YALNIZ Allah (C.C)'TAN KORKMAK
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Kasım 2019, 01:22:23


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: YALNIZ Allah (C.C)'TAN KORKMAK  (Okunma Sayısı 4260 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 22 Ağustos 2016, 19:10:35 »

YALNIZ Allah (c.c.)'TAN KORKMAK

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İnsanlar onlara: “Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun” dediklerinde bu onların imanını artırmıştı ve şöyle demişlerdi: “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.” Bu yüzden kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan Allah’ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler. Ve Allah’ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir. Şeytan ancak kendisine dost olanları korkutur. Eğer inanmışsanız onlardan korkmayın benden korkun.”       
(A-li  İmran: 173-175)
Allah-u Teâlâ bu ayette, sadece kendisinden korkulması gerektiğini emrediyor. Bu gösteriyor ki, korkmak bir ibadettir. Tevhid, sadece Allah’tan korkmayı gerektirir. Bu sebeple her kim, sadece Allah’ın elinde olan meselelerde Allah’la beraber başka bir varlıktan korkarsa, büyük şirk işlemiş olur.
Farz olan cihadı yaratılanlardan korkulduğu için terk etmek şeytanın işidir. Çünkü şeytan, tevhid ve iman ehlinin, farz olan cihadı terk etmesi için, onları kendisine bağlı olan Allah’ın düşmanlarıyla korkutur. İşte bu sebeple Allah’ın düşmanlarından korkmaktan dolayı farz olan cihadı ya da Allah’ın herhangi bir farzını terk etmek haramdır. Müslümanların sadece Allah’tan korkması, şeytanın dostlarından ise asla korkmaması gerekir.
“Şeytan ancak kendisine dost olanları korkutur.”
Bu ayetin en kuvvetli manası şudur: Şeytan, imanlı kişileri, kendine dost olanlarla korkutur.
“Korkutur” fiilinin faili şeytandır. Yani şeytan; tevhid ehlini, kendine dost ve tevhid ehline düşman olanlarla korkutur.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’ın mescidlerini ancak, Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı gereği gibi kılan, zekât veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler imar ederler. Muhakkak onlar doğru yolda olanlardır.”                               (Tevbe: 18)                                   

Bu ayet gösteriyor ki; sadece Allah’tan korkulması gerekir. Ayette Allah-u Teâlâ, sadece kendisinden korkanları övmüştür. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İnsanların bir kısmı: “Allah’a iman ettik” der. Fakat Allah yolunda eziyet görünce insanların yaptığı eziyeti Allah’ın azabı gibi kabul eder.”                    (Ankebut: 10)

Yani; insanların fitnesini ve eziyetlerini, Allah’ın azabına eşit tutmuş, bu eziyetten korkarak Allah’ın farz kıldığı şeyleri terk etmiş veya haram kıldığı şeyleri yapmıştır.

Ebu Said radıyAllahu anh’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’ in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Allah’ı kızdırarak insanları memnun etmek, Allah’ın ihsan ettiği rızık dolayısıyla (bunun Allah’tan değil insanlardan geldiğini düşünerek) insanları övmek, Allah’ın ihsan buyurmadığı hususlardan dolayı insanları suçlamak, inanç zayıflığından ileri gelir. Zira Allah’ın rızkını ne hırslı kimsenin hırsı getirebilir, ne de rızkı istemeyen kimsenin isteksizliği önleyebilir.”      (Beyhaki, Ebu Naim)
                                   
 
Aişe radıyAllahu anha’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“İnsanları darıltmak pahasına da olsa Allah’ın rızasını kazanmaya çalışan kimseden hem Allah razı olur, hem de insanları ondan razı eder. Allah’ı kızdırarak insanların rızasını kazanmaya çalışan kimseye hem Allah kızar, hem de insanların ona kızmalarını sağlar.”(İbn-i Hibban sahih senedle rivayet etti.)   

Korkmak en önemli ve en yüce ibadetlerden birisidir.

Korkunun Türleri:
Korku üç türlüdür:
1 - Gizli Korku: Allah-u Teâlâ dışında herhangi bir put veya tâguttan, Allah istemediği halde kendisine zarar gelebileceğini düşünerek, kalpte gizli bir korku duymaktır. Hud aleyhisselam’ın kavminin düşündüğü gibi...
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Hud’un kavmi: “Sana ancak şunu deriz: “İlahlarımızdan bazıları seni çarpmıştır.” Hud şöyle cevap verdi: “Allah’ı şahid tutarım. Siz de şahid olun ki ben Allah’ı bırakıp ortak koştuklarınızdan beriyim. Hep birlikte yapacağınız hileyi bana yapın. Sonra elinizden gelirse bana hiç fırsat vermeyin.”                                         (Hud: 54-55)
Put, tâgut veya herhangi bir mahlûktan bu şekilde korkan kimse, büyük şirk işlemiş olur ve dinden çıkar.

2 - Farz olan bir ibadeti terk etmeye veya haram olan bir şeyi yapmaya sevkeden korku: Bu korku bizatihi haramdır. Çünkü harama vesile olmuştur. Harama vesile olan her şey haramdır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Eğer inanmışsanız onlardan korkmayın benden korkun.”                                                    (A-li İmran: 175)
Allah-u Teâlâ başka bir ayette şöyle buyuruyor:
“Yeminlerini bozan, rasûlü (yurdundan) çıkarmaya çalışan, ilk olarak size (karşı savaşa) başlayan bir kavimle savaşmıyor musunuz? Onlardan korkuyor musunuz? Eğer mü’minlerden iseniz Allah, kendisinden korkmanıza daha hak sahibidir.”                                       (Tevbe: 13)


Farz olan İslam tebliğini veya farz olan cihadı, insanlardan korkma sebebiyle terk etmek haramdır. Kuldan korktuğu için, ona itaat ederek haram işleyen kişi de aynı şekilde haram işlemiş olur. Bazı alimler, bu tür korkuyu büyük şirkten saymışlardır.

3 – Normal (Fıtri) Korku:  Yani; düşmandan, yırtıcı hayvanlardan veya buna benzer şeylerden (Allah’ın onlar vasıtasıyla kendisine zarar verebileceğini düşünerek) korkmak. Bunun İslam açısından hiçbir sakıncası yoktur. Tevhidi bozmaz. Bu, mü’minlerde de bulunabilen fıtri bir duygudur.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bunun üzerine Musa korka korka, çevresini gözetleyerek şehirden çıktı. “Rabbim! Beni şu zalim kavimden kurtar” dedi.”                                                      (Kasas: 21)
Davud aleyhisselam aralarında ihtilaf olan iki kişinin ansızın evine girmesinden dolayı korkmuştur.
Allah-u Teâlâ bu konuda şöyle buyuruyor:
“Davud’un yanına girmişlerdi de, o da onlardan korkmuştu. Ona demişlerdi ki: “Korkma! Birbirimizin hakkına tecavüz etmiş iki davacı. Aramızda adaletle hükmet, haktan ayrılma. Bizi de yolun ortasına çıkar.”            
                                                                        (Sa’d: 22)
Allah-u Teâlâ İbrahim aleyhisselam hakkında da şöyle buyuruyor:
“Bu sırada da içine onlardan bir korku düşmüştü. Onlar ise; “korkma” demişler ve ona bilgili bir oğul müjdelemişlerdi.”                                                        (Zariyat: 28)
Bu tür korku doğal olan bir korkudur. Kişi bundan dolayı kınanmaz.
Fakat gerçekten korkulacak bir sebep olmadan veya çok basit bir sebepten dolayı korkmak, İslam’da hoş karşılanmayan kötü huylardandır. Müslümanların bu gibi korkaklıkları terk etmesi gerekir. Zira bu, her ne kadar insanı dinden çıkarmasa da sahibine korkak sıfatını kazandırır.

Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |