KÜFÜR VE ÇEŞİTLERİ
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2019, 11:40:05


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: KÜFÜR VE ÇEŞİTLERİ  (Okunma Sayısı 3941 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 18 Ocak 2016, 22:49:26 »

                                                                KÜFÜR VE ÇEŞİTLERİ

Küfür iki çeşittir.
1 - Büyük Küfür: Gerek inatla, gerek cehaletle, gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah’ın tevhidini inkâr etmek ve rasûlünü yalanlamaktır.
Büyük küfür insanı İslam dininden çıkarır.
2 - Küçük küfür: Bu, insanı İslam dininden çıkartmaz. Fakat büyük günahtır.

Büyük küfürün çeşitleri şunlardır:
1 - Cehalet küfrü: Cehalet küfrü iki çeşittir.
a) Basit cehalet: Bazı fetret ehlinde ve kendisine davet ulaşmayan kimselerde olduğu gibi, baştan olayı (hakkı) duymamak.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:   
“Küfredenlere gelince... Onlara ister (azapla) korkutarak tebliğ et, istersen hiç tebliğ etme, fark etmez. Onlar iman etmezler.”                                                   (Bakara: 6)                                 
Bu ayeti kerimede Allah-u Teâlâ, risaletten ve huccetin ikame edilmesinden önce kâfirlikleri belli olan bir kavimden bahsediyor. Onlardan bir kısmı kendilerine huccet ikame edildikten sonra iman etmiş, bazıları ise küfürde devam etmişlerdir.
b) Koyu cehalet: Bu cehalet türü ise; kişinin bir şeye gerçekte olduğundan başka bir şekilde iman etmesidir.
Böyle kimselere örnek olarak; başlangıçta İsa aleyhisselam’a iman edip daha sonra sapıtan, akideleri ve düşünceleri bozulan Hıristiyanları, onlara benzeyen fakat kendilerini İslam’a nispet edip de tâgutlara ve yıldızlara tapanları, vahdeti vücutçuları, hulul ve ittihad inancına sahip olanları, evliyalara şeyhlere tapanları ve bunlar gibi bozuk akidelere sahip olanları gösterebiliriz.

2 - Yalanlama Küfrü:
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’a karşı yalan yere iftira eden veya hak kendisine geldikten sonra onu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kâfirler için bir kalış yeri yok mudur?”                                                                  (Ankebut: 68)
Yalanlama küfrü iki çeşittir
a) Haber veren kişiyi yalanlama: Bu küfür çeşidi insanın, Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in haberini ve ona Rabbin’ den gelen şeyi duyduktan sonra risaletini ve haberini reddedip yalanlamasıdır. Kalpleriyle Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in yalancı olduğuna inananlar gibi...
b) Haberi yalanlamak: Bu küfür çeşidi insanın İslam dininde bilinmesi gerekli olan bir haberi yalanlamasıdır. Namazın, zekâtın veya haccın farz olduğunu kabul etmeyen bir kişinin, Kelime-i şehadet getirse bile imanı olmadığına hükmedilir.
Aynı şekilde zinanın, sebepsiz adam öldürmenin, içkinin, hırsızlığın, faizin veya bunun gibi Allah-u Teâlâ ve rasûlünün haber verdiği ve haram olduğu dinde bilinmesi gerekli olan şeylerin haramlığını kabul etmemek küfürdür.
Dinde bilinmesi gerekli olan şeylerden kasıt ise; genel bilgidir. Yani; istisnasız bütün Müslümanların bildiği, bilinmemesi mazeret olmayan bilgilerdir.

3 - Yüz çevirme küfrü:
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz ancak hak olarak ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.”                   
                                                                        (Ahkaf: 3)

4 - Hakta şüphe etme küfrü:
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“(Gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bahçesine girdi ve (arkadaşına) dedi ki: “Bunun asla yok olacağını sanmıyorum. Kıyametin gerçekleşeceğini de sanmıyorum. Şayet Rabbime döndürülürsem şüphesiz ki (orada) ondan daha hayırlı bir dönüş yeri bulurum.” Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona dedi ki: “Sen, seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, sonra da seni bir adam biçimine sokan (Allah’)ı mı inkâr ettin? Fakat O, benim Rabbim Allah’tır. Ve ben; Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.”                                          
(Kehf: 35-38)

5) Cuhud, inkar ve hakkı gizleme küfrü:
Bu küfür çeşidinde kişi hakkı bilip kalbiyle tasdik eder, fakat lisanıyla yalanlayıp tasdik etmemiş gibi görünür.
Mearic el-Kabul kitabının yazarı şöyle dedi:
“Doğruluğunu bildiği halde hakkı gizlemek, inkâr ve gizleme küfrüdür.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kendileri de ona yakinen inandıkları halde zulmederek ve kibirlenerek onu inkâr ettiler. O halde bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” (Neml: 14)                                                        
“Allah katından onlara verilen kitab (Tevrat)’ı tasdik edici olarak bildikleri bir kitab (Kur’an) kendilerine gelince (hemen) onu inkâr ettiler. Oysa daha önce inkârcılara karşı onunla yardım istemekteydiler. (Böyle yaptıkları için) Allah’ın laneti kâfirlerin üzerine olsun.”                             
(Bakara: 89)
“Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler (Yahudi ve Hıristiyanlar) onu (Muhammed’i) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyleyken onlardan bir grup bildikleri halde hakkı gizler. (Ey Muhammed!) O (üzerinde bulunduğun) hak Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma.”                                                           (Bakara: 146-147)   
 
6 - İnad ve kibirlenme küfrü:
Bu; kişinin hakkı bilip kalben doğruluğuna inandığı, dili ve kalbiyle doğruladığı halde hakka boyun eğmekten, onu uygulamaktan, kalbi ve uzuvlarıyla ona teslim olmaktan kaçınmasıdır. İblisin küfrü bu türdendir. Çünkü o, Allah’ın emrini inkâr etmedi, inkârla karşılık vermedi. Sadece emir karşısında kibirlenip yüz çevirdi.


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Meleklere Âdem’e secde edin demiştik. İblis müstesna hepsi secde ettiler. O ise kaçındı, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.”                                              (Bakara: 34)
Rasûlün, Allah-u Teâlâ katından hak ile geldiğini bildiği halde, yüz çevirip kibirlenerek ona tabi olmayan kimsenin küfrü de bu türdendir. Zaten Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e düşman olan ve ona karşı çıkanların çoğunun küfrü bu türdendir. Tıpkı Allah-u Teâlâ’nın Firavun ve kavmi hakkında haber verdiği gibi:
“Dediler ki: “Kavimleri bizim kölelerimiz iken, bizim gibi iki beşere mi inanacağız?”                (Mü’minun:  47)
Allah-u Teâlâ rasûllere karşı çıkan kimselerin, rasûllerine şöyle dediklerini haber veriyor:
“Sizler ancak bizim gibi bir beşersiniz.” 
(İbrahim: 10)
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Semud (kavmi), haddi aşması sebebiyle (hakkı) yalanladılar.”
                                                                (Şems: 11)
Allah-u Teâlâ'nın şu ayetinde buyurduğu gibi Yahudilerin küfrü de bu türdendir.
“Kitab (Tevrat)ı tasdik edici olarak bildikleri bir kitap (Kur’an) kendilerine gelince (hemen) onu inkar ettiler.”                                                           
(Bakara: 89)

Allah-u Teâlâ ayrıca onlar hakkında şöyle buyuruyor:
“Onu (Muhammed’i) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.”                                                                  (Bakara: 146)

Ebu Talib’in küfrü de bu türdendir. Çünkü o, Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’i doğrulamış, onun doğruluğunda şüphe etmemiş fakat kabilesine ve ailesine aşırı bağlılığı, babalarını yüceltmesi, onların milletinden yani tabi oldukları şeylerden yüz çevirmek ve onları tekfir etmek istememesi yüzünden İslam’a girmemiştir.
Dikkat edilirse, bu son küfür çeşidinin de bundan önceki küfür çeşitlerinin de meydana geliş sebebi; hakka boyun eğmemek ve ona teslim olmamaktır.
Hakkı kabul etmemek ise kendini şu şekillerde gösterir: Kişi ya hakkı, doğru olduğunu kabul etmeyerek reddeder ki, bu inkâr küfrüdür ya da kendisinin hakka uymayacağını açıkça ilan eder ki, bu da kibirlenme küfrüdür.

2 - Küçük küfür: Bu, küfranı nimettir. Yani; Allah’ın verdiği nimete şükretmemektir.
Bu, insanı İslam dininden çıkartmaz. Fakat büyük günahtır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir. Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah’ın nimetlerine küfrettiler (nankörlük ettiler). Bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı.”                                      (Nahl: 112)
 
Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |