Soru 40 - “Lailahe İllAllah’a şehadet edinceye kadar...” manasının bilmesi...
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Aralık 2019, 14:33:35


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Soru 40 - “Lailahe İllAllah’a şehadet edinceye kadar...” manasının bilmesi...  (Okunma Sayısı 3505 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 344


« : 16 Ekim 2015, 00:14:12 »

Soru 40) Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in: “Lailahe İllAllah’a şehadet edinceye kadar...” sözünden Müslüman olmak isteyen bir kimsenin Lailahe İllAllah’ın manasını bilmesinin  gerektiği nasıl çıkar?

Cevap 40). “Şehadet”; hakkında şahitlik edilen şeyi bilmeyi gerektirir.

Lisanu’l Arab’da şöyle geçmektedir:
“İbni Seyde dedi ki: Şahit: Bilen ve bildiğini söyleyen, demektir.”

Ebu Bekir b. Enbari dedi ki: “Müezzinin; “Eşhedu en la ilahe illAllah” demesi; “la ilahe illAllah’ı biliyorum bunu da insanlara açıklıyorum” demektir. “Eşhedu enne Muhammeden Rasulullah” demesi; Muhammed’in Allah’ın rasulü olduğunu biliyorum ve bunu ilan ediyorum, demektir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah kendisinden başka ibadete layık ilah olmadığına şahitlik etti.” (Ali İmran: 18)                             

Ebu Ubeyde, bu ayetin manası hakkında şöyle dedi: “Ayette geçen, “Allah şahitlik etti”den kasıt; Allah kendisinden başka ibadete layık ilah olmadığına hükmetti, demektir. Bu ise; “Allah bildi ve bunu açıkladı” demektir. Çünkü şahadet eden kişi, bilen ve bildiğini açıklayandır.
“ Hakimin karşısında şahitlik yaptı ” demek; “bildiğini açıkladı ve ortaya koydu” demektir.
El-Munziri, Ahmet b. Yahya’ya: “Allah kendisinden başka ibadete layık ilah olmadığına şahitlik etti.” (Ali İmran: 18) ayetinin manası hakkında sordu.

Ahmet b. Yahya şöyle dedi:
“Kur’an’da; nerede “Allah şahitlik etti” sözü geçse bu; “Allah bildi” manasındadır.”

İbnu’l Arabî şöyle dedi: “Bunun manası; “Allah dedi, bildi ve yazdı” demektir.”

İbni’l Enbari dedi ki: “Bunun manası la ilahe illAllah’ı açıkladı demektitir.” (Lisanu’l Arap-İbni Menzur)             

İmam Kurtubi:
“O’ndan başkasına dua edenler şefaate hak kazamayacaklardır. Ancak bilerek hakka (tevhide) şahitlik edenler müstesna.” (Zuhruf: 86) ayetini şöyle açıklamıştır:
“Bunun manası; hakka bilerek şehadet eden ve iyice anlayarak iman edenler dışındaki kimseler şefaati hakedemezler.” Bu, Said b. Cübeyr ve başka âlimlerin görüşüdür.
Kurtubi yine şöyle dedi: “Hakka şehadet”ten kasıt; la ilahe illAllah’tır. Ayette geçen “bilerek” sözünden kasıt; şehadeti, gerçek manasını bilerek söylüyorlar, demektir.

İkincisi: Ayetin: “Ancak bilerek hakka (tevhide) şahitlik edenler müstesna.” bölümü şu iki şeye delalet eder:
 1 - La ilahe illAllah şehadetinin söyleyen kişiye fayda verebilmesi için bu şehadeti söyleyenin bilerek söylemesi gerekir. Bilmeyerek, taklid ederek söyleyenlere bu şehadet bir fayda vermez.
2 - Hak hukuk meselesinde şahitlik yapan kişinin, şehadet ettiği şeyleri bilmesi şarttır.
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
“Eğer güneşi gördüğün gibi görmüşsen şahitlik et, yoksa sakın etme!”
(Kurtubi Tefsiri)     
                           
İbni Kesir, Zuhruf: 86 ayeti hakkında şöyle dedi:
“Yani kim bilerek ve anlayarak hakka (la ilahe illAllah’a) şehadet ederse, ancak o kişinin, Allah’ın izniyle şefaati fayda verir.” (İbni Kesir Tefsiri)                               

İmam Taberi, bu ayet hakkında şöyle dedi:
“Bazıları bu ayetin manası hakkında şöyle dediler: “Müşriklerin taptığı İsa, Uzeyr ve melekler Allah katında kimseye şefaat edemeyecekler, ancak hakka bilerek şehadet eden, Allah’ı gerçek manasıyla, bilerek, itaat ederek tevhid eden ve bu konuda rasullerine tabi olanlar hariç...
“Hak” kelimesinden kasıt; “kelimetü’l ihlâs” (lailahe illAllah)tır. “Bilerek”den kasıt; Allah’ın hak olduğunu, İsa aleyhisselam’ın, Uzeyr aleyhisselam’in ve meleklerin Allah’ın yarattığı ve kulu olduğunu biliyorlar, demektir.
 Denildi ki, bu ayetin manası şöyledir:
“İsa, Uzeyr ve melekler, ancak hakka bilerek şehadet edenlere şefaatçi olurlar.”
(Taberi Tefsiri)                           

İmam Kurtubi, şöyle dedi:
“Eşhedu en la ilahe illAllahu vahdehu la şeriyke leh” sözünün manası; “manasını bildiğim, iman ve kabul ettiğim şu sözü söylüyorum” demektir.” “Şehadet” kelimesinin asıl manası; insanın duyu organlarıyla idrak ettiği şeyleri haber vermesi demektir. Ayrıca buna ek olarak şöyle denilebilir: “Duyu organlarıyla idrak edilemese bile, kesin ve şüphesiz olarak öğrenilen şey, hisle ve görerek öğrenilen şeyler gibidir.”
(Kurtubi Tefisiri)     

İbni Teymiye radıyAllahu anh şöyle dedi:
“Şehadet; şehadet eden kişinin, şehadet ettiği şeyleri bilmesini, bu şehadeti açıklamasını ve şehadetinde doğruyu söylemesini gerektirir. Bu şartlar tahakkuk etmezse o zaman bu, “şehadet” sayılmaz.”
(Fetvalar c:14 s:187)         

 İbni Teymiye radıyAllahu anh bir başka yerde şöyle dedi:
“Ebu’l Ferec, bu ayetin manası hakkında şöyle dedi: Ayetin manası hakkında iki görüş vardır:
Bu görüşlerin ilki şöyledir:
“Ondan başkasına dua edenler”den kasıt; onların taptıkları ilahlarıdır. Sonra bunlardan İsa, Uzeyr ve melekleri ayrı tutarak şöyle buyurmuştur: “Ancak bilerek hakka (tevhide) şahitlik edenler müstesna.” “Hakka şehadet etmek”ten kasıt; la ilahe illAllah’a şehadettir “bilerek.”den kasıt; “dilleriyle söyledikleri şeyleri, kalpleriyle bilerek söylüyorlar” demektir. Bu, âlimlerin çoğunun görüşüdür, Katade de bu görüştedir.

Bu görüşlerin ikincisi ise şöyledir:
 “Başkasına dua edenler”den kasıt; müşriklerin kendilerine ibadet etmiş oldukları İsa, Uzeyr ve meleklerdir. Bunlar hiç kimseye şefaat edemeyeceklerdir. “Bilerek hakka (tevhide) şahitlik edenler müstesna.” sözündeki “hak”tan kasıt; kelimetü’l ihlâs (la ilahe illAllah)tır. O zaman ayetin manası şöyle olur:
“Müşriklerin taptıkları İsa, Uzeyr ve melekler, sadece “la ilahe illAllah”ı bilerek, anlayarak ve iman ederek şehadet edenlere şefaat ederler.

“Bilerek”ten kasıt; İsa, Uzeyr ve meleklerin ilah olmadıklarını, bilakis Allah’ın onları yarattığını biliyorlar, demektir. Bu görüş Mücahid ve başkalarının görüşüdür.
Sonra İbni Teymiye, 409–411. sayfalarda şöyle dedi:

“Bu ayet, hem şefaat edenleri hem de şefaat edilenleri kapsar. Yani, “la ilahe illAllah” şehadetini, ancak bilerek söyleyenler şefaat ederler. Allah’ın izniyle melekler, nebiler ve salih kimseler, ancak “la ilahe illAllah” şehadetini bilerek, anlayarak ve iman ederek söyleyenlere şefaatçi olabilirler. Eğer Allah onlara şefaat izni verirse bu kimseler, la ilahe illAllah’ın manasını bilmeden, sadece babalarını ve şeyhlerini taklit ederek söyleyenlere asla şefaatçi olmazlar. Sahih hadiste şöyle geçmektedir:
Rasulullah  sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
"Kişiye mezarda: “Bu adam (Rasulullah)  hakkında ne diyorsun?” diye sorulur. Mü’min olan kişi şöyle der: “O Allahın kulu ve rasulüdür. Bize hidayet ve açık delillerle geldi”. Şüphe eden kişi ise şöyle cevap verir: “Ne! Ne! Bilmiyorum. İnsanların birşey dediklerini duydum, ben de aynısını söyledim.” Bu sebeple Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: “Ancak hakka (tevhide) şahitlik edenler müstesna.

İbni Abbas’ın bu ayet hakkındaki: “Kim kalbi ile ihlâslı bir şekilde la ilahe illAllah derse” şeklindeki açıklaması daha önce geçmiştir.

Şefaat hakkındaki bütün sahih hadisler; şefaatin yalnız, la ilahe illAllah’ı bilerek ve ihlâslı bir şekilde söyleyenler için olduğunu göstermektedir.”

Fethu’l Mecid kitabının sahibi şehadetin manasını açıklayarak şöyle demiştir:
“Rasulullah’ın: “Kim, la ilahe illAllah’a şehadet ederse” sözünden kasıt; la ilahe illAllah sözünü, manasını bilerek, bu mananın gerektirdiği şeyleri batınen ve zahiren yaparak söylemektir. Şehadetin geçerli olabilmesi için şehadet eden kişinin, söylediği şehadetin manasını bilmesi, bu manaya ihlâsla inanması, bu manayı bozacak hiçbir amel işlememesi ve bu mananın gerektirdiği şeyleri uygulaması gereklidir. Çünkü Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bil ki! Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur.” (Muhammed: 19)

Bir başka ayette şöyle buyuruyor:
“Ancak bilerek hakka (tevhide) şahitlik edenler müstesna.” (Zuhruf: 86)                                                     
Şehadet kelimesini, manasını bilmeden, ihlâsla söylemeden, gerektirdiği şekilde şirkten uzak durmadan, söz, amel ve kalple Allah’ı tevhid etmeden söylemek, âlimlerin icması ile kişiye fayda vermez.”
(Fethu’l Mecid)                 

İmam Kurtubi Sahihi Müslim şerhinde, “Sadece şehadeti telafuz etmek yetmez” babında şöyle demiştir:
“Şehadeti sadece telafuz etmek fayda vermez. Bununla bereber, kalbin bu sözü bilmesi ve iman etmesi gerekir. Bu, aşırı mürcienin (cehmiyenin) görüşünün apaçık yanlış olduğuna delildir. Çünkü onlar, sadece şehadeti telafuz etmenin imanda yeterli olduğunu söylüyorlar. Bu babta zikredilen hadisler, bu görüşün apaçık yanlış olduğunu gösterir. Zaten cehmiyenin bu görüşünün şeriate göre bozuk ve fasid olduğu çok iyi bilinmektedir. Çünkü bu görüş, nifakın caiz ve münafıkın imanının geçerli olduğu inancına yol açar. Bu ise apaçık bir şekilde yanlıştır, batıldır.
Şu hadis de bu görüşün batıl ve yanlış olduğuna delalet eder: Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: “Kim şehadet ederse…” Şehadetin sahih olabilmesi için ancak bilerek, şeksiz ve şüphesiz, ihlâslı ve doğru olarak söylenmesi gerekir.
El-Vezir Ebu’l Muzaffer, “El-İfsah” kitabında şöyle diyor: “La ilahe illAllah şehadeti,” la ilahe illAllah’a şehadet edenin onun manasını bilerek söylemesini gerektirir. Çünkü Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bil ki! Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur.” (Muhammed: 19)

Bu, uluhiyyet sıfatının yalnızca Allah’a has olduğunu gösterir. O’ndan başka bu sıfatı hak eden hiçbir varlık yoktur.

Sözün özü; la ilahe illAllah sözünü söyleyen kişinin, bu sözün tağutu red ve Allah’a iman etmeyi kapsadığını bilmesi gerekir. Çünkü bu sözü söylediğin zaman, bütün tağut türlerini red etmiş, o tağutlardan ulûhiyet sıfatını kaldırmış ve sonra uluhiyyet sıfatının sadece Allah’a ait olduğunu, ibadetin sadece O’nun hakkı olduğunu söylemiş olursun.
La ilahe dediğin zaman, bütün tağutları red etmiş ve onların ibadet edilmeye hakları olmadığını söylemiş olursun.

İllAllah dediğin zaman ise, ibadete layık ilahın yalnızca Allah olduğunu söylemiş olursun.

İmam El-Bekai şöyle demiştir:
“La ilahe İllAllah” yani; en yüce malik olan Allah’ tan başka hiç kimse ibadete layık değildir. Yani, kesin bir şekilde Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Bu ilim (la ilahe illAllah ile ilgili ilim) kıyamet gününün azabından en büyük kurtarıcıdır. Bunun, ilim sayılabilmesi için yararlı olması gerekir. Yararlı olabilmesi için de bu ilimle beraber Allah’ın emirlerine ve bu sözün gerektirdiği şeylere boyun eğmek ve bununla amel etmek şarttır. Bu şartlar tahakkuk etmezse o zaman bu, ilim olmaktan çıkar sadece cahillik olur.

“La ilahe illAllah” sözü, ancak o sözün gerçek manasını bilen, kalbiyle ona iman eden ve onunla amel eden kişiye fayda verir. Bu sözün manasını bilmeden söyleyen veya manasını bildiği halde inanmayan veya inandığı halde onu bozan ameller işleyen kimseye bu söz fayda vermez. Daha önce zikredilen âlimlerin görüşlerinden anlaşıldığına göre, böyle yapan kişi en cahil kişidir. Söylediği bu söz, onun aleyhine bir delildir.”
(Fethu’l Mecid s: 36-39)                   

“Teysir el Aziz el Hamid” kitabının sahibi şöyle demiştir:
“Kim la ilahe illAllah’a şehadet ederse”den kasıt; la ilahe illAllah sözünü bilerek söylemek, zahiren ve batınen gerekleriyle amel etmek demektir. Allah’ın şu sözü buna delalet eder:
“Bil ki! Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur.” (Muhammed: 19)

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ancak bilerek hakka (tevhide) şahitlik edenler müstesna.” (Zuhruf: 86)

La ilahe illAllah sözünün manasını bilmeden veya manasını bildiği halde onun gerekleriyle amel etmeden söylemek, âlimlerin ittifakıyla kişiye fayda vermez. Zaten hadisin lafzında, buna delalet eden söz vardır. O da: “Kim şehadet ederse”sözüdür. Şehadet, bilmeyi gerektirir. Bilmeyen kişinin şehadeti geçerli değildir. Bir sözü sadece telafuz etmek, şehadet olarak sayılmaz.”                     

“Müşriklerden birisi “la ilahe illAllah Muhammedun Rasulullah” sözünü söyler, fakat “ilahın”, “rasulullahın” ne demek olduğunu bilmezse; yine namaz kılar, oruç tutar, hacca gider fakat bu amellerin ne olduğunu bilmezse, sırf insanların bu amelleri yaptığını gördüğü için onlar gibi yapsa, hatta şirk koşmasa bile, böyle bir kimseye kesinlikle hiç bir âlim, “Müslüman” hükmü vermemiştir.

Magrib âlimlerinin hepsi, hicri 11. yüzyılda böyle bir kimse hakkında bu fetvayı vemişlerdir. Bu fetva “Ed-Dureru’s-Semin Fi Şerh’ul Mürşid el-Muin” kitabında zikredilmiştir. Bu kitabı şerh eden kişi, bu fetvayı zikrettikten sonra şöyle dedi: “Âlimlerin verdikleri bu fetva apaçık ve tam doğru bir fetvadır. Hiçbir âlim buna zıt bir hüküm veremez. Bu konuda iki kişi ihtilaf etmez.”
(Teysir el-Aziz el-Hamid sayfa: 53-60)   
Kayıtlı

حسبي الله
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |