İslam dinini delille bilmek-
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Eylül 2019, 23:40:18


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: İslam dinini delille bilmek-  (Okunma Sayısı 3112 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 10 Ağustos 2015, 15:50:53 »

İSLAM DİNİ’Nİ DELİLLE BİLMEK

“İslam dinini delille bilmek” demek; yaptığımız amellerin Kur’an-ı Kerim’den ve hadis-i şeriften aslını araştırarak buna uygun amel etmek; dolayısıyla bid’at, hurafe, körü körüne taklit gibi Müslümana yakışmayan düşünce, söz ve hareketlerden sakınmak demektir.
Bunu yapmayan bir kimsenin küfür ve şirk bataklığına düşmesi her an için ihtimal dahilindedir.
İslam dini; Allah’ın birliğine teslim olmak, yalnız Allah’a itaat etmek, şirkten ve şirk ehlinden uzak olmaktır.
Allah-u Teâlâ’nın birliğine teslim olmak demek; O’nu ulûhiyyette, rububiyyette, isim ve sıfatlarında birlemek demektir. Yani; layık olduğu isim ve sıfatları O’na vermek ve sadece O’na ibadet etmek, böylece O’nu tek rab bilip bütün ibadetleri yalnızca O’na yapmaktır.
Yalnız Allah’a itaat etmek demek ise; Allah’ın emrettiği şeyleri yapmak, yasaklarından kaçmak ve bütün bunları Allah’ ın rızasını kazanmak için yapmak, demektir.
Şirkten ve şirk ehlinden beri olmak demek; hem inanç hem de amelde şirk ve şirk ehline karşı düşmanlık göstermek, buğz etmek ve onlardan uzak durmak demektir.
Bir insanın Müslüman olması için şirkten uzak durması gerektiği gibi şirk ehlinin düşünce ve hareketlerinden, adetlerinden ve onlara benzemekten de kaçınması, onları sevmemesi, onlarla dostluk kurmaması gerekir.

Şirk ve şirk ehlinden beri olmak iki kısma ayrılır:
1 - Amelden beri olmak: Bu, şirk ve küfür amellerinden beri olmaktır ve her Müslümana farz-ı ayndır.
Demokrasiden, parlamentodan, laiklikten ve buna benzer küfür ve şirk amellerinden beri olmak gibi...
2 - Yapandan beri olmak: Bu ise, müşrik ve kâfirlerden beri olmaktır.
Laikleri, ırkçıları ve bunlar gibi kâfirleri sevmemek, onlara düşman olmak, onların amellerinden beri olmak, onlara buğzetmek ve onların İslam milletinden olmadığına iman etmektir.

Şirk ve şirk ehlinden beri olmak şöyle olur:

1 - Kalben beri olmak: Bu, müşriklere ve şirke kalple buğzetmek, onları sevmemek ve onların yok olmalarını temenni etmekle olur.
Örneğin; Yahudilere, Hıristiyanlara, Hindulara, komünistlere, laiklere ve parlamenterlere kalben buğzetmek ve onların yok olmalarını temenni etmek gibi... Bunu yapmak her Müslümana farz-ı ayn olup hiçbir durumda sakıt olmaz. Çünkü bu mesele kalple alakalıdır.
 
Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim Lâ İlâhe İllâllah derse ve Allah’tan başka ibadet edilenleri reddederse malı ve kanı haram olur, onun hesabı Allah’a aittir.”
                                                  (Müslim)
 
İbrahim aleyhisselam’ın, kavminden beri olduğunu bildiren ayet buna delildir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani bir zaman onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Yalnız Allah’a iman etmenize kadar bizimle sizin aranızda ebedi bir düşmanlık ve kin ortaya çıkmıştır.”
                            (Mümtahine: 4)

 
2 - Sözle beri olmak: Bu, şirk ve şirk ehlinden beri olduğunu dille söylemek, yani; müşriklerin dinlerinin batıl olduğunu, bu dinler üzere olanların müşrik ve kâfir olduklarını dille beyan etmektir.
Bunun delili ise;
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“De ki: “Ey kâfirler! Sizin taptığınıza tapmıyorum.”

                                                                (Kâfirun: 1-2)
Ayetteki; “De ki” lafzı “ dilinle söyle” demektir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İbrahim babasına ve kavmine demişti ki: “Beni yaratan hariç sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O’dur. İbrahim ardından geleceklere bu sözü devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler.”
                     
                                                              (Zuhruf: 26-28)
Ayetteki; “İbrahim dedi ki” lafzı “dili ile onların dinlerinden beri olduğunu söylemiştir” manasındadır.
Bu meselenin en düşük mertebesi; müşrikleri ve müşriklerin dinini istemediğini, sevmediğini, onlara muhalefet ettiğini, onların yolunun doğru olmadığını ifade eden sözleri dille söylemektir.

3 - Bedenle beri olmak: Bu, şirk ve şirk ehliyle bedenen cihad etmek, yani; onların taptıklarını yok etmek ve tahrip etmek için bedenle mücadele etmektir.
Bunun delili ise;
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey nebi! Kâfirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara sertlik göster. Onların varacakları yer cehennemdir ve (orası) ne kötü dönüş yeridir.”
                            (Tevbe: 73)                                      

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
“Kim bir münkeri görürse eliyle değiştirsin.”
  (Müslim)                                                                         
Bedenle beri olmak, Müslümanın gücü nispetinde farz-ı ayndır. Güç yetiremiyorsa farz değildir.

MÜŞRİKLERLE BERABER
OTURMA HALLERİ VE HÜKÜMLERİ


1 – Müşrikleri ve dinlerini sevdiğinden dolayı onlarla beraber oturmak küfürdür. Çünkü bu, müşriklerden beri olmaya zıt bir ameldir.
 Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
“Ben müşriklerle beraber oturan Müslümandan beriyim” Sahabeler: “Niçin ya Rasûlullah!” dediler. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem:
 
 

“Çünkü Müslümanların yaktığı ateş ile kâfirlerin yaktığı ateşin birbirini görmemesi gerekir”
(1) dedi.“ (2)                        

2 – Müşrikleri desteklemek, yardım etmek veya onlara tabi olmak ya da onların hallerini beğendiği için onlarla oturmak.
Bu amellerin hepsi Müslümanı İslam dininden çıkartan küfürdür. Zira bu amellerle onlara vela göstermiştir. Kâfirlere ve müşriklere vela gösteren kişinin hükmü ise onların hükmü gibidir.
“Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa, o da onlardandır.  Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.”                     (Maide: 51)
“Ey iman edenler! Benim düşmanımı da sizin düşmanınızı da dostlar edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar, size gelen hakkı inkâr ettiler. Rasûlü ve sizi, Rabbiniz olan Allah’a iman ettiğiniz için yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer siz benim yolumda cihad için ve rızamı talep için yurdunuzdan çıktıysanız, onları dost edinmeyin.
Onlara olan sevginizi gizlersiniz. Oysa ben sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da çok iyi bilirim. İçinizden kim, benim ve sizin düşmanlarınızı dost edinirse şüphesiz o, doğru yoldan sapmıştır. Eğer sizi ele geçirirlerse hemen size düşman kesilirler. Ellerini ve dillerini size kötülük yapmak için uzatırlar. İsterler ki keşke inkâr etseniz. Akraba ve çocuklarınız size kıyamet gününde hiçbir fayda sağlamayacaktır. O gün Allah sizinle onların arasını ayıracaktır. Allah sizin yaptıklarınızı çok iyi görür.”   
                                                        (Mumtahine: 1-3)
Müslüman kimse, kâfirlere ve müşriklere ve onların dinlerine buğzettiğini, onlara vela göstermediğini ve onlardan beri olduğunu apaçık bir şekilde söyleyebildiği ve kendi dinini eksiksiz yaşayabildiği takdirde ihtiyacı sebebiyle mecbur olduğu zaman onlarla beraber oturması caizdir.
“Mecbur olduğu zaman”dan kasıt şudur:
Kişi, yaşadığı beldede kâfirken, sonradan Müslüman olmuşsa ve o beldeyi terk etme imkânı da yoksa aynı zamanda kâfir ve müşriklere, onlardan ve dinlerinden beri olduğunu diliyle söyleyemiyorsa, bu durumda şayet dini yönünden emniyet içinde olacağı bir başka yere hicret etme imkânı ve gücü varsa o beldeden hicret etmesi üzerine farzdır. Aksi takdirde orada kalırsa haram işlemiş olur. Fakat bir başka yere hicret etme imkânı ve gücü yoksa böyle bir durumda gücü yettiğince onlardan ve inançlarından uzak durması, onlarla haşir neşir olmayı azaltması, hicret yolu açılıncaya kadar sabretmesi gerekir.
------------------------------
(1) Yani yaktıkları ateşi görülmeyecek kadar birbirinden uzak durmaları gerekir.
(2)  Ebu Davud, Timizi sahih senedle rivayet etiler.

   
Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |