Mümtahine 4 ayetinin açıklaması .
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 11:21:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Mümtahine 4 ayetinin açıklaması .  (Okunma Sayısı 3477 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« : 21 Şubat 2016, 18:09:02 »

                                                              Mumtahine: 4 Ayetinin Açıklaması:

“Muhakkak ki İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar (şirk koşan) kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan beriyiz. Sizi (hak din üzere olduğunuzu kabul etmeyip) reddettik. Sizler, tek olan Allah’a iman edinceye kadar,  bizimle sizin aranızda ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır.” (Mumtahine: 4)

Şimdi, Mumtahine: 4 ayeti üzerinde biraz duralım ve düşünelim. Çünkü bu ayet, tağutun pratik olarak nasıl reddedileceğini ve Allah-u Teâlâ’nın gönderdiği bütün nebi ve rasullerin dini ve milleti olan tevhidin nasıl sağlanacağını çok açık olarak göstermektedir.

“Muhakkak ki İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır…”

Ayette zikredilen “güzel bir örnek”ten kasıt; farz olan yani; uyulması her Müslümanın üzerine farz olan güzel bir örnek demektir
Bunun delili:
1 – İbrahim aleyhisselam’ın milletini açıklayan surenin sonunda Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:


"(Ey Muhammed’e tâbi olan müminler!) Muhakkak ki onlarda (İbrahim ve beraberindekilerde) sizin için güzel bir örnek vardır. İşte bu örnek; Allah’ın (azabından korkup O’nun) rahmetini ve ahiret mükâfatını umanlar içindir. Kim (imandan) yüz çevirir (ve kâfirlere vela gösterir)se bilsin ki Allah; Ğaniyy (her şeyden müstağni olan) ve Hamid (hamd edilip övülmeye layık olan)'dır." (Mumtahine: 6)

2 – Allah-u Teâlâ bir başka ayette bu konuyla alakalı olarak şöyle buyuruyor:
"Nefsini helake sürükleyerek alçaltandan başkası İbrahim'in milletinden (dininden) yüz çevirmez." (Bakara: 130)

3 - Bir başka ayette şöyle buyuruyor:
“(Ey Muhammed!) Sonra sana, hanif (şirkten tamamen uzak) olarak İbrahim’in milletine (dinine) tâbi olmanı vahyettik. O, (kesinlikle) müşriklerden değildi.”(Nahl: 123)

"Onlar (şirk koşan) kavimlerine şöyle demişlerdi:"

Allah-u Teâlâ, İbrahim aleyhisselam ve beraberindeki muvahhidlere, babaları, oğulları, aşiretleri, akrabaları ve bunlar gibi kan ve akrabalık bağı olan kimselerden oluşan ve şirk üzere bulunan kavimlerine ne söylemeleri gerektiğini emirle bildirmiştir. Yakın akrabalara böyle söylenebiliyorsa bu kimselerden daha uzak olan ve akrabalık bağı olmayan kimselere de muhakkak aynı şeyi söylemek gerekir.

“Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan beriyiz.”

Allah-u Teâlâ ayette, önce putlara tapanlardan beri olmayı ziretmiştir. Çünkü bir kimse tağuttan beri olabilir, fakat ona tabi olan ve ona yardım edenlerden beri olmayabilir. İşte böyle bir durumda tağuttan gerçek manada beri olunamaz. Zira bu ayet apaçık göstermektedir ki, tağuta tapan ve yardım eden kimselerden uzak olunmadığı müddetçe tağuttan beri olunamaz.

“Sizler, tek olan Allah’a iman edinceye kadar,  bizimle sizin aranızda ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır.”

Ayette “düşmanlık” sözü “kin” sözünden önce zikredilmiştir. Çünkü düşmanlık göstermek, kin beslemekten daha önemlidir. Zira insan kalben müşriklere buğzedebilir fakat onlara düşmanlık göstermeyebilir. Böyle bir durumda, Allah’ın farz kıldığını yerine getirmemiş olur. Tağuta ve tağuta tapanlara karşı düşmanlık göstermedikçe tağut reddedilmiş sayılmaz. Ayrıca tağuta gösterilmesi gereken düşmanlık ve kinin çok açık olması gerekir.

Bil ki! Kin sadece kalpte kalır, etkisi ve alametleri belli olmaz ve düşmanlıkla beraber olmazsa, daha açıkçası kâfirlerle olan ilişki kesilmezse işte o zaman düşmanlık ve kin belli olmamış olur. Böylece ayetteki “başlamıştır” şartı yerine getirilmemiş olur. Çünkü ayette “bede” lafzı; “başladı”, “apaçık belli oldu” manasındadır.
Ayrıca normalde kin, düşmanlıktan önce zikredilmesi gerekir. Çünkü önce kin, sonra düşmanlık olur. Kin beslemek, kalbin amelidir. Düşmanlık yapmak ise bedenin amelidir. Bedenin ameli de kalbin ameline bağlıdır. Fakat Allah-u Teâlâ, hikmeti gereği bu ayette düşmanlığı kinden önce zikretmiştir.

Şeyh İshak b. Abdurrahman şöyle dedi:
“Kâfirlere kalple kin beslemek yeterli değildir. Zira düş-manlık ve kin açıkça belli olmalıdır...” Sonra Mumtahine: 4 ayetini zikrederek sözlerine şöyle devam etti:
“Allah’ın bu ayetteki beyanını açıklayışına dikkatle bak! Çünkü bundan daha açık bir açıklama yoktur. Allah ayette: “...başlamıştır.” buyuruyor. Bu ise; “ortaya çıktı, göründü” manasındadır. Dini açıkça ortaya koymak işte budur. Düşmanlığı açık bir şekilde yapmak ise; kâfirleri açık bir şekilde tekfir etmek ve onlardan bedenen ayrılmakla olur.” (Ed Dureru's Seniye cüz 7 s: 141 cihad bölümü)

Şeyh Süleyman b. Sehman, Mumtahine ayeti hakkında şöyle dedi:
“İşte bu, İbrahim aleyhisselam’ın milletidir. Allah-u Teâlâ, İbrahim aleyhisselam’ın milleti hakkında şöyle buyuruyor:


"Nefsini helake sürükleyerek alçaltandan başkası İbrahim'in milletinden (dininden) yüz çevirmez." (Bakara: 130)
 

Allah-u Teâlâ’nın düşmanlarına düşmanlık göstermek, bu düşmanlığı apaçık bir şekilde ortaya koymak, onlardan çok uzak durmak, onlarla dost ve haşir neşir olmamak her Müslümana farzı ayn olan amellerdir.” (59 )     

Bu ayetin delalet ettiği üzere, tağutu reddin şekli ve sıfatı şu üç şekilde özetlenebilir:
1 - Müşriklerden, mürtedlerden ve tağutlardan beri olmayı ilan etmek.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan beriyiz...”

2 - Onların ve tağutlarının düşüncelerini, bütün müesse-selerini, kanunlarını ve anayasalarını reddettiğini ilan etmek, onların kanun ve sistemlerini kabul edenleri tekfir etmektir.

“Sizi (hak din üzere olduğunuzu kabul etmeyip) reddettik…”

3 - Onlara, sistemlerine ve içinde bulundukları durumları-na karşı düşmanlık ve kin gösermek ve onlarla mümkün olduğu kadar el ve dille cihad etmektir.

“Sizler, tek olan Allah’a iman edinceye kadar,  bizimle sizin aranızda ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır.”

Bu cihad, bu düşmanlık ve bu kin, onlar tamamen Allah’a iman edip teslim oluncaya yani, tağutları tekfir edip onlardan uzaklaşıncaya kadar sürecektir. Arada, kesinlikle hiç bir anlaşma ve uzlaşma noktası yoktur.


59 -(Ed-Dureru's Seniye 7. bölüm. cihad bölümü s: 121)
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |