Ayın Şekilleri. Bakara-189
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Eylül 2019, 17:05:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Ayın Şekilleri. Bakara-189  (Okunma Sayısı 3392 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Vasat Ümmet
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 529



« : 31 Temmuz 2016, 10:24:15 »

بســـم الله الرحمن الرحيم

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوْاْ الْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَى وَأْتُواْ الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا وَاتَّقُواْ اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ


(Ey Muhammed!) Sana ayın şekilleri hakkında sorarlar. (Onlara) de ki: “O, insanlar ve hacc için birer vakit ölçüsüdür. Evlere arkadan girmeniz birr değildir. Fakat birr Allah'tan korkmaktır. (Öyleyse) evlere kapılarından girin ve Allah'tan korkun. Belki (böylelikle) felaha (başarı ve mutluluğa) erersiniz.

 
Bakara-189
   
     
      Bu ayetin nüzul sebebi hakkında değişik rivayetler vardır:

Sahabeler, ayın gökyüzünde aldığı değişik şekillerin nedenini Rasulullah'a sordular.

Bir başka rivayette; Allah (c.c)'nun ayı niçin böyle yarattığını sordular.

Allah (c.c) bu tür sorulara cevaben, ayın belli şekiller almasındaki sebebi; oruç ile haccın başlama ve bitişlerini, kadınların iddetlerini ve borçların zamanını tayin etmek olarak açıklamıştır.

Namaz, oruç, hac, umre gibi ibadetlerin zamanları ayın hareketleriyle anlaşılacağı gibi kadınların iddetleri, hayız, hamilelik, çocuğun memeden kesilme, bilumum zirai ve ticari muamelelerin müddetleri, borçların ödeme vadeleri gibi dünyevi işlere ait zamanlar, iftar, bayram gibi zamanlar hep ayın şekillerine göre tayin edilebilmektedir. Ayın bu şekilde hareket etmesi, şüphesiz insanların menfaatinedir.

Müslümanlar, ayın yaratılma sebebi hakkında soru sorduklarında, Allah (c.c) bu konuyla ilgili olarak onlara, pratik hayatlarında kendilerini ilgilendiren şeyler anlattı. O gün için pratik olmayan ve kavrayamayacakları bazı ilmi gerçekleri anlatmadı.

Onlara, ayın şekillerinin yeryüzü ve güneşle alakalı olduğunu ve bu şekillerin yeryüzündeki etkilerini anlatmamıştır. Zaten onların bu meseleleri kavramaları, o gün için mümkün değildi. Dahası, bu meseleleri bilmeleri onlara pratik hayatlarında bir fayda da sağlamazdı. Bu sebeble Allah (c.c) onlara, sadece kendi hayatlarında faydalanacakları şeyleri anlatmıştır.

Kur'an Ve İlmi Teoriler:

 Kur'an'ı Kerim bir astronomi, kimya veya tıp kitabı değildir. Kur'an'ı Kerim, insanları hem dünyada hem de ahirette sonsuza kadar mutlu edecek tek mükemmel hayat sistemidir. Kur'an ayetlerini ilmi teorilere göre tefsir etmek büyük bir hatadır. İlmi teorilerin değişmesi her zaman için ihtimal dahilindedir.

Çünkü bu teoriler, insanların tecrübelerine, düşüncelerine, kullandıkları araçlara ve ilim seviyelerine bağlıdır. İnsanların ilim seviyeleri ve kullandıkları araçlar gelişip değiştikçe, ortaya atılan teorilerin de değişmesi söz konusudur.

Darwin'in ortaya attığı evrim teorisi, bunlardan sadece birisidir. Bu teoriye göre; insan ilk olarak tek hücreden oluşmuş, sonra o hücreden suda yaşayan bir canlı meydana gelmiş ve daha sonra suda yaşayan bu canlıdan, çeşitli değişimler sonucu maymun ortaya çıkmış ve ondan da yine çeşitli değişimler sonucu insan meydana gelmiştir. Kısacası insanın ortaya çıkışı, basit şeylerden mükemmel olana doğru evrimleşerek oluşmuştur.

Bu teorinin yanlış olduğunu, daha sonra ortaya atılan Mendel teorisi yani; genler teorisi ispatlamıştır. Bu sebeble günümüzde, Allah (cc)'nun Kur'an-ı Kerimde, insanı nasıl yarattığına dair vermiş olduğu bilgilere ters düşen Darwin'in evrim teorisi, artık bir zamanlar bunu destekleyen batılılarca dahi kabul edilmemektedir.

Allah'ın; “Sizi aşamalı olarak yarattık.” (Nuh: 14)  ayetini bu sapık teoriye göre tefsir etmek de apaçık bir sapıklıktır.

Ortaya atılan teorilerden bir diğeri de; dünyanın güneşten bir parça olduğu teorisidir.

Allah (c.c)'nun: “O kafirler görmüyorlar mı? Gökler ve yer bir bütün idiler sonra  onları ayırdık.”      (Enbiya: 30)

 ayetini bu teoriye göre tefsir etmek  de yine apaçık bir hatadır.

Kur'an'ı ilmi gerçeklerle de tefsir etmek büyük bir hatadır. Çünkü ilmi gerçekler insanın kapasitesi ile sınırlıdır ve bu sebeble mutlak gerçek olarak değerlendirilemezler.

Mutlak gerçek, yalnız Allah'ın ayetleridir. Mutlak gerçek olan Allah'ın ayetlerini, mutlak olmayan ilmi gerçeklere göre, hele hele ilmi gerçekliği ispatlanmamış teorilere göre tefsir etmek hata ve sapıklıktan başka bir şey değildir.

Kur'an ayetlerini bu şekilde tefsir etmek, ilmi ilahlaştıranlara karşı bir iç yenilginin sonucudur. Zamanımızda bir takım cahiller, ilmi en üstün mürşit (yol gösterici) olarak görmekte ve ilme karşı duydukları iç yenilgiden dolayı Kur'an'ın gerçekliğini ispatlamak için, Kur'an'ın ilme uygun olduğunu, ilme zıt düşmediğini söylemektedirler.

Bu sözlerini ispat etmek için de, Kur'an ayetlerini sabit olmayan ilmi teorilere göre tefsir etmeye çalışırlar. Böyle olunca doğal olarak ilim değiştikçe yapılan tefsirler de değiştirilir.

Bunu yapmalarındaki gaye; Kur'an'ın doğru olduğunu ispat etmektir. Oysa Kur'an'ın doğruluğuna ilim delil getirilemez. Bilakis, ilmin doğruluğuna Kur'an delil olarak getirilir. Çünkü, Kur'an Allah'ın kelamıdır ve mutlak gerçektir. Yalnız o hüküm verme mertebesindedir. Bütün müslümanlar bunun böyle olduğuna iman ederler.

Fakat ilmi gerçekleri, Kur'an ayetlerinin manalarını daha iyi anlamak için kullanmak caizdir.

Örneğin; Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Allah herşeyi yarattı ve en mükemmel ölçüyü verdi.”         (Furkan: 2)

Kainata baktığımızda kainatta bulunan her şeyin en mükemmel en düzgün ve en ölçülü şekilde yaratıldığını görürüz: Dünyanın hacmi, ağırlığı ve atmosferin kalınlığı, içinde bulunan maddeler ve gazların miktarları insanların, hayvanların ve bitkilerin en mükemmel şekilde yaşamasına müsait kılınmıştır. Bunların bir tanesi artar veya eksilirse yeryüzünde yaşamak mümkün olmaz.

Aynı şekilde ayın büyüklüğü, dünyadan ve güneşten uzaklığı, hareketleri öyle bir düzen içerisindedir ki, dünyadan uzaklığı biraz artar veya eksilirse, yine dünyada yaşamak söz konusu olmaz.

Güneş de böyledir. Hatta dünyanın eğim derecesi bile o kadar önemli ki, biraz değişse yine dünya üzerinde hayat olmaz. Bu ve buna benzer şeyler ilim ilerledikçe daha iyi anlaşılır. İlim daha da ilerledikçe daha çok ince meseleler ortaya çıkacaktır.

Bunlar ilmi gerçeklerdir. Bunları düşünerek ve insanlara göstererek; “Herşeyi muayyen bir ölçüyle yarattık” (Kamer: 49) ayetini daha iyi anlamak mümkündür.

İşte! İlmi gerçeklerin bu şekilde kullanılması, Allah'ın ayetlerinin daha iyi anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Kur'an, hiçbir zaman gerçek ilme zıt değildir. Daha doğrusu, gerçek ilim Kur' an'a zıt değildir.

Sahabeler ayın şekillerini sordukları zaman, Allah (c.c), onlara pratikte lazım olanları anlatmış, pratikte lazım olmayan ve kavrayamayacakları şeyleri ise anlatmamıştır. Çünkü Kur'an bir astronomi, kimya, matematik, veya tıp kitabı değil, başlı başına mükemmel bir hayat sisteminin kitabıdır.

İnsanların, fikirlerini, akıllarını, düzenini, kanunlarını, ibadetlerini, birbirleri arasındaki muamelelerini, içtimai ve iktisadi prensiblerini düzenlemek ve problemlerini çözmek için inmiş bir kitaptır. Bu düzene bağlı kalındığı müddetçe zulüm ortadan kalkar ve herkes hakkını alır. Bu, dünyadaki mutluluktur. Ahirette ise, yalnız bu sisteme tabi olanlar mutlu olacaktır.

Bu sisteme zıt sistemler ne olursa olsun, yapan kim olursa olsun zulüm sistemidir. Adalet ve hak olan tek sistem Allah'ın sistemidir. Bu sistem yalnız Kur'an'da mevcuttur. Kur'an yalnız kul ile Rabbi arasındaki meseleleri düzenlemek için değil, hem kul ile Allah, hem de kulların birbiri arasındaki ilişkileri düzenlemek için inmiş bir sistemin kitabıdır.

 İslam'a Zıt Olan Cahiliyye Adetlerinin Hükmü:


“Evlere arkadan girmeniz birr değildir. Birr, Allah'tan korkmaktır.”

Bu ayetin nüzul sebebi hakkında şöyle bir rivayet vardır.

Bera (r.a) şöyle demiştir:

“Ensar ihramda iken, ihtiyaçlarını gidermek istediklerinde evlerine, kapıdan değil arka duvarından tırmanarak girerlerdi. Bu, cahiliyenin bir adeti idi. Bunun üzerine Allah (cc) bu ayeti indirdi.”  (Buhari)   

Bir başka rivayete göre;

“Cahiliyede, kişi yolculuk için yola çıkar, sonra vaz geçip geri dönerse, evine kapısından değil, arka tarafından girerdi. Bunun üzerine Allah (c.c) bu ayeti indirdi.” (Ebu Davud)

Nuzül sebebi ne olursa olsun, Allah (c.c) bu ayeti, İslam'dan kaynaklanmayan cahili bir adeti ortadan kaldırmak için indirmiştir.

Allah (c.c) bu ayetinde asıl iyiliğin;
bir takım hareketler yapmak değil, ancak Allah'ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak olduğunu bildiriyor. İşte takva budur!

Allah (c.c) müslümanlardan, İslam'a girdikleri andan itibaren eski düşüncelerine, eski adetlerine, eski hayatlarına tamamen şüpheyle bakmalarını ister. Bu şekilde İslam'a giren bir kimse, İslam'a girdiği andan itibaren bütün fikirlerini, düşüncelerini, adetlerini ve hayatını düzenleyen herşeyi tek bir kaynaktan  alır. İşte bu kaynak, içinde Allah'ın kanunları bulunan Kur' an'dır.

İslam, cahiliye adetlerinden bazılarının yapılmasına izin verirse artık bu adetler İslami olmuştur. Müslümanlar bunu, İslam uygun gördüğü için yaparlar ve yalnız İslam'ın hükmüne bağlanırlar.

“(Öyleyse) evlere kapılarından girin!”

Allah (c.c) her ne kadar cahili bir adeti iptal etmek için: “evlere kapılarından girin!” diye emrediyorsa da, ayetin manası daha geneldir:

“Birşey yapılacaksa uygun bir şekilde yapılsın. Evlere girmek isteniyorsa, girmek için tayin edilen kapılardan girilsin.”

Bir hareket yapılacağı zaman,  o harekete uygun bir şekilde başlanır. Bu İslam'ın temel bir kaidesidir.

 “...ve Allah'tan korkun! Belki (böylelikle) felaha (başarı ve mutluluğa) erersiniz.”


Allah'ın emirlerini yerine getirin, yasaklarından uzak durun! Çünkü başarı ve mutluluk ancak bu şekilde olur.
 
Kayıtlı

"Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanlara karşı Şahitler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun...
// Bakara:143//
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |