Oruç Gecesi Kadınlara Yaklaşmak. Bakara-187
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Kasım 2019, 02:10:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Oruç Gecesi Kadınlara Yaklaşmak. Bakara-187  (Okunma Sayısı 4077 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Vasat Ümmet
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 529



« : 04 Temmuz 2016, 00:09:20 »

بســـم الله الرحمن الرحيم

أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَآئِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ عَلِمَ اللّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ فَالآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُواْ مَا كَتَبَ اللّهُ لَكُمْ وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّواْ الصِّيَامَ إِلَى الَّليْلِ وَلاَ تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ


(Ey iman edenler!) Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmak (cinsi münasebette bulunmak) size helal kılındı. Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz. Allah nefislerinize hıyanet edeceğinizi bildi de tevbelerinizi kabul edip sizleri affetti. Artık (oruç gecelerinde) onlara (kadınlarınıza) yaklaşın ve (onlardan) Allah'ın sizin için yazdığı şeyi (çocuğu) isteyin! Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden seçilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikaflı iken onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın! Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Sakın onlara yaklaşmayın! İşte Allah belki sakınırlar diye ayetlerini insanlara böylece açıklar.
 Bakara 187
   
     
      Oruç; ikinci fecirden güneş batıncaya kadar yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten kaçınmaktır.

“Refes”;
cinsi münasebet demektir.

Ayetin nüzul sebebi hakkında çeşitli rivayetler vardır.

Bera (r.a)'dan dedi ki; “İlk önceleri, ramazanda iftar yaptıktan sonra uyunur ve ikinci fecir olmadan önce tekrar kalkılırsa, kalktıktan sonra yemek yemek, su içmek ve cinsi münasebette bulunmak haram olurdu.

Kays İbni Sırma El Ensari gündüz oruç tutmuş, sonra İftar etmek için evine dönmüştü. Hanımından iftar etmek için yemek istedi. Hanımı:

“Bizde yemek yok, biraz bekle de başka yerden sana yemek temin edeyim” deyip evden çıktı. Kays İbni Sırma gündüz çok çalıştığı için hanımı dönmeden önce yorgunluktan uyudu. Hanımı gelip onun uyuduğunu görünce:

“Sana yazık oldu” dedi. Ertesi gün, daha günün yarısında açlıktan bayıldı. Hanımı dedi ki:

“Ben bu olayı Rasulullah'a anlattım. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.” (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed)


Muaz b. Cebel (r.a.) şöyle dedi:

Ömer b. Hattab ramazanda iftardan sonra hanımıyla cima yapmak istedi. Hanımı ona:

“Ben uyudum” dedi. Ömer (r.a) bunu, bahane ya da hastalık numarası zannederek hanımının sözüne itibar etmedi ve onunla cima yaptı. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.”  (Ebu Davud, Ahmed)

Allah (c.c) bu ayetle, oruç gecelerinde, ister uyunsun ister uyunmasın, güneşin batışından ikinci fecre kadar olan zaman içinde yemek yenmesini, su içilmesini ve cima yapılmasını helal kıldı.

“Onlar (kadınlarınız) sizin için bir elbise siz de onlar için bir elbisesiniz.”

Allah (c.c) bu ayette karı koca ilişkisini çok güzel ve edebli bir şekilde vasfetmiştir.

Kadın ile erkek, cimada birbirlerini kucakladıkları zaman, birbirlerinin elbisesi gibi olurlar. Elbise, ayıpları örttüğü, sahibini de sıcak ve soğuktan koruduğu gibi karıkoca da birbirinin halini örter, namusunu muhafaza eder ve zinaya düşmekten korurlar.

“Allah nefislerinize hıyanet edeceğinizi bildi de tevbelerinizi kabul edip sizleri affetti. Artık onlara (kadınlarınıza) yaklaşın!”

Allah (c.c), ramazan gecelerinde kadınlara yaklaşma yasağının nefislere ağır geleceğini ve bu sebeple bazı müslümanların nefislerine zulmedeceklerini biliyordu. Dolayısıyla, mü'minlere bir rahmet olarak, yaptıkları hataları affetti.

Müslümanların, ramazan gecelerinde, güneşin batışından ikinci fecre kadar olan zaman içinde, ister uyumadan önce ister uyuduktan sonra olsun, kadınlarına yaklaşmalarına izin verdi.

“(Onlardan) Allah'ın sizin için yazdığı şeyi (çocuğu) isteyin!”

“Kadınlarınızdan, Allah'ın helal kıldığı şeyleri ve onlar vasıtasıyla Allah'ın size yazdığı çocuğu isteyin!”

 “Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden seçilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın!”


Adiy b. Hatim (r.a)'den:

“Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden seçilinceye kadar” ayeti nazil olunca Rasulullah (s.a.s)'e dedim ki:

“Ya RasulAllah! Ben, gündüzün geceden ayrıldığını öğrenmek için yastığımın altına bir beyaz, bir de siyah iplik koyuyorum. Geceleyin onlara bakıyorum da, akını karasından ayırt edemiyorum.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

“Muhakkak senin yastığın çok geniş, yahut uykun çok derindir. O fecir; gecenin karanlığı ile günün aydınlığıdır.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi)

Sehl İbni Sa'd şöyle demiştir:
“Bu ayet indiğinde “min el fecri” kısmı henüz inmemişti. Bazı kişiler oruç tutmak istediklerinde ayaklarından birine beyaz, diğerine de siyah ip bağlıyor ve onları birbirinden ayırt edinceye kadar yiyorlardı. Daha sonra Allah (c.c) “mine'l fecri” bölümünü indirdi. Böylece bu ayetten gece ve gündüzün kastedildiği öğrenilmiş oldu.”    (Buhari)


 İnsanların Anlayışları Farklıdır:


 Denilebilir ki;
“Allah (c.c) müslümanlara bir hüküm indirdiği, onlara bir yükümlülük taşıttırdığı zaman, o yükümlülük hakkında yeterince bilgi verir. Halbuki bu konuda, görüyoruz ki; yeterince bilgi verilmemiştir.

Çünkü ayetin ifade ettiği mana, müslümanlar tarafından anlaşılmamıştır. Daha sonra ayetteki mana anlaşılsın diye yeterince bilgi verilmiş ve “mine'l-fecri” ifadesi kullanılmıştır”

Buna cevap olarak şöyle denir:


Bu ayet indiği zaman arapların çoğu bunun ne demek olduğunu anlamışlardı. Bunu anlamayan, içlerinde Adiy b. Hatem'in de bulunduğu birkaç kişi idi. Zaten Rasulullah (s.a.s), Adiyy b. Hatim'in anlayışının zayıf olduğunu, açıklamıştır.

Müslümanlardan birkaç kişinin bu hükmü tam olarak anlamamış olması, bu hükmün açıklanmamış olduğunu göstermez. Fakat, bazı müslümanların bu konuda hata yapmaları üzerine, hüküm daha açık olarak tekrar açıklanmış ve ayetin “mine'l-fecri” bölümü indirilmiştir.

Bu mesele, sadece bu konuya has değildir. Allah (c.c), tağutun reddedilmesi ve onun hükmünün kabul edilmemesi gerektiğini, tağut reddedilmeden müslüman olunamayacağını, yani “La ilahe illAllah”ı, daha ilk surelerden olan Müddessir suresinde açıklamıştır.

Fakat sonraki ayetlerde tekrar tekrar ve daha net bir şekilde açıklamasının sebebi;
bazı  kişilerin anlamamış olmasından ve konunun te'kid edilmesi içindir. Bu sebeple Allah (cc), aklı başında herkesin anlayabileceği bir şekilde bu mevzuyu açıkladı ki, bundan sonra hiç kimsenin mazereti kalmasın.
 
Kayıtlı

"Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanlara karşı Şahitler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun...
// Bakara:143//
Vasat Ümmet
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 529



« Yanıtla #1 : 04 Temmuz 2016, 00:13:06 »

İtikaf:

 “Mescidlerde itikaflı iken onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın!”

İtikaf; Allah'ın mescidinde sırf Allah'a ibadet etmek için bir müddet kalmaktır.

Oruçlu iken, cima hariç,  nefse hakim olunduğu müddetçe kadınlara temas edilebilir. Fakat itikaf anında kadına dokunmak bile caiz değildir. Allah (c.c) itikafta veya oruçlu iken yapılmaması gereken şeyler hakkında aynı kelimeyi (tubaşiruhun kelimesini) kullanıyor. 

Tubaşiruhun (Mubaşeret);
Ciltleri birbirine dokundurmak demektir.

Bu manaya göre; oruçluyken de itikafta iken de hanımlara dokunulması caiz değildir. Fakat oruçlu iken, yalnız cinsi münasebette bulunmanın caiz olmayıp, diğer dokunmanın caiz olduğuna dair deliller vardır:

Aişe (r.a)'dan şöyle rivayet edilmiştir:

“Rasulullah (s.a.s) oruçlu olduğu halde öper, oruçlu iken mubaşerette (elle dokunmak ve sarılmak) bulunurdu. Lakin, içinizde nefsine en çok hakim olan o idi.”

(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)


Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:

“Bir adam, Rasulullah (s.a.s)'e, oruçlu iken hanımıyla mübaşerette bulunmaya (elle dokunma ve sarılmaya) dair izin istedi. Rasulullah (s.a.s) ona müsade etti. Sonra başka bir kimse geldi ve o da bu konuda izin istedi. Fakat ona izin vermedi. Daha sonra ilk olarak izin verilen şahsın yaşlı, kendisine izin verilmeyenin de delikanlı olduğu anlaşıldı.”

(Ebu Davud, Beyhaki sahih senedle rivayet ettiler.)


Bu hadisler oruçluya yasak olan şeyin, dokunma değil yalnız cima olduğunu göstermektedir. Fakat itikafta dokunmanın caizliğine dair delil olmadığı için, ayete göre hem cima yapmak hem de dokunmak yasaktır.

“Bunlar Allah'ın sınırıdır. Sakın onlara yaklaşmayın! İşte Allah belki korunurlar diye ayetlerini insanlara böylece açıklar.”

Allah (c.c) hükümlerini, Kur'an'da insanlara açıkca anlatmıştır. Artık bu konuda hiç kimsenin mazereti yoktur. Her kim Allah'ın emrettiği şeyleri yerine getirir ve yasaklarından kaçınırsa, işte o, Allah'tan korkanlardan olur.
Kayıtlı

"Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanlara karşı Şahitler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun...
// Bakara:143//
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |