Ynt: kafire şikayette bulunmak (acil)
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Eylül 2019, 05:13:16


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Ynt: kafire şikayette bulunmak (acil)  (Okunma Sayısı 10269 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
abdullahabdullah
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11


« : 05 Ağustos 2015, 14:30:08 »

 s.a
 Bu başlık altında yazılan yazıları inceleyince cevap vermekten kendimi alamadım.
  Öncelikle hemen herkez iş ile rızkı bağdaştırmış. iş ile rızkın ne alakası var! rızkı iş mi verir! çalışmayan insanlar açlıktan ölür mü!! bir müslüman başka bir müslümanın kendisine aynı iş ile komşu olmasını istemiyorsa bunun rızk ile ne alakası var. tamam tabiki olabilir ama mevzu bahis müslüman olunca neden iş bu boyuta çekiliyor.

 burada yanına aynı çeşitin açılmasından rahatsız olan müslümana habire rızk endişesi ithamında bulunmak ona niyet sormamak çok büyük bir yanlıştır. ve zincirleme hataların doğmasına sebep verir. şunu unutmamak gerekir amel yapan kişinin niyetine göredir. başkalarının çıkarımlarına göre değil. zaten dikkat ederseniz bazı kişiler yaptığı amele (diğer ihtimalleri göz önünde bulundurmadan) yüklediği manaya göre tekfir etmiş bile.
 
  yaşadığımız ülke şartları ele alınmadan bu toplumun örfleri göz önünde bulundurulmadan sahabelerden ve rasulullahtan kopyala yapıştır şeklinde anlamadan yapılan alıntılar ile insanlar üzerinde nasıl olur da küfür töhmeti bırakılabilir. bu gerçekten çok şaşılacak birşey!

 müslüman ticaretle uğraşıyorsa sadece rızkı için mi uğraşır! o nun parayla altınla gümüşle hiçmi işi yok! şunu unutmamak gerekir müslüman parayı vesile olarak sever. mal ''sadaka, zekat, cihad vb amelleri yaparak Allaha yaklaşmaya'' vesile olur.

 ayrıca örflerde belli maslahatlar ve düzen göz önünde bulundurularak koyuluyor. islama zıt olan örfler ayaklarımızın altındadır ama islama uygun olan örfler incelendiğinde bir düzen ve tertip meydana getirmek toplumun ve mesleğin maslahatını korumak için icad edildiği görülür. mesela kuyumcuların olduğu bir çarşıya kuyumcu açmak kimseye zarar vermez çünkü o çarşı kuyumculukla meşhur olmuştur ve her yerden oraya insanlar sırf altın almak için gelirler. böyle bir durumda örf buna karşı çıkmaz bilakis teşvik eder. semt pazarlarında kimse size domates satıyorsunuz diye karşı çıkamaz çünkü buralar sebze meyve pazarlarıdır. ama semt pazarındaki bir çarşafçının yanına çarşaf açarsanız size itiraz ederler çünkü bu pazarlar aynı işi yapan yan yana iki kişiyi kaldırmaz. bu iki kişinin satışında azalmaya sebebiyet verebilir. işte böyle bir sonuç doğmasın kişlerin emekleri boşa gitmesin diye yan yana aynı çeşiti açtırmazlar. hatta ve hatta küçük pazarlarda veya ilçe köy pazarlarında pazarda bir kişi varsa yakın uzak farketmez pazarın hiçbir yerine açtırmazlar.
 

 şimdi şöyle düşünelim bir müslüman bir kurs, okul, medrese vb bir kurumda bir veya birkaç öğretmenin masrafını yüklenmiş. bu yükün altına girerkende kendi kendine demiş ki ben ayda şu kadar kazanıyorum şu kadarını versem bana dokunmaz. bu müslüman kişi kafir devlette yaşıyor ve iş yerinin olduğu yerde ''aynı çeşitten olan kişiler birbirine yakın açamaz'' diye bir örf var. şimdi başka bir müslüman gelmiş aynı çeşiti aynı yere açmış işte bu durumda bu kişi benim işim düşebilir azalabilir sorumluluklarımı yerine getiremem diye düşünerek o müslümana buraya niye açtın başka yer mi yok!. niye geldin bana rakip oldun!. bak sen buraya gelince biz birbirimizi baltalayacağız. buradaki kafir müşteri aynı çeşitten iki yerde olduğunu görünce ucuz olanı araştıracak ve bizimle daha çetin pazarlık yapacak. git başka yere aç dese kafir mi olur?! bu kişinin rızk endişesimi var! bu kişi Allahın ezelden taktir ettiği kazancın değişeceğini mi düşünüyor!!!

 burada neden habire aynı çeşiti yanıma açma diyene yükleniliyor da böyle bir örf olduğunu bile bile kardeşinin yanına aynı çeşiti açana yüklenilmiyor!!  bence o eleştirilmeye daha layık.  böyle bir örf olmasa bile bir kişi neden gelip müslümana rakip olur!!! kafirlere rakip olmaz!!!

 ben söyleyim çünkü kafirler yanlarına açtırmazlar!  kendisine kötü muamele yaparlar!  bu zavallıda kafirlerle mücadele edemez gelir müslümanın dibinde yaban otu gibi bitiverir. tamam gelsin ama bu müslüman kardeş bana rakip olma bak örf bu şekilde git kafirlere rakip ol der rızasızlığını bildirirse daha ısrarcı olmasın.

 rızkı veren Allah malı veren Allah vb şekilde aynı çeşiti açtırmayan kişi için söylenen laflar neden bu kişi için söylenmesin. bak kardeş bu kardeşinin yanında aynı çeşiti açma o razı değil git başka yerde aç o çarşıda uygun yer yoksa başka çarşıda aç eğer başka çarşıdada uygun yer yoksa git başka mal sat rızkı veren Allah malı veren Allah bu kardeşinin yanına açıpta onu üzme zor durumda bırakma niye denmiyor!!.

  cevabı verenlerin cevaplarına baktımda hiçbirisinin ticaretle alakasının olmadığı anlaşılıyor. eğer ticaretle alakaları olsa olaya bu şekilde bakmazlar. ticaretinde kuralları var. şartları ve gerekleri var. eğer şartlarını yerine getiremiyorsan oyunu kurallarına göre oynamıyorsan ticaret yapamazsın. rasulullah rızkın onda dokuzu ticarettedir ticaretle uğraşın derken. gidin bir yerlerden bir şeyler alın çarşıda pazarda satın mı demek istiyor. ticaretinde hukuku vardır ticaretin hukukunu bilmeyen kişi faize batar haberi olmaz. insanların geçiş yollarını daraltır kul hakkına girer haberi olmaz. islama göre caiz olmayan malları satar haberi olmaz. işte böyle duruma düşmemek için bu işlerle uğraşanların ticaretin hukukunu bilmeleri öğrenmeleri gerekir.
 
 eğer bu kişi mantıklı ve hakkaniyetli bir kişi olsa idi kardeşi razı olmadığını ve örfen yaptığının yanlış olduğunu bildiği halde kardeşinin yanına açıp onu üzmez ve günaha girmezdi. rasulullah buyuruyor ki üç kişi iken iki kişi aranızda konuşmayın. eğer konuşursanız üçüncü kişiyi üzersiniz. hadise baktığımızda müslümanı üzmenin haram olduğu net bir şekilde anlaşılır. bu kişi neden kardeşini üzmek pahasına haksız yere onun yanına açıyor.

  Kim olursan ol şunu bil: günümüz şartları ağır. mesele rızk meselesi değil mesela güç meselesi. mesela islamı hakim kılma meselesi! mesele islamı hakim kılmaya çalışırken en iyi ne yapabilirim en iyi nasıl faydalı olabilirim meselesi. ister ticaretle uğraş ister başka işle uğraş ne işle uğraşırsan uğraş kafir dururken müslümana rakip olma!. müslümanın ayağına bağ olma! milletin ayağına dolaşıpta gündemi meşgul etme. yapacak iş çok satacak mal çok. bir iş yapacağın zaman otur düşün kardeşlerinle istişare et islama ve müslümanlara fayda verecek zarar vermeyecek işleri yapmaya azmet. yapacağın iş bir boşluğu doldursun. rızk endişesi gütme! rızka Allah kefil. işimi en iyi nasıl yapabilirim diye düşün. Allah sana rızkını kazancını illa işinden verecek diye bir kaide yok. Allah dilediği yerden dilediği şekilde verir. sen rızkı falan düşünmeyi bırak Allaha ve müslümanlara karşı görev ve vazifelerini en iyi nasıl ifa edebileceğini düşün.
   kafir devlette müslüman kardeşinin yanına yöresine aynı malı satmak için dükkan tezgah vb açan dar görüşlü iş bilmez müslümanların şerrinden Allaha sığınırız. Allaha hamdolsun.
Kayıtlı
rana
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 36


« Yanıtla #1 : 06 Ağustos 2015, 00:39:17 »

 s.a
 Abdullahabdullah yazınızı okudum da. Gerçekten ilginç bir yaklaşım. Olaya farklı (bence doğru) yönden bakmışsınız. Küfür devletinde müslümanın yanına tezgah açan kişi başka yer yokmu da müslümanın yanına tezgah açıyor. Rızkı Allah veriyor gitsin başka yere açsın.

  Birde sorum olacak. Müslümanın yanına tezgah açan kişi acaba o müslümanın yerinde kanda kardeşi olsa gene oraya tezgah açarmıydı!

  Musab_El-muslim sizin duanızıda yanlış anlamış. Galiba sizi tekfir etmiş bilginiz olsun.
  
Kayıtlı
Said bin Zeyd
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #2 : 06 Ağustos 2015, 22:40:00 »

Abdullahabdullahın yazısını okuduğumda Musab el-Müsliminde yazdığı gibi ilmi değeri olmayan, birbiriyle zıtlık arzeden sözleri içeren ve en önemlisi de yazdığı bu yazıyla İslam inancına sahip olmayan bir kişinin yazdığı yazıdan başkası olmadığı görülüyor. Bu sebeple onu destekleyen ve onun gibi düşünenler de aynı sıfatı hak ederler. Bunu bizzat yazı sahibinin sözlerinden isbat edeceğim.
 
Öncelikle yazı sahibi sözlerine şöyle başlamış:

“Bu başlık altında yazılan yazıları inceleyince cevap vermekten kendimi alamadım.”

Bu söz apaçık bir tezat. Çünkü:
Bu başlık altında yazılan yazılar, sorulan sorular ve onlara verilen cevaplardan ibarettir. Ve bu yazı sahibinin yukardaki ifadesi gösteriyor ki hem site yöneticilerini hedef almış, hem de soru soranları almış. Site yöneticilerinin cevaplarını okuyan kimseler gayet net ve açık olduğunu pekala iyi anlarlar. Eğer onların cevaplarında bir bozukluk varsa onlara ilmi bir cevap yazması yerinde olurdu. Ve söz konusu başlık altında site yöneticilerinin cevapları dışında fertlerin soruları var. O soruların sorulması doğru bulunmamış ve bu sorulan sorulara karşı bu sözler söylenmiş ise o zaman ilmi soru nasıl sorulur, nasıl art niyet olmaz sorunun soruluş şeklini düzelterek meseleye yaklaşabilirdi. Fakat yazı sahibi ne site yöneticilerinin yazılarını doğruladığını belirtir bir söz söylemiş, ne de soru sahiplerinin yanlış soru sorduğunu açıklamış. Tam tersine meseleye lodoslama dalmış, balıklama bitirmiş. Böylece ilmi değeri olmayan bir yazıdan başka bir şey yapılmamış.

Bir diğer tezatı yine kendi sözlerinden ortaya koyalım. O şöyle demektedir:
 
 “Öncelikle  hemen herkez iş ile rızkı bağdaştırmış. iş ile rızkın ne alakası var! rızkı iş mi verir! çalışmayan insanlar açlıktan ölür mü!! bir müslüman başka bir müslümanın kendisine aynı iş ile komşu olmasını istemiyorsa bunun rızk ile ne alakası var. tamam tabiki olabilir
 ama mevzu bahis müslüman olunca neden iş bu boyuta çekiliyor.”

Buradaki tezatı sanırım her aklı başında okuyucu açıkça görür.
 
Önce iş ile rızkın ne alakası var, diye genel bir ifade kullanılıp sonunda “tamam tabiî ki olabilir” denilmiş. Şimdi karar vermesi gerekir, iş ile rızık arasında bir alaka var mı yoksa yok mu? Kaldı ki kim mevzuyu Müslüman bahis olunca işi  söylenilen boyuta çekmiş? Site yöneticileri sorulan soruya cevap vermiş ve verilen cevap sorulan soru çerçevesinde olmuş. Yoksa işin bir boyuta çekildiği falan yok. Belliki bu yazının sahibi beyazla siyahı karıştırmış. Ve kaldıki mesele iş ile rızık meselesi değil, mesele yanında tezgah açtırmayan kişinin zihniyeti meselesi. Verilen cevaplar da o yönde. Biraz insaflı okuyup akletseydi bu tezata düşmezdi.

Şu sözleri de yine ayrı bir tezat:

“burada yanına aynı çeşitin açılmasından rahatsız olan müslümana habire rızk endişesi ithamında bulunmak ona niyet sormamak çok büyük bir yanlıştır. ve zincirleme hataların doğmasına sebep verir. şunu unutmamak gerekir amel yapan kişinin niyetine göredir. başkalarının çıkarımlarına göre değil. zaten dikkat ederseniz bazı kişiler yaptığı amele (diğer ihtimalleri göz önünde bulundurmadan) yüklediği manaya göre tekfir etmiş bile.”

Bu sözlerde tezat diyorum. Çünkü şu söze bakınız: “Yanına aynı çeşidin açılmasından rahatsız olan Müslüman”

Önce bu ifadeyi kullanan kimseye şunları soralım. Haydi sen niyet sor bu kişiye. Ve niyetine göre hangi hükümleri uygulayacaksın? Bir Müslüman yanına aynı çeşidi açtı diye diğeri niye rahatsız olur acaba? O ürünü açan müslümanla başka bir husumeti olduğu, onu sevmediği için mi? Rızık endişesi taşıdığı için mi? Kazancının azalacağından korktuğu için mi? Yoksa Allah rızası için mi? Buyursun niyetini sorsun ve hükümlerini kendisi versin. Başta da belirtildiği gibi site yöneticilerinin cevabı sorulara göre olmuş ve sorulardaki zihniyeti taşıyan kimselere hüküm verilmiş. Bunu her okuyucu gayet güzel anlar ama belli ki bu zihniyet bazılarının hoşuna gitmediği için böyle ilmi değeri olmayan bir yazı yazılmış. Üstelik cevap yazan site yöneticileri yukarıdaki sözlerde adeta suçlu konumuna getirilmiş.

Söz konusu olan yazı sahibinin şu sözü bunu açıkça ortaya koyuyor: “şunu unutmamak gerekir  amel yapan kişinin niyetine göredir. başkalarının çıkarımlarına göre değil. zaten dikkat ederseniz bazı kişiler yaptığı amele (diğer ihtimalleri göz önünde bulundurmadan)    yüklediği manaya göre tekfir etmiş bile.”

Şimdi o kişiye soruyorum: Buradaki bazı kişiler kimdir acaba? Site yöneticileri mi? Soru sahipleri mi? Eğer cevap “soru sahipleri” ise soru soran kimse bir çıkarım yapmaz, öğrenmek ve bazı meselelerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için soru sorar. Eğer cevap site yöneticileri ise; cevapları gayet net ve açıktır. İslam inancına ve sağlam bir imana sahip olan bir kimse verilen cevaptan neyin verilmek istendiğini gayet iyi anlar. Ancak basireti kapalı kimseler anlamaz ve sadece kafa bulandırır ya da kendi sapık zihniyetini ortaya koyma çabasında olur.

Amelin yapan kimsenin niyetine göre olduğu doğrudur. Tabi ki burada bir ilave daha gerekir; “yapılan meşru amel kişinin niyetine göredir.” Ve yanına açtırmayan kimsenin niyetinin “kazancının azalacağı” ya da dünyalık bir sebep olduğu sorularda belirtiliyor. Bu ise yapılan amelin meşru olmayan, niyeti gerektirmeyen bir amel olduğunu ortaya koyar. O zaman nasıl yapılan amel niyete göredir, denilebilir? Verilen cevaplarda da özellikle bu konular üzerinde durulmuş, bu şekilde bir zihniyet ya da niyet sahibi olan kimselerin bozuk bir inanç taşıdıkları açıklanmış ve sonunda genel bir nasihat yapılmış. O halde verilen cevaplar göz önünde hiçbir ihtimal bulundurulmadan verilmiş cevaplar mı yoksa kişinin açıkça niyetini ortaya koyan veya o niyette olan kimselere verilen cevaplar mı?

Bir de belli ki site yöneticilerinin tekfir ettiği kimseyi bu yazı sahibi tekfir etmiyor. Bu durum onun akidesinin bozukluğunu ortaya koyan bir durum. Eğer akidesi düzgün birisiyse site yöneticilerinin tekfir hükmü uyguladığı meseleleri geçersiz sayacak ilmi bir açıklama yapması gerekir. Ama yazısının tamamında bu durum görülmemektedir.

Yazı sahibinin bir başka tezatı yine kendi sözlerinden şöylece isbat edelim:

yaşadığımız ülke şartları ele alınmadan bu toplumun örfleri göz önünde bulundurulmadan sahabelerden ve rasulullahtan kopyala yapıştır şeklinde anlamadan yapılan alıntılar ile insanlar üzerinde nasıl olur da küfür töhmeti bırakılabilir. bu gerçekten çok şaşılacak birşey!

Bu sözlerin tamamı bu yazı sahibinin ya sorulan soruları ya da verilen cevapları anlamadığını apaçık gösteriyor, ya da anlamak istemediğini. Kişinin İslam’a ters zihniyetinin ülke şartlarına göre mi değerlendirilmesi gerekir. Ya da toplumun örflerine göre mi değerlendirilir? Ya Sahabe ve Rasulullah’tan kopyala yapıştır ne yapılmıştır, pek göremedim. O halde yaşadığımız ülke şartları ekonomi kötü, kazanç az, insan çok çalışsa bile asgari bir ücretle geçindirilmek zorunda bırakılıyor. Ama bir tarafta faiz sistemi işliyor. Bu da artık o toplumda örf olmuş. Buna göre en düşüğü bile kişinin annesiyle zina yapmak derecesinde olan bu toplumun batıl örfü faizi asgari ücretle geçinen kişi alsın versin ki hayatta kalabilsin ve ülke şartlarını bahane etsin, örfün arkasına sığınsın da  haram olan bir şeyi kendine helal saysın? Burada örten bahsetmiş ama örf hangi örf? Batıl sistemlerdeki her örfe itibar edilir mi? Her örfle amel edilir mi? Gerçekten bu sözün sahibinin ifadeleri şaşılacak ve tutarsızlık arzedecek bir şey.

Yazı sahibinin sözlerindeki bir başka tezat:

müslüman ticaretle uğraşıyorsa sadece rızkı için mi uğraşır! o nun parayla altınla gümüşle hiçmi işi yok! şunu unutmamak gerekir müslüman parayı vesile olarak sever. mal ''sadaka, zekat, cihad vb amelleri yaparak Allaha yaklaşmaya'' vesile olur.

Bu sözdeki tezatı şöyle ortaya koyalım.İnsanlardan bazıları yaptıkları meşru olmayan işlere şeriat kılıfı geçirmek isterler. Normal şartlarda Allah için yapmadıkları şeyleri, adeta paçaları tutuşunca, bir yerleri sıkışınca Allah için yaptıkları bahanesine sığındırırlar. Örneğin; tahsil edemedikleri bir parayı; ben İslama bağışladım, demek gibi. Bu tür söylemler samimi olmayan söylemlerdir. Mal yapmak isteyen, malı seven, malı biriktiren pratikte ise sadaka, zekat, cihad gibi bir gayesi olmayan, bu konularda eli sıkı olan, niyetinde tamamen dünya olan kimselerin sığınaklarıdır bu sözler. Şimdi bu sözlerin ne alakası var rızkı azalacak, kazancı azalacak diye yanında aynı ürünü satmasını istemediği kişiyle veya bu kimseyle ilgili verilmiş cevaplarla. Tabiki hiçbir alakası yok, ama yazı sahibi dostlar alış verişte görsün, satırları karalayayım, birileri bir şeyler yazıldığını anlasın, hissetsin, görsün edasıyla yazı yazmış.

Bu yazı sahibi şunu da unutmasın ki; mal, kişiyi her zaman Allaha yaklaştırmaz. Çoğu zaman Allahtan uzaklaştırır. Zira mal sevgisi kişide öyle bir hale gelir ki Allah sevgisini de geçer veya Allahla aynı derecede sevmeye ulaşır da kişiyi sonunda helak eder. İşte soruda sorulan durum bu, verilen cevap da bu şekildedir. Yani kazancım eksilecek korkusuyla bir müslümana tezgah açtırmamak. Ya da sadece ben kazanayım, başkası kazancımı baltalamasın. İşte bu zihniyet sahiplerinin Allaha yaklaşmaya vesile olsun diye mal edindiğini acaba hangi akıl sahibi söyleyebilir?

Şimdi şu sözlerdeki tezatlara ve tevhid inancından uzak ve yazı sahibinin küfür bir akideyi taşıdığına dair isbata geçeyim:

ayrıca örflerde belli maslahatlar ve düzen göz önünde bulundurularak koyuluyor. islama zıt olan örfler ayaklarımızın altındadır ama islama uygun olan örfler incelendiğinde bir düzen ve tertip meydana getirmek toplumun ve mesleğin maslahatını korumak için icad edildiği görülür. mesela kuyumcuların olduğu bir çarşıya kuyumcu açmak kimseye zarar vermez. çünkü o çarşı kuyumculukla meşhur olmuştur ve her yerden oraya insanlar sırf altın almak için gelirler. böyle bir durumda örf buna karşı çıkmaz bilakis teşvik eder. semt pazarlarında kimse size domates satıyorsunuz diye karşı çıkamaz çünkü buralar sebze meyve pazarlarıdır. ama semt pazarındaki bir çarşafçının yanına çarşaf açarsanız size itiraz ederler çünkü bu pazarlar aynı işi yapan yan yana iki kişiyi kaldırmaz.bu iki kişinin satışında azalmaya sebebiyet verebilir.

işte böyle bir sonuç doğmasın kişlerin emekleri boşa gitmesin diye yan yana aynı çeşiti açtırmazlar. hatta ve hatta küçük pazarlarda veya ilçe köy pazarlarında pazarda bir kişi varsa yakın uzak farketmez pazarın hiçbir yerine açtırmazlar.
 

 şimdi şöyle düşünelim bir müslüman bir kurs, okul, medrese vb bir kurumda bir veya birkaç öğretmenin masrafını yüklenmiş. bu yükün altına girerkende kendi kendine demiş ki ben ayda şu kadar kazanıyorum şu kadarını versem bana dokunmaz  . bu müslüman kişi kafir devlette yaşıyor ve iş yerinin olduğu yerde ''aynı çeşitten olan kişiler birbirine yakın açamaz'' diye bir örf var .şimdi başka bir müslüman gelmiş aynı çeşiti aynı yere açmış işte bu durumda bu kişi benim işim düşebilir azalabilir sorumluluklarımı yerine getiremem diye düşünerek o müslümana buraya niye açtın başka yer mi yok!. niye geldin bana rakip oldun!. bak sen buraya gelince biz birbirimizi baltalayacağız. buradaki kafir müşteri aynı çeşitten iki yerde olduğunu görünce ucuz olanı araştıracak ve bizimle daha çetin pazarlık yapacak. git başka yere aç dese kafir mi olur?! bu kişinin rızk endişesimi var! bu kişi Allahın ezelden taktir ettiği kazancın değişeceğini mi düşünüyor!!!

Yazı sahibi bu yazısında: “Hem İslama zıt örflerin ayaklar altında olduğunu söylemiş, hem de başkası yanında tezgah açtığında kazancının azalacağı zihniyetini taşıyan kimseleri örf lafzının arkasına sığınarak korumaya, şirin göstermeye çalışmış.  Şimdi bu zihniyet acaba örf başlığı altında mı değerlendirilir yoksa kaza ve kadere iman başlığı altında mı değerlendirilir? Zaten site yöneticilerini verdikleri cevaplar dikkatlice incelenirse mesele daha çok kaza ve kadere iman boyutunda değerlendirilmiş. Meselenin örf boyutu ise zaten net bir ibareyle ortaya konmuş ve Darimi’nin verdiği cevapta denmiş ki:

Fakat örf olarak şöyle bir şey varsa örneğin: Bir binada tek bir diş doktoru olması gerekir. İki diş doktorunun tek binada olmaması gerekir.
Tek bir doktor bir binada varsa, aynı binada başkası açamaz. Alışmışlar, anlaşmışlar. Bunun ismi tüccarın örfüdür.
Eğer tüccarın örfü varsa İslam a aykırı değilse bu İslam da geçerlidir.


Bu cevabın özellikle şu kısmına dikkat çekmek isterim: “Eğer tüccarın örfü varsa İslama aykırı değilse bu İslamda geçerlidir.”
İşte bu cevap her şeyi açıklıyor. Ve gösteriyor ki örf İslam’a aykırı olmayacak. İslama aykırı olmayan örf ise herkesçe kabul edilmiş ve meşru şartlara bina edilmiş örftür. Şimdi yanına tezgah açan müslümandan rahatız olmak, onun kendisini baltalayacağına inanmak, kazancı azaltacağını düşünmek acaba bu sözde belirtilen tüccarın örfü olarak değerlendirilir mi? Ya da böyle bir örf tezgah açılan pazarlarda var ise, daha açıkçası bu zihniyet sebebiyle bu örf konmuş ise İslam’a aykırı olmayan bir örf olduğu söylenebilir mi? Ama yazı sahibi bir kimse bu meseleyi örf kapsamına sokarak hem kafaları bulandırmak istemiş, hem de kendisi daha hangi örf caiz olan, hangisi caiz olmayan örftür arasını ayırt edebilmiş değildir.
Kayıtlı
Said bin Zeyd
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #3 : 06 Ağustos 2015, 22:44:53 »

Yazı sahibinin şu sözüne ne demeli acaba:

mesela kuyumcuların olduğu bir çarşıya kuyumcu açmak kimseye zarar vermez.

Bu zihniyet sahibi işte buradan itibaren inancındaki bozukluğu ortaya koymaya başlıyor. Çünkü kuyumcular çarşısına kuyumcu açmak kimseye zarar vermiyorsa, başka yerde de aynı şeyi satmak için başkasının yanında tezgah açmak o kimseye zarar vermez. Yoksa öyle değil mi? Bu mesele kaza ve kader meselesiyle ilgili değil mi? Kuyumcu çarşısında aynı ürünü satmak kuyumcuya zarar vermeyecek, yani Allah kuyumcular çarşısı olunca zarar vermemeyi dilemiş, ama başka yer olunca o işi yapan kimseye zarar verecek, çünkü Allah zarar vermeyi dilemiş ve bu konudaki yazdığı kader budur öyle mi acaba? Yazı sahibinin sözlerinden bu anlaşılır. Oysa İslam inancında her şey Allahın kullarına yazdığı kader iledir. Allah’ın dilediğinin dışında bir yaprak dahi kımıldamazken nasıl olur da kuyumcular çarşısında yaprak kımılmadığını ama başka çarşılarda yaprağın kımıldadığı iddia edilebilir? Yazı sahibinin sözlerinin ifade ettiği manaya göre bu sözü söylüyorum.

Darimi’nin yazdığı cevaba tekrar dönecek olursak meselenin netliğini şu ifadelerde görmek mümkündür:

Eğer kişiler çalıştığı pazarda böyle bir örf varsa yani aynı yerde yan yana aynı malı satan iki kişi olmaması gerekir diye bir örf varsa, insanlar arasında alışılmış olan bir şey midir sorulur.

Eğer böyle bir örf varsa herkesin uyması gerekir.
O zaman kim daha önce açmışsa hak onundur.
Yeni aynı çeşidi satmak isteyen kişi bunlardan uzak durması gerekir. Bu örf, kaide, kanun, hüküm olarak. Ama böyle birşey yoksa talep etme hakkı yoktur.
 
Etraftaki tüccarlara yanında aynı malı satamaz diye bir örf var mı yok mu sormak gerekir.


Bu açıklamalar meseleyi çok daha iyi açıklarken, yazı sahibinin örf diye dilinde doladığıyla hiçbir alakası olmadığı da gayet net ve açık görülüyor. Çünkü cevapta deniliyor ki; böyle bir örf varsa bile insanlar arasında alışılmış bir şey olup olmadığı sorulur. Tabi bu sorulurken örfü koymadaki niyet de sorulması gerekir. Yani kazançlar düşer, birbirlerini baltalarlar, rızık azalır şeklinde böyle bir örf konmuşsa bu İslama uygun bir örf olmamış olur. Uyulacak örf, İslam nezdinde fitne ve fesata mahal bırakmayacak, toplum düzenini bozmayacak bir örf şeklinde konmuşsa ve rızık, kazanç endişesi taşınmaksızın konmuşsa işte bu örf tüccarın örfü olur ve herkesçe kabul edilmiş ise uygulanır, uygulattırılır. Yine bu da Darimi’nin yazdığı yazının bütününden çıkıyor.

Yazı sahibinin inancının bozukluğunun diğer bir isbatı da şu sözleridir:

ama semt pazarındaki bir çarşafçının yanına çarşaf açarsanız size itiraz ederler çünkü bu pazarlar aynı işi yapan yan yana iki kişiyi kaldırmaz. bu iki kişinin satışında azalmaya sebebiyet verebilir.

Bu yazı sahibi aynı pazarda iki kişinin aynı satışı yapmalarında satışların azalmaya sebebiyet verebileceğine inanıyor. Oysa bir pazarda 100 kişi de satış yapsa herkes, Allah’ın kendilerine taktir ettiği kazançtan başkasını elde edemez. Hiç kimse diyemez ki, Allah falancaya çok kazanç taktir etmişti de falanca geldiği için onun kazancı azaldı. Bilakis öyle değil, Allah o kişiye o kadar kazanç taktir ettiği için Allah’ın dilediğini kazandı.

Bu inanç kaza ve kaderin geçerli olması için gerekli olan şartlara da uymuyor. Hatırlanılması açısından bu şartları bir kez daha belirtelim.

Birincisi: Allah’ın ezeli ve kadim ilmine iman etmektir. Allah-u Teâlâ ezeli ve kadim ilmi ile ne olacağını bildi ve bu ezeli ilmiyle her şeyi yazdı.

İkincisi: Allah’ın olmasını dilediği şeyin mutlaka olacağına, olmamasını dilediği şeyin mutlaka olmayacağına, gökte ve yerde meydana gelen bütün hareket ve sessizliklerin Allah’ınizniyle olduğuna iman etmek.

Üçüncüsü: Allah-u Teâlâ’nın bütün mahlukatı yarattığına ve kainatın içindeki her şeyin Allah’ın yaratmasıyla ve takdiriyle meydana geldiğine iman etmek.

Dördüncüsü: Kendisine isabet eden şerrin kendisinden başkasına isabet edebileceği halde kendisine isabet ettiğini zannetmemek veya kendisine isabet eden hayrın bir tesadüf sonucu kendisine isabet ettiğine inanmamak.

Şimdi bu yazıyı yazan kişinin acaba yazmış olduğu sözlerle burada belirtilen kaza ve kadere imanın geçerliliği şartları benzeşiyor mu veya bu kişinin bu inancı bu şartlara uyuyor mu, bu her okuyucu tarafından iyice değerlendirilsin.

Yine söz sahibinin inancındaki bozukluğu sözlerinin devamında da sürdürülmüş. Zaten başta inanç bozuk olursa sonda da o bozuk inanç üzere diğer düşünceler bina edilir.
İnancında bir müslümanın kurs, okul veya medrese vs gibi yerlerin masrafını yüklenmiş ve bunu ayda kazanacağını bildiği bir rakama bağladığını ileri sürmüş. Böyle yapanlar da genelde hep yaptıklarına İslam kılıfı giydirirler. Bir kere aylıkla çalışmayan, serbest meslek sahibi kimselerin her ay kazanacağı rakam belli olmaz. Bir ay kişi kazanır, bir ay kazanmaz. Burada sanki her ay kesin kazanılacak gibi yazılmış. Kişi bir taahhütte bulunacaksa elindeki imkanlarına göre bulunur veya imkana sahip olacağını düşünerek bulunur. Ama kesin şöyle kazanacağım asla demez. Ve başka bir müslümanın o kimsenin yanında tezgah açması da o kimsenin kazanacanı azaltmaz. Herkes çok kazanmayı ister, çok kazanmayı düşünür, ama Allah’ın taktir ettiğinden başkasını kazanamaz.

Kafir devletin  veya kafirlerin koyduğu kurallar, acaba şeriate uygun mu değil mi değerlendirmesini yapmadan, direkt kafir devletin veya kafirlerin koyduğu bir kuralı da örf diye nitelendirmesi de bu kişinin ne akidede olduğunu yine ortaya koyuyor.  Ve bir müslümanın gelmesiyle diğer Müslüman denilen kişinin “işinin düşeceğini, azalacağını, sorumluluklarını yerine getiremeyeceğini, söylüyor. Ve birbirlerini baltalayacaklarını da ısrarla belirtiyor. Akabinde sıraladığı ve mazeret olarak sunmaya çalıştığı şeyler hep kaza ve kader konusundaki inançtaki sakatlığı şirin göstermekten başkası değil. Akabinde de soruyor:

Bu kişinin rızık endişesi mi var! Bu kişi Allahın ezelden taktir ettiği kazancın değişeceğini mi düşünüyor!!!

Bu kişi basireti o kadar kapalı bir kişi ki “baltalamak” sözünün, Allahın taktirinin önüne geçmek manasını anlayamacak bir durumda. Oysa kimse kimseyi baltalamaz, her canlı Allahın taktir ettiğine erişir. Ve taktir ettiğinden öteye bir kazanç ya da rızık elde etmez.

Yazı sahibinin tezatlarından birisi de şu sözlerinde kendini gösteriyor:

burada neden habire aynı çeşiti yanıma açma diyene yükleniliyor da böyle bir örf olduğunu bile bile kardeşinin yanına aynı çeşiti açana yüklenilmiyor!!   bence o eleştirilmeye daha layık.  böyle bir örf olmasa bile bir kişi neden gelip müslümana rakip olur!!! kafirlere rakip olmaz!!!

ben söyleyim çünkü kafirler yanlarına açtırmazlar!  kendisine kötü muamele yaparlar!  bu zavallıda kafirlerle mücadele edemez gelir müslümanın dibinde yaban otu gibi bitiverir. tamam gelsin ama bu müslüman kardeş bana rakip olma bak örf bu şekilde git kafirlere rakip ol der rızasızlığını bildirirse daha ısrarcı olmasın.
rızkı veren Allah malı veren Allah vb şekilde aynı çeşiti açtırmayan kişi için söylenen laflar neden bu kişi için söylenmesin. bak kardeş bu kardeşinin yanında aynı çeşiti açma o razı değil git başka yerde aç o çarşıda uygun yer yoksa başka çarşıda aç eğer başka çarşıdada uygun yer yoksa git başka mal sat rızkı veren Allah malı veren Allah bu kardeşinin yanına açıpta onu üzme zor durumda bırakma niye denmiyor!!.


Bu yazı sahibinin karıştırdığı bir şey var. Burada yanında açılmasını isteyene yüklenilmesi diye bir şey yok. Bilakis yanında açılmasını istemeyenin zihniyetine karşı bir soru ya da cevap var. Bunu acaba neden anlamıyor. Yanında açılmasını istemeyen kişi ne kadar ki ticaret yapmak istiyorsa onun yanına açan da ticaret yapmak istiyor. İşte bu sebeple ticaretini yapmak için oraya uygun bulmuş, orada açmak istiyor. Yoksa Allahın böyle bir şeyi helal kılmadığını mı iddia ediyor acaba? Allah ticareti her yerde helal kılmıştır, buna kimse engel olamaz. Hele de sapık bir zihniyetle hiç engel olamaz. Ancak kazanca müdahele etmek şeklinde değil de toplum düzeni açısından bir örf ortaya konmuşsa ve İslama uygunsa buna uyulur. Bu Allah’ın helalini haram kılmak değil, toplumda oluşacak olumsuzlukların önüne set çekmektir. Bu ise Seddi zerai kaidesi çerçevesinde ortaya konan bir örftür. Yoksa falanca çok kazansın, başkaları kazancına mani olmasın şeklinde konulmuş bir örf değildir.

Kafirlerin inancıyla olaya hüküm vermiş ya ne kadar müslümanın maslahatını düşünen birisini ortaya koymuş. Kafirin düşüncesi kafiri bağlar ve bu düşünceyi emri bil maruf nehyi anil münker çerçevesinde müslümanın düzeltmesi, ortadan kaldırması gerekirken menfaatini dokunduğu, nefsine hoş geldiği için hemen nasıl da sarılıveriyor bu düşünceye. Bu düşünce cahiliyeyi isteyen, onu arzulayan, ona çanak tutan, nefsinin, heva ve hevesinin peşine düşmüş zavallıların düşüncesidir. Mesele rakip olmak olmamak meselesi değil, mesele tek başına rant elde etmek, müslümanı kollamamak, her şeyden daha önemlisi kaza ve kadere razı olmamak meselesidir. Artık bunu iyi anlaması gerekir.

Yine sözlerinde diğer müslümanın yanında açan kimseye nasihat edilmesi gerektiğini söylemiş. Tamam, böyle bir kişiye nasihat edilsin de acaba yanında açtırmayan kimse niye açtırmamakta rızası yok? Bizi ilgilendiren kısım budur. Çünkü kazancının düşeceğine, rızkının azalacağına inanıyor. Ve çünkü o yerde sadece kendisi rant elde etmek istiyor, orayı elinin altında tutmak istiyor. Yani bu kimse haram işlediği gibi zihniyeti sebebiyle küfür de işliyor. O zaman bu adamın zihniyetini düzeltmek orada kazanç elde etmek için ticaret yapan ve tezgah açan müslümana rızık meselesini, kazanç meselesini anlatmaktan daha önemli ve gereklidir. Zaten o kadar yazı yazan bu yazı sahibinin anlamadığı nokta da burasıdır. Ve tüm verilen cevaplarda da üzerinde durulan asıl budur.  O halde onun yanında tezgah açana bu kardeşini üzme demek yerine, yanında açtırmayan kimseye bu cahili düşünceden kurtul, sen imanı elde etmemiş bir kişisin, bu yaptığın küfürdür demek daha gereklidir. Kardeşini üzen kimse ya hoş bir davranın yapmamış, ya da harama düşmüştür. Ama o zihniyetin sahibi açtırmayan kişi ise kaza ve kader inancına Allahın istediği gibi sahip olmamış bu konuda imanı bozmuştur ve belki o hal üzere hep var idiyse hiç iman etmemiştir. O zaman onun yanında açmak isteyen de yazı sahibinin ruhsat verdiği kafirin yanında açmak fiili yapmıştır.

Yazı sahibinin tezat olan sözlerinden bir tanesi de şudur:

cevabı verenlerin cevaplarına baktımda hiçbirisinin ticaretle alakasının olmadığı anlaşılıyor. eğer ticaretle alakaları olsa olaya bu şekilde bakmazlar. ticaretinde kuralları var. şartları ve gerekleri var. eğer şartlarını yerine getiremiyorsan oyunu kurallarına göre oynamıyorsan ticaret yapamazsın.       rasulullah rızkın onda dokuzu ticarettedir ticaretle uğraşın derken. gidin bir yerlerden bir şeyler alın çarşıda pazarda satın mı demek istiyor. ticaretinde hukuku vardır ticaretin hukukunu bilmeyen kişi faize batar haberi olmaz. insanların geçiş yollarını daraltır kul hakkına girer haberi olmaz. islama göre caiz olmayan malları satar haberi olmaz. işte böyle duruma düşmemek için bu işlerle uğraşanların ticaretin hukukunu bilmeleri öğrenmeleri gerekir.

eğer bu kişi mantıklı ve hakkaniyetli bir kişi olsa idi kardeşi razı olmadığını ve örfen yaptığının yanlış olduğunu bildiği halde kardeşinin yanına açıp onu üzmez ve günaha girmezdi. rasulullah buyuruyor ki üç kişi iken iki kişi aranızda konuşmayın. eğer konuşursanız üçüncü kişiyi üzersiniz. hadise baktığımızda müslümanı üzmenin haram olduğu net bir şekilde anlaşılır. bu kişi neden kardeşini üzmek pahasına haksız yere onun yanına açıyor.

 Kim olursan ol şunu bil: günümüz şartları ağır. mesele rızk meselesi değil mesela güç meselesi. mesela islamı hakim kılma meselesi! mesele islamı hakim kılmaya çalışırken en iyi ne yapabilirim en iyi nasıl faydalı olabilirim meselesi. ister ticaretle uğraş ister başka işle uğraş ne işle uğraşırsan uğraş kafir dururken müslümana rakip olma!. müslümanın ayağına bağ olma! milletin ayağına dolaşıpta gündemi meşgul etme. yapacak iş çok satacak mal çok. bir iş yapacağın zaman otur düşün kardeşlerinle istişare et islama ve müslümanlara fayda verecek zarar vermeyecek işleri yapmaya azmet. yapacağın iş bir boşluğu doldursun. rızk endişesi gütme! rızka Allah kefil. işimi en iyi nasıl yapabilirim diye düşün. Allah sana rızkını kazancını illa işinden verecek diye bir kaide yok. Allah dilediği yerden dilediği şekilde verir. sen rızkı falan düşünmeyi bırak Allaha ve müslümanlara karşı görev ve vazifelerini en iyi nasıl ifa edebileceğini düşün.

Bu kişi verilen cevapları ilmi bulmamış ve bu sebeple cevabı verenleri ticareti bilmemekle suçlamış. Bu kimse yazdığı cevaplardan kendisinin ticarete ne kadar iyi bildiği belli oluyor. İslam inancı konusunda bile akidesi düzgün değilken, cahili sistemlerde İslama göre ticaret nasıl olur, ticaret hukuk nedir acaba ne derece bilgi sahibi ve bu konuda düzgün, kendisine sormak lazım. Klişe laflarla ticaretin kuralları olduğu söylenmez. Verilen cevaplarla ilgili şeriate zıt kural ihlali varsa açıkça bunu ortaya koyması yerinde olurdu. Ama böyle yapmayıp şöyleyse şöyle böyleyse böyle yerindeyse laf ebeliği yapmış. Ve İslama göre yaşamayı oyunu kurallara göre oynamak olarak nitelendirmiş. Unutmasın ki İslam yaşanır, İslamla ve onun hükümleriyle oyun oynanmaz. Ya da bu hükümler oyun değil ki oyun gibi değerlendirip de kurallarına göre oyun oynanacağından bahsedilmez. Bilakis yaşam İslam’a göre Kur’an ve sünnet merkezlidir. Diğer laf kalabalıklarına yazı yazmaya dahi lüzum yoktur. Nasihatlerini kendine saklasın da önce bir Müslüman nasıl olur, İslam ve iman üzere nasıl olunur onu bir öğrensin. Ondan sonra kalkıp insanlara nasihat etsin.

Günümüz şartları madem ki ağır o halde Müslümanların üzerindeki ağır yükler kaldırılsın. Başka yerde iş yapabilme durumu olmayana yanında iş verilsin. Yanında tezgah açana açma denilmesin. Bir dilim ekmek 2 eşit parçaya bölünsün de paylaşılsın. Böylece müslümanın şu cahili sistemlerindeki yükü hafifletilsin, kardeşçe, dostça gönül birliği kurmuş bir vaziyette aynı inanç ve akide doğru bir şekilde yaşansın ve Allahın dini için el birlik verilip çalışılsın.

Son olarak yazı sahibinin şu sözleri onun cehaletin en zirvesinde olduğunu ortaya koyuyor:

kafir devlette müslüman kardeşinin yanına yöresine aynı malı satmak için dükkan tezgah vb açan dar görüşlü iş bilmez müslümanların şerrinden Allaha sığınırız. Allaha hamdolsun.

Böyle bir dua ancak bir cahilin ağzından çıkacak duadır. Kafir devlette Müslüman olduğunu ve kardeşlik iddiasında bulunan ve kazancının azalacığı inancıyla kardeşim dediği Müslümanlara tezgah açmasına izin vermeyen kimselerden de ben Allah’a sığınırım. Ve böyleleri için dua eden bu yazı sahibinin şerrinden, onu destekleyenlerin şerrinden de Allah’a sığınırım. Duası hayır için olmayan, inancı bozuk bir kimsenin derdi ancak Müslümanlar arasına fitne ve fesadı sokmaktan başkası olamaz. Allah böylelerine layık olduğunu versin. Müslümanları böylelerin fitnesinden, şerrinden, sapkınlığından, küfründen uzak eylesin.
Son duamız Alemlerin rabbi Allaha hamdolsun.
Kayıtlı
Bir Garip Yolcu
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 6


« Yanıtla #4 : 07 Ağustos 2015, 10:16:38 »

Müslümanım diyen bir kişi nasıl olurda yanına ,karşısına veyahut yakınında durup satış yapmasından neden rahatsız olur ? Birlikte birbirlerine destek oluruz ,komşumun Kafir bir kişi olmasından daha sevimli değil midir?diye düşünmesi gerekmez mî?..bizler bir kişiyi ne uğruna seviyor veya buğzetiyoruz !!!! Böyle kişiler şöyle inanmıyorlar mı? Rızk artmaz eksilmez Allah bize neyi takdir ettiyse onu yaşarız .kimlere vela gösteriyoruz , yoksa dünya hırsı mal mülk ve metanın bizi esir almasına aldır mıyormuyuz?imanın en üst mertebesi Allah için sevmek Allah için buğzetmek değil mi?dikkat edin içi çürümüş bir meyva olmayın ,velevki dışından güzel görünsenizde ,tadı olmayan kokusu berbat yenilmeyecek ve hiç faydası olmayacak şekilde olmasın.....!!!!!
Kayıtlı
DARİMİ
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1021


« Yanıtla #5 : 07 Ağustos 2015, 11:24:40 »

Soru:s.a İki müslüman pazarda pazarcılık yapıyorlar. bunlardan bir tanesi çeşitini değiştirip öbür kardeşin sattığı malı satmaya başlıyor. bunun üzerine o kişi sen bu malı burda satamazsın bana zarar veriyorsun diye karşı çıkıyor. O ben zarar vermiyorum deyip aynı yerde satış yapmaya devam ediyor. bunun üzerine diğer müslüman o kişinin yer sahibine gidip bu bana zarar veriyor buna burda açtırma diyor. yer sahibi gelip burada açma bu kişi senden daha eski ona zararın oluyor. eğer bu malı satmaya devam edersen buraya açamazsın diyor. o da biz aramızda hallederiz diyor. bunun üzerine birinci kişi biz halledemedik diyor ve o kişiye açtırmasın diye yer sahibini teşvik ediyor. bu müslüman kafirlere veladan kafir olurmu?

Soru:iki Müslüman aynı pazar yerinde yan yana satış yapıyorlar Müslüman dünyalık menfaatinden dolayı diğer Müslümanın yanında çalışmasından rahassız oluyor ve yanında satış yapmaması için uyarıyor diğer Müslüman uyarısını önemseyerek satışına devam ediyor bunun üzerine uyaran Müslüman zabıtaya uyardığı  Müslümanı şikayet ediyor şikayet eden Müslümanın hükmü ne olur günümüzde tağut şikayet eddiğinden dolayı diğer Müslümana ceza kesiyormu yani tağutun karı olurmu olursa hükmü ne olur olmassa ne olur
selam hidayet üzere kalanların üzerine olsun.


CEVAP;Musab_EL-Muslim Verdiğimiz cevaplarda herhangi bir sıkıntı yoktur. Cevapların aynı olması için sorularında aynı olması gerekir.
Kayıtlı
abdullahabdullah
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #6 : 07 Ağustos 2015, 12:51:17 »

abdullahabdullah ! Delilsizce neden yazıyorsun ? Delilsizce söylenen cümlenin benim gözümde sivri sinek kanadı kadar değeri yoktur...Ben Aklından delil getirene değil Ayet ve hadisten delil getiren kişilere bakarım...Buna  göre yazına baktığımda Yazdığın sözlerin çoğu sadece Aklından delil getirerek  yazılmış sözlerden ibarettir...


    İslama aykırı gördüğün delil istediğin yeri göster sana deli vereyim. Mesele gayet basit. Yazımın senin gözünde sivri sinek kanadı kadar değeri olmaması seni bağlar. ben yazıyı sizin şahsınıza yazmadım. Ama görüyorum ki sizin bir karın ağrınız var ki üzerinize alınmışsınız.  Yazım tabiki akla göre yazılmıştır. İslam şeriati aklı yok saymaz. Yüce Allah aklı bize kullanalım diye verdi. Zaten islam hükümleri selim akla zıt değildir. Yazımda şeriate zıt gördüğün şeyeleri göster sana açıklayayım.
Kayıtlı
abdullahabdullah
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #7 : 07 Ağustos 2015, 15:30:24 »

 musab el müslim  Demişsinki:
''kafir devlette müslüman kardeşinin yanına yöresine aynı malı satmak için dükkan tezgah vb açan dar görüşlü iş bilmez müslümanların şerrinden Allaha sığınırız. Allaha hamdolsun.'''Alıntı:abdullahabdullah

Sen ne yazdığının acaba farkındamısın ? Bu söylediğin sözün Rasulullah'ın ashabına kadar uzanıyor.Yani bu yazmış olduğun sapıkça yazında Rasulullah'ın ashabına hakaret olduğu anlaşılıyor. Rasulullah'ın ashabıda yan yana satış yaparlardı aynı ürünü satarlardı şimdi sana göre Rasulullah'ın ashabıda dar görüşlü iş bilmez  kişiler oluyor öylemi ! Bende böyle  cahilce yazan insanların şerrinden Allah'a sığınıyorum..

   Parmaklarının yazdıklarına dikkat et!!!  Eğer bir şeyi sapıkça anladıysan sor açıklansın sonra sapık dersin. Burada sapıklık benim yazımda değil... Yazımda ne dedim: anlamadan rasulullahtan ve sahabeden kopyala yapıştır şeklinde yazı aktarmak iyi bir şey değil. senin verdiğin linke bak sitenizin yöneticisi darimi sahabelerin neden yan yana açtıklarını ve ne zaman yan yana açılmayacağını güzelce açıklamış. bana itibar etmiyorsan ona itibar et.
  benim duama dikkat et güzel anla yanlış anlayıp insanlara sapık hükmü verme. Kıyamet gününde Allah sorar mahçup olursun. hasenelerini başkalarına paylaştırır perişan olursun. benim anladığım senin bu işte bir alakan  var belkide kardeşinin yanına tezgah açan sensin. tabi bunlar beni ilgilendirmez beni ilgilendiren senin nefsinin kabarması soncu muhakeme yeteneğini kaybedip bana yönelttiğin sapık sözüdür. hatta bir kişi sizin bana kafir hükmü verdiğinizi yazıyor onu tekzip etmiyorsunuz. hayır ben ona kafir demedim diye belirtmiyorsunuz. sizi kınıyorum ve söylediğim sözü açıklıyorum. ayrıca sizden benden özür dileyip helallik istemenizi bekliyorum.

  benim sözüme gelince ben müslümanın yanına yöresine tezgah açan dar görüşlü iş bilmez kişilerden bahsediyorum. bu tanıma sahabeler ve rasulullah girermi? onlar iş bilirler ve dar görüşlü değiller. yani benim sözüm işi bilmeyen görüşü zayıf kişilerle alakalı. işi bilen duruma göre şartlara göre müslüman kardeşinin yanıan açar veya açmaz buna bilinçli bir şekilde karar verir kimseyi üzmez kimseyi kırmaz kimseye zarar vermez.
  Senden söylediğin sözden dolayı özür bekliyorum.
Kayıtlı
abdullahabdullah
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #8 : 07 Ağustos 2015, 16:26:36 »

  Said bin zeyd yazında diyorsun ki: Abdullahabdullahın yazısını okuduğumda Musab el-Müsliminde yazdığı gibi ilmi değeri olmayan, birbiriyle zıtlık arzeden sözleri içeren ve en önemlisi de yazdığı bu yazıyla İslam inancına sahip olmayan bir kişinin yazdığı yazıdan başkası olmadığı görülüyor. Bu sebeple onu destekleyen ve onun gibi düşünenler de aynı sıfatı hak ederler. Bunu bizzat yazı sahibinin sözlerinden isbat edeceğim

 Burada açık bir tekfir var. Bilirsin tekfir basit bir şey değil. Subuti ve delaleti kati naslar ile şüpe götürmeyecek şekilde yapılır. Musab el müslimin naklettiği linkte sizin güvendiğiniz site yöneticisi benim yazdığımın aynısını yazmış. biraz sonra onu senin yazına ilave edeceğim bakalım tekfirini isbat edebilecekmisin. site yöneticisini, beni bizim gibi düşünenleri tekfir edebilecekmisin.
 yazında bir tane bile tekfir illeti yok. delil yok. bu tekfirin sana dönüp dönmediğinede bakacağız ama bu gün vakit bulamadım şimdi kapatıyorum bu akşam inşaAllah sana güzel bir yazı yazacağım.
Kayıtlı
hamza el muvahhid
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #9 : 07 Ağustos 2015, 18:42:19 »


Ebu Ümâme (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Bir kavm, içinde bulunduğu hidayetten sonra sapıttı ise bu, mutlaka cedel sebebiyle olmuştur."
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunu söyledikten sonra, delil olarak) şu âyeti okudu: "Onlar: "Bizim tanrımız mı yoksa O mu daha iyidir?" dediler. Sana böyle söylemeleri, sırf tartışmaya girişmek içindir. Onlar şüphesiz münakaşacı bir millettir" (Zuhruf 58).
Tirmizî, Tefsir, Zuhruf, (3250); İbnu Mâce,Mukaddime 7.
[Hadis.1131]

Tavsiyem cedellesmeyin yöneticilere bırakın ilmi bir açıklama yapsınlar hak neyse ona dönülsün
Şüphesiz Allah en iyi bilendir
Kayıtlı
akliselim
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9


« Yanıtla #10 : 07 Ağustos 2015, 18:48:39 »

    İslama aykırı gördüğün delil istediğin yeri göster sana deli vereyim. Mesele gayet basit. Yazımın senin gözünde sivri sinek kanadı kadar değeri olmaması seni bağlar. ben yazıyı sizin şahsınıza yazmadım. Ama görüyorum ki sizin bir karın ağrınız var ki üzerinize alınmışsınız.  Yazım tabiki akla göre yazılmıştır. İslam şeriati aklı yok saymaz. Yüce Allah aklı bize kullanalım diye verdi. Zaten islam hükümleri selim akla zıt değildir. Yazımda şeriate zıt gördüğün şeyeleri göster sana açıklayayım.
Ben de senin yazılarına bazı cevapları vermek istiyorum. Diyorsun ki: ben yazıyı sizin şahsınıza yazmadım. Ama görüyorum ki sizin bir karın ağrınız var ki üzerinize alınmışsınız.
Senin yazını okuduğumda zaten şunu anlamıştım: senin bir karın ağrın var, o da senin yanında kimse aynı şeyi satmasın. Senin rızkın azalacakmış. Halbu ki kafirler sana sormadan bunu yaparlar. Bir muslüman senin yanında aynı şeyi sattığından neden rahatsız oluyorsun ki? Demek ki, Allahın sana ettiği takdirde ve rızık Allahın elinde olduğuna iman hakkında sende bir sakatlık var. Şöyle ki: sen soruyu ve cevabı bile anlamakla kendini yormadın, ancak senin yanına gelib aynı şeyi satmaya çalışanın üstüne alındın. Soruda ikinci kişinin durumu sorulmadı ki, neden alındın sen bu cevaba. Selim akıl hakkında konuşuyorsun, ama selim akılını kullanmadın ki. Yoksa senin aklına göre direkt soruya cevap vermeden, ikinci kişi hakkında yorum yapılması mı gerekirdi? İkinci kişi diyelim haksızlık etti kendisi gibi mahlukun hakkında girerek diyelim. Ama birinci kişi Allahın hakkına girdi. Hem de soru onun durumu hakkındadır. Dolayısıyla birinci kişi hakkında konuşmak evveldir her yönden. Selim aklını çalıştır.

Kayıtlı
DARİMİ
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1021


« Yanıtla #11 : 07 Ağustos 2015, 19:21:07 »

Abuabdullah konuşurken sözlerinize dikkat edin(!)Sizin güvendiğiniz site yöneticisi” “sitenizin yöneticisi” de ne demek ve ne anlatmaya çalışıyorsun?
Yazıştığınız kişileri ne şahsen nede başka türlü tanımıyoruz. Burası bir ilmi sitedir, bize itimadı olan kim olursa olsun soru sorabilir.
Bizde bilgimiz dahilinde kuran ve sünnete göre cevap vermeye çalışıyoruz.
Verdiğimiz cevaba bir itirazınız varsa söylersiniz güvenmiyorsanız soru sormazsınız. Ama bize itimad edip soru soranlar içinde “sizin siteniz, güvendiğiniz yönetici” gibi yanlış anlaşılabilecek laflar etmeniz şahsınıza yakışır bir üslup değildir.
Kayıtlı
abdullahabdullah
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #12 : 07 Ağustos 2015, 21:22:00 »

 hamza el muvahhid kardeş nasihatın için teşekkür ediyorum. Allah sana hayır versin. Burada tabiki amacımız cedel yapmak değil hakkı yaymak. Fakat sende görmektesin ki bazıları yazmış olduğum yazıya güzel güzel reddiye yapacağına sapık gayri müsllim gibi sıfatlar ile şahsıma saldırmaktadırlar.

 bu konuda hak ortadadır. site yöneticisi dariminin daha önce benzer bir soruya verdiği cevap meseleyi gayet güzel açıklamaktadır. Bu yazıyı bildiği ve buraya linkini attıkları halde bazı kişiler hakka boyun eğmek yerine hala batıl üzerinde ısrar etmekte ve kendilerine karşı çıkaları bir takım alakasız gerekçelerle tekfir etmeye kalkışmaktadırlar.

 tabiki buna karşı sessiz kalmamız sineye çekmemiz mümkün değildir. haksızlığa karşı susarsak dilsiz şeytan sıfatını hak ederiz ve Allah muhafaza sonumuz hiç iyi olmaz.
  biz burada inşaAllah daha yumuşak bir uslupla birbirimizi hak etmediği sıfatlarla anmadan güzel güzel münazara edeceğiz ve Allah dilerse bizi hak üzerinde birleştirecektir. hepimiz dua edelim.
 

 
Kayıtlı
abdullahabdullah
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #13 : 07 Ağustos 2015, 21:45:32 »

Abuabdullah konuşurken sözlerinize dikkat edin(!)Sizin güvendiğiniz site yöneticisi” “sitenizin yöneticisi” de ne demek ve ne anlatmaya çalışıyorsun?
Yazıştığınız kişileri ne şahsen nede başka türlü tanımıyoruz. Burası bir ilmi sitedir, bize itimadı olan kim olursa olsun soru sorabilir.
Bizde bilgimiz dahilinde kuran ve sünnete göre cevap vermeye çalışıyoruz.
Verdiğimiz cevaba bir itirazınız varsa söylersiniz güvenmiyorsanız soru sormazsınız. Ama bize itimad edip soru soranlar içinde “sizin siteniz, güvendiğiniz yönetici” gibi yanlış anlaşılabilecek laflar etmeniz şahsınıza yakışır bir üslup değildir.


 sayın site yöneticisi darimi. Burada kişiler hakkında kullanılan güvendiğiniz site yöneticisi sitenizin yöneticisi şeklindeki tabirler tarafımdan hususi ve özel olarak seçilmiş tabirlerdir. bu tabirler kimseyi aşşağılamak veya küçük düşürmek için kullanılmamıştır. burasının bir ilim sitesi olduğunun ve insanlara yardımcı olmaya çalıştığınızın farkındayım.
 burada sizin sitenin yöneticisi tabirini kullandım çünkü bazı kişilerin gözünde site yöneticisini ulvi bir makama çıkarılmış ve tarikatçıların şeyhlerine takınıldığı tavır takınılır olmuş. bakın said bin zeyd yazısında beni gayri müslim olmakla itahm ederken delil olarak ne getiriyor:
Bir de belliki site yöneticilerinin tekfir ettiği kimseyi bu yazı sahibi tekfir etmiyor. Bu durum onun akidesinin bozukluğunu ortaya koyan bir durum. Eğer akidesi düzgün birisiyse site yöneticilerinin tekfir hükmü uyguladığı meseleleri geçersiz sayacak ilmi bir açıklama yapması gerekir. Ama yazısının tamamında bu durum görülmemektedir.

 aynıkişi Şimdi şu sözlerdeki tezatlara ve tevhid inancından uzak ve yazı sahibinin küfür bir akideyi taşıdığına dair isbata geçeyim: başlığı altında benim kafir olduğumu isbatlamak için bakın nasıl bir delil getiriyor: Zaten site yöneticilerini verdikleri cevaplar dikkatlice incelenirse mesele daha çok kaza ve kadere iman boyutunda değerlendirilmiş. Meselenin örf boyutu ise zaten net bir ibareyle ortaya konmuş ve Darimi’nin verdiği cevapta denmiş ki:

Fakat örf olarak şöyle bir şey varsa örneğin: Bir binada tek bir diş doktoru olması gerekir. İki diş doktorunun tek binada olmaması gerekir.
Tek bir doktor bir binada varsa, aynı binada başkası açamaz. Alışmışlar, anlaşmışlar. Bunun ismi tüccarın örfüdür.
Eğer tüccarın örfü varsa İslam a aykırı değilse bu İslam da geçerlidir.

 
  Bir kişiyi tekfir ediyor hiçbir ayet yok hiçbir hadis yok hiç bir kaide yok site yöneticisi şöyle dedi bu adam site yöneticisinin kafir dediğine kafir demedi falan bunlar yanlış şeyler.

   bu tür yazılar bende bu kişilerin ayetten hadisten anlamadığı ve site yöneticilerini körü körüne taklit ettikleri gibi bir kanaat oluşturdu. bende hususi olarak bu tabirleri kullanarak yaptıklarının yanlışlığını göz önüne serdim. bu benim kanaatim başkalarını bağlamaz. kabul etmekte veye etmemekte serbestsiniz.  bu konuda (site yöneticilerinin ulvileştirilmesi)  bir açıklama zaten yapacaktım ama gündüz vaktimin yetmemesi bunu engelledi. sizde müdahale etme gereği duydunuz...
Kayıtlı
abdullahabdullah
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #14 : 07 Ağustos 2015, 22:20:40 »

said bin zeyd yazınızı şimdi buraya tek tek yapıştırıp benim hakkımda yaptığın ithamları tek tek çürüteceğim. sen beni tekfir ettin bunu bir kenara yaz unutma. yazımdan bunu anladığınıda belirttin. bunun takipcisi olacağım. Ve sana bir kişiyi tekfir etmenin çocuk oyuncağı olmadığını bunun kural ve kaideleri olduğunu Allahın izni ile öğreteceğim.
 diyorsun ki:
Bu başlık altında yazılan yazılar, sorulan sorular ve onlara verilen cevaplardan ibarettir. Ve bu yazı sahibinin yukardaki ifadesi gösteriyor ki hem site yöneticilerini hedef almış, hem de soru soranları almış. Site yöneticilerinin cevaplarını okuyan kimseler gayet net ve açık olduğunu pekala iyi anlarlar. Eğer onların cevaplarında bir bozukluk varsa onlara ilmi bir cevap yazması yerinde olurdu. Ve söz konusu başlık altında site yöneticilerinin cevapları dışında fertlerin soruları var. O soruların sorulması doğru bulunmamış ve bu sorulan sorulara karşı bu sözler söylenmiş ise o zaman ilmi soru nasıl sorulur, nasıl art niyet olmaz sorunun soruluş şeklini düzelterek meseleye yaklaşabilirdi. Fakat yazı sahibi ne site yöneticilerinin yazılarını doğruladığını belirtir bir söz söylemiş, ne de soru sahiplerinin yanlış soru sorduğunu açıklamış. Tam tersine meseleye lodoslama dalmış, balıklama bitirmiş. Böylece ilmi değeri olmayan bir yazıdan başka bir şey yapılmamış.

  Bu yazımda site yöneticilerini hedef aldığım doğrudur fakat bu bu soruya yanlış cevap verdikleri için değil yeterince doyurucu devap vermedikleri içindir. bununla beraber dariminin daha önceki yazısının linkinin cevaplarda sayfaya taşınması bu eksikliği bir nebze gidermiştir. bu sebeple site yöneticilerinden teymullah muvahhidin olayı tek yönüyle ele alışı sebebiyle yanlış anlaşılmalara açık kapı bırakan cevap tamamlanmıştır.  eğer sadece teymullah muvahhidin cevabı olsa idi cevap gayet net ve açık diyemezdik. ki diyemedikte bu cevap tatmin edici olmadı ve başka sorular sorulmaya devam etti.
 
 
Fakat yazı sahibi ne site yöneticilerinin yazılarını doğruladığını belirtir bir söz söylemiş, ne de soru sahiplerinin yanlış soru sorduğunu açıklamış. Tam tersine meseleye lodoslama dalmış, balıklama bitirmiş  yazı yazarken eleştiri yaparken soru sorarken cevap verirken nasıl bir uslüp kullanacağımı sizden öğrenecek değilim. yazdığım yazıların sonuçlarını sadece ben yükleniyorsam uslubum sadece beni bağlar.

  yazımın ilmi olmayışına gelince gayet anlaşılır bir yazı ve içinde hata yok. şimdi bunu tek tek isbat edeceğim.
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |