SALİH   KİMSELER  HAKKINDA AŞIRI GİTMEK
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Eylül 2019, 17:24:35


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: SALİH   KİMSELER  HAKKINDA AŞIRI GİTMEK  (Okunma Sayısı 3830 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 04 Temmuz 2016, 20:52:41 »

                                                    SALİH   KİMSELER  HAKKINDA AŞIRI GİTMEK

“Ey kitab ehl-i! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında haktan başkasını söylemeyin! Muhakkak ki Meryem oğlu Mesih İsa; Allah’ın rasûlü, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Allah’a ve rasûllerine iman edin! “(Allah) Üçtür” demeyin! Hayrınız için (bundan) vazgeçin! Allah, şüphesiz bir tek ilahtır. Oğul edinmekten münezzehtir. Gökte ve yerde olanların hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter!”               (Nisa: 171)                                                            
                                                                      
Allah-u Teâlâ bu ayette şöyle buyuruyor:
“Dininizde aşırı gitmeyin.”
“Ne övme konusunda ne yerme konusunda dinin sınırlarını aşmayın.”

Bu iki aşırılık ehl-i kitapta vuku bulmuştur. Hıristiyanlar İsa aleyhisselam’ı aşırı överek onun Allah’ın oğlu ve üç ilahın üçüncüsü olduğunu söylediler. Yahudiler ise aşırı giderek İsa aleyhisselam’ı yerdiler. Annesinin zinakar, kendisinin de zina çocuğu olduğunu söylediler. Allah her iki topluluğa da lanet etsin! Her ikisi de dinleri konusunda aşırı gitmişlerdir.

“Allah hakkında haktan başkasını söylemeyin!”
“Allah hakkında sadece, kendi zatı hakkında söylediği şeyleri söyleyin.”

Allah kendi zatı hakkında; tek olduğunu, hiç kimseye muhtaç olmadığını, herkesin O’na muhtaç olduğunu, eş ve evlat edinmemiş, doğmamış ve doğurmamış olduğunu söylemiştir.
 
“Muhakkak ki Meryem oğlu Mesih İsa; Allah’ın rasûlü”
“Meryem’in oğlu İsa aleyhisselam, iddia ettiğiniz gibi değil, sadece Allah’ın rasûlüdür.”

İsa aleyhisselam’ın annesine nispet edilmesinin sebebi; Hıristiyanların İsa hakkındaki sözlerini geçersiz kılmak içindir. Çünkü onlar İsa’nın, Allah’ın oğlu olduğunu söylemektedirler.
“Allah’ın rasûlü” sözü; hem Yahudilere hem Hıristiyanlara bir reddiyedir. Çünkü Yahudiler İsa aleyhisselam hakkında, ‘yalancı’ dediler. Hıristiyanlar ise İsa’nın ‘ilah olduğunu’ söylediler.
İsa’nın sadece Allah’ın rasûlü olduğunun söylenmesi, her iki taifenin söylediği batıl şeyleri iptal etmek için bir reddiyedir.
“Meryem’e ulaştırdığı kelimesi.”
“Ol” kelimesi ile olmuştur.
“ve O’ndan bir ruhtur.”
“Yarattığı ruhlardan bir ruhtur.”

Allah-u Teâlâ İsa aleyhisselam’ı, Âdemoğullarını yarattığı gibi cesetten ve ruhtan yaratmıştır. Allah’ın; “O’ndan bir ruhtur” demesinin sebebi, ona bir ikramdır. Tıpkı Allah’ın Âdem aleyhisselam hakkında söylediği gibi…
Allah şöyle buyuruyor:
“Ona şekil ve suret verip yarattığım ruhlardan bir ruh üflediğimde (canlı bir beşer haline getirdiğimde) hemen ona saygı secdesi yapın!”
                                                                       (Sa’d: 72)
Ayette; Âdem aleyhisselam’a ikram ve onun kıymetini artırmak için “ruhundan” sözü kullanmıştır.
İbn-i Abbas radıyAllahu anh:
“Sakın ilahlarınızı bırakmayın. “Ve’d”, “Suva”, “Yagus”, “Yağuk” ve “Nasr” gibi putlarınızdan vazgeçmeyin” dediler.” (Nuh: 23)  ayetini zikrettikten sonra şöyle dedi:
“Bu isimler, Nuh aleyhisselam’ın kavmindeki salih kimselerin isimleriydi. Onlar öldükten sonra bu zatlara bağlı olanlar: “Bunların resimlerini çizersek onlara baktığımızda ibadetlerimizi daha şevkle yaparız” diyerek onların resimlerini yaptılar. Daha sonra heykellerini de yapmaya başladılar. Zamanla dinlerini unutup bu putlara tapmaya başladılar.”                                              
(Buhari)

Ayette geçen; “Sakın ilahlarınızı bırakmayın” sözü; sakın taptığınız ilahlara tapmaktan vazgeçmeyin. Onlara ibadete sımsıkı sarılın. Hiç kimsenin onlara ihanet etmesine izin vermeyin. Aksine onların övülmesi için her zaman azimli olun, demektir.
İşte bu, bâtıl olan bir şeyi birbirine tavsiye etmektir ve iman edip salih amel işleyenlerin yaptığına tam zıt bir ameldir. Çünkü iman eden ve salih amel işleyenler birbirlerine bâtılı değil hakkı tavsiye ederler.
Ayetteki; “ilahlarınız” lafzı; “ilah”ın çoğuludur. İlah ise; gerek hak ettiği için, gerekse hak etmediği halde kendisine ibadet edilen varlıktır. Hak ettiği için kendisine ibadet edilen, sadece Allah’tır. Allah’tan başka ibadet edilenler ise sahte ilahlardır ve bunlar asla ibadeti haketmezler.

Ömer radıyAllahu anh Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı aşırı övdükleri gibi beni övmekte aşırı gitmeyin. Ben Allah’ın kuluyum. Benim hakkımda: “Allah’ın kulu ve rasûlü” deyin.”                                                  
(Buhari - Müslim)
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Sakın aşırı gitmeyin. Sizden önceki kavimlerin mahvolmalarının sebebi aşırı gitmeleri olmuştur.”(Ahmed, Tirmizi, İbn-i Mace, Hakim rivayet etti ve sahih dedi, Zehebi de destekledi)    
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şeriatın dışına çıkarak  (Kur’an ve sünnetin dışına çıkarak) ibadet edenler helak oldular.” Ve bunu üç kere tekrarladı.                                                                      (Müslim)                                                                          
Yukarıdaki ayeti kerimeler ve hadisi şerifler apaçık gösteriyor ki:
1 - Yeryüzünde şirkin ilk çıkışına sebep olan olay, salih kimselere layık olduklarından ve hakettiklerinden daha fazla değer vermektir.
2 - Salih insanları sevmek, onlarla dost olmak ve onlara Allah’ın koyduğu sınırlar çerçevesinde değer vermek, İslam’ın bir gereğidir. Fakat onları aşırı derecede sevmek ve onlara Allah’ın bildirdiğinden daha fazla değer vermek, insanı şirk uçurumuna sürükleyebilir.
3 -Müşriklerin, salih kimselerin mezarlarını ziyaret ederken ve önce resimlerini daha sonra da heykellerini yapıp bunlara ibadet ederken yegâne gayeleri ve hareket noktaları; bu salih insanları Allah katında kendilerine şefaatçi olarak kabul etmeleriydi. Yoksa onları ilah olarak görmeleri söz konusu değildi.

Bir Kimsenin Salihlerin Mezarında Veya Türbesinde Allah’a İbadet Etmesi Sakıncalıdır:
Aişe radiyAllahu anha şöyle rivayet eti:
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in bir hastalığında, kadınlarından bazıları Habeş diyarında gördükleri (Mariye denilen bir kiliseden) bahsetmişlerdi. Rasûlullah’ın zevcelerinden Ümmü Seleme ve Ümmü Habibe radiyAllahu anhuma vaktiyle Habeşistan’a hicret ettikleri zaman gördükleri bu kilisenin güzelliğini ve içindeki kıymetli resimleri bize anlatıyorlardı. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem hemen başını kaldırdı ve:
“Habeşliler öyle kimselerdi ki bunlardan salih bir kişi ölünce hemen onun kabri üzerine mescid yaparlar ve o salih kimsenin bir resmini o mescide koyarlar. Bunlar Allah katında halkın en şerlileridir” buyurdu.

(Buhari-Müslim)                   
Hadiste; “Bunlar Allah katında halkın en şerlileridir” geçmektedir.
Zira bu kimselerin yaptıkları ameller büyük şirke yol açabilecek amellerdi. Şirk ise; en büyük ve en şiddetli zulümdür. Bu sebeple şirke vesile olan ameli yapan kimseler gerçekten halkın en şerlilerindendir.
Aişe radıyAllahu anha şöyle rivayet etti:
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ahirete göçme sebebi olan hastalığında: “Allah Yahudi ve Hıristiyanlara lanet etsin. Bunlar rasûllerinin kabirlerini birer mescid edindiler.” buyurmuştu. Bundan dolayı böyle bir endişe olmasaydı sahabeler Rasûlullah’ın kabrini yükseltirlerdi. Fakat ben mescid edinilmesinden korkarım.”             (Buhari-Müslim)
  
Cündüp b. Abdullah radıyAllahu anh dedi ki:
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in vefatından beş gün önce şöyle dediğini duydum:
“Sizden bir halilim (çok fazla sevdiğim) olmasından Allah’a sığınırım. Allah, İbrahim’i halil edindiği gibi beni de kendine halil edindi. Şayet ümmetimden birini halil edinecek olsaydım Ebu Bekir’i halil edinirdim. Sizden önceki kavimler rasûllerinin kabirlerini mescid ediniyorlardı. Sakın kabirleri mescid edinmeyin. Sizi böyle yapmaktan men ederim.”                              (Müslim)
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in, ölümünden beş gün önce bu mesele ile ilgili haber vermesi bu meselenin önemli olduğunu ve Rasûlullah’ın tevhidi korumak için çok azimli olduğunu gösterir. Çünkü tevhid bütün rasûllerin davetinin özüdür. Ayrıca tevhid, Allah’a olan taatlerin en değerlisidir.
İşlenen günahlar ne kadar büyük olursa olsun, eğer tevhidi bozmayacak şekilde işlenmişse, şirkten hafiftir. Zira tevhid, günah işleyen kimsenin günahının cezasını çekmesi sonrası veya hiç ceza çekmeden Allah’ın o kimseye rahmet etmesi sonrası cennete girmeyi, dolayısıyla ebedi kurtuluşu sağlar. Tevhidi bozan şirk ise; kişinin ebedi cehennemde kalmasını, dolayısıyla ebedi bir hüsrana uğramasını sağlar.
İşte bu sebeple Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve selem, ümmetini şirkten ve ona götüren yollardan uzaklaştırmak için çok çaba göstermiştir.
Kabirler üzerine mescid inşa etmek de Rasûlullah’ın sakındırdığı, şirke yol açabilecek amellerden birisidir. İşte bu; Rasûlullah’ın ümmetine karşı ne kadar merhametli olduğunu göstermektedir.
İyi bilinmelidir ki; kabirler üzerine mescit inşa etmek caiz değildir. Çünkü bu,  zaman geçip de ilim azaldıkça mezardaki ölüye ibadet etmeye, dolayısıyla şirke sevkeder.
Bu sebeple Müslümanların her türlü şirkten ve şirke ulaştıran yollardan uzak durması gerekir. Kendisini şirke götürecek ameller yapan örneğin; salih bir kimsenin mezarında Allah’a ibadet eden kimselere sert tavır takınmak gerekir.
Yine belli bir kabir tayin edip orada namaz kılmak için yolculuk yapmamak gerekir. Çünkü böyle yapmak, o yeri mescid edinmek manasına gelir. İşte bu sebeple Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve selem, kabirlere karşı namaz kılmayı yasaklamıştır.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kabirlere karşı namaz kılmayın”                   (Müslim)
İbn-i Mesud radıyAllahu anh, Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’ in şöyle buyurduğunu rivayet etti:
“İnsanların en şerlileri, kıyamet koptuğu zaman hayatta bulunanlar ve kabirleri mescid haline getirenlerdir.”()

Mezarların üzerine mescid inşa edilmese bile onun yanında namaz kılmak, yine kabri mescid edinmek demektir. Çünkü her namaz kılınabilen yer mescid sayılır.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem bu konuda şöyle buyuruyor:
“Yeryüzü benim için tümüyle temiz bir mescid kılındı.”                                                            (Buhari - Müslim)
Ebu Said el-Hudri radıyAllahu anh’dan Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Yeryüzü mezarlık ve hamamlar dışında tümüyle mesciddir.” ()    
Kabirlerin üzerine mescid inşa etmek veya yanında namaz kılmak, şirke sebep olabileceğinden Allah rızası için yapılsa bile bütün alimlerin ittifakıyla haramdır.

Kabirlerin Yanında Yapılan Şeyler Üç Türlüdür:
1 - Helal ve meşru olan şeyler.
2 - Haram ve şirke sebep olabilecek şeyler.
3 - Büyük şirke götüren şeyler.

1 - Kabirlerin Yanında Yapılması Meşru Ve Helal Olan Şeyler:
Belli bir mezar tayin etmemek ve özellikle bir mezar için yolculuğa çıkmamak şartıyla, herhangi bir kabrin yanında ölümü düşünmek ve ibret almak maksadıyla, Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in sünnetine uygun olarak kabirleri ziyaret etmek, helal ve sevaptır.

2 - Haram Olan Ve Şirke Sebep Olabilecek Şeyler:
Mezarlara el sürmek, kabirde yatanların yüzü suyu hürmetine Allah’tan bir şey istemek, kabrin yanında namaz kılmak, onların üzerine bina inşa etmek, kabirleri aydınlatmak ve benzeri ameller büyük şirke sebep olabileceği için haramdır.

3 - Büyük Şirke Götüren Şeyler:
Kabirde yatanlardan yardım istemek, onlardan medet ummak, dünya ve ahiretle ilgili şeyler istemek gibi ameller insanı İslam dininden çıkaran büyük şirklerdendir.
Böyle bir kişi, ister ölünün bu konularda gücü olduğuna inansın ister ölünün Allah katında bir vasıta olduğuna inansın fark etmez, kâfir olur.
Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de, müşriklerin taptıkları putlar hakkında şöyle dediklerini bildiriyor:
“Bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye onlara ibadet ediyoruz.”                                 (Zümer: 3)

“Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir.”
                                                                     (Yunus: 18)
Büyük ve Küçük Şirki Ayırt Edebilmek İçin Önemli Bir Kaide:

Büyük ve küçük şirki ayırt edebilmek için şu iki kaideyi çok iyi bilmek gerekir:
1 - Allah-u Teâlâ’nın yalnız kendisine yapılmasını emrettiği herhangi bir inanç, söz veya amelin, Allah’tan başkasına yapılması büyük şirktir ve insanı İslam’dan çıkarır.
2 - İbadet seviyesine çıkmayan fakat büyük şirke sebep olabilecek herhangi bir istek, amel veya sözün Allah’tan başkasına yapılması küçük şirktir.
Büyük ve küçük şirk bu şekilde açıklandıktan sonra, daha önceki ve bundan sonraki konular inşeAllah daha iyi anlaşılacaktır.

Salih Kişilerin Kabirlerine Gösterilen  Aşırı Davranışlar Onları Putlaştırır:

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah’ım! Benim kabrimin tapılan bir put haline gelmesine müsaade etme. Allah’ın gazabı rasûllerinin kabrini mescid edinenlere şiddetli olur.”
                                                               (Malik, Ahmed)
İbn-i Abbas radıyAllahu anh şöyle demiştir:
“Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem kabir ziyaret eden kadınlara, kabirleri mescid ve ibadet edilen yer haline getirenlere, orada mum yakanlara lanet etti.”(Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, İbn-i Mace, Tirmizi bu hadis için hasen dedi)
Bu hadis, kabirleri mescid edinmenin, oraları ibadet edilen yer haline getirmenin, oralarda mum yakmanın büyük günah olduğunu göstermektedir. Çünkü Rasûlullah böyle yapanlara lanet etmiştir. Lanet ancak, büyük günah işleyenler içindir.
Ayrıca hadis, kadınların mezar ziyareti yapmalarını yasaklamaktadır. Kadınların kabir ziyareti yapmalarının cevazı hakkında alimler ihtilaf etmişlerdir.
1 - Bazı alimler, yukarıdaki hadisi delil alarak kadınların mezarları ziyaret etmelerinin haram hatta büyük günah olduğunu söylemişlerdir.
2 - Bazı alimler, kadınların mezarları ziyaret etmelerinin büyük günah değil, mekruh olduğunu söylemişlerdir. Bu, Ahmet b. hanbel ve arkadaşlarının görüşüdür.
Delilleri ise Ümmü Atiyye radıyAllahu anha’nın hadisidir.
Ummü Atiye radıyAllahu anha şöyle söylemiştir:
“Biz, cenaze ile yürümekten nehyedildik. Fakat bundan şiddetli bir şekilde sakındırılmadık.”         (Buhari,  Müslim)
3 – Bazi alimler, kadınların kabirleri ziyaret etmelerini caiz görmüşlerdir.
Delilleri ise şu hadistir:
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem mezarın yanında ağlayan bir kadın gördü ve ona şöyle dedi:
“Allah’tan kork ve sabret.”
Bunun üzerine kadın Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e:
“Çekil başımdan, senin başına benim başıma gelen musibet gibi bir musibet gelmemiştir.”
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem onun bu halini görünce ondan uzaklaştı. Müslümanlar o kadına, kendisiyle konuşan kişinin Allah’ın rasülü olduğunu haber verdiler. Kadın bunu öğrenince Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in yanına geldi ve ona:
“Seni tanımadım” dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ona şöyle dedi:
“Sabır, ancak musibetin ilk geldiği andadır.”    
(Buhari,   Müslim)
Bu alimler şöyle dediler:
 Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem kadını mezarın yanında gördüğü halde, ona mezar ziyareti yapmasını yasaklamadı. Sadece ona Allah’tan korkmasını ve sabretmesini emretti. Bu ise; kadınların, mezarları ziyaret etmelerinin yasak değil, caiz olduğunu gösterir.
Ayrıca Müslim’de geçen ve Aişe radıyAllahu anha’nın rivayet ettiği hadisi de delil almışlardır. Bu hadiste şöyle geçmektedir:
Cibril aleyhisselam geceleyin rasûle gelerek dışarıya çıkmasını emretti. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem Aişe’ye haber vermeden gizlice onun yanından ayrıldı ve Baki’ mezarlığını ziyaret etti. Onlara mağfiret diledi ve onlar için Allah’a dua etti, sonra da eve döndü. Aişe’ye nereye gittiğini haber verdi.
Aişe radıyAllahu anha Rasûlullah’a:
“Ey Allah’ın rasûlü! Mezarları ziyaret ettiğim zaman ne diyeyim?“ diye sordu. Rasûlullah ona şöyle dedi:
“Mezarları ziyaret ettiğin zaman şöyle de: “Bu diyarın sahibi olan mü’min ve Müslümanlar! Size selam olsun...”

Bu alimler şöyle dediler:
Bu hadise göre Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem, Aişe radıyAllahu anha’ya mezarı ziyaret ettiği zaman ne demesi gerektiğini öğretti. Bu gösteriyor ki kadınların mezarları ziyaret etmesi caizdir.
4 - Bazı alimler, kadınların, erkekler gibi ölümü hatırlamak için mezarları ziyaret etmesini sünnet olarak değerlendirmişlerdir.
Çünkü Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Daha önce kabiri ziyaret etmeyi yasaklamıştım. Şimdi ziyaret edebilirsiniz. Çünkü o, size ahireti hatırlatır.”                                            
(Ahmed, Müslim)
Bu alimler şöyle dediler:
Bu izin genel olan bir izindir. Hem erkekler hem kadınlar içindir. Ayrıca Aişe radıyAllahu anha, kardeşinin mezarını ziyaret edince Abdullah b. Ebi Müleyke  ona:  
“Rasûlullah kabirleri ziyaret etmeyi yasaklamadı mı?” diye sordu. Aişe radıyAllahu anha ona şöyle cevap verdi:
“Evet, yasakladı, fakat sonra ziyaret etmeyi emretti.”
(Taberani, Tirmizi rivayet etti, Heysemi; bu hadisin senedi sahihtir, dedi)  
Bu gösteriyor ki; kabirleri ziyaret etmeyi yasaklayan hadis mensuhtur.
Ebu Hureyre’den Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Evlerinizi kabir yapmayınız. Benim kabrimi de merasim yeri haline getirmeyiniz. Siz, bana salât ve selam gönderiniz. Nerede olursanız olunuz, sizin salâtınız bana erişir.(Ahmed, Ebu Davud, Nevevi bu hadis için senedi sahih dedi)      
Hadisteki; “evlerinizi kabir yapmayınız.” sözü; evinizde namaz kılmayı terk ederek, evlerinizi kabirler gibi yapmayın, manasındadır.
Bu hadis, Müslümanların evlerinde de namaz kılmaları ve evlerini hiç namazsız bırakmamaları gerektiğini gösterir.
Hadisteki “عِيداً” kelimesi; “merasim yeri” manasındadır. Arapçada “عيد” “bayram” kelimesi; adet üzere devamlı yapılan şey ya da devamlı oraya gidilen yeri ifade eder.
 
Örneğin; bir insan her sene belli bir günde yemek yapıp fakirleri çağırır ve bunu adet üzere her sene devamlı yaparsa, bu âdete “عيد” “bayram” denir.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem bu hadiste şöyle demek istiyor:
“Belli günleri âdet edinip o günlerde mezarıma gelmeyin.”
Bu hadise göre; Rasûlullah’ın mezarı sadece belli bir sebebe binaen ziyaret edilir.
Bu sebep şudur: Ya Medine-i Münevvere ziyaret edildiği zaman, sırf kendisine selam vermek maksadıyla Rasûlullah’ın mezarını ziyaret etmek ya da ahireti hatırlamak için herhangi bir mezarın ziyaret edildiği gibi Rasûlullah’ın mezarını ziyaret etmek.
Hadiste geçen; “bana salât gönderiniz” sözü; “Allahumme salli ala Muhammed, deyin” manasındadır.
Bazı alimler, salavat getirmenin; Allah’ın, Rasûlullah’a rahmet etmesi manasında olduğunu söylemişlerdir, fakat bu doğru değildir. Doğru olan; Allah’ın bir kimseye salât etmesi, onu melekler arasında övmesi demektir. Bu açıklama, Ebu’l Aliye’ye aittir ve onun bu açıklamasını destekleyen alimler vardır.
Allah’ın, Rasûlullah’a salâvat getirmesinin, rasûlüne rahmet etmesi demek olmadığını Allah-u Teâlâ’nın şu ayeti ispat etmektedir:
“Onlar üzerine, rableri tarafından salât ve rahmet vardır.”      
                                                      (Bakara 157)

Bu ayette rahmet salâvata atfedilmiştir. Aslolan şudur ki; eğer bir şey başka bir şeye atfedilmişse, bunlar ayrı ayrı şeylerdir. Ayrıca rahmet herkes için olabilir. Onun için alimler; “Allah filana rahmet etsin” denmesinin caiz olduğunda icma etmiştir.
Hadisteki; “Nerede olursanız olunuz sizin salâtınız bana erişir” sözü; bana salâvat ve selam getirin, nerede olursanız olun bana salâtınız ve selamınız ulaşır, manasındadır.
Salâvatın Rasûlullah’a ulaşması, ancak melekler vasıtasıyla olmaktadır.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın öyle melekleri vardır ki, yeryüzünde dolaşırlar ve nebisine, ümmetinin ona getirdiği salât ve selamı ulaştırırlar.”  (Nesei, İbni'l Kayyım bu hadis için senedi sahih dedi)      

Ali b. Hüseyin radıyAllahu anh bir adamın Rasûlullah’ın mezarının yanında bulunan bir çukurun içine girip dua ettiğini görünce, onu bu amelden menetti ve şöyle dedi:
“Sana babamdan, o da babasından, onun da Rasûlullah’tan haber verdiği bir hadisi bildireyim mi?
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Benim kabrimi merasim yeri haline getirmeyin,  evinizi de mezar yeri haline çevirmeyin. Bana salâvat getirin, nerede olursanız olunuz sizin salât ve selamınız bana erişir.”
(Buhari-Et Tarihi'l Kebir, Ebu Ya'la-Mecmaiz-Zevaid, Ziya-El-Muhtar) (Heysemi "bu hadisin senedi sahihtir" dedi.)  
 Bu hadisi şeriflerden anlıyoruz ki:
1 - Kabirler üzerine bina yapmak, yanlarında namaz kılmak ve onlar için mum yakmak büyük haramdır.
2 - Belli bir mezar tayin etmeksizin ve özellikle de bir mezarı ziyaret için yola çıkmamak şartıyla, ölümü düşünmek ve ibret almak gayesiyle erkeklerin kabir ziyareti yapmaları sünnettir. Fakat kadınların kabir ziyareti yapmalarının cevazı konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir.
3 - Özellikle Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in mezarını ziyaret etmek için yolculuk yapmak, alimlerin çoğu tarafından caiz görülmemiştir. Fakat bazı alimler, Mescid-i Nebevi’ye namaz kılmak için gidip oradan da kendisine selam vermek gayesiyle Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in mezarını ziyaret etmeyi, orada beklememek şartıyla caiz görmüş tür. Bazı alimler, böyle yapılsa da cevaz vermemişlerdir.
4 - Mezarlara karşı durarak Allah’a dua etmek,  Rasu-lullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in mezarı dahi olsa, kesinlikle haramdır.
5 – Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e selam iletmek ve salâvat getirmek için onun kabrinin yanına kadar gidilmesi şart değildir. Zira nerede olunursa olunsun, ona yapılan selam ve salâvat Allah tarafından Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e duyurulur.


Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |