17. Sihirbaz
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 01:13:06


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: 17. Sihirbaz  (Okunma Sayısı 3221 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Abdurrahman el-muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 91



« : 17 Ekim 2015, 15:04:58 »


17. Sihirbaz


Eşyaları etkiyebilecek kudrete sahip olduğunu, dilediğine zarar verebileceğini, dilediğinden ise zararı kaldırabileceğini iddia eden sihirbaz da bir taguttur. Oysa bu özellikler daha önce geçtiği gibi sadece Allah-u Teâlâ'ya ait olan özelliklerdir. Bu sebeble her kim bu özelliklere sahip olduğunu iddia ederse ilahlık taslamış ve tagut olmuştur.

Buna rağmen insanların çoğu tevhidi ve Allah-u Teâlâ’ ın üzerlerindeki hakkını bilmemeleri sebebiyle, eşyalara zarar veya fayda verebilecek güce sahip olduklarına inandıkları sihirbazlara ibadet ederler. Ayrıca bu sihirbazlardan korkar ve onlardan ümit ederler. Bu yüzden istedikleri şeyleri yapabileceklerine, kendilerinden hastalığı dahi giderebileceklerine inanırlar.

İşte bu sebeble sihirbaz taguttur, kafirdir, İslam’daki cezası ise; başını gövdesinden ayıracak bir kılıç darbesidir. Kafir oluşunun delili ise Allah-u Teâlâ'nın şu ayetidir:

"Şeytanların, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında uydurduklarına uydular. Oysa Süleyman kafir olmamıştı. Fakat şeytanlar kafir olmuşlardı. Onlar Babil’de, indirilmiş iki melek olan Harut ve Marut’un öğrettiği sihri insanlara da öğretiyorlardı. Oysa o ikisi insanlara: "Muhakkak ki biz, bir imtihanız, sakın kafir olmayın" demedikçe hiçbirşey öğretmezlerdi." (Bakara: 102)

İmam Kurtubi, Allah-u Teâlâ'nın:

"Süleyman kafir olmadı" sözünün tefsirinde şöyle dedi:

"Allah-u Teâlâ bu ayette, Süleyman aleyhisselam’ın küfürden beri olduğunu söylemektedir. Oysa ayette Süleyman aleyhisselam’a küfür nispet eden bir kimsenin olduğu zikri geçmemiştir. Ama yahudiler Süleyman aleyhisselam’ı sihir yapmakla itham ettiler. Sihir yapmak küfür olduğu için sanki Süleyman aleyhisselam’a küfür ithamı yapılmıştır. Bu sebeble Allah-u Teâlâ, Süleyman aleyhisselam’ın küfürden beri olduğunu belirtmiştir.

Allah-u Teâlâ, ayetin devamında şöyle buyuruyor:

"Fakat insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir oldular."

İşte bu ayet, kafir olan kimselerin, insanlara sihri öğreten şeytanlar olduğunu ortaya koymaktadır."

İmam Kurtubi şöyle devam etti:

"...İmam Malik’e göre; küfür sözleri kullanarak sihir yapan bir müslüman kafir olur ve tevbeye çağrılmadan öldürülür. Tevbe etse bile tevbesi kabul edilmez. Çünkü bu kimse zındık gibidir. Bu yüzden gerçek manada tevbe ettiği bilinemez.

Ayrıca Allah-u Teâlâ ayetin:

"Biz imtihanız, sakın küfre girme" demedikçe hiç kimseye birşey öğretmezlerdi." bölümünde sihri, küfür olarak isimlendirdi.

Ahmed, Ebu Sevr, İshak, Şafii ve Ebu Hanife bu görüştedirler.

Sihirbazın öldürüldüğü konusunda Ömer, Osman, İbni Ömer, Hafsa, Ebu Musa el Eşari, Kays İbni Sa’d (r.anhum) ve tabinden yedi kişiden rivayet nakledilmiştir.

İmam Şafii’nin sihirbaz hakkında şöyle bir görüşü rivayet edilmiştir:

"Sihirbaz, sihriyle bir kimseyi öldürmedikçe ve "ben öldürmek istedim" demedikçe öldürülmez. Fakat sihriyle bir kişiyi öldürdüğü halde "ben onu öldürmek istememiştim" derse aynen yanlışlıkla bir kimseyi öldüren kimse gibi diyet öder. Sihriyle şayet bir kimseye zarar verirse, vermiş olduğu zarar miktarınca ceza alır."

İbni Arabi, imam Şafii’nin bu görüşüne karşılık şöyle dedi:

"Bu görüş iki yönden batıldır:

Birincisi; bu kimse sihri öğrenmiştir. Sihri ise yapmadan öğrenemez. Sihrin gerçek mahiyeti ise Allah-u Teâlâ'dan başka şeyleri yücelten ve kainatın kaderini değiştireceğine inanılan sözlerden ibarettir.

İkincisi; Allah-u Teâlâ kitabında sihrin küfür olduğunu bildirerek şöyle buyurmuştur:

"Süleyman kafir olmadı."

Bu ayete göre Süleyman aleyhisselam sihir yaparak veya söyleyerek küfre girmemiştir.

Ayetin devamında şöyle buyuruyor:

"Fakat insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir oldular."

Ayetteki bu ibareye göre şeytanlar, hem sihri yaparak hem de insanlara öğreterek küfre girmişlerdir.

Allah-u Teâlâ ayette devamla şöyle buyurmuştur:

"Harut ve Marut: "Biz imtihanız, sakın küfre girme" demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi."

Ayetteki bu ibare ise sihrin küfür olduğu haberinden sonra sihrin hakikatını tekrar hatırlatmak için bir tekiddir." (Kurtubi Tefsiri c: 2 s: 34, 47, 48)                                   
 
 
Bu konu hakkında şöyle diyorum:

"Sihir, ancak şirk ve küfür işlenerek yapılır. Çünkü bu amelin yapılması kafir olan cin şeytanların yardımıyla ve onları yücelterek olur. Sihirbaz, eşyalara etki ettiğini, harikulade şeyleri yapabildiğini iddia eden kimsedir. Sihirbazlar, şeytanları razı etmek için yaptıkları sihirde Allah-u Teâlâ'nın kelamını hafife alırlar.
 
 
İbni Teymiye onlar hakkında şöyle dedi:

"Sihirbazlar, sihir yaparken Allah-u Teâlâ'nın kelamının harflerini kan veya başka necasetlerle ters olarak yazarlar. Veya şeytanların razı oldukları yazıları yazar ya da sözleri söylerler. Şeytanlar da bu yazılan ve söylenenlere icabet ederek onlara yardım ederler." (Fetvalar c: 19 s: 35)
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |