Muhtelif Sorular
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 20:10:30


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Muhtelif Sorular  (Okunma Sayısı 3727 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İmam Tahavi
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 124


« : 19 Eylül 2015, 11:31:49 »

1) Soru: Şu sözü teleffüz edenin hükmü nedir?
“Senin cesedinin heybetinden gözler yere dikilmiştir Çünki onun üzerine nurlar yayılmıştır Senin cesedini muhterem melekler grup-grup tavaf ediyor İyi insanlarda etrafını sarıblar.”

2) Şu aşağıdakı sorunun cevabında olduğu gibi itikad edenin hükmü nedir?
Soru: Allahın kitabından başka bir şeye tahaküm/mahkemeleşmek caizmi?
Cevap: Bu caiz değildir. Bunun helal olduğuna inanan kafir olar. Böyle bir şey en büyük münkerlerdendir. Her müslümanın bunu yapanı kınaması lazımdır. Azacık ilmi olan bele bunda şüphe etmez.”

3) Soru: Muhammed bin Abdil Vehhabın İbn Arabini tekfir etmediği haberi doğrumu?

4) Soru: Muaviye bin Ebu Sufyanın fasık ve baği olduğuna itikad edenin hükmü nedir?

5) Soru: "Kitabut Tevhid" de zikr edilen meşhur sinek hadisi sahihmi?
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 462



« Yanıtla #1 : 21 Kasım 2015, 13:08:23 »

Soru: Şu sözü teleffüz edenin hükmü nedir?
“Senin cesedinin heybetinden gözler yere dikilmiştir Çünki onun üzerine nurlar yayılmıştır Senin cesedini muhterem melekler grup-grup tavaf ediyor İyi insanlarda etrafını sarıblar.”

Cevap: Bu sözün telaffuz edilmesinde bir sakınca yoktur. Zira bu, alimin kıymetini, ne kadar yüksek bir mertebeye sahip olduğunu ifade eder. Âlimler, nebilerin (mal ve mülkte değil) ilimde varisleridir. Onlar vefat ettiğinde yer ve gök ağlar. Her şey (denizde ki balıklar bile) onlara istiğfar eder. İlmin ehemmiyetini bilenler, âlimlerin kıymetini anlarlar.

“Senin cesedini muhterem melekler grup-grup tavaf ediyor İyi insanlarda etrafını sarıblar.” sözü: Alim vefat ettiğinde her tarafını nur kapladığı için onun cesedini görmeyi isteyen melekler, saf saf gelip, onun etrafında dolaşırlar manasındadır.

Bundan sonra: Ey İmam Tahavi ismini kullanan üye!

İslam’a ve Müslümanlara dil uzatan ve iftira atmada haddi aşan Azerilerin sitesindeki nakillerden derlediğin sorulara kısaca cevap verdik. Umarız ki, nakil yaptığın sitenin bu nakli ne kadar yanlış yorumlayıp, batıl tevil ve mukayeselerle kendi lehlerine kullandığını görürsün.

Soru: Şu aşağıdakı sorunun cevabında olduğu gibi itikad edenin hükmü nedir?
Soru: Allahın kitabından başka bir şeye tahaküm/mahkemeleşmek caizmi?
Cevap: Bu caiz değildir. Bunun helal olduğuna inanan kafir olar. Böyle bir şey en büyük münkerlerdendir. Her müslümanın bunu yapanı kınaması lazımdır. Azacık ilmi olan bele bunda şüphe etmez.”

Cevap: Neden soruyu, yukarıdaki sözün sahibi ve kaynağıyla birlikte nakledip de daha açık sormuyorsun? Yoksa hata mı arıyorsun? “Bunlar bu sözün sahibini tekfir ederler ben de bak işte sizin âliminiz böyle diyor” der bunları küçük düşürürüm diye mi düşünüyorsun?

Hâlbuki şunu bilmen gerekir;

Hak, nereden gelirse gelsin biz onu kabul ederiz ve onu getirene de teşekkürü bir borç biliriz. Batıl ise nereden gelirse gelsin, onu getirenin isim, unvan ve sahsına itibar etmeksizin onu alır, duvara çarparız. Âlimler bizim için ölçü veya hüccet değildir. Onların hak sözlerini alır, batıl sözlerinden ise beri oluruz. Hem, böyle âlimlerin sözlerini cımbızlayarak almak ve menhus bir düşünce ile bunlara yorumlamak ilim ehline yaraşır bir davranış değildir. Âlimin sözünün siyakı, sibakı önemlidir. Aksi takdirde âlimlerin sözlerini doğru anlamak mümkün olmaz. Tabi, bunu nakletmek batıl ehlinin planlarını boşa çıkaracağı için çoğu bunu nakletmeyip, işlerine gelen kısa paragraflarla yetinirler.

Muhammed b. Abdulvehhab’ın oğlundan nakledilen bu söz sizin ve kendisinden nakilde bulunduğunuz sitenin iddia ettiklerinin leyhine bir delil değildir. Zira bu sözden tağuta muhakeme olmanın küfür olmadığı veya ancak helal sayarak muhakeme olmanın küfür olduğu şeklinde bir mana çıkmamaktadır. Bilakis bu sözden, basiret sahibi bir kimse, tağuta muhakeme olmanın küfür olduğunu anlar. Eğer, bu sözün tam olarak değerlendirmesini istiyorsan, sözün sibakını, siyakını ve alimin hakkında konuştuğu meseleyi bize tam olarak kaynaklarıyla birlikte nakledersin ona göre cevap veririz.

Ama kısaca özetlememiz gerekirse;

Soru soran kimse, Allah’ın kanunlarından başkasına muhakeme olmanın caiz olup olmadığını sormaktadır. Şeyh’in oğlu ise, böyle bir amelin caiz olmadığını söylemekte, genel bir cevap vermektedir. “Caiz değil” sözü ise, şirk, küfür veya haram için kullanılır, sadece haram için kullanılmaz. Dolayısıyla bu sözden imamın tağuta muhakeme olmayı haram gördüğü anlaşılmaz.

Ayrıca, “Kim, onun helal olduğuna itikad ederse kâfir olur” sözü de karşıda ki kişinin anladığı gibi değildir. Bir kimse tağuta muhakeme olmazsa bile muhakeme olmanın caiz olduğuna inanırsa bu küfürdür. Kâfir olması için illaki tağuta muhakeme olması gerekmez. Sırf bu inanç bile küfürdür. Bilfiil muhakeme olması ise daha büyük bir küfürdür. Şeyhin sözünden anlaşılan budur. Yoksa “Kişi ancak muhakeme olmanın helal olduğuna inanarak muhakeme olursa kâfir olur” şeklinde bir şey anlaşılmamaktadır. 

Son olarak bu hususta şunu söylemek istiyorum:

Muteber olan hiçbir tevhid alimi Allah’ın kanunlarından başka kanunlara muhakeme olan kimsenin kafir olmadığını söylememiştir. Bilakis muhkem nassın açık delaleti ve bütün âlimlerin ittifakıyla tağuta muhakeme olan kişi kâfir olur. Bu konuda âlimlerin sözlerini cımbızlayarak şüphelerle akılları bulandıran kimseler, akıntıya kürek çekip, abesle iştigal etmekten ve havanda su dövmekten başka bir şey yapmamaktadırlar. 


Soru: Muhammed bin Abdil Vehhabın İbn Arabini tekfir etmediği haberi doğrumu?

Cevap: Böyle bir haberi nereden aldınız? Haberi kaynağıyla birlikte naklederseniz, size doğru olup, olmadığını söyleriz. Farzedelim ki; Şeyh Abdulvehhab, İbni Arabi’yi tekfir etmemiş. Peki, ne olacak? Tekfir etmemesi bu âlimin değerini mi düşürecek? Küfür ve şirkleri kendisine ulaşmadığı için tekfir etmezse bu âlim sorumlu olur mu ve değeri düşer mi? Bütün âlimler İbni Arabi’yi tekfir edip, onun küfründe ittifak mı etmişler?

Soru: Muaviye bin Ebu Sufyanın fasık ve baği olduğuna itikad edenin hükmü nedir?

Cevap: Muaviye bin Ebu Sufyan hakkındaki görüşümüz kısaca şöyledir:

Muaviyye (r.a) sahabelerden olup, Rasulullah’ın vahiy kâtibidir. Ona laf atan kimse sahabeye laf attığı için haram işlemiş olur.
Ali (r.a)’ye halifeliğinden dolayı karşı çıkmamıştır. O, Osman’ın katillerinin daha önce cezalandırmasını istediği için karşı çıktı. Biz inanıyoruz ki: Ali (r.a) seçilen meşru halifedir. Ve bu olayda haklı taraf Ali (r.a)’dır. Muaviye ise içtihad yapmış ve içtihadında hata yapmıştır. Zira, O içtihad seviyesine çıkmış bir sahabedir. Müctehid içtihadında isabet ederse iki ecir, hata ederse bir ecir alır. Fakat Muaviyye her ne kadar içtihadında hata etmiş olsa bile onu fasıklıkla itham etmek caiz değildir. Onun fısk işlediğine dair sahih bir delil yoktur. Bu konuda birçok iftiralar atılmıştır.

Bağilikle itham edilmesi ise: Meşru olan halifeye karşı çıkması manasında ise, evet o meşru olan halife karşı çıkmıştır. Fakat ona karşı çıkması tamamen yaptığı hatalı içtihattan kaynaklanmaktadır. Yoksa, Muaviye, Ali (r.a)’nin halifeliğine karşı çıkmamıştır.

Soru: "Kitabut Tevhid" de zikr edilen meşhur sinek hadisi sahihmi?

Cevap: Hayır, bu hadis zayıftır. Hadisin zayıf olduğunu gösteren iki sebep vardır:

Birincisi: Alimler, hadisi rivayet eden Tarık b. Şihab'ın, hadisi Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'den duymadığına dair ittifak etmiş, fakat onun sahabeden olup olmadığı konusunda ihtilaf etmişler. Alimlerin çoğuna göre sahabelerdendir. Eğer sahabi olduğunu kabul edersek hadisi Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'den duymamış olması rivayetin sahih olmadığını göstermez. Çünkü sahabeden rivayet edilen mürsel hadis, delildir ve hüccettir. Eğer sahabelerden değilse bu demektir ki bu rivayet sahabi olmayan bir kişinin rivayet ettiğidir. Böyle olursa bu zayıf türlerindendir.

İkincisi: Hadis A'meş'ten rivayet edilmiştir. Ameş ise müdellislerden (hadis rivayet ederken hata yapan kişilerden)dir. Bu da hadisin zayıf olduğunu gösteren şeylerdendir.

Ayrıca imam Ahmed bu hadisi Tarık'tan, o da Selman'dan mevkuf olarak rivayet etmiştir. Aynı şekilde Ebu Naim ve İbn Ebi Şeybe böyle rivayet etmişlerdir. Selman'ın kendi sözünden rivayet ettiğine göre Beni israil'den aldığına dair bir ihtimal söz konusudur.
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |