ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2019, 11:40:55


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ  (Okunma Sayısı 3266 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 11 Ocak 2016, 16:39:01 »

                                                                    ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ

Şirk üç türlüdür.
1 - Büyük Şirk
2 - Küçük Şirk
3 - Gizli Şirk.

1 - Büyük Şirk: Allah-u Teâlâ’yı ibadette (nusukta), hükümde (teşride), velayette (sevgide) birlemeyip O’na ortak koşmaktır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“De ki: “Namazım, kestiğim kurban, hayatım ve ölümüm Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Müslümanların ilki olarak bununla emrolundum.”                                  (En’am: 162 –163)
“Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.”                                               (Tevbe: 31)
“Hüküm vermek yalnız Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, sadece O’na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”              
(Yusuf: 40)

Büyük Şirkin Türleri:
Dua Yapmada Şirk:
Dua, yalnız Allah’a yapılır. Başkasına yapıldığı zaman şirktir. Ölüden yardım istemek gibi...
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Gemiye bindikleri zaman dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca O’na hemen eş koşarlar.”                        
(Ankebut: 65)

Niyet ve İstemede Şirk:
Yani; bir iş yaparken Allah rızasından başka bir şey için yapmaktır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Dünya hayatını ve güzelliklerini isteyenler orada işlediklerinin karşılığını eksikliğe uğratılmadan veririz. İşte ahirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları da batıldır.”                                                           (Hud: 15-16)

İtaatte Şirk:
Allah’ın itaat etmeyi yasakladığı bir konuda birisine itaat etmek veya kendisine itaat edilmeyi yasakladığı birisine itaat etmek demektir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.”                                               (Tevbe: 31)
Bir gün Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem bu ayeti kerimeyi okuduğu sırada içeriye daha evvel Hıristiyan iken İslam’la şereflenen Adiyy İbn Hatem radıyAllahu anh girdi ve bu ayeti kerimeyi duyunca Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e:
“Onlara ibadet etmiyorlar ki” dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem:
“Onlar Allah’ın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?” diye sorunca Adiyy b. Hatem:
“Evet” diye cevap verdi. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem de:
“İşte böylece onlara ibadet ediyorlar” buyurdu.
(Tirmizi-Ahmed b.hanbel,ibni Hazm)                                             

------------------
(Bazı alimler gizli şirki küçük şirkten saydılar)
Ebu’l Bahteri bu ayet hakkında şöyle dedi:
“Onlar din adamlarına, rahiplerine namaz kılmadılar. Şayet din adamları ve rahipleri, kendileri için rükû ve secde yapılmasını onlara emretseydiler elbette bu konuda onlara itaat etmezlerdi. Fakat Allah-u Teâlâ’nın haramını helal, helalini haram yapmalarını onlara emrettiklerinde bu emre itaat ettiler. İşte onların, din adamlarını ve rahiplerini Allah-u Teâlâ’dan başka rabler edinmeleri böyle olmuştur.”        
(İbni Teymiye Fetvalar c: 7 s: 76)

4) Sevgide ve muvalatta şirk:
Her kim, sadece Allah-u Teâlâ için sever ve buğzeder, dost ve düşman olursa; Allah-u Teâlâ’nın sevdiğini sever, sevmediğini sevmezse; Allah-u Teâlâ ve rasûlüne dost olana dost, düşman olana düşman olursa; Allah-u Teâlâ’nın razı olduğu şeylerden razı olur, buğzettiği şeylere buğzederse, işte o kimse sadece Allah-u Teâlâ’ya kul olmuş ve imanı tamamlanmış olur. Her kim de şekli ve resmi ne olursa olsun, Allah-u Teâlâ’dan başkası için sever ve buğzederse veya dostluk ve düşmanlık gösterirse, işte o kimse de ister kabul etsin veya kabul etmesin, bunlara kul olmuş ve ibadet etmiştir.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
“Allah için seven, Allah için buğzeden, Allah için veren, Allah için vermeyen kimsenin imanı tamamlanmıştır.”                                             (Ebu Davud sahih senedle)
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
“İmanın en sağlam kulpu; Allah için dost olmak, Allah için düşman olmak, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.”                                  (Ahmed sahih senedle)
Allah-u Teâlâ için dost ve düşman olmanın, sevmek ve buğzetmenin imanın en sağlam kulpu olmasının sebebi; Allah-u Teâlâ’ya kulluğun en yüksek mertebesini gösterdiği içindir. Bu sebeple kim, Allah-u Teâlâ’dan başkası için dost veya düşman olursa, o kişiye en yüksek seviyede kulluk ve ibadet etmiş olur.
Zatı için sevilen sadece Allah-u Teâlâ’dır. O’ndan başkaları ise ancak O’nun için sevilirler, O’nunla beraber sevilmezler. Allah-u Teâlâ’dan başkası, şekli ve mertebesi ne olursa olsun, doğruya ister isabet etsin ister isabet etmesin, ister hak ister batıl üzere olsun zatı için veya Allah-u Teâlâ ile beraber sevilirse, onun zatı için dostluk veya düşmanlık gösterilirse Allah-u Teâlâ’dan başka rab ve ilah edinilmiş olur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İnsanlardan, Allah’dan başka edindikleri denkleri Allah gibi sevenler vardır. Oysa iman edenlerin Allah’ı sevmeleri daha şiddetlidir.”                           (Bakara: 165)

5) Korku şirki:
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Eğer inanmışsanız onlardan korkmayın benden korkun.”                                                     (A-li İmran: 175)
Yalnız Allah-u Teâlâ’nın elinde olan şeyler hakkında Al-lah-u Teâlâ’dan başkasından korkmak büyük şirklerdendir.
Örneğin; neslini kesebileceği endişesiyle insan veya cinden korkmak. Çünkü bu, sadece Allah-u Teâlâ’nın elindedir.
Hastalık, fakirlik veya sakatlık verebileceği zannıyla insanlardan veya cinlerden korkmak da böyledir.
Ölüden veya cansız bir varlıktan zarar geleceği zannıyla korkmak büyük şirktir. Velev ki bu, ölünün hayatta iken yapabileceği şeylerden olsun.
Örneğin; bir ölünün kendisini dövebileceğinden korkması gibi... Bu, büyük şirktir. Çünkü ölünün bunu yapmaya kudreti yoktur.
Bir mahlukattan korktuğundan dolayı ona ibadet etmek büyük şirktir. Örneğin; korktuğundan dolayı bir kişi için kurban kesmek gibi...
Oturacağı yeni bir evde cinler kendisine zarar vermesinler diye, onların şerrinden korunmak amacıyla cinler için kurban kesmek de büyük şirktendir.

6) Tevekkül şirki:
Tevekkülün şer'i manası; hayrı elde etmek veya şerri defetmek için Allah’a güvenmektir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Eğer mü’min iseniz yalnız Allah’a tevekkül edin.”   
(Maide: 23)

“Kim Allah’a tevekkül ederse Allah ona yeter.”      
(Talak: 3)
Yalnız Allah’a güvenmek, O’na gönülden bağlanmak, tevhiddir.
 
Tevekkül aşağıdaki durumlarda büyük şirk olur:

- Sadece Allah-u Teâlâ’nın yapabildiği konularda yaratılanlara güvenmek.
Örneğin; yağmur yağması, rızık elde etmek, çocuk sahibi olmak, hastalıktan korunmak ve hastalıktan kurtulmak gibi sadece Allah-u Teâlâ’nın elinde olan meselelerde Allah-u Teâlâ’dan başkasına güvenmek gibi.
- Ölülere ve cansızlara herhangi bir konuda tevekkül etmek, güvenmek.

7) Teşri koyma şirki:
Teşri koymak, helal veya haram, iyilik veya kötülük ölçülerini tayin etmek sadece Allah-u Teâlâ’ya ait olan uluhiyyetin en önemli özelliklerindendir.
Bu nedenle kim, bu özelliklerden herhangi birisinin kendisinde olduğunu iddia ederse, yani; Allah-u Teâlâ’ya muhalefet ederek teşri koyma, helal (serbest) ve haram (yasak) ölçülerini tayin etme, bir şeye iyi veya kötü deme yetkisinin kendisinde bulunduğunu iddia ederse, kendisini ilah ilan etmiş ve Allah-u Teâlâ’ya denk kılmış olur. Her kim de onun bu iddiasını kabul ederek bu yetkiyi ona verir ve ona bağlanırsa, onu kendisine ilah edinmiş olur.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Hüküm vermek yalnız Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, sadece O’na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”         
(Yusuf: 40)
“Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyi kendilerine dinden bir şeriat koyan ortakları mı vardır?”                                                        
(Şura: 21)

“(Ey Muhammed!) De ki: “Biliyor musunuz, Allah size rızık olarak her ne indirmişse, onun kimini haram kıldınız, kimini helal...” Yine de ki: “Allah mı bunun için size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”                                        
(Yunus: 59)

2 - Küçük şirk: İbadet seviyesine çıkmamış amellerin Allah’tan başkasına veya Allah’la birlikte bir başkasına yapılmasıdır.
Riyanın azlığı, Allah-u Teâlâ’dan başkasına yemin etmek gibi...
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim Allah’tan başkasına yemin ederse şirk işlemiştir”.                                                                           (Tirmizi)
“Allah ve sen dilersen”, “bu, senden ve Allah’tandır”, “sadece Allah ve sen benim için varsın”, “ben Allah’a ve sana tevekkül ettim”, “sen olmasa idin bu olmazdı” gibi sözler küçük şirktir.


Bir adam Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e şöyle dedi:
“Allah ve sen dilersen”. Bunun üzerine Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ona: “Beni Allah’a denk mi tutuyorsun? Sadece “Allah dilerse” de!“ dedi.                                 
                                                           
(Nesei-İbn Mace)
Her söz veya amel veya inanç büyük şirke ulaşmadığı halde büyük şirke vesile oluyorsa, küçük şirk olur.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve şöyle buyuruyor:
“Sizin için en çok korktuğum şey küçük şirktir.” Bunun üzerine sahabeler şöyle sordu:
“Küçük şirk nedir? Ya RasûlAllah!” Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem de şöyle cevap verdi:
“Riyadır. Cenabı Hak insanları amellerine karşılık cezalandıracağı zaman riyakârlara: “Dünyada gösteriş yaptığınız kimselerin yanına gidin. Onların yanında bir mükâfat bulabilecek misiniz?”  diyecektir.”     
                 
                                                           (Ahmed b. Hanbel)
Sahabeler: “Rabbine kavuşmayı uman kimse salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.” (Kehf: 110) ayetini küçük şirk için delil gösterdiler. Hâlbuki bu ayet zahirine göre büyük şirk hakkındadır. Çünkü Allah-u Teâlâ ayette; “Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın” buyuruyor. Yani; ibadette şirk yapmasın, demek istemektedir.
İbadet şirki hiçbir zaman küçük şirk olmaz. Her zaman büyük şirktir.
Ayet her ne kadar büyük şirk hakkında ise de sahabeler bu gibi ayetleri küçük şirk hakkında delil getiriyorlardı. Bu ise küçük şirkin büyük şirk olduğunu belirtmek için değil, insanları küçük şirkten de çok sakındırmak içindir.

3 - Gizli şirk: Bilinmeyen şirk, demektir.
Bazı alimlere göre gizli şirk; gizli şehvet şirki olarak isimlendirdiler.
Şehvet ise; nefsin bir şeyi arzulaması, bir şeye meyletmesidir.
Bazı alimlere göre şehvet; nefsin hoşuna giden ve onu sevindiren şeye meyletmesidir. Yani; insan, nefsin arzuladığı şeyi yapar ve bunu Allah-u Teâlâ’ya itaat etmek için yaptığını söyler. Hâlbuki bunu nefsi istediği için yapmaktadır. Nefsi istemeseydi yapmazdı. İşte bu gizli şirktir.
Hevâ ile şehvet arasında fark vardır. Hevâ, aynen şehvet gibi bir şeye meyletmektir. Aralarındaki benzerlik sadece budur. Fakat hevâ, caiz olmayan bir şeye meyletmektir. Onun için insan bunu hissedebilir. Şehvet ise yapılması gereken şeylere meyletmektir. Fakat bunu yaparken Allah-u Teâlâ istediği için değil, nefis istediği için yapar, sonra üzerine şeriat elbisesini giydirir.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
“Bu ümmetin şirki karanlık bir gecede dümdüz bir kayanın üzerinde yürüyen siyah bir karıncanın ayak sesinden daha gizlidir.” Bunun üzerine Ebu Bekir radıyAllahu anh Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e: “Bundan nasıl kurtulabiliriz?” dedi. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem:
“Şu duayı okursan ondan kurtulursun: “Allah’ım! Bildiğim şeylerde şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şirkten de senin affını dilerim” de.” buyurdu.
(Hakim,Ebi hatim sahih senetle rivayet etti)      

Büyük şirk insanı İslam dininden çıkarır, kâfir yapar. Küçük şirk ise İslam dininden çıkartmayıp büyük günahlardan daha günahtır.
Şirkin küçüğü ve büyüğü ancak ölmeden önce ondan tevbe etmekle affolunur. Küçük şirki ahiret gününde ancak çokça haseneler siler. Küçük şirk sadece karıştığı ameli, büyük şirk ise bütün amelleri bozar.


Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |