Hacda Ticaret Yapmak. Bakara-198
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Temmuz 2019, 18:15:02


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Hacda Ticaret Yapmak. Bakara-198  (Okunma Sayısı 2797 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Vasat Ümmet
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 529



« : 03 Ekim 2016, 00:29:49 »

بســـم الله الرحمن الرحيم

لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَبْتَغُواْ فَضْلاً مِّن رَّبِّكُمْ فَإِذَا أَفَضْتُم مِّنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُواْ اللّهَ عِندَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدَاكُمْ وَإِن كُنتُم مِّن قَبْلِهِ لَمِنَ الضَّآلِّينَ


"Rabbinizden gelecek lütfu aramanızda size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğinizde Meş'ari'l Haram'da Allah'ı zikredin! Allah size hidayet ettiği için siz de O'nu zikredin! (Şüphesiz ki) sizler hidayete ermeden önce sapık idiniz".

 
   Bakara-198
     
      Bu ayetin nüzul sebebi hakkında İbni Abbas (r.a)'den şöyle bir rivayet vardır:

“Ukaz, Mecenne ve Zil Mecaz cahiliye devri panayırlarıydı. Müslümanlar hac mevsiminde, cahiliyye adetlerinden olduğu için, bu pazarlarda ticaret yapmayı kerih gördüler. Bunun üzerine Allah (c.c):

“Rabbinizden gelecek lütfu aramanızda (Allah'ın size vereceği rızkı elde etmek için hacda ticaret yapmanızda) size bir günah yoktur.” ayetini indirdi   (Buhari)


 Müslümanın Cahili Adetler Karşısındaki Tutumu:


 Allah (c.c), müslümanların İslam'a girdikten sonra nasıl bir düşünceye sahip olduklarını bu ayette apaçık bir şekilde bize gösteriyor. Müslümanlar, İslam'a girdikten sonra cahiliyyede iken yaptıkları bütün amel ve sözlere şüpheyle bakarlar.

Araplar, cahiliyyede iken hacc zamanında, belli çarşılarda ticaret yaparlardı. Müslümanlar imanlarından dolayı, hacc zamanında aynı cahiliyye adetini yapmaktan çekindiler. Bunun üzerine Allah (c.c) bu ayeti indirdi ve hacda ticaret yapmanın caiz olduğunu, bunun günah olmadığını bildirdi. Ancak bundan sonra müslümanlar hacda ticaret yapmaya başladılar. 

İşte imanın mü'min üzerindeki etkisi budur! Mü'min iman ettiği andan itibaren fikirlerini, düşüncelerini, kanunlarını, adetlerini ve bütün hayatını düzenleyen sistemini yalnız Allah'tan alır. Bu konularda başka hiçbir merci tanımaz. Başka mercileri tanıyanları da tanımaz.

İşte, “La ilahe illAllah Muhammedun Rasulullah”'a şehadetin manası budur! Kişi bu şehadeti söylediği andan itibaren, hayatının her yönünü düzenleyici tek merci olarak sadece Allah'ı kabul etmiş olur. İşte iman budur! Tevhid budur!

Bunun dışındakiler şirk ve sapıklıktan başka birşey değildir. İslam'a giren bir kimse, ilk andan itibaren Allah'ın yasakladığı şeyleri yasak, helal kıldığı şeyleri helal kabul eder. Bu ölçüleri karıştıran veya değiştiren kim olursa olsun, onun reddedilmesi gereken bir tağut olduğunu bilir.

Rızık:

 Allah (c.c) bu ayette;

“Rabbinizden gelecek lütfu aramanızda size bir günah yoktur.”
yani; “hacda ticaret yapmanız caizdir” buyuruyor.

Allah (c.c) müslümanlara, ticaret yaparken ve rızkı ararken unutmamaları gereken bir şeyi hatırlatıyor:
Allah (c.c) kişiye, çalışma ve çabalardan dolayı rızık vermez. Yani, çalıştığı için  rızıklandırmaz. İnsanın rızkı sabittir, değişmez. Herkes, Allah'ın kendisi için tayin ettiği rızkı, çalışsa da çalışmasa da muhakkak alır. Hiç kimse, bir başkasının rızkını arttıramaz ve eksiltemez.

Rızık elde etmek için çalışmak farzdır. Allah (c.c), rızık elde etmek için çalışmayan kişiyi rızıklandırsa bile, tembelliğinden dolayı cezalandıracaktır. Kişi şunu daima aklında tutmalıdır: “Ben Allah'ın bana vereceği rızkı elde etmek için çalışıyorum. Bu çalışmam sonucunda rızık kazanırsam bu Allah (cc)'nun bana bir ikramıdır.”

Böyle düşünen müslümanın rızık için çalışması bir ibadet olur. Bu çalışma sonunda rızık elde etse de etmese de, çalıştığı için Allah (c.c) muhakkak ona sevab verecektir. Allah (c.c)'nun hacda ticaret yapmayı, bir ibadet olan hac meselesinin içinde zikretmesinin sebebi işte budur.
Çünkü, helal yollardan rızık elde etmek için Allah'ın emrettiği şekilde çalışmak ve bu çalışma sonunda  kazanılan şeyleri Allah'ın bir ikramı olarak kabul etmek de hac gibi bir ibadettir.

Arafat'ta Vakfe:

“Arafat'tan indiğinizde Meş'ari'l-Haram'da Allah'ı zik-redin.”

Hac vaktinde Arafat'ta vakfe yapmak tüm alimlere göre haccın rükunlarındandır.

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

“Hac Arafedir. Her kim fecir doğmadan (yani kurban kesme gününden) önce Arafat'a gelirse Arafat'ta vakfeyi yapmış olur.”

(Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbn Mace, Ahmed)


“Meş'ari'l-Haram” Müzdelife'dir. Arafat'ta güneşin batımına kadar vakfe yapıldıktan sonra Arafat'tan inilir ve Müz-delife'ye gidilir. Müzdelife'ye varmadan önce, yolda akşam ve yatsı namazları kılınmaz. Ancak Müzdelife'ye vardıktan sonra akşam ve yatsı namazları cem'  yapılarak kılınır.

Usame (r.a) şöyle dedi:

“Güneş battıktan sonra, Müzdelife'ye doğru giderken Rasullah'a şöyle dedim:

 “Ey Allah'ın Rasulü! Namaz kılalım mı?” Rasulullah (s.a.s):

“Namaz yolda kılınmaz. (Müzdelife'yi kasdederek) Namaz ilerdedir” dedi ve daha sonra  akşam ile yatsıyı Müzdelifede cem'  yaparak kıldı.”  (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei, İbni Mace)
   

Üsame b. Zeyd (r.a)'dan şöyle rivayet edilmiştir:

“Rasulullah (s.a.s) Arafat'tan hareket etti. Vadiye gelince hayvanından indi. Küçük abdestini yaptıktan sonra, yalnız farz olan azaları yıkayarak abdest aldı. Ben kendisine:

“Namaz mı kılacaksınız?” diye sordum. Rasulullah:

“Namaz ilerde” buyurdu ve hayvanına bindi. Müzdelife'ye gelince, sünnetleriyle birlikte tam olarak abdest aldı. Sonra namaz kılmaya gidildi. Akşam namazını kıldı. Başka bir namaz kılmadan hemen peşinden yatsı na-mazını kıldı.”  (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei)


Arafat'ta Vakfenin Zamanı:

İmam Ebu Hanife, İmam Şafii ve İmam Malik'e göre; Arafat'ta vakfe, zilhiccenin dokuzuncu gününün zeval vaktinde başlar, onuncu günün fecrine kadar devam eder. Bu süre içinde gündüz veya gece vakfe yapılabilir. Eğer vakfe gündüz yapılırsa, güneş batana kadar vakfeye devam edilir. Eğer gece yapılırsa, bir müddet vakfe yapmak yeterli olur.

İmam Ahmed'e göre; Arafat'ta vakfe zamanı; Arefe gününden, ertesi günün (kurban gününün) fecri doğuncaya ka-dardır.

Urve b. Mudarris et-Tai (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir: Müzdelife'de Rasulullah (s.a.s)'in yanına gelip dedim ki:

“Ya RasulAllah! Tayy kabilesinin iki dağından geliyorum. Bineğimi yordum, kendim de yoruldum. VAllahi üzerinde vakfe yapmadığım bir dağ bırakmadım. Acaba haccım tamam olmuş mudur?” Rasulullah (s.a.s):

“Kim bu namaza yetişerek bizimle beraber kılarsa, bundan önce de, gece veya gündüz Arafat'a gelmişse, haccı tamam olur” buyurdu.

( Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Ahmed)


İmam Malik'e göre; gündüz vakfe yaparken, güneş batana kadar vakfeye devam edilmezse, hac sahih olmaz. Bir sonraki sene haccın tekrar iade edilmesi gerekir.

Rasulullah (s.a.s) Arafat'ta hutbe verirken, Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu:

“Bugün (arefe günü) büyük hacdır. İirk ehli ve putperestler güneş batmadan önce buradan inerler. Biz ise güneş battıktan sonra ve ertesi günün güneşi doğmadan önce ineriz.”     (İbni Merdeveyh, Hakim)


İmam Şafii, İmam Ahmed ve İmam Ebu Hanife'ye göre;
gündüz vakfe yaparken, vakfeye güneş batana kadar devam edilmezse, hac batıl olmaz. Fakat kurban kesmek gerekir.

Zikir :

“Allah size hidayet ettiği için siz de O'nu zikredin!”

Allah size imanı ve doğru yolu gösterdiği için O'nu, devamlı şükrederek anmanız gerekir. Bu zikir ve anma yalnız sözle olmamalı, hem söz hem de hareketle olmalıdır.

Dil ile Allah'ı zikretmek; O'nu hertürlü noksan sıfatlardan ve mahlukata benzemekten tenzih ederek yüceltmek, ismini devamlı zikretmek, hoşnut olduğu sözleri söylemek ve hoşnut olmadığı sözleri söylememekle gerçekleşir.

Hareket ve amelle Allah'ı zikretmek; Allah'ın emret-tiklerini yerine getirip yasaklarından kaçınmakla olur.

Kalben Allah'ı zikretmek; yapılan ibadetleri sırf Allah rızası için yapmakla olur.

İslam şeriatinin ortadan kaldırılıp yerine insan kafasının ürünü olan beşeri kanunların yürürlükte olduğu bir ortamda, tagutların hükmüne boyun eğen, onları yok etmek ve İslam şeriatini tekrar hakim kılmak için hiçbir çaba göstermeyen, sadece birtakım sözler söyleyerek veya zamanımızdaki gibi halkalar oluşturarak, sadece Allah'ın adını zikredenlerin yaptığı zikir, Allah'ın istediği zikir değildir.

Allah'ın şeriatini ortadan kaldırıp heva ve heveslerden kaynaklanan kanunlarla insanlara hükmedenlere karşı mücadele yapmadan, sadece birtakım sözlerle Allah'ı zikrederek cennetin kazanılacağına inanmak, şeytanın bir vesvesesidir. Bunlar, ancak şeytan ve yandaşlarının istediği, sevdiği ve yalnız onları sevindirecek hareket ve düşüncelerdir. 

Hidayetin Kıymetini Bilmek:

“(Şüphesiz ki) sizler hidayete ermeden önce sapık idiniz.”

Allah'ın hidayetini tam olarak tatmayan ve hidayetten önceki durumunu tam olarak kavrayamayanlar, hidayete ermenin kıymetini bilemezler. Hidayetten önce sapıklık içinde yaşadığının bilincinde olan ve sonra hidayeti bulan kişi ancak, hidayete ermiş olmanın kıymetini ve sapıklığın çirkinliğini daha iyi anlar.

Kayıtlı

"Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanlara karşı Şahitler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun...
// Bakara:143//
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |