HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2017, 06:55:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Tekfir bağlamında tağut ve muhakeme mevzusu  (Okunma Sayısı 739 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ab-cd
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7


« : 11 Ocak 2016, 12:21:51 »

S.a. kardeşler. Mesela: Bir müslümanın çok yüklü bir miktarda mal varlığı (evinden veya dükkanından) çalınsa ve bu müslüman mağduriyetini gidermek için mahkemye gidip dava açsa bu müslümanın bu amelinin hükmü nedir?
Verilen hükmü lütfen delil ile yazalım.

Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 562



« Yanıtla #1 : 21 Haziran 2017, 03:19:16 »

S.a. kardeşler. Mesela: Bir müslümanın çok yüklü bir miktarda mal varlığı (evinden veya dükkanından) çalınsa ve bu müslüman mağduriyetini gidermek için mahkemye gidip dava açsa bu müslümanın bu amelinin hükmü nedir?
Verilen hükmü lütfen delil ile yazalım.



Aleykum selam.

Cevap:
Yüklü bir miktarda malı çalınmış ve bu sebeple hakkını almak için tagutun mahkemesine başvuran kimseye şunu sormak istiyoruz:

"Şayet bir kimse sizin hakkınızı gasp etse ve size: "Şayet hakkınızı geri almak istiyorsanız sizin üzerinize düşen görev bana bir rekât namaz kılmanız veya bir gün oruç tutmanızdır" dese acaba bunu yapar mısınız? Eğer bunu yapacak olursanız Müslüman kalır mısınız? 

Kesinlikle dersiniz ki: "Elbette Müslüman kalmayız. Zira namaz ve oruç Allah-u Teâlâ'dan başkasına yapılmayan birer ibadettir.

Her kim bunları Allah-u Teâlâ'dan başkasına yaparsa, O’ndan başkasına kulluk yapmış ve şirk koşmuş olur. Çünkü o, kendisini ilah yerine koyan bir kimseye namaz kılmış ve oruç tutmuştur." Öyleyse (Allah size hidayet etsin) hiç düşündünüz mü? Allah-u Teâlâ kendi şeriatından başkasına muhakeme olmayı niçin yasakladı? Kendi kitabından ve rasûlünün sünnetinden başkasına muhakeme olan kimseye apaçık bir sapıklık ve İslam milletinden çıkaran bir küfürle niçin hükmetti ve o kimseyi tağutun kulu olarak niçin vasıflandırdı?"

Allah-u Teâlâ'nın dünyada ve ahirette  tek hüküm koyucu olduğunu kabul etmek ve O’nun kitabına, rasûlünün sünnetine muhakeme olmak tıpkı tevhidin temellerinden birer temel olan namaz, oruç, hac gibi bir ibadettir. Her kim bu ibadeti veya ondan bir kısmını Allah-u Teâlâ'dan başkasına yaparsa işte o, tıpkı Allah-u Teâlâ'dan başkasına namaz kılmış ve oruç tutmuş gibidir. Zira bu da ibadettir, onlar da ibadettir. Üstelik hüküm vermenin ve hükmüne muhakeme olmanın ancak bir olan Allah-u Teâlâ'ya ait olduğunu bize Allah-u Teâlâ söylüyor.

İster büyük meselede olsun, ister küçük meselede olsun O, hükmünde kendisine asla ortak kabul etmez. İşte bu ibadet sadece O’nun hakkıdır. Bu sebeple ne konuda ve kime olursa olsun O’ndan başkası için yapılması asla caiz değildir.

Allah-u Teâlâ
şöyle buyuruyor:

إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ أَمَرَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ

“Muhakkak ki hüküm vermek, yalnız Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, yalnız O’na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din işte budur! Fakat insanların çoğu (hüküm verme yetkisinin yalnız Allah’a ait olduğunu) bilmez.” (Yusuf: 40)


Şayet iddianız tağuta sevgi göstermediğiniz ve onu inkâr ettiğiniz, bununla birlikte ona muhakeme olduğunuz şeklinde ise o zaman ameliniz iddianızı yalanlamaktadır. Zira siz gerçekten tağutu inkâr etseydiniz ve ona kalben buğzetseydiniz, küçük veya büyük hiçbir meselede ona muhakeme olmazdınız. Velev ki hakkınız zayi olsa (elden gitse) bile... Öyle ki rızık Allah-u Teâlâ'dandır. Onu hiç kimse artırmaya veya eksiltmeye güç yetiremez.

Gerçek şu ki; Allah-u Teâlâ'dan başkasına muhakeme olma meselesi, hak ve hukuk ya da bunların zayi olması (elden gitmesi) meselesi değildir. Şüphesiz ki o, ibadetlerden birisini Allah-u Teâlâ'dan başkasına yapmak ve Allah-u Teâlâ'nın haklarından bir hakkı Allah-u Teâlâ'dan başkasına vermek, böylece bir kimseyi ya da kimseleri Allah-u Teâlâ seviyesine yükseltmektir. İşte bu, küfür ve şirkin ta kendisidir...

Allah-u Teâlâ bu kimselerin iman iddialarını reddediyor ve onlara Müslümanlar olarak bakmıyor. Velev ki onlar Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem  ’e indirilene iman ettiklerini iddia ediyor olsalar bile... Çünkü onlar iman iddialarıyla birlikte, gerçek imanla aynı anda bir arada bulunamayacak bir ameli işlemeyi istemektedirler. Oysa her kim Allah-u Teâlâ'ya doğru iman ederse kesinlikle o kimse gerek nefsinde ve gerek amelinde tağuta muhakeme olmayı istemez.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا

“Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmeleri emrolunmuşken tağuta muhakeme olmak isterler. Oysa şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.” (Nisa: 60)


İşte bu ayet, iman iddialarıyla birlikte tağuta muhakeme olmak isteyenleri şeytanın saptırmak istediğini açığa çıkarıyor.

Öyle ki onlara:

"Tağuta muhakeme olmayı istedikleri ve ona muhakeme oldukları halde iman üzerinde kalacaklarına dair vesvese veriyor, onları kandırıyor, amellerini süslü göstererek onları buna inandırıyor."

İşte Allah-u Teâlâ'nın:

وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا

"…Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.”
sözü bu manadadır.

Şeyh Süleyman b. Sehman’a zaruret altında tağuta muhakeme olmak konusunda sorulduğunda şöyle dedi:

"İkincisi: Tağuta muhakeme olmanın küfür olduğunu öğrendikten sonra sana şöyle denir:

Allah-u Teâlâ kitabında küfrün, öldürmekten daha büyük olduğunu şöyle zikretti:

وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ

“…Çünkü fitne (şirk), (Mescid-i Haram'da) öldürmekten daha beterdir.” (Bakara: 191)

وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ

“Fitne (şirk işlemeniz, haram aylarda sizi) öldürmekten daha büyük bir günahtır.” (Bakara: 217)


Bu ayetlerde geçen (فِتْنَةُ) "fitne" den kasıt; küfür ve şirktir.

Bil ki! Gerek çölde yaşayan ve gerekse şehirde yaşayanların hepsinin, birbirleriyle ta ki yok oluncaya kadar savaşmaları, İslam şeriatına ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem  'in getirdiği hükümlere muhalefet eden ve başka hükümlerle hükmeden tağutu, aralarındaki ihtilafı çözme konusunda hakem tayin etmelerinden daha ehvendir.

Üçüncüsü: Eğer muhakeme olmak küfürse ve ihtilaf dünya içinse, o zaman nasıl olur da dünya için küfre girersin?

O halde Allah-u Teâlâ ve rasûlü her şeyden daha sevgili olmadıkça hiç kimse iman etmiş olmaz. Aynı şekilde Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, kendi çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça hiç kimse iman etmiş olmaz.

Bütün dünyan gitse de tağutun mahkemesine muhakeme olmak senin için asla caiz olmaz.

Şayet sana ya elindeki her şeyi vereceksin veya tağuta muhakeme olacaksın denilirse, sana farz olan şey; elindeki her şeyi vermen fakat tağuta asla muhakeme olmamandır. (Eddureru’s Seniye Mürtedin hükmü bölümü s: 275)

Kayıtlı
Huzeyfe.arslan
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 34


« Yanıtla #2 : 21 Haziran 2017, 04:08:45 »

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

İbnu Hazm şöyle diyor:

“İslam şeriatında Hakkında bir nass ve vahiy gelmemiş olan İncil kaynaklı bir hükümle hükmeden kimsenin kafir ve müşrik olacağı ve İslam dininden çıkmış olacağı hususunda Müslümanlardan iki kimse arasında dahi ihtilaf yoktur.” (El-İhkam fi Usul’il Ahkam, 5/173)


İbn Kayyım şöyle diyor:

"Allah-u Teâlâ; Rasulullah'ın getirdiği şeylerin dışında herhangi bir kanun veya ilyle muhakeme olmanın tağuta muhakeme olmak anlamına geldiğini bildiriyor.

Tağut; ibadet, ittiba veya itaat konusunda haddini aşan mahluk demektir. Her kavmin tağutu; Allah ve rasulü dışında kendisine muhakeme olunulan veya Allah'ın dışında kendisine ibadet edinilen veya Allah'ın izin vermediği konularda kendisine tabi olunulan varlıklardır." (A'lamul Muvakkıin c:1, s:50)
Kayıtlı
KUDUS
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 103


« Yanıtla #3 : 27 Haziran 2017, 21:34:01 »

sorulan soruya verilen cevapta şu çıkmış[yanılıyormuyum]...

kişi kendisine atılan iftira için mahkemeye çıkarıldı ve mahkemede tağutun muhakemesini red eddiğini ve bunun gerekçesini söyledikten sonra,muhakemede bulunmasının sebebi mukameme olmak veya savunma yapmak değil,kendisi hakkında idda edilenin iftira olduğunu ve bu iftiranın,iftira olduğunun gerekçelerini sunması kendisi için muhakemede savunma olmuyor öyle mi...
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 562



« Yanıtla #4 : 27 Haziran 2017, 21:51:42 »


Bu söylediklerinizi cevabımızın neresinden çıkardınız?
Kayıtlı
KUDUS
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 103


« Yanıtla #5 : 27 Haziran 2017, 22:30:13 »


Bu söylediklerinizi cevabımızın neresinden çıkardınız?



MUHAKEMEDE SAVUNMA YAPMAK KÜFÜRMÜDÜR KONUSUNDA VASAT ÜMMET ADINDAKİ YÖNETİCİNİN CEVABI...


Cevap: Küfür muhakemelerine gidildiğinde onları tekfir ettiğinizi söylemenize gerek yok. Fakat onlara, ben buraya muhakeme olmaya gelmedim, size muhakeme olmak istemiyorum ve size muhakeme olmayı kabul etmiyorum, bana iftira atıldı ben bu iftirayı ret etmek için geldim dersiniz. Ve sonra üzerinize atılan iftiraya cevap verirsiniz. Siz burada onların muhakemelerini kabul etmediğinizi açıkça beyan ettikten sonra kendinizi savunmanız muhakeme içi savunma değil, muhakeme dışı savunma olur. Muhakeme dışı savunma ise küfür değildir. Muhakeme dışı savunmaya küfür diyen kişinin bu konuya delil getirmesi gerekir. Ve biz diyoruz ki, muhakeme dışı savunma muhakeme olmak anlamına gelmez. Yusuf (a.s.) 'in Aziz'in karşısında kendini savunması gibi..
Kayıtlı
Allahtan korkmak
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #6 : 30 Haziran 2017, 11:00:12 »

Bismillah

Allah Teala'nın ilmini kendisinin islamına şahitlik yapmadığı ya da o kişiyi sevmediği / kızdığı için gizleyenin, verdiği dokumanları silenin hükmü nedir

Subhanallah bu ne korkunç bir durum, kıskançlıktır

sadece bende olsun

benden olmayanlara ilmi saklamak

Allah Teala kullarını görmekte ve hesaba çekecektir


bu yahudilere benzemek midir!

bu islam ahlakı mıdır

bizden olmayacaksa musluman da olmasın mı demektir

hırs ve hased bu mu?

bu kavmin durumu nedir

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |