RASÛLULLAH (S.A.S)'I BİLMEK
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ağustos 2019, 16:28:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: RASÛLULLAH (S.A.S)'I BİLMEK  (Okunma Sayısı 2670 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 24 Kasım 2015, 07:31:31 »


RASÛLULLAH (S.A.S)'I BİLMEK

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in babası Abdullah, dedesi ise Haşim’in oğlu Abdulmuttalib’tir. Haşim Kureyş kabilesindendir. Kureyş ise Araptan, Arap ise Halilurrahman İbrahim aleyhisselam’ın oğlu İsmail’in soyundandır.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in Adnan’a kadar yirmi bir dedesi vardır. Bunların isimleri sırasıyla:
Abdulmuttalib, Haşim, Abdimenaf, Kusay, Kilab, Murra, Kağb, Luğay, Gurra, Galib, Fihr, Malik, El-nadr, Kinane, Huzeyme, İlyas, Mudar, Nizar, Meğed ve Adnan’dır.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem Mekke’de doğmuş ve altmış üç sene yaşamıştır. Bunun ilk kırk senesi rasûl olarak gönderilmeden önceki, son yirmi üç senesi ise rasûl olarak gönderildikten sonraki hayatını içermektedir.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in oğulları: Kasım, Abdullah (Tayyib), İbrahim’dir. Kızları ise; Zeyneb, Rukayye, Ummu Gülsüm ve Fatımatu’z-Zehra’dır. İbrahim hariç diğer bütün evlatları Hadice radıyAllahu anha’dan olmuştur. İbrahim ise Mariye Kıbtiye’den olmuştur.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in zevcelerinin isimleri şöyledir: Hadice, Sevde, Aişe, Hafsa, Ümmü Seleme, Haris kızı Cüveyriye, Cahş kızı Zeyneb, Huzeyme kızı Rukane, Ebu Süfyan kızı Ümmü Habibe, Huvey kızı Safiye, Haris kızı Meymune (Allah hepsinden razı olsun.)
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde hanımlarından Aişe, Meymune, Safiye, Hafsa, Zeynep, Cüveyriye ve Sevde sağ bulunmaktaydı.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem; “Alak Suresi”ndeki “İkra” ayetiyle Nebi oldu.
“Ey örtüye bürünüp (sarınan)! Kalk da uyar.”
(Müddessir: 1) ayetiyle de rasûl oldu.
Allah-u Teâlâ Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’i insanları şirkten korkutmak, tevhide davet etmek için gönderdi.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey örtüye bürünüp (sarınan)! Kalk da uyar. Rabbini yücelt, elbiseni temizle, kötü şeylerden sakın, yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabbin için sabret.”                                                    
(Müddessir: 1-7)
Ayetteki; “Kalk da uyar” şirkten korkut, tevhide çağır, demektir.
“Rabbini yücelt, elbiseni temizle” ise; Rabbini tevhidle yücelt, amellerini şirkten temizle, demektir.
“Kötü şeylerden sakın” ise; putlardan ve putlara tapanlardan uzak dur, demektir. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem bu konu üzerinde on üç sene durdu.
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem bi’setten (nebi olduktan) on sene sonra İsra ve Mirac hadisesi oldu.
İsra: Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in bir gece evinden alınarak Kudüs’de bulunan Mescid-i Aksa’ya götürülmesi olayıdır.
Mirac: Mescid-i Aksa’dan semaya yükselmesidir.
Semada beş vakit namaz farz kılındı. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem bu farz kılınan namazları Mekke’de üç sene kıldı. Daha sonra Medine-i Münevvere’ye hicretle emrolundu.
Hicret: Lügat bakımından; terk etmek, demektir.
Şer'i manası ise; Allah-u Teâlâ’nın nehyettiği ve yasakladığı şeyi terk edip emrettiği şeye gitmektir. Bu hicretin genel manasıdır.
Hicretin özel manası ise; şirk beldesinden İslam beldesine, bid’at beldesinden sünnet beldesine, zulüm beldesinden adalet beldesine gitmektir.
Şirk ve küfür beldesinden kasıt; içinde Müslümanlar yaşıyor veya İslam’ın bazı özellikleri bulunuyor olsa bile kâfir ve müşriklerin yönetimi elinde bulundurduğu, Allah-u Teâlâ’nın kanunlarının değil, şirk ve küfür kanunlarının hakim olduğu, dolayısıyla Allah-u Teâlâ’nın şeriatının uygulanmadığı beldedir. Bu beldelerde İslami bir takım özelliklerin bulunması, kâfirlerin izniyledir ve kendi sistemlerini koruma amaçlıdır.
İslam beldesi ise İslam şeriatının hakim olduğu beldedir.
Hicret Müslümanlara kıyamete kadar farz kılınmıştır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıkları zaman melekler: “Ne yapıyordunuz?” deyince: “Yeryüzünde biz zayıf kimselerdik” derler. Melekler de: “Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya?” derler. İşte onların barınacakları yer cehennemdir. O, ne kötü dönüş yeridir.”                                                                     (Nisa: 97)
“Erkek, kadın ve çocuklardan çaresiz kalan, yol bulamayanlar müstesnadır. İşte onları Allah’ın affetmesi umulur. Ve Allah, affedendir, bağışlayandır.”                                             
                                                                      (Nisa: 98-99)
Birinci ayetin nüzul sebebi hakkında Buhari şöyle rivayet ediyor: "Mekke ehlinden Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ile beraber hicret etmemiş bir topluluk hakkında inmiştir. Bunlar fitneye düşerek müşriklerle beraber Bedir harbinde Müslümanlara karşı savaşmışlardır. (Bu kimseler Müslüman olduklarını gizliyorlardı. Bedir harbi çıkınca müşrikler bunları harbe katılmak için zorladılar. Onlar da Müslüman olduklarını açıkladıklarında öldürülmekten korkarak Bedir harbine katıldılar.) Allah-u Teâlâ onların özürlerini reddetti ve onları cehennemle cezalandırdı."
İkinci ayetin manası ise; yaşlı, çocuk ve kadınlardan hicret edemeyenlerden gerçek özürleri olanları Allah’ın affetmesi umulur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey inanmış kullarım!  Benim yarattığım yeryüzü geniştir. Yalnız bana kulluk ediniz.”               (Ankebut: 56)

Bu ayeti kerimede Allah-u Teâlâ mü’minlere, Allah’a ibadet etmek ve tevhid dinine uygun olarak yaşamak için; tevhid dininin gereklerini yerine getiremedikleri ve şirke düşmek için zorlandıkları yerden hicret etmelerini emrediyor.
Hicret kıyamete kadar bu ümmete farz kılınmıştır.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
“Tevbe kapısı kapanmadan hicret kapısı kapanmaz. Tevbe kapısı ise güneş batıdan doğuncaya kadar açıktır.”                                                             
(Müslim)
Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |