LÂ İLÂHE İLLAllah’I BOZAN ŞEYLER
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 18:49:45


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: LÂ İLÂHE İLLAllah’I BOZAN ŞEYLER  (Okunma Sayısı 3439 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Yönetici
******
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 344


« : 21 Eylül 2015, 16:36:35 »


LÂ İLÂHE İLLAllah’I
BOZAN ŞEYLER

Günümüz Toplumlarında Yaygın Olan Küfür Çeşitlerinden Bazılarına Örnekler:

1 - Allah-u Teâlâ'nın varlığını ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in risaletini inkâr etmek.
2 - Reislere, efendilere, ileri gelenlere, yöneticilere, emirlere, âlimlere, helali haram, haramı helal kıldıklarında ve Allah-u Teâlâ'nın şeriatına muhalefet ederek kanunlar koyduklarında onlara itaat etmek suretiyle ibadet etmektir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

“Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.”    
(Tevbe: 31)

Bir gün Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem   bu ayeti kerimeyi okuduğu sırada daha önce Hıristiyan iken sonradan İslam’la şereflenen Adiyy İbn Hatem RadıyAllahu Anh (boynunda haç olduğu halde) Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem  ’in yanına girdiğinde bu ayeti kerimeyi duyunca Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e:
"Onlara ibadet etmiyorlar ki" dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem :
"Onlar Allah-u Teâlâ'nın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?" diye sorunca Adiyy İbn Hatem:
"Evet" dedi.
Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem :
"İşte böylece onlara ibadet ediyorlar" buyurdu. (4)
------------------------------------------------------------------
(Cem'ul-Fevaid: Tefsir bah.) (Tirmizi Hadis No:3095 Bu hadisi Tirmizi 3095, El-Hüseyin b. Yezid an Abdisselam an Zeyd b. Sellam an Ebi sellam ani'n Nu'man asl-l senedi ile tahriç etti. Ahmed de rivayet etti Tirmizi de  hasen dedi.)

3 - Allah-u Teâlâ'ya, Rasûlüne ve İslam dinine, milletine sövmek, Allah-u Teâlâ'nın ayetleri, kitapları, rasûlleri ile alay etmek.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا فِي قُلُوبِهِم قُلِ اسْتَهْزِئُواْ إِنَّ اللّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِئُون لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةً بِأَنَّهُمْ كَانُواْ َ مُجْرِمِينَ


  "Münafıklar, kalplerinde olanı müminlere haber verecek bir surenin inmesinden korkuyorlar. De ki: "Alay edin bakalım! Muhakkak ki Allah, korktuğunuz şeyi açığa çıkaracaktır. (Ey Muhammed! Seninle ve Kur’an’la alay etmeleri konusunda) Onlara soracak olsan, mazeret olarak muhakkak şöyle derler: "Yemin olsun ki biz, (alay kastıyla değil, sadece uzun yol yorgunluğunu gidermek için) eğlenip oynuyorduk". De ki: "Allah’la, ayetleriyle ve rasûlüyle mi alay ediyordunuz? Özür beyan etmeyin! Muhakkak ki (zahiri) imanınızdan sonra küfrünüzü açığa çıkardınız. (İhlasla tevbe ettikleri için) bazınızı (ahiret gününde) affetsek bile, bazınıza azap edeceğiz. Çünkü onlar mücrimlerdir (ihlasla tevbe etmemiş, nifak ve alaya halen gizlice devam etmektedirler.)"                     
(Tevbe: 64–66)


4 - Tağuta muhakeme olmak.

Tağut ise; Allah-u Teâlâ'nın şeriatından ve kanunundan alınmayan her çeşit şeriat ve kanundur. Tıpkı çağdaş hüküm koyucuların kanunları ve cahiliye adet, alışkanlık, örf, töre gibi haller...

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:


فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا


“Hayır, Rabbine andolsun ki; aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar.”
(Nisa: 65)


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا

“Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmeleri emrolunmuşken tağuta muhakeme olmak isterler. Oysa şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.”                                   (Nisa: 60)

5 - Allah-u Teâlâ'nın indirdiğinden başkasıyla hükmetmek.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ


“Kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir.      (Maide: 44) 

6 - Sihir. Onu öğrenmek, öğretmek, yapmak veya ona rıza göstermek ve onu kabul etmek. 

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَاتَّبَعُواْ مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلاَ تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُواْ لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْاْ بِهِ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ

“(Yahudiler Tevrat'ın içindeki gerçekleri bırakıp) şeytanların Süleyman'ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman (sihir yaparak) kafir olmamıştı. Fakat şeytanlar (sihri yaparak) kafir olmuşlardı. Onlar (şeytanlar) Babil'de, (insanları imtihan etmek için) indirilmiş iki melek olan Harut ve Marut' un öğrettiği sihri insanlara da öğretiyorlardı. Oysa o ikisi (Harut ve Marut) insanlara: "Muhakkak ki biz, (Allah katından) bir imtihanız, (sihri, hakkı batıldan ayırmanız için öğretiyoruz) sakın (sihir yaparak) kafir olmayın" demedikçe (sihirden) hiçbir şey öğretmezlerdi. (Babil halkı) o ikisinden, kişi ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat (yaptıkları bu sihirle) Allah'ın izni olmadan hiçkimseye bir zarar verecek değillerdir. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. Onu satın alanın (Allah’ın kitabıyla değiştirenin) ahirette bir nasibi olmadığını çok iyi biliyorlardı. Nefislerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi!”         (Bakara: 102)

7 - Kafirlere dost olmak, onları sevmek, onları bâtılda desteklemek, Müslümanlara ve Müslümanların  topraklarına hakim olmak için onlara yardımcı olmak, onların partilerine, cemaatlerine, laiklik, vatancılık, ırkçılık, halkçılık ve bunlardan başka nizamlarına katılmak.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:


لاَّ يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاء مِن دُوْنِ الْمُؤْمِنِينَ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّهِ فِي شَيْءٍ إِلاَّ أَن تَتَّقُواْ مِنْهُمْ تُقَاةً وَيُحَذِّرُكُمُ اللّهُ نَفْسَهُ وَإِلَى اللّهِ الْمَصِيرُ

"Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri veli edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah’ın dininden hiçbir şey üzere olamaz. Ancak (onların sulta ve hakimiyeti altında bulunduğunuzda) onlardan korkarak (eziyetlerini def etmek için) takiyye yapmanız (kalbinizdeki düşmanlığı gizleyerek, onların küfürlerine ve dinlerine katılmadan, müminler aleyhine yardım etmeden, sadece dillerinizle onlara veli olduğunuzu zahiren göstermeniz) hariç... Allah sizi, kendisine karşı gelmekten sakındırıyor. (Bilin ki) Dönüş, Allah’adır."
(A-li İmran: 28)


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاء مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُواْ لِلّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُّبِينًا


"Ey gerçek manada iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kafirleri veli edinmeyin! (Böyle yaparak) Allah’a, (münafık olduğunuza dair) aleyhinizde bir delil mi vermek istiyorsunuz?"               (Nisa: 144)

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُون وَمَن يَتَوَلَّ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ فَإِنَّ حِزْبَ اللّهِ هُمُ الْغَالِبُونَ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ َ

"Muhakkak ki sizin veliniz Allah, O’nun rasûlü ve huşû ile namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren mü’minlerdir. “Kim Allah’ı, rasulünü ve iman edenleri veli edinirse, (Allah onları muzaffer kılar.) İşte galip gelecek olan, kesinlikle Allah’ın hizbidir (taraftarıdır). Ey iman edenler! Sizin dininizle alay eden ve onu oyuncak haline getiren sizden önce kendilerine kitap verilenleri ve kâfirleri veli edinmeyin. Eğer imanınızda gerçekten samimi iseniz, Allah'tan (gerektiği gibi) sakının (onları asla veli edinmeyin)!"                  (Maide: 55–57)
Bir insan bu ve bunlardan başka küfür çeşitlerinden bir tanesini işleyecek olursa, işte o kimse; Lâ ilâhe illAllah’ı günde bin kere bile söylese, yüzlerce rekât namaz kılsa, günlerce oruç tutsa, cihad etse ve itaat çeşitlerinden herhangi birini yapsa bile İslam’dan çıkar. Ta ki küfre girdiği meseleden dönüp tevbe edinceye kadar...

Lâ ilâhe illAllah’ın manasının daha açık ve anlaşılır olması için meseleyi biraz daha genişleterek şöyle açıklıyoruz:

Şüphesiz ki "Lâ ilâhe illAllah" ın manası; "Allah-u Teâlâ'dan başka ilah bulunmamaktadır" şeklinde değildir. Bilakis bu kelimenin manası şöyledir:
"Hakları olmaksızın Allah-u Teâlâ'dan başka kendilerine ibadet edilen sahte ilahlar vardır. O ilahların reddedilmesi gerekir. Çünkü ibadetlerden birisini Allah-u Teâlâ'dan başkasına yönelten kimse onu ilah edinmiştir. Velev ki o kimseye:
"Sen benim ilahımsın" demese bile..."
Öyleyse bir kimse; "La ilahe" dediğinde, işte o kimse:
"Hakları olmaksızın kendilerine ibadet edilen bütün sahte ilahları reddediyor ve onlara ibadeti terk ediyorum" demiştir.
Buna göre sahte ilahlar nelerdir ve kimlerdir, bunların bilinmesi gerekir ki Allah-u Teâlâ'dan başka tapılan sahte ilahlardan gerçek manada uzaklaşılabilinsin ve reddedilebilinsin. Zira bunlar bilinmeksizin onları reddetmek, onlardan uzaklaşmak söz konusu olamaz. Velev ki böyle yapıldığı iddia edilse bile...
"İlah" kelimesi; ibadet edilen varlık demektir. Öyleyse her kim ibadet çeşitlerinden bir tanesini Allah-u Teâlâ'dan başkasına veya Allah-u Teâlâ'yla birlikte bir başkasına yöneltirse, ona kulluk etmiş ve böylece onu ilah edinmiştir.
Kayıtlı

حسبي الله
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |