Allah (C.C.)IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEK VEYA Allah'IN AZABINDAN EMİN OLMAK
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Temmuz 2019, 18:02:39


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah (C.C.)IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEK VEYA Allah'IN AZABINDAN EMİN OLMAK  (Okunma Sayısı 3256 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 26 Eylül 2016, 18:49:54 »

                            Allah (c.c.)'ın RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEK VEYA Allah'IN AZABINDAN EMİN OLMAK

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Artık onlar Allah’ın kendilerini ansızın yakalayıvermesinden emin mi oldular? Allah’ın ansızın yakalamasından ancak hüsrana uğrayan kimseler emin olurlar.”
(A’raf:  99)
Bu ayet gösteriyor ki; Allah’ın azabından emin olmak ve ondan korkmamak müşriklerin sıfatlarındandır. Hâlbuki müşriklerin kalplerinin Allah’ın azabından titremesi gerekir. Mü’ min, Allah’ın azabından her an korkmalıdır.
Hasan El-Basri şöyle dedi:
“Bazı insanların, dünyadan ayrılıncaya kadar hiçbir haseneleri olmadığı halde Allah’ın rahmetini ummaları, onları oyaladı. Bunların her biri şöyle der: “Ben rabbim hakkında hüsnü zanda bulundum (bana azap etmeyeceğini zannettim).” Bu kimse yalan söylemiştir. Zira Allah hakkında hüsnü zanda bulunsaydı iyi amel yapardı.”    (Faydı’l- Kadir-Menavi)                
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İbrahim: “Sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden ümit keser” dedi.”                             (Hicr: 56)
Bu ayet gösteriyor ki; Allah’ın rahmetinden ümit kesmek “ضالون” sapıkların sıfatıdır. Muttakilerin ve hidayete erenlerin sıfatı ise Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek, Allah’ın rahmetini ummaktır.
İbn Abbas radıyAllahu anh’dan Rasûlullah’a büyük günahlardan soruldu. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah’a eş koşmak Allah’ın rahmetinden ümit kesmek ve Allah’ın azabından emin olmak” (Abdurrezzak,Taberi sahih senetle)
Bu hadis gösteriyor ki; Allah’ın rahmetini ummamak, Allah’ın azabından endişe etmemek ve Allah’ın rahmetinden ümit kesmek büyük günahlardandır. Yani; hem Allah’ın azabından endişe etmemenin hem de Allah’ın rahmetinden ümit kesmenin aynı anda olması,  sadece Allah’ın azabından endişe etmemekten veya sadece Allah’ın rahmetinden ümit kesmekten daha büyük günahtır. Onun için hadisi şerifte ikisi beraber zikredilmiştir. Bu gösteriyor ki, Allah’ın azabından korkmak ve Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek aynı anda kulun kalbinde bulunmalıdır. Bu, farz-ı ayındır. Kalpte bunlara imanın eksilmesi, tevhidin kemalinin eksilmesi demektir.
İbn-i Mesud radıyAllahu anh diyor ki:
“Büyük haramların en büyüğü Allah’a eş koşmak, Allah’ın ansızın gelecek olan azabından endişe etmemek, Allah’ın rahmetinden ümidi kesmek, Allah’ın lütfundan emin olmaktır.”                                                          (Abdürrezzak)
Allah’ın rahmetini ummayı ve azabından korkmayı aynı anda kalpte birleştirmek imanın farzlarındandır. Tevhid bunsuz kemale ermez. Aynı anda kalpte bulunmaması tevhidin kemaline zıttır. Onun için kulun üzerine aynı anda Allah’ın rahmetini ummak ve azabından korkmak farzdır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“O kâfir mi hayırlıdır? Yoksa gecenin saatlerini “secde” ve “kıyam”la geçiren, ahiretten korkup Rabbi’nin rahmetini uman mı? Ey Muhammed! Sen onlara şöyle de: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri düşünür.”                                             (Zümer:  9)
Allah’ın azabından emin olmak; kulun, Allah’tan korkmamasından, korku ibadetini terk etmesinden kaynaklanmaktadır. Korku ibadeti kalbi bir ibadettir. Kulun kalbinde Allah’tan korku varsa, kul Allah’ın razı olduğu amelleri işler ve Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak durur. Allah’ı yüceltir ve O’na korku ile yaklaşır. 
Korkunun ibadet oluşu şu şekildedir:
1 - Kulun Allah’a korkuyla yaklaşması. 
2 - Allah’ın azabından emin olmamak Allah’ın isim ve sıfatlarını anlamaya bağlıdır. Allah’ın El-Kahhar, El-Cebbar isimlerini unutmamak gerekir.
3 - Allah’ın mekr sıfatı mukayyed olan sıfattır. Yani; Allah, sadece dostlarına, nebilerine, dinine mekr yapanı mekr eder.
Mekr sıfatı aslında eksik olan sıfattır. Fakat mekre karşı yapılırsa mükemmel sıfat olur. Çünkü o zaman izzet, kudret, kahretmek ve ceberrut sıfatları tecelli eder.
Allah’ın mekr sıfatının hakikati  ve manası şudur:
Allah kâfir kula kötülük yapması için yol açar, ona hemen ceza vermez. Öyle ki bu kâfir artık Allah’ın azabından emniyet içinde olduğunu zanneder. Bu ise onun için bir istidraçtır. Fakat Allah onu yakaladığı zaman artık bırakmaz.

 
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kul günah işlediği halde Allah’ın ona nimet verdiğini görürseniz biliniz ki bu bir istidracdır.(Ahmed ve Taberani rivayet ettiler,iraki bu hadis için hasen dedi) 

Allah’ın rahmetini ümit etmek ve azabından korkmanın aynı anda kalpte bulunması farzdır. Çünkü Allah’ın azabından korkmak bir ibadettir. Aynı şekilde Allah’ın rahmetini ummak da bir ibadettir. Bu iki ibadet aynı anda kalpte olmalıdır ki Allah’a gerçek manada kulluk edilmiş olunsun.

İnsanı Allah’ın Rahmetinden Ümit
Kesmeye Sevkeden İki Sebep Vardır:


1 - Kişi nefsine uyarak Allah’ın haram kıldığı şeyleri yapar ve bu haram fiillerde ısrar ederse, sonunda artık Allah’ın kendisini affetmeyeceğini düşünerek O’nun rahmetinden ümit kesebilir. Hatta haram işlemeye devam ederek, artık Allah’ın kendisini affetmeyeceği düşüncesini kafasında sabitleştirir. Zaten, şeytanın istediği de budur. Bu durumdaki kişilerin hidayetleri her geçen an daha da zorlaşır.
2 - Kişi işlediği haramlardan dolayı aşırı korkarak, Allah’ın af ve merhametinin çok geniş olduğunu bilmemesi veya unutması sonucu Allah’ın rahmetinden ümit kesebilir. “Benim işlediğim günah o kadar büyüktür ki, tevbe etsem bile Allah-u Teâlâ beni affetmez” diye düşünür. Onu bu derin ümitsizliğe sevkeden yegâne faktör cahil oluşu ve Rabbini iyi tanımamasıdır. Eğer Rabbini tanımış olsaydı, tembellik etmez ve Allah’a yaklaşmak için yapacağı en küçük şeyin bile, O’nun katında kaybolmayacağını, mutlaka karşılık göreceğini bilir ve O’nun rızasını kazanmak için bütün gücüyle çalışırdı.

İnsanı Allah’ın Azabından Emin
Olmaya Sevkeden İki Sebep Vardır:

1 - Allah’ın kulları üzerindeki hakkını, kulların Allah’a karşı olan vazifelerini ve İslam dinini öğrenmek için bir çaba göstermeyip dini meseleleri hafife almak, Allah’ın emirlerini terke ve yasaklarını işlemeye sebep olur. Allah korkusu azala azala nihayet kalpte iman kalmaz. Çünkü iman, kişiyi Allah’ tan ve O’nun dünya ve ahirette vereceği azabından korkmaya sevkeder.
İsmail b. Rafii radıyAllahu anh şöyle diyor:
“Allah’ın azabından emin olmak kulun haram işlediği halde Allah’tan mağfiret ummasıdır.”    (İbn Ebu Hatim)    
2 - Cahil fakat çok ibadet eden bir kişi, sonunda şeytanın vesveselerine aldanıp yaptığı ibadetleri çok görerek: “Ben Allah’a yaklaşmak için diğer insanlardan daha çok ibadet ediyorum. Allah-u Teâlâ bana  muhakkak ki azap etmez. Çünkü yaptığım ibadetlerden dolayı Allah katında yüksek bir derecem vardır” diye düşünmeye başlar ve bu düşünce kalbindeki Allah korkusunu yavaş yavaş azaltır. Nihayet Allah’ın azabından emin olur ve derin bir sapıklığa düşer.
 

Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |