LA İLAHE İLLAllah’IN MANASI
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 05:03:23


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: LA İLAHE İLLAllah’IN MANASI  (Okunma Sayısı 4056 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 11 Nisan 2016, 13:59:06 »


LA İLAHE İLLAllah’IN MANASI

La ilahe illAllah’ın manasını daha önce geniş olarak açıklanmıştı. Bu konunun tekrar ele alınmasının sebebi; bazı ayet ve hadislerle konuya daha fazla açıklık getirmek ve bütün ibadetlerin sadece Allah’a yapılması gerektiğini, ölülerden veya ölmüş salih kimselerden veya meleklerden yardım istemenin ve onları yardıma çağırmanın şirk olduğunu zihinlere iyice yerleştirmektir.
Aşağıda zikredeceğimiz ayetler böyle kişiler hakkında nazil olmuştur.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Muhammed! De ki: “Allah’tan başka ilah sandığınız şeyleri çağırın. Onlar ne sizi uğradığınız zarardan kurtarabilirler ne de onu sizden uzaklaştırabilirler. Onların taptıkları da Rablerine daha yakın olmak için bir yol arar. Her biri Allah’a daha çok yaklaşmak için çalışır. O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Elbette Rabbinin azabı korkulan azapdır.”        (İsra: 56-57)                                       
Şimdi bu ayetleri inceleyelim:
“Ey Muhammed! Allah’tan başkasına ibadet eden şu müşriklere de ki: “O’nun dışında (ilah olarak) öne sürdüklerinizi çağırın.”
Yani; putları, ortak koştuklarınızı çağırın. Onlara yalvarın ve onlardan isteyin. Şüphesiz ki onlar sizin bir sıkıntınızı dahi gidermeye ve değiştirmeye güç yetiremezler. Sıkıntıyı sizden alıp başkasına da veremezler. Fakat bütün bunlara kadir olan, ancak ve ancak eşi ve ortağı bulunmayan Allah’tır.
 
Avfi, İbn-i Abbas’tan rivayetle bu ayet konusunda şöyle dediğini bildirir:
“Şirk ehli diyorlar ki: “Biz meleklere, Mesih’e (İsa’ya) ve Uzeyr’e ibadet ederiz.” Onların ibadet ettikleri; Melekler, Mesih ve Uzeyr idi.”

“Onların taptıkları da Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar.”
Buhari, Abdullah b. Mes’ud’un bu ayet hakkında şöyle dediğini nakleder:
“İnsanlardan bir topluluk cinlerden bir topluluğa tapıyordu. Cinler Müslüman oldular ama onlara ibadet eden insanlar bunlara ibadet etmeye devam ettiler.”
Abdullah b. Mes’ud’un sözünden ayetteki “vesile”nin “İslam” manasına geldiği anlaşılmaktadır.
Ayette; “Allah-u Teâlâ’ya yaklaşmak için vesile arayanlar” Meryemoğlu İsa’ya, meleklere, velilere, salih kişilere ve Allah-u Teâlâ’ya yaklaşmak için dua eden kimselerdir. Ağaç, taş ve bunların benzeri olan varlıklar bu ayetin ifade ettiği mananın kapsamına girmez.
Ayetteki “vesile”nin manası; bid’at ehlinin zannettiği gibi değildir. Bilakis vesile; itaat ve salih amel, demektir. Fakat bid’atçilerden bazıları ayetteki “vesile”yi şöyle açıklamaktadırlar:
“Ayetteki “vesile”nin manası; Allah’a yaklaşmak için ölülerden salih bir zatı vesile edinip Allah katında şefaatçi kılmaktır.”
Yine onlardan bazılarına göre ayetteki “vesile”; Salih bir kişinin mezarında Allah’a dua etmektir.
Bu bid’atçilere göre salih bir kul; Allah’a yaklaşmak için vesile edinilebilir. İşte bu inanç, apaçık bir sapıklık ve cehalettir.
 
“Onun rahmetini umarlar, azabından da korkarlar.”
İbadet; ancak korku ve ümitle tamamlanır. Korkuyla kişi kötülüklerden sakınır, ümitle itaate devam eder.

“Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.”
Allah’tan sakınılması ve cehenneme düşüp yanmaktan kaçınılması gerekir. Ateş azabından Allah’a sığınırız.
Bu ayetlerden anlaşılan gerçek şudur: İnsanın, salih kimseleri Allah’la kendisi arasında vasıta tayin ederek, onların kendisini Allah’a yaklaştıracağına inanması veya zannetmesi, büyük şirklerdendir.
Bu ayet, apaçık bir şekilde tevhidi açıklamaktadır. Allah’ tan başkasına dua etmenin tevhide zıt olan bir şirk olduğunu beyan etmektedir. Tevhidi sağlamak için sadece Allah’a dua edilmesi gerektiğini bildirmektedir.

Allah-u Teâlâ bu ayette Allah’tan başkasına çağıran kimselere şunları açıklamaktadır:
“Size icabet etmeleri için dua ettiğiniz bu kimseler, onlardan istediğiniz şeye aslında kendileri muhtaçtırlar. Zira onlar da Allah’a yaklaşmak için bir yol ararlar. Onlar bile muhtaç oldukları halde, nasıl olur da onları yardımınıza çağırırsınız?  Bu, gerçekten büyük bir akılsızlıktır. Şunu iyi bilin ki; kendilerini veli olarak isimlendirdiğiniz ve Allah’ı bırakıp da sizden zararı defetmeleri için çağırdığınız o kimseler, sizden ne bir zararı uzaklaştırabilirler ne de onu sizin yararınıza dönüştürebilirler. Çünkü onların bizzat kendileri Allah’a dua eder ve O’na yaklaşmak için bir vesile ararlar.”
Allah-u Teâlâ yardıma çağırılan kimselerin durumu hakkında şöyle buyurmaktadır.
“O’ndan başka çağırdıklarınız, bir çekirdek lifine bile sahip değildirler. Eğer onları çağırırsanız, sizin çağırınızı işitmezler; işitseler bile, size cevap vermezler. Kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkâr ederler. Her şeyden haberdar olan Allah gibi hiç kimse sana haber veremez.”                                                     
(Fatır: 13-14)
Tevhid, şirkten beri olmayı gerektirir. Dua da sadece Allah’a yapılır. Allah'la beraber ne O’na yakın bir melek ne de gönderilen bir rasûl asla yardıma çağrılmaz. Nebileri ve melekleri yardıma çağıranlar, büyük bir şirkin içindedirler.
Doğrusu bu kimseler şaşılacak durumdadırlar. Çünkü kendileri de muhtaç olan ve Allah’a yaklaşmak için bir yol arayan kimseleri yardıma çağırmaktadırlar. Oysa kendisi de muhtaç olan bir varlık, nasıl başkasının ihtiyacını giderebilir ki?
Bu ayetten, La ilahe illAllah şehadetinin; yardım etmeleri, şefaatçi olmaları, bir zararı uzaklaştırmaları veya yararlarına dönüştürmeleri için salih kişileri yardıma çağırmamayı ve müşriklerin dinini terk etmeyi gerekli kıldığı anlaşılmaktadır.  İşte bu, La ilahe illAllah’ın manasıdır.

Yaratılanları Yardıma Çağırmak Üç Kısma Ayrılır:
1 - Caiz olan yardıma çağırma: Bu; yapabileceği bir konuda bir mahlûku yardıma çağırmaktır. Böyle yapmak caizdir ve ibadet duası değildir.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Seni çağırırsa icabet et”                      (Buhari-Müslim)

2 - Genel bir şekilde bir mahlûku yardıma çağırmak: Bu; sadece Allah’ın gücü dahilinde olan bir konuda, ister ölü ister diri olsun bir mahlûku yardıma çağırmaktır. Böyle yapmak büyük şirktir. Çünkü sadece Allah’ın yapabildiği bir meselede bir başka varlık, O’na denk kılınmış olur.
Örneğin; bir veliye, “ey filan veli! Hanımımın karnında olan çocuğu erkek yap” diye dua ederek, onu bu konuda yardıma çağırmak gibi...
3-ölüyü yardıma çağırmak: Bu; kendisine yapılan çağrıyı işitmeyen, yapılan isteklere cevap veremeyecek olan ölü bir kimseyi yardıma çağırmaktır. Böyle yapmak da büyük şirktir. Çünkü ölünün, ölümü sonrası kâinatta artık tasarruf hakkı kalmamıştır. Bu yüzden ölü asla bilinen şeylerle hissetmez. Bütün bunlara rağmen ölüyü yardıma çağıran kimse; onun ölümü sonrası da kâinatta gizli bir tasarruf hakkına sahip olduğuna ve isteklere cevap verme güç ve kudretine sahip olduğuna inanmıştır. Dolayısıyla büyük şirk işlemiştir.


Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |