UĞURSUZLUK
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Eylül 2019, 06:41:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: UĞURSUZLUK  (Okunma Sayısı 3618 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 08 Ağustos 2016, 22:30:02 »

                                                                     UĞURSUZLUK   

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlara iyilik ve bolluk geldiği zaman: “Bu bize aittir” derler. Bir kötülüğe uğradıkları zaman da bunu Musa ve beraberindekilerinin uğursuzluklarına yorarlar. İyi bilin ki, onların uğursuz zannettikleri ancak Allah’ın elindedir. Fakat çoğu bu gerçeği bilmezler.”             (A’raf: 131)
                                                    
Bu ayet Musa aleyhisselam’ın kavmi hakkında inmiştir.
“Musa ve beraberindekilerinin uğursuzluklarına yorarlar.”
Allah-u Teâlâ ayetin bu kısmında şöyle buyuruyor:
“İsrailoğulları kendilerine bir musibet ve kıtlık isabet ettiğinde şöyle derlerdi: “Bu, Musa ve beraberindekilerin sebebiyledir.”
Allah-u teala da böyle bir inancın batıl olduğunu şöyle bildiriyor:
“İyi bilin ki, onların uğursuz zannettikleri ancak Allah’ın elindedir.”
Allah-u Teâlâ bu sözüyle onlara şunu bildirmektedir:
“Size isabet eden musibet ve kıtlık, kesinlikle Musa ve beraberindekiler sebebiyle değildir. Bilakis bu, Allah’tandır. Musa ve beraberindekiler, aslında sizin için musibet ve kıtlık sebebi değil, bereket ve hayır sebebidirler.”
Ayetteki söz konusu kâfirler, cahil insanları kandırmak için gerçeği değiştirerek, başlarına gelen musibet ve kıtlığın Musa ve beraberindekiler sebebiyle olduğunu söylüyorlardı. Oysa Musa ve beraberindekiler, onlar için bir bereket ve hayır kaynağıydılar.
“Fakat çoğu bu gerçeği bilmezler”
Başlarına gelen musibet ve kıtlığın Musa ve beraberindekiler sebebiyle olduğunu söyleyenler, gerçekten büyük cehalet içerisindedirler. Zira onlar, bütün kainatı idare eden bir ilah olduğunu ve başlarına gelen her şeyin Musa ve onunla beraber olanlar sebebiyle değil de Allah’tan olduğunu bilmiyorlardı.
Allah-u Teâlâ bu konuyla alakalı olarak bir başka ayette şöyle buyuruyor:
“Dediler ki: “Biz sizinle uğursuzluğa düştük. Sizin uğursuzluğunuz kendinizdedir. Doğrusu siz ölçüsüz kimselersiniz.”                                                       (Yasin: 18-19)
Allah-u Teâlâ bu ayette bir köy ahalisinden ve onların Rasûllerine söylemiş oldukları sözlerden, rasûllerinin de onlara verdikleri cevaptan haber veriyor.

“Biz sizinle uğursuzluğa düştük”
Köy ahalisi Allah’ın rasûllerine şöyle demişlerdi:
“Biz, sizi gördüğümüzde başımıza bir kötülük geleceğini hissettik. Biz, sizin hayra delâlet ettiğinize inanmıyoruz, aksine kötülüğümüze ve helakimize sebep olacağınızı hissediyoruz.”
 
“Sizin uğursuzluğunuz kendinizdedir.”
Allah’ın rasûlleri onlara şöyle cevap verdiler:
“Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Başınıza ne geliyorsa yaptığınız ameller sebebiyledir. Bu nedenle başınıza gelenlerin asıl sebebi bizzat sizlersiniz.”

“Doğrusu siz ölçüsüz kimselersiniz.”
Rasûller cevaplarına şöyle devam ediyor:
“Size isabet eden kötülüklerin sebebi size gönderilen rasûller değil, sizin ölçüsüzlüğünüz ve haddinizi aşmanızdır.”
Bu ayet ile önceki ayet arasında bir çelişki yoktur.  Önceki ayet, musibet ve sıkıntıları takdir edenin Allah olduğunu bildiriyor. Bu ayet ise bunların asıl sebebini bildiriyor. Onların başına gelen bütün musibetlerin, onların deyimiyle uğursuzlukların asıl sebebi; kendi işlemiş oldukları kötü ameller, ölçüsüz davranışlar ve haddi aşmalarıdır.
Bir şeyi uğursuz zannetmek ve uğursuzluğa inanmak cahiliyet insanlarının ve müşriklerin adetlerindendir. Allah-u Teâlâ bu adetlerinden dolayı kızarak onları kötülüyor ve bu uğursuzluk düşüncesinin olaylara hiçbir etkisi olmadığını bildiriyor.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem, uğursuzluğa inanmayı yasaklamış ve bunun şirk olduğunu bildirmiştir.
Ebu Hureyre radıyAllahu anh’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Adva, Tıyara, Hama, Safara” diye bir şey yoktur.”    

                                                                (Buhari, Müslim)
Müslim aynı hadisi:
“Neva ve Gavl dahi yoktur” ilavesiyle naklediyor.

Adva: Sağlam bir kişiye, hasta aracılığıyla hastalığın bulaşmasıdır. Rasûlullah’ın böyle bir şeyin olmadığını söylemesinin sebebi; hastalığın, doğrudan hasta kişi sebebiyle değil de Allah’ın dilemesi sonucu bulaştığını belirtmek içindir. İslam inancında, hastalığın doğrudan doğruya bulaşması diye bir şey yoktur. Her şey Allah’ın izni ve dilemesiyle olur. Bununla beraber İslam, insanların salgın hastalık olan yerlerden uzak durmak suretiyle tedbir almalarını ve Allah’a tevekkül etmelerini emretmiştir.

Tıyara: Uğura ve uğursuzluğa inanmaktır.

Hama: Kan davalarında öç ve intikam almak için uydurulmuş birtakım efsanelere inanmaktır. İslam bunu kesinlikle yasaklar. Cahil arapların inançlarına göre; öldürülen bir kimsenin kanından, kemiğinden veya ruhundan kuşlar, bilhassa baykuş türeyerek ölünün intikamı alınıncaya kadar bağırırlar. Bu yüzden ölen kimsenin yakınları ölüyü rahat ettirmek için intikamını almak zorunda olduklarına inanırlardı.

Safara: Sefer ayının uğursuz olduğuna inanmaktır. Sefer ayını veya başka bir ayı ya da herhangi bir günü uğursuz saymayı İslam yasaklamıştır.
 
Neva: Arapların “Enva” dedikleri ve 13’er günlük süre ile seher vakti, batıda görülen yıldızlarla ilgili batıl inançlardır. Bunlar, yağmurların ve çeşitli hava değişimlerinin sebebi olarak bilinirdi. Hadisi şerifte bu ve benzeri inançlar kesinlikle yasaklanıyor. İslam inancında her şey Allah’ın iradesiyledir. Sebepler ancak, Allah’ın iradesinin gerçekleşmesine bir vesiledir.

Gavl: Dev veya şeytanın ansızın ortaya çıkarak görünmesi inancıdır. Araplar, şeytanın çeşitli renklere bürünerek çölde dev şeklinde kervanların önüne çıktığına ve kervanı yolundan şaşırtıp mahvolmasına sebep olduğuna inanırlardı.
Hadisi şerifteki “Gavl yoktur” sözü; Allah’ın adı zikredildiği veya Allah’a tevekkül edildiği zaman, şeytanın insanları aldatamayacağı ve onlara bir kötülük yapamayacağı anlamındadır.

Enes radıyAllahu anh’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Adva (bulaşma), Tıyara (uğursuzluk) diye bir şey yoktur. En çok hoşuma giden iyimserliktir.” Sahabeler:
“İyimserlik nedir?” diye sordular. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem:
“Güzel sözdür.” buyurdu.   
                  (Buhari, Müslim)

Ukbe b. Amir radıyAllahu anh diyor ki:
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in huzurunda uğursuzluktan söz edildi. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“En güzeli iyimserliktir. Uğursuzluk hiçbir Müslümanın cesaretini kırıp geri bırakmaz. Şayet biriniz sevmediği bir şey görürse şöyle dua etsin: “Rabbim! İyiliği ancak sen ihsan edersin, kötülüğü ancak sen giderirsin. Bir halden bir hale geçmek, üstün gelmek ve muvaffak olmak ancak senin yardımınladır.”
(Ahmed, Ebu Davud, Beyhaki, Nevevi bu hadis için senedi sahih dedi)

İbn-i Mes’ud radıyAllahu anh’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Uğursuzluğa inanmak şirktir. Uğursuzluğa inanmak şirktir.”
İbn-i Mes’ud devamla şöyle diyor:
“Hepimizin içinden böyle bir şey geçerdi. Ancak Allah-u Teâlâ kendisine güvenmekle bunu giderdi.”(Ebu Davud, Tirmizi bu hadis için sahihtir dedi.)
   
Abdullah b. Ömer radıyAllahu anh’dan, Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Uğursuz olduğuna inanarak bir işi yapmaktan vazgeçmek şirktir.” Dediler ki:
“Bunun kefareti nedir?” Şöyle buyurdu:
“Allah’a şöyle dua etmektir: “Allah’ım! Senin takdir ettiğin hayırdan başka bir hayır yoktur. Senin verdiğin uğurdan başka uğur olmaz. Senden başka hakkıyla ibadete layık ilah yoktur.”     
                    (Ahmed, Taberani)

Bu hadisler gösteriyor ki İslam; herhangi bir kuşu, herhangi bir ismi veya herhangi bir günü uğursuz saymayı kesinlikle yasaklamış ve böyle inananları kötülemiştir. Fakat iyimserliği güzel görerek buna izin vermiş ve tavsiye etmiştir.
İyimserlik; yolculuk, evlenme veya hayırlı bir iş yapmaya niyet ettiğinde, sevindirecek bir şey görüldüğü veya duyulduğu zaman, o işi yapmakta hayır olduğunu düşünerek yapmaya karar vermek ve bunu bir an önce gerçekleştirmeye çalışmaktır. Bunda hiçbir sakınca yoktur.
Uğursuzluk ise; din veya dünya ile ilgili hayırlı bir iş yapmaya niyet edildiğinde sevilmeyen bir şey görüldüğü veya duyulduğu zaman, duyulan veya görülen şeyin kalbe etki ederek niyet edilen işten vazgeçirmesi veya kalpte bir üzüntü meydana getirmesidir.
Bir iş yapılmaya niyet edildiği zaman, kötü bir şey görüldüğü veya duyulduğunda bunu uğursuzluk sayarak yapılacak işten vazgeçmek, vazgeçmeyip kalben üzülmekten daha haramdır ve şirktir.


Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |