Mslmnlara Karşı Kâfrlere Yardm Eden Kişinin Kâfr Oldğuna Dair Sünnetten Deliller
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Eylül 2019, 13:23:05


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Mslmnlara Karşı Kâfrlere Yardm Eden Kişinin Kâfr Oldğuna Dair Sünnetten Deliller  (Okunma Sayısı 4929 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« : 06 Kasım 2015, 19:20:49 »

DÖRDÜNCÜSÜ: Müslümanlara Karşı Kâfirlere Yardım Eden Kişinin Kâfir Olduğuna Dair Sünnetten Deliller
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #1 : 06 Kasım 2015, 19:28:04 »

Birinci Delil:

Ali (r.a)’den  (fetih gazvesinde) şöyle dediği rivayet olunmuştur:

“Rasulullah (s.a.s) beni, Zübeyr’i ve Mikdad’ı görevlendirdi ve şöyle dedi:

“Hah’da bulunan ağaçlık yere gidin.  Orada bir cariye ve o cariyede bir mektup bulunmaktadır. Onu ondan alın ve bana getirin.”

 Ali (r.a) şöyle devam etti:

“Hemen atımıza binip ağaçlık yere hızlıca gitmek için yola çıktık. Oraya varınca cariyeyi bulduk ve ona “mektubu çıkart” dedik. Cariye: “Bende mektup yoktur” dedi. Biz ona: “Eğer mektubu çıkartmazsan mektubu aramak için elbiselerini çıkartırız” dedik. Bunun üzerine cariye mektubu saç örgüsünün içinden çıkarttı. Mektubu alarak Rasulullah (s.a.s)’a geldik. Mektubu açtığımızda Ebu Beltea’nın oğlu olan Hatıb’ın, Mekke’de bulunan müşriklere Rasulullah (s.a.s)’ın (fethetmek üzere) Mekke’ye çıktığını haber verdiği bir mektupla karşılaştık.

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) Hatıb b. Ebi Beltea’ya şöyle dedi:

“Ey Hatıb! Bu nedir?” Hatıb (r.a), Rasulullah (s.a.s)’a şöyle cevab verdi:

 “Ey Allah’ın rasulü! Benim hakkımda acele hüküm verme. Ben Kureyş kabilesine mensup olmayan ancak onlara tabi olan bir kimseyim. Seninle beraber hicret eden müslümanların Mekke’de bulunan hanımlarını ve çocuklarını koruyabilecek Kureyş’den kâfir akrabaları vardır. Benim ise hanımımı ve çocuklarımı koruyabilecek Kureyş’den bir akrabam yoktur. Bu nedenle hanımımı ve çocuklarımı korumamı sağlayacak bir şey yapmak istedim. Ben bunu küfür olarak veya dinden irtidat ettiğim için ya da müslüman olduktan sonra küfre rıza gösterdiğim için yapmadım.” Rasulullah (s.a.s) sahabelerine:

“Bu size doğru söylüyor”  dedi. Bunun üzerine Ömer b. Hattab (r.a) Rasulullah (s.a.s)’a şöyle dedi:

“Ey Allah’ın rasulü! İzin ver de bu münafığın kellesini keseyim.”

Bir başka rivayette şöyle geçmektedir:

“Ey Allah’ın rasulü! Bu adamın kellesini keseyim. Çünkü kâfir olmuştur.”

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

 “Hatıb Bedir savaşına katılmıştır. Ey Ömer! Ne biliyorsun ki belki Allah Bedir’e katılanların kalplerine baktı ve şöyle dedi: “Dilediğinizi yapın. Ben sizi affettim.”  (Buhari, Müslim ve başkaları rivayet ettiler.)
           
Bu rivayet, müslümanlara karşı kâfirlere yardım etmenin apaçık bir şekilde irtidat olduğunu üç yönden göstermektedir:

a) Ömer (r.a) bu rivayetlerin birinde: “İzin ver de bu münafığın kellesini keseyim” demiş, bir diğerinde: “Ey Allah’ın rasulü! Bu adamın kellesini keseyim. Çünkü kâfir olmuştur” demiştir. Bu meseleyle ilgili rivayetlerin bir diğerinde ise Rasulullah (s.a.s)’ın, Hatıb (r.a) için: “Bu Bedr’e katılanlardan değil mi?” diye Ömer (r.a)’e sorması üzerine Ömer (r.a): “Evet, Bedr’e katılanlardan idi. Fakat verdiği bu sözü bozmuştur. Çünkü sana karşı düşmanlarına yardım etti” demiştir.

Ömer (r.a)’in söylemiş olduğu sözlere bakıldığında, müslümanlara karşı kâfirlere yardım etmenin küfür ve irtidat olduğu inancını taşıdığı görülmektedir.

b) Rasulullah (s.a.s), Ömer (r.a)’in söylediği sözlere ve sahip olduğu inanca karşı çıkmadı. Bilakis müslümanlara karşı kâfirlere yardım etmenin küfür olduğu inancını doğruladı. Fakat Hatıb (r.a)’ın özrünü zikretti. Zira Hatıb meselesinde özel bir durum söz konusuydu.

c) Hatıb (r.a) da Ömer (r.a) gibi müslümanlara karşı kâfirlere yardım etmenin zahiren küfür ve irtidat olduğuna inanıyordu. Çünkü gerçek niyetini açıklarken şöyle dedi: “Ben bunu küfür olarak veya dinimden irtidat ettiğim için ya da müslüman olduktan sonra küfre rıza gösterdiğim için yapmadım.”

Hatıb (r.a), Rasulullah (s.a.s) ve müslümanlarla birlikte kâfirlere karşı savaşa çıktığı, nefsiyle ve malıyla Rasulullah (s.a.s)’ı desteklediği, kâfirlere ise malıyla ve canıyla asla yardım etmediği halde yaptığı amel (kâfirlere mektup göndermesi) zahiren kâfirlere yardım etmek manasına geldiği için Ömer (r.a) onun hakkında bu sözleri söyledi. Buna göre müslümanlara karşı kâfirleri malıyla ve canıyla bilfiil destekleyenlerin durumu nasıl olur ve böyle kimseler hakkında ne sözler söylenir acaba? Bu kimseler Ömer (r.a)’ın rivayette Hatıb (r.a)’a verdiği hükümlere hiç şüphesiz daha layıktırlar. 

(Hatıb b. Ebi Beltea hakkında şüpheler ortaya atılmaktadır. İlerki sayfalarda inşaAllah bütün bu şüpheleri ortaya serip hepsine reddiye yapacağım.)
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #2 : 06 Kasım 2015, 19:32:12 »

İkinci Delil:

İbni İshak ve başkaları şöyle bir rivayet zikrettiler:

“Yezid b. Ruman, Urve’den, o da Zühri’den, o da isimlerini zikrettiği bir topluluktan şöyle dediklerini rivayet etti:

“Kureyş, Rasulullah (s.a.s)’dan Bedir esirlerini fidye ile kurtarmak istediğini haber verdi. Her kavim kendi mensuplarından esir düşmüş kimseler için fidye verdi. Abbas (r.a) da zorla katıldığı Bedir savaşında Müslümanların eline esir düştü. Abbas (r.a) Rasulullah (s.a.s)’a şöyle dedi:

“Ey Allah’ın rasulü! Ben esir düşmeden önce de müslümandım.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) ona dedi ki: 

“Allah (c.c) senin müslüman oluşunu bilir. Eğer söylediğin doğru ise Allah (c.c) mutlaka sana karşılığını verecektir. Fakat senin hakkında zahirine göre hüküm vereceğim. Sen bize savaş açan, saldıran kâfirlerin askerleriyle beraber idin. Yani zahiren bize karşıydın. Bu yüzden hem kendin için hem de elimize esir düşen kardeşinin iki oğlu için fidye ver.”

Bu rivayetten anlaşılıyor ki Abbas (r.a) müslümanlara karşı savaşan müşrik askerleriyle birlikte zorla Bedir savaşına çıktığı halde Rasulullah (s.a.s) onun zahirine bakarak ona beraberlerinde çıktığı müşriklerin hükmünü vermiştir.

Öyleyse zorla değil de kendi isteğiyle müslümanlara karşı müşriklere yardım eden, onları destekleyen kimsenin hali nasıl olur acaba?

Muhammed b. Abdurrahman Ebu’l Esved şöyle dedi:

“Medine ahalisine saldırmak için adam toplanıyordu. Ben de bu topluluğa kaydoldum. Sonra İbni Abbas (r.a)’ın azadlı kölesi İkrime’yle karşılaştım. Bu meseleyi ona haber verdim. İkrime bu işten vazgeçmem için şiddetle bana tenbihte bulundu ve bana şöyle dedi:

 “İbni Abbas (r.a) bana şöyle haber verdi: “Rasulullah  (s.a.s) zamanında müslümanlardan bazıları Rasulullah (s.a.s)’a savaş açan müşriklerle beraber bulunmaktaydılar. Böylece müşriklerin sayısını çoğaltıyorlardı. Müşriklere müslümanlar tarafından atılan bir ok bazen onlara isabet ediyor ve bu ok onları öldürüyordu veya müslümanlar onların boyunlarına vurup öldürüyorlardı. Bunun üzerine Allah (c.c)  Nisa 97 ayetini indirdi.”  (Buhari)

Bu rivayete göre müşriklerle beraber müslümanlara karşı savaşa zorla çıkanlara kâfirlerin hükmü verildiği anlaşılmaktadır. Bu rivayet, bu amelin küfür olduğunu ve bu ameli yapan kişinin küfre girdiğini gösterir.
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #3 : 20 Kasım 2015, 19:10:24 »

Üçüncü Delil:

Semure b. Cündüb (r.a.)’dan Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet olunmuştur:

“Kim müşrik bir kimseyle haşir neşir olur veya onunla oturursa o da aynen onun gibidir.” (Ebu Davud ve başkaları rivayet ettiler.)

Bu rivayete göre onun dinine girmese ya da görüşünü kabul etmese bile her kim müşrik bir kimseyle haşir neşir olur ve onunla oturursa aynen onun gibi olmuştur. Müslümanlara karşı müşriklere yardım etmek ise müşriklerle haşir neşir olmaktan ve onlarla oturmaktan daha büyük bir meseledir.

İmam el-Menavi hadiste geçen “o da aynen onun gibidir” sözünü şöyle açıklamıştır:

“Allah (c.c)’ın düşmanıyla haşir neşir olmak, onunla dost olmak Allah (c.c)’tan yüz çevirmeyi gerektirir. Her kim Allah (c.c)’tan yüz çevirirse şeytan onun dostu olur ve onu küfre götürür.”

Zemahşeri şöyle dedi:

“Bu akla uygun bir açıklamadır. Çünkü hem bir zatla hem de onun düşmanıyla dostluk kurmak birbirine zıttır ve aynı anda bir kişide bulunması mümkün değildir.” (Fayd’el-Kadir  c: 6  s: 111)
                                                 
Şevkani hadisi şöyle açıklamıştır:

“Hadiste Rasulullah (s.a.s)’ın: “O da aynen onun gibi olur” sözü kâfirlerle oturmanın haram olduğunu ve onlardan uzak durmak gerektiğini gösterir. Yukarıdaki hadis hakkında her ne kadar birtakım söylentiler varsa da onun sahih olduğuna delalet eden Allah (c.c)’ın şu sözü vardır:

“...Onlarla oturmayın. (Böyle yaparsanız) elbette siz de onlar gibi olursunuz.”  (Nisa: 140)
                                   
Ayrıca aşağıdaki hadis de bu hadisin sahih olduğunu göstermektedir:

Behz b. Hakim b. Muaviye b. Haydete babasından, o da dedesinden Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Allah (c.c), müşrik olan bir kimseden, müslüman olduktan sonra müşriklerden ayrıl(ıp İslam topluluğuna katıl)madıkça hiçbir amelini kabul etmez.”   (Neylü’l Evtar c: 8  s: 177)                                                   

Bu hadise benzer bir başka hadis ise şöyledir:

Cerir b. Abdullah (r.a)’dan Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
 
“Müşriklerin arasında ikamet eden her Müslümandan beriyim.”  (Ebu Davud, Tirmizi ve başkaları rivayet ettiler.)
                       
Bu hadisten de yukarıdaki hadisten çıkan hükümler çıkmaktadır.
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #4 : 20 Kasım 2015, 19:14:44 »

Dördüncü Delil:

Behz b. Hakim b. Muaviye b. Haydete babasından, o da dedesinden Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
 
“Allah (c.c), müşrik olan bir kimseden, müslüman olduktan sonra müşriklerden ayrıl(ıp İslam topluluğuna katıl)madıkça hiçbir amelini kabul etmez.”  (Nesei ve başkaları rivayet ettiler.)
                                         
Bu hadis, müslümanlara karşı kâfirleri dost edinen ve onlara yardım eden kimsenin kâfir olduğunu göstermektedir. Çünkü müslümanlara karşı savaşan kâfirleri desteklemek, onlara yardım etmek, onları bedenle terk etmemekten daha kötüdür.

Bu hadise benzer şöyle bir rivayet vardır:

Cerir (r.a) şöyle demiştir:

“Rasulullah (s.a.s)’a namazı ikame etmek, zekât vermek, her müslümana öğüt ve nasihat etmek ve müşriklerden uzak durmak üzere beyat verdim.”  (Nesei ve başkaları rivayet ettiler.)
                                         
Bu hadisten de yukarıdaki hadislerden çıkan hüküm çıkmaktadır.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |