Soru 46 - Dünyada tevhid daveti herhangi bir şekilde kendisine ulaşmayan var mı
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Eylül 2019, 05:31:04


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Soru 46 - Dünyada tevhid daveti herhangi bir şekilde kendisine ulaşmayan var mı  (Okunma Sayısı 3556 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 344


« : 31 Aralık 2015, 22:53:21 »

Soru 46) Dünyada tevhid daveti herhangi bir şekilde kendisine ulaşmayan kişiler var mıdır?

Cevap 46) Bu konuda âlimler ihtilaf etmişlerdir.
1 - Bazı âlimlere göre aklen caiz olmasına rağmen şer’an tevhidin kendisine dünyada ulaşmadığı kimseler yoktur.

Delilleri ise; Kuran’ı kerimde dünyada her şahsa rasul gönderildiğini ve ona huccet ikame edildiğini bildiren ayetlerdir. Ayrıca bu âlimlere göre dünya imtihan ve sorumluluk yeridir. Ondan sonra sorumluluk ve imtihan yoktur.
Bu görüş sahipleri aşağıdaki ayetlerin genel manasını delil olarak gösterdiler:
“Muhakkak biz, seni müjdeleyici ve korkutucu olarak hakla gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki onların arasında bir uyarıcı bulunmamış olsun.”
(Fatır: 24)

“İnkâr eden o kimseler derler ki: “Rabbinden ona bir ayet indirilseydi ya.” Muhakkak ki sen, bir (korkutucu ve) uyarıcısın. Ayrıca her kavim için bir hidayet edici vardır.” (Ra’d: 7)
                                        
“Andolsun ki her ümmete: “Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının” diye (söylemeleri için) bir rasul gönderdik. Böylelikle onlardan kimine Allah hidayet etti ve onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Öyleyse yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.” (Nahl: 36)

“Öfkeden neredeyse parçalanacak! Oraya bir grup her ne zaman atılsa onun bekçileri onlara: “Size bir (korkutucu ve) uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar.” Derler ki: “Evet, gerçekten bize bir (korkutucu ve) uyarıcı geldi. Fakat biz (onu) yalanladık ve dedik ki: “Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz.” (Mülk:8-9)                                      

“Ey cin ve insan topluluğu! Sizin içinizden ayetlerimi size anlatan ve karşılaşılan şu gününüzle sizi uyaran rasuller size gelmedi mi? Derler ki: “Nefislerimiz üzerine şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldatmış ve gerçekten kâfir olduklarına dair kendi nefisleri üzerine şahitlik etmişlerdir.” (En’am: 130)

Ayrıca Beni Müntefak’ın hadisini delil gösterdiler.
Müntefak’ın oğlu Rasulullah’a:
“Ey Allah’ın rasulü! Cahiliyede ölmüş olanlara geçmişte işlediği hayırlardan dolayı bir mükafat var mı?” diye sordu.  Bunun üzerine Kureyş’ten bir Müslüman:
“VAllahi senin baban olan Müntefak ateştedir” diyerek cevap verdi. Bu sözü duyunca  sanki yüzümün cildi ile eti arasında çok şiddetli bir sıcaklık hissettim. Çünkü bunu bana insanların arasında söyledi. Bundan dolayı Rasulullah’a:
“Ey Allah’ın rasulü! Senin baban böyle midir?” diye soracaktım fakat daha güzel bir üslup kullanarak Rasulullah’a: “Ey Allah’ın rasulü senin cahiliyede ölmüş ehlinin durumu nedir?” diye sordum. Rasulullah bana şöyle cevap verdi:
“Benim cahiliyede ölmüş ehlim de aynı şekilde ateştedir. Mezarlığa git, yanından geçtiğin Amir, Kureyş ya da Devs kabilelerinden olan herhangi bir ölüye: “Muhammed beni sana, seni üzecek bir haberle gönderdi. Ateşte yüzüstü ve karın üstü sürüneceksiniz” de.” Bunun üzerine Rasulullah’a şöyle dedim:
“Onlara niçin böyle yapılacaktır? Hâlbuki onlar ancak yapabileceklerini yapıyorlar, yaptıkları konusunda ıslahçı olduklarını zannediyorlar ve bundan başka bir şey yapamıyorlardı.” Bunun üzerine Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
“Çünkü Allah-u Teâlâ her yedi ümmet sonunda bir nebi gönderdi. Kim bu nebiye karşı gelirse sapıklardan, kim bu nebiye itaat ederse hidayete kavuşanlardan olur.” (Ahmed)                                                      
                                                                          
Şer’an “dünyada tevhidin kendisine herhangi bir sebeple ulaşamadığı kişiler yoktur” diyen âlimler fetret ehli diye birşey kabul etmediler ve kıyamet gününde imtihan edilecek dört kişinin hadisini sahih görmediler.
(Kurtubi tefsiri İsra 15 ayetinin tefsirine , İbni Kesir C: 5 S. 54 , Alusi tefsiri c: 15  s: 37 ve İbni Rüşd’ün El Mukaddimat C: 1 S:266’ya bakabilirsin.)

2 - Bazı âlimlere göre hem aklen, hem şer’an dünyada fetret ehli diye isimlendirilen ve tevhid daveti kendisine ulaşmayan kişiler vardır.
Delilleri ise Allah’ın kıyamet gününde imtihan edeceği dört kişinin hadisidir. Bu hadisi sahih gördüler ve görüşlerine delil gösterdiler. İbni Kesir, Kurtubi, İbni Teymiye, İbni Kayyım ve İbni Hazm bu âlimlerdendir. (Tefsir İbni Kesir c: 5 s: 55 İbni Kayyım Tariku’l-Hicreteyn s: 414 İbni Hazm El-İhkam c: 5 s: 686)

Delil aldıkları Ahirette imtihan edilecek dört kişiyle ilgili olarak delil aldıkları hadis şöyledir:
El-Esved b. Seri’ radıyAllahu anh'dan Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Kıyamet gününde dört çeşit insan konuşacaktır. Hiç duymayan sağır, deli, çok yaşlı olan ve fetret döneminde ölenler.
Sağıra gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman ben, hiç bir şey duymuyordum.”
 Deliye gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman çocuklar bana hayvan pislikleri atıyorlardı.”
Yaşlıya gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman ben, hiç bir şey anlamıyordum.”
Fetret döneminde ölmüş olan kişiye gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! Senin tarafından bana herhangi bir rasul gelmedi.”
Bunun üzerine Allah-u Teâlâ onlardan kendisine itaat edeceğine dair söz alır. Sonra onlara: “Ateşe girin!” diye haber gönderir. Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki ateşe girerlerse ateş onlar için soğuk ve zararsız olur.”
(Ahmed rivayet etti. Bu hadis için birçok âlim sahih dedi. İbni Kesir, Tefsirinde c: 5 s: 51’de bu hadisin değişik rivayetlerini nakletti)

Fetret ehlini kabul eden âlimler fetret ehlini başlıca iki kısma ayırdılar. Bunlar:
a) Şirk ehline tabi olan, şirk ehlinin yaptığı şirklerden rahatsız olmayan,  yaşadığı zamanda ister bulunsun ister bulunmasın şirk ehlinin dininden başka bir din aramayan kimselerdir. Bu kimseler cehaletleri sebebiyle mazeretli değillerdir. İsra: 15 ayetinin hükmüne veya kıyamet gününde imtihan edilecek dört kişi hadisinin kapsamına girmezler.

b) Yaşadığı zamandaki mevcut şirkleri bilen, bunları kabul etmeyip reddeden, fakat Allah’a ibadet etmek için Allah’ın rasul gönderdiği zamanda yaşamadığından dolayı Allah’ın dinini bulamayan kimselerdir. Bu kimseler:
Ya Allah’a yaklaşacağı bir şeriat bulamayan birer muvahhittir. Bu özellikleri sebebiyle kıyamet gününde Allah’ın azabından kurtulacaklardır. Rasulullah gelmeden önce yaşamış ve kendilerine “hanifler” (Hanifler dedelerinin ve babalarının  şirk dinini terkedip  sadece Allah’a yönelen muvahhidlerdir. Bunlar rasulullah rasul olmadan önce mevcut idiler. Fakat Allah’a ibadet etmek için yaşadıkları dönemde Allah’ın şeriatini bulamadılar. Zeyd b. Amr b. Nufeyl onlardandır.) denilen kimseler bunlardandır.

Ya da kavimlerinin işlediği şirki terkeden fakat bu şirk hakkında hüküm veremeyen, bütün gücünü kullandığı halde sahih dine ulaşamayan kimsedir. İşte ancak bu kısma dahil olan kimseler İsra: 15 ayetinin ve imtihan edilecek dört kişi hadisinin hükmü dahilindedirler.
(Şatibi El İhtisam c:1 s: 161 İbni Kayyım Tariku’l Hicreteyn s: 413 bak)
Kayıtlı

حسبي الله
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |