CİN VE İNSANLARIN YARATILIŞ HİKMETLERİ
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Kasım 2019, 19:27:03


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: CİN VE İNSANLARIN YARATILIŞ HİKMETLERİ  (Okunma Sayısı 3447 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 29 Şubat 2016, 17:36:11 »

                                                                        CİN VE İNSANLARIN  YARATILIŞ HİKMETLERİ

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ben, cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.”                                    (Zariyat: 56)
Bu ayetten anlaşılıyor ki, insanların ve cinlerin yaratılış gayesi, yalnızca Allah’a ibadet etmektir.
İbadetin ifade ettiği mana; belirli hareketleri, belirli zamanlarda yapmanın ötesinde, çok daha geniş ve kapsamlıdır. İbadet, doğrudan doğruya insanın varoluşunun gayesini ve insan hayatının hedefini teşkil etmektedir.
Bazı alimler; “sadece bana ibadet etsinler diye” ayetini, “beni tevhid etsinler diye“ şeklinde tefsir etmişlerdir. Bu doğrudur.
Bazı alimler ise; “emrettiğimi yerine getirerek, yasakladığımı da terk ederek bana boyun eğsinler diye” şeklinde tefsir etmişlerdir.
Allah-u Teâlâ’yı tevhid etmek, O’na itaat etmektendir. Buna göre bu iki açıklama arasında bir çelişki yoktur.
İşte insanların ve cinlerin yaratılış hikmeti budur... Bu ayetten anlaşılıyor ki, insanların ve cinlerin yaratılış gayesi; sadece Allah-u Teâlâ’ya ibadet etmek ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. İbadetin en yüce rüknu tevhiddir. Tevhid yerine getirilmezse, ibadet emri yerine getirilmiş sayılmaz.
Bu ayet, tevhidin ne kadar önemli ve değerli olduğunu göstermektedir. Çünkü insanlar ve cinler, sadece onun için yaratılmış ve onsuz ibadet asla geçerli sayılmamıştır. İşte bu; tevhidin yüceliğine ve önemine delâlet eder.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.”            (Nisa: 116)                   
Allah-u Teâlâ bu ayette; kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamayacağını, yani; ibadetlerden herhangi birisini kendisinden başkasına veya kendisiyle birlikte bir başkasına yapan kimseleri affetmeyeceğini, fakat sadece kendisine ibadet eden, bununla birlikte bir takım haramları işleyen kimselerden dilediklerini ise bağışlayacağını haber veriyor.
Yine bu ayette; ibadetleri kendisinden başkasına veya kendisiyle birlikte bir başkasına yaparak şirk koşanların derin bir sapıklıkta olduklarını da haber veriyor.
Allah-u Teâlâ bir başka ayette şöyle buyuruyor:
“Allah’a ibadet edin. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.”                                                                        (Nisa: 36)
Allah-u Teâlâ bu ayette de hiçbir şeyi ortak koşulmadan sadece kendisine ibadet edilmesini emrediyor.
Ayeti kerimede ilk olarak, Allah’a ibadet emri, ikinci olarak da Allah’tan başkasına ibadet yasağı bildiriliyor. İbadetin gerçek anlamını bulabilmesi için bu iki şartın aynı anda olması gerekir.
Nitekim Allah: “...O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın” diyerek; ister bir melek, ister rasûl, ister herhangi bir insan, ister hayvan, ister şeytan ve isterse bunlar dışında akla gelebilecek başka bir şey olsun, kendisinden başkasına ibadet etmeyi yasaklamıştır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Muhakkak ki her ümmete; “Allah’a ibadet edin ve tâguttan kaçının” (desinler) diye bir Rasûl gönderdik. Böylelikle onlardan kimine Allah hidayet verdi. Onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Artık yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonu görün.”                                                                        (Nahl: 36)
Ey insanlar! Dünyaya ibadet etmeyin! Kimin arzusu dünya ise İşte o dünyaya ibadet etmiştir.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in buyurduğu gibi:
“Dinar kulu mutsuz olsun, dirhem kulu mutsuz olsun, elbise kulu mutsuz olsun.”                                       (Buhari)
Şu, çok iyi bilinmelidir: İbadet, tevhide dayanır. Tevhidsiz ibadet, Allah’ın kabul ettiği ibadet değildir, bilakis geçersiz ve batıldır.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ben ortakların şirkten en müstağni olanıyım. Kim bir amel yapar, buna benden başkasını da ortak kılarsa, onu ortağıyla başbaşa bırakırım.”                                                               (Müslim)
Kureyş müşrikleri de Allah-u Teâlâ’ya ibadet ederlerdi.  Hatta Kâbeye tavaf eder, namaz kılar ve sadaka verirlerdi. Fakat onların bu ibadetleri, içine şirk karıştırdıkları için Allah-u Teâlâ’nın istediği şekilde değildi. Onlar, ibadetlerine şirk karıştırarak tevhidi sağlayamadıkları için, yaptıkları bir hiç sayıldı.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“De ki: “Gerek gönüllü olarak ve gerekse gönülsüz olarak infak edin, sizden asla kabul edilmeyecektir. Muhakkak ki siz, fasıklar kavmi oldunuz. İnfaklarının kendilerinden kabul edilmesini onlara engelleyen şey; Allah’ı ve O’nun rasûlünü inkâr etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri ve istemeyerek infak etmeleridir.” (Tevbe: 53-54)     
                             
Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |