G) Bazı Muteahhirin Âlimlerinin Sözleri
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 11:55:35


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: G) Bazı Muteahhirin Âlimlerinin Sözleri  (Okunma Sayısı 4352 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« : 04 Eylül 2015, 12:48:28 »

a) Şeyh Cemalleddin el-Kasımi (Hicri 1332 yılında vefat etmiştir)

Allah (c.c)’ın: “Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır.” (Maide: 51) ayetini şöyle açıklamıştır:

“Her kim onlara dost ve onların toplumundan olursa, onların dinlerine girmediğini ve dinlerine muhalefet ettiğini iddia etse bile hüküm olarak aynen onların hükmünü alır."
(El-Kasımi Tefsiri c: 6 s: 240)
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #1 : 04 Eylül 2015, 12:57:25 »

b) Şeyh Ahmet Şakir (Zahiren Müslüman Değildir); “Özel Olarak Mısır Ümmetine, Genel Olarak Arap ve İslam Ümmetine Bir Bildiri” ismi altında,  müslümanlara karşı ingilizlere ve fransızlara yardımcı olanların hükmünü anlatan uzun bir fetva verdi. Bu uzun olan fetvada şöyle dedi:
 
“İster az, ister çok olsun ingilizlere herhangi bir yardım yapmak açık bir irtidattır ve küfürdür. Bu amelde özür kabul olmaz, te’vil fayda vermez. Ne ahmakça bir ideoloji olan ırkçılık, ne de bozuk olan siyaset irtidat hükmünden bir kimseyi kurtarır. Münafıklık hareketi olan yağcılık da artık fayda vermez. Bu ameli ister fertler, ister hükümetler, ister liderler yapsın hepsi aynı hükmü alır, küfre ve irtidata girerler.

Cehaleti ve hatası sonucu böyle bir ameli yaptıktan sonra kendi yaptığının gerçeğini anlayan ve böylece siyaset ve insanlar için değil de sırf Allah (c.c) rızasını elde etmek için ihlâslı bir şekilde Allah (c.c)’a tevbe eden ve böylece müslümanların yoluna giren kimsenin tevbesini Allah (c.c) belki kabul eder.

İngilizlerle savaşmanın ve onlara hangi yardımı yaparsa yapsın onlara yardım edenin hükmünü, yeryüzünün neresinde yaşarsa yaşasın,  hangi seviyede olursa olsun arapça bilen her müslümanın anlayabileceği apaçık bir üslupla beyan ettiğimi zannediyorum. Böylece yazdığımı okuyan herkes şüphe etmeden bu meselenin hükmünü anlar.

Yeryüzündeki bütün müslümanlara göre Fransızların durumu tıpkı İngilizlerin durumu gibidir. Yani hiçbir okuyucu bu konuda şüphe etmez. Çünkü Fransızların müslümanlara karşı olan düşmanlığı, İslam’ı yok etmek için çalışmaları ingilizlerin düşmanlığından kat kat daha fazladır. Hatta İslam’a karşı olan düşmanlıkta adeta ahmakça bir tavır göstermektedirler. Çünkü onlar hakim oldukları her yerde kardeşlerimizi öldürmekte,  onlara karşı her türlü eziyetleri yapmaktadırlar. Hatta öyle eziyetler yapıyorlar ki ingilizlerin müslümanlara karşı yaptıkları eziyetler bunların yanında hafif kalmaktadır. Onun için onların hükmü ingilizlerin hükmü gibidir. Kanları malları her yerde mübahtır. Yeryüzünde nerede olursa olsun hiçbir müslümanın onlara herhangi bir yardım yapması caiz değildir. Kim onlara herhangi bir meselede yardımcı olursa ingilizlere yardım edenin hükmünü alır, İslam’dan irtidat eder ve kâfir olur...”

Sözlerinin devamında şöyle dedi:

“...Yeryüzündeki her müslüman şunları bilmelidir:

“Her kim müslümanları köleleştiren ve İslam’a düşman olan İngilizlere, Fransızlara, onların destekçilerine ve onlar gibi olanlara herhangi bir konuda yardımcı olur veya onlara karşı barış ilan ederek gücü nispetinde onlarla savaşmazsa işte o kimse söz veya amelle müslümanlara karşı onlara yardımcı olmazsa bile bu fillerden herhangi birini yapmakla bilsin ki namaz kıldığında namazı,  abdest, gusül ya da teyemmüm yaptığında temizliği, farz veya nafile oruç tuttuğunda orucu, haccettiğinde haccı, zekât verdiğinde zekâtı, sadaka verdiğinde sadakası batıl olur. Bu kimse Allah (c.c)’a hangi ibadeti yaparsa yapsın bilsin ki yaptığı her ibadet batıl olur ve Allah (c.c) katında herhangi bir mükâfat alamaz. Bilakis günah ve ceza alır...

Her müslüman şunları bilmelidir:

Her kim müslümanlara karşı İngilizlere ve Fransızlara yardımcı olur ve gücü nispetinde onlara karşı savaşmazsa işte o kimsenin yaptığı tüm amelleri boşa gider. Allah (c.c)’a ve rasulüne iman eden hiçbir müslüman asla bu duruma razı olmaz. Çünkü her ibadetin kabulü ve sahih oluşu imana bağlıdır. Bu, bütün müslümanlar tarafından bilinen apaçık bir meseledir.

Allah (c.c) bu konuda şöyle buyuruyor:

    “Kim imanı inkâr ederse, onun ameli boşa gitmiş ve ahirette hüsrana uğramış olur.” (Maide: 5)
                       
    “Şayet onların güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan (asla) geri kalmazlar. Öyleyse sizden her kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların işledikleri (bütün) amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennem ehlidirler ve onlar orada sonsuza kadar kalacaklardır.”    (Bakara: 217)
                                             
    “Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalim bir kavme hidayet etmez. Kalplerinde hastalık olanların: “Bize bir kötülük isabet etmesinden korkuyoruz” diyerek onlara koştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, katından bir fetih veya bir emir getirir de onlar nefislerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olurlar. İman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır?” Onların amelleri boşa çıkmış ve hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır.”  (Maide: 51-53)
                                                                                           
    “Muhakkak ki, kendilerine hidayet belli olduktan sonra gerisin geri eski (küfür) hallerine dönen kimseleri şeytan (böyle yapmaya) teşvik etmiş ve onları uzun emellere sürüklemiştir. İşte bu, elbette onların Allah’ın indirdiğini beğenmeyenlere: “(İleride) bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Oysa Allah, onların (içlerinde) gizlediklerini biliyor. Öyleyse melekler onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıklarında (halleri) nasıl olacak? İşte bu, elbette onların Allah’ı kızdıracak şeylere uymalarından ve O’nu razı edecek şeyleri çirkin görmelerindendir. Böylece (Allah) onların amellerini boşa çıkardı. Yoksa kalplerinde hastalık olan o kimseler, Allah’ın onların kinlerini (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar? Şayet dileseydik onları sana elbette gösterirdik. Böylece onları simalarından tanırsın. Öyle ki sözün söyleniş tarzından da onları tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.  Sizleri, sizden (Allah yolunda) cihat edenlerle, sabredenleri bilinceye kadar imtihan edeceğiz ve sizlerin haberlerinizi (ahiret günü sizlere) haber vereceğiz. Muhakkak ki inkâr edenler, Allah yolundan engelleyenler ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra rasule zorluk çıkaranlar kesinlikle Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. Öyle ki (Allah) onların amellerini boşa çıkaracaktır. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve rasule de itaat edin. Sakın amellerinizi boşa çıkarmayın! Muhakkak ki inkâr eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da kafirler olarak ölenleri, elbette onları Allah asla bağışlamayacaktır. O halde siz, sakın gevşemeyin ve üstün olduğunuz halde (onları) sakın barışa çağırmayın! Şüphesiz ki Allah sizinle beraberdir ve sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.” (Muhammed: 25-35)
                                                                             
Her müslüman erkek ve kadın şunları bilmelidir:

Müslümanların düşmanlarına yardım edenler mürted olmuşlardır. Her kim onlarla evlenirse, onun evliliği batıldır, gerçek değildir. Evlilikten meydanan gelen her şey de batıldır. Zira bununla nesep sabit olmaz, miras da düşmez. Eğer onlardan birisi tevbe edip dinine geri döner, İslam düşmanlarına karşı savaşır ve İslam ümmetine yardımcı olursa, o kimsenin irtidatı sebebiyle önceden evli olduğu hanımı artık hanımı sayılmaz. Ancak irtidatından tevbesi sonrası şeriate göre yeni akit yapmalıdır. Onun için yeryüzünün herhangi bir yerinde bulunan müslüman bir kadının evleneceği kişiyi, evlenmeden önce dikkatli bir şekilde araştırmalı ve onun hakkında iyi bir tahkikat yapmalıdır. Müslümanlara karşı İngilizlere ve Fransızlara yardım eden mürtedlerle sakın evlenmesinler. Eğer nefislerini ve ırzlarını korumak istiyorlarsa aslında İslam’a göre koca sayılmadıkları halde böyle kişileri koca zannedip onlarla sakın evlilik hayatı yaşamasınlar. Çünkü böyle bir evlilik Allah (c.c)’ın dinine göre yapılan bir evlilik değil, batıl bir evliliktir. Bu gibi kocalara mubtela olan müslüman kadınlar bilsinler ki nikâhları bozulmuş, bu erkeklere karşı haram olmuşlardır. Çünkü bu kimseler artık onların kocaları değildir. Ta ki bu kimseler sahih bir tevbeyle tevbe edinceye ve bu tevbeyi destekleyen sahih amelleri yapıncaya kadar... İşte ancak o zaman sahih olan dini bir akitle yeniden evlenebilirler.

Bütün müslüman kadınlar bilsinler ki her kim bu gibi erkekleri koca olarak kabul eder ve irtidadını bildiği halde onunla evlilik hayatına devam etmeye rıza gösterirse işte o kimsenin hükmü de aynen onun hükmü gibi mürted olmasıdır. Müslüman kadınlar nefislerini, ırzlarını, çocuklarını ve dinlerini korumak için asla böyle bir duruma rıza gösteremezler.

Bu mesele basit ve hafife alınacak bir mesele değildir. Bilakis çok ciddi bir meseledir. İslam düşmanlarına yardım edenlerin cezası hakkında çıkan kanunlar ise asla fayda vermez. Zira bu kanunların cezalarından kurtulmak için hileler çoktur. Uydurulmuş bir şüphe veya iyi müdafaa yapan bir avukatla bu kanunların cezalarından kolaylıkla kurtulmak mümkündür.

İşte bu yüzden İslam ümmeti, dinini ikame etmek için sorumluluk altındadır. Bu nedenle her zaman ve her yerde İslam dininin muzaffer olması için çalışmalıdır. Kıyamet gününde bütün fertler ellerinin işlediği amellerden ve kalplerinde bulunanlardan sorumludurlar. O halde herkes nefsine dikkat etsin,  hainlerin saptırma emellerinden kendini korusun. Ayrıca her müslüman İslamını muhafaza etme konusunda en uç sınırda olduğunu bilsin. Bu sebeple koruduğu bu yerden İslamına zarar gelmemesi için dikkatli olsun! Zafer Allah (c.c)’tandır. Şüphesiz ki Allah (c.c) İslam dininin koruyucularını muzaffer kılar.”
(Kelimetü’l Hak s: 126-137)       
                                         
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #2 : 04 Eylül 2015, 13:00:13 »

c) Şeyh Muhammed Emin Şankitiy (Hicri 1393 yılında vefat etmiştir. Zahiren Müslüman Değildir) kâfirleri dost edinmeyi yasaklayan birkaç ayet zikrettikten sonra şöyle dedi:

“Bu ayetlerden anlaşılıyor ki; her kim bilerek ve kendi isteğiyle kâfirlerden bir şey beklemek niyetiyle onlara dostluk (tevelli) gösterirse işte o kimse de aynen onlar gibi kâfir olur.”
(Edvau’l-Beyan c: 2 s: 111)
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #3 : 04 Eylül 2015, 13:01:41 »

d) Şeyh Abdullah b. Hamid (Hicri 1402 yılında vefat etmiştir) şöyle dedi:
 
“Kendisine iyilik yapmak isteyen ve zarar vermekten kaçınan her müslümanın, âlimlerin tevelli ile muvalat arasındaki belirlediği farkı mutlaka bilmesi gerekir. Âlimler Allah (c.c) onlara rahmet etsin bu konuda şöyle dediler:

“Muvalat: Kâfirlere yumuşak sözler söylemek, onların yüzüne gülümsemek, yazı yazmaları için mürekkeb vermek gibi basit şeylerdir. Bununla beraber onlardan, dinlerinden ve bulundukları durumdan beri olunduğunu göstermek gerekir.  Bu durum küfür değil, büyük günahlardandır. Fakat insanı tehlikeli bir duruma sokan tevelli ise; onlara ikram etmek, onları yüceltmek, onlara saygı göstermek, onları övmek, müslümanlara karşı onlara yardımcı olmak, zahiren onlardan beri olmamak ve onlarla haşır haşır neşir olmak gibi amellerdir. Bu amelleri yapan kimse mürtet olur ve irtidat hükümlerini ona uygulamak farzdır. İşte bu hüküm Kur’an, sahih sünnet ve icma ile sabittir.” 
(Ed-Dürerü’s-Seniye c: 10  s: 479)
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |