini ve dünyevi konularda başa gelen musibetlere sabretme noktasındadır. Bu sebeple sabır gösteremeyen kişi,  imtihanda da başarılı olamaz.
Dinde imtihan hakkında şöyle bir rivayet vardır:
Hadisi kudside Allah-u Teâlâ rasûlüne şöyle buyuruyor:
“Ey Muhammed! Ben seni ve insanları seninle imtihan etmek için seni rasûl olarak gönderdim.”           (Müslim)


Rasûlün gönderiliş gayesi imtihan etmektir. İmtihanı başarabilmek için sabır gerekir. Allah’ın farz kıldığı şeyleri yerine getirmek için sabır gerekir. Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak durmak için sabır gerekir. Yine kaza ve kaderin musibetlerine karşı sabır gerekir.
Buna göre sabır üç kısımdır:
1 - Allah’ın emirlerini yerine getirmede sabır.
2 - Masiyetlerden kaçınmada sabır.
3 - Başa gelen acı kadere sabır.
Müsibete rıza göstermek ile ona sabretmek arasında fark vardır. Musibetlere karşı sabretmek farzdır. Çünkü böyle yapılmadığında Allah’ın kaza ve kaderine isyan edilmiş olunur.
Musibetlere rıza göstermek ise iki şekilde olur.
1 - Musibeti veren Allah’ın fiiline rıza: Allah’ın kader kıldığına ve hükmüne rıza göstermek. Allah kişiye ne kısmet etmişse, buna razı olmak. Bunlara karşı rıza farzdır. Terki haramdır. Ve tevhidin kemaline zıttır.
2 - Musibetin bizatihi kendisine rıza göstermek: Yani; bu hallerden hoşnut olmak, sevmek. Bu farz değil, müstehaptır. Hastalığa, çocuğun kaybına, mal kaybına vs. karşı rıza göstermek, farz değil müstehaptır. Bu,  has kulların mertebesidir.
 
Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |