Soru 43 - ... sadece Allahı hakem tayin etmedikçe İslam’a giremeyeceğinin delili
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2019, 00:23:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Soru 43 - ... sadece Allahı hakem tayin etmedikçe İslam’a giremeyeceğinin delili  (Okunma Sayısı 3656 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 344


« : 03 Kasım 2015, 19:34:45 »

Soru 43) Bütün hayati konularda sadece Allah’ı hakem tayin etmedikçe insanın İslam’a giremeyeceğinin delili nedir?
Cevap 43) Bu konuda deliller çoktur. Bunlardan bazıları şöyledir:

1 - Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Hüküm vermek sadece Allah’a aittir. O, ancak kendisine ibadet etmenizi emretti. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler” (Yusuf: 40)

2 – Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“(Ey Muhammed!) De ki: “Ey kitap ehli! Yalnız Allah’a ibadet etmemiz, O’na hiçbirşeyi ortak koşmamamız, Allah’ı bırakıp birbirimizi rabler edinmememiz üzere bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin.” Eğer yüz çevirirlerse; “Bizim müslüman olduğumuza şahid olun” deyin.” (Ali İmran: 64)

İmam Taberi bu ayet hakkında şöyle demiştir:
“Allah-u Teâlâ bu ayette şöyle buyuruyor: “Ey Muhammed! Kitap ehline yani, Yahudi ve Hristiyanlara şöyle de: “Müşterek bir kelimeye gelin.” Yani; “aramızda müşterek olan adaletli bir söze gelin.” Adaletli sözden kasıt; Allah’ı birlemek, O’ndan başkasına ibadet etmemek, O’ndan başkasına ibadet edenlerden beri ve uzak olmak ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamaktır.

“Birbirimizi rabler edinmememiz üzere...” Yani; Allah’a isyan konusunda birbirimize itaat etmeyelim ve birbirimize Allah’a secde ettiğimiz gibi secde etmeyelim.

“Eğer yüz çevirirlerse...” yani; onların gelmeleri için emrettiğimiz bu adaletli sözden yüz çevirip gelmezlerse, o zaman ey mü’minler! Bu adaletli sözden yüz çevirip gelmeyenlere şöyle deyin: “Bizim Müslüman olduğumuza şahid olun.”
Onları rab edinmekten kasıt; Allah’ın yasaklarını ihlal etmede liderlere tabi olup emirlerini dinlemek ve liderlerin yasakladığı şeylerde onlara itaat etmektir. Allah-u Teâlâ'nın aşağıdaki ayette buyurduğu gibi:
“Onlar; hahamlarını, rahiblerini Allah’tan başka rabler edindiler. Meryem oğlu İsa’yı da (rab edindiler)... Oysa tek ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından yücedir.” (Tevbe: 31) 
     
İbni Cerir Taberi, İbni Cureyc’den şöyle dediğini nakletmiştir:
“Birbirimizi rabler edinmememiz üzere...” “Yani; “Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda birbirimize itaat etmeyelim.” Şöyle de denilebilir: Onları rab edinmek, ibadet meseleleri hariç, insanların Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda liderlerine, büyüklerine itaat etmeleridir. Onlara namaz kılmasalar bile...
“Eğer yüz çevirirlerse; “Bizim Müslüman olduğumuza şahit olun” deyin.” Ayetin bu bölümünün manası ise şöyledir. Eğer adaletli söze çağırdığınız o kimseler, bu sözden yüz çevirip küfrü seçerlerse ey mü’minler! Siz onlara şöyle deyin: “Kabul etmeyip yüz çevirdiğiniz Allah’ı tevhid etmeyi, ibadeti O’na has kılmayı, O’nun tek ilah olduğunu ve O’nun hiçbir ortağı olmadığını biz kabul ediyoruz, buna şahit olun. Yani biz, hem dilimizle hem de kalbimizle Allah-u Teâlâ'ya boyun eğerek ibadeti sadece O’na yapıyoruz ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmuyoruz.”
(Taberi Tefsiri)                                     

İmam Kurtubi bu ayet hakkında şöyle dedi:
1 - Hasan b. Zeyd ve Süddi’ye göre ayetteki hitap Necran ehlinedir.
Katade, İbn Cüreyc ve başkalarına göre; hitap Medine Yahudilerinedir. Çünkü onlar din adamlarını itaat konusunda rab seviyesine çıkardılar.
Başka âlimlere göre ise; bu hitap hem Yahudilere, hem Hristiyanlaradır.
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem Hrakl’e gönderdiği mektupta şöyle yazdırdı:
“Bismillahirrahmanirrahim!
Allah-u Teâlâ'nın Rasulü Muhammed’den Rumun büyüğü Hırakl’e…
Hidayete uyanlara selam olsun! Ben seni İslam’a çağırıyorum. Müslüman ol ki selamete eresin. Müslüman ol ki Allah-u Teâlâ senin ecrini iki kat versin. Eğer İslam’dan yüz çevirirsen günahınla beraber Hristiyan çiftçilerin günahı da senin boynunadır.
“Ey kitap ehli! Yalnız Allah’a ibadet etmemiz, O’ na hiçbirşeyi ortak koşmamamız, Allah’ı bırakıp birbirimizi rabler edinmememiz üzere bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin.” Eğer yüz çevirirlerse; “Bizim Müslüman olduğumuza şahid olun” deyin.” (Ali İmran: 64) (Müslim)                                                                                                                                                               
2 – “Allah’ı bırakıp birbirimizi rabler edinmememiz üzere...” Yani; herhangi birimize, helali haram, haramı helal yapma konusunda tabi olup itaat etmeyelim. Bu, Allah-u Teâlâ'nın şu sözüne benzemektedir:
“Onlar; hahamlarını, rahiblerini Allah’tan başka rabler edindiler.” (Tevbe: 31)                                             
Yani; Allah-u Teâlâ'nın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram kılma konusunda onlara itaat ederek onları rab seviyesine çıkarttılar.

3 – “Eğer yüz çevirirlerse...” Yani; çağrılan şeylerden yüz çevirip kabul etmezlerse onlara; “Bizim Müslüman olduğumuza şahid olun” deyin.” Yani; biz Müslümanız, İslam’ın hükümlerine boyun eğdik, Allah’ ın bizim üzerimizdeki nimetlerini ve fazlını kabul ettik. O’ndan başka hiç bir şeyi; ne İsa’yı ne Uzeyr’i ne de melekleri rab edinmeyiz. Çünkü onların hepsi de bizim gibi Allah’ın yarattığı birer varlıktır. Yine Allah’ın helalini haram haramını helal kılan rahiplerin bu yaptığını reddederiz. Eğer bu konuda onlara itaat edersek onları Allah’tan başka rab edinmiş oluruz.” (Kurtubi Tefsiri)                                 

İbni Kesir, ayetin tefsirinde şöyle dedi:
 “Ey kitap ehli!... Müşterek bir kelimeye gelin.” Ayetteki bu hitap; kitap ehli ve onlara benzer kimseleredir. Müşterek olan kelimeden kasıt; ikimizin de söylediği ve kabul ettiği adaletli kelimedir. Sonra Allah-u Teâlâ bu sözü açıklayarak şöyle buyuruyor:
“Allah’ı bırakıp birbirimizi rabler edinmememiz üzere...” Yani; ne puta ne haça ne tağuta ne ateşe ne de herhangi bir şeye tapmayalım. İbadeti sadece tek olan ve ortağı olmayan Allah’a has kılalım. Bu; bütün rasullerin ilk çağırdığı şeydir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Andolsun ki her ümmete: “Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının” diye (söylemeleri için) bir rasul gönderdik.” (Nahl: 36)                                                       

Cureyc dedi ki:
“Birbirimizi rabler edinmememiz üzere...” Yani; Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda birbirimize itaat etmeyelim.”
İkrime ise; birbirimize secde etmeyelim, dedi.
“Eğer yüz çevirirlerse; “Bizim Müslüman olduğumuza şahid olun” deyin.”  Eğer bu adaletli sözü kabul etmeyip yüz çevirirlerse siz onlara, İslam üzerinde olduğunuzu ve Allah’ın hükümlerine uymaya devam ettiğinizi söyleyin.”
(Sonra İbni Kesir, Hrakl’e gönderilen mektubla ilgili hadisi zikretti.)
(İbn Kesir Tefsiri)                                       

Bu ayeti kerimeyi ve müfessirlerin bu ayeti kerime hakkındaki sözlerini zikrettikten sonra şu açıkça anlaşılmaktadır ki; bu ayeti kerime, kulların canlarını ve mallarını koruyabilmeleri ve zahiren Müslüman sayılabilmeleri için yapmaları gereken şeyleri apaçık bir şekilde ve şüpheye mahal bırakmadan anlatmaktadır. Ayete göre onlardan istenilen şey; yalnız Allah-u Teâlâ'ya ibadet etmek, Ona hiçbir şeyi ortak koşmamak ve Allah’tan başka ibadet edilen sahte ilahlardan, tağutlardan ve rablerden beri olup uzak durmak, sadece Allah-u Teâlâ’nın hükümlerine muhakeme olmak ve hiç bir şeyi bu konuda Allah-u Teâlâ'ya denk tutmamaktır.
Müfessirlerin bu ayeti tefsir ederken Rasulullah’ın Hrakl’e gönderdiği mektubu zikretmeleri, ayette istenilen şeyin; zahiren dünya ahkâmını uygulamanın şart olduğuna ve kanla malı koruyan la ilahe illAllah sözünün manasını açıklamasına apaçık bir delil olmasındandır. Şeriat, bir kavme, bir yerde; “Ey kitap ehli!...Müşterek bir kelimeye gelin.”” diye emrediyor, başka bir yerde de bir kavme hitabederek; “insanlarla la ilahe illAllah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum” diyorsa ve her iki yerdeki insanlar da aynı ise bu gösteriyor ki; ayetin ve hadisin manası birbirine uygundur. Buna göre kişiye ancak, hem ayetten hem de hadisten istenilen şey yerine getirildiğinde zahiren Müslüman hükmü verilir, can ve mal ancak o zaman korunur. İnsanların kalbinden geçenlerin durumu ise Allah-u Teâlâ'ya aittir.

Ayet ve hadiste istenilen ise; tevhide bağlanmak ve şirkin her çeşidini reddetmektir. Bu, hem sözde hem amelde gerçekleşmelidir. Hem sözde hem de amelde şirki terkedip tevhide bağlanmak; itaat etmeyi, boyun eğmeyi, tabi olmayı, hüküm verme ve muhakeme olmayı sadece Allah-u Teâlâ'ya has kılmayı gerektirir. Yani; yalnız Allah-u Teâlâ'nın kanunlarına ve şeriatine tabi olup bağlanmak, sadece Allah-u Teâlâ'nın helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kabul etmek, Allah-u Teâlâ'nın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal yapanların ise tağut olduğunu kabul edip onları reddetmek, tekfir etmek ve onları tekfir etmeyenleri de tekfir etmek, bütün gücü bu tağutları ortadan kaldırmak için harcamak ve küçük büyük her konuda Allah-u Teâlâ'nın hükmünü tatbik etmektir.
/size]
Kayıtlı

حسبي الله
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |