Soru 21 - Sevgide ve muvalatta şirk nasıl olur
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2019, 01:29:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Soru 21 - Sevgide ve muvalatta şirk nasıl olur  (Okunma Sayısı 3447 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 344


« : 25 Temmuz 2015, 09:28:30 »

Soru 21) Sevgide ve muvalatta şirk nasıl olur?

Cevap 21) Her kim, sadece Allah-u Teâlâ için sever ve buğzeder, dost ve düşman olursa; Allah-u Teâlâ'nın sevdiğini sever, sevmediğini sevmezse; Allah-u Teâlâ ve rasulüne dost olana dost, düşman olana düşman olursa; Allah-u Teâlâ'nın razı olduğu şeylerden razı olur, buğzettiği şeylere buğzederse,  işte o kimse sadece Allah-u Teâlâ'ya kul olmuş ve imanı tamamlanmıştır. Her kim de şekli ve resmi ne olursa olsun Allah-u Teâlâ'dan başkası için sever ve buğzederse veya dostluk ve düşmanlık gösterirse, işte o kimse de ister kabul etsin veya kabul etmesin, bunlara kul olmuş ve ibadet etmiştir.

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
“Allah için seven, Allah için buğzeden, Allah için veren, Allah için vermeyen kimsenin imanı tamamlanmıştır.” (Ebu Davud sahih senedle)                              

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
“İmanın en sağlam kulpu; Allah için dost olmak, Allah için düşman olmak, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.” (Ahmed sahih senedle)

Allah-u Teâlâ için dost ve düşman olmanın, sevmek ve buğzetmenin imanın en sağlam kulpu olmasının sebebi; Allah-u Teâlâ'ya kulluğun en yüksek mertebesini gösterdiği içindir. Bu sebeple kim, Allah-u Teâlâ'dan başkası için dost veya düşman olursa, o kişiye en yüksek seviyede kulluk ve ibadet etmiş olur.

Zatı için sevilen sadece Allah-u Teâlâ’dır. O’ndan başkaları ise ancak O’nun için sevilirler, O’nunla beraber sevilmezler. Allah-u Teâlâ'dan başkası, şekli ve mertebesi ne olursa olsun, doğruya ister isabet etsin ister isabet etmesin, ister hak ister batıl üzere olsun zatı için veya Allah-u Teâlâ’yla beraber sevilirse, onun zatı için dostluk veya düşmanlık gösterilirse Allah-u Teâlâ'dan başka rab ve ilah edinilmiş olur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkalarını (Al-lah’a) denk tutarlar. Onları Allah’ı sevdikleri gibi severler. İman edenler ise en çok Allah’ı severler.”
(Bakara: 165)

İbni Kayyım şöyle demiştir:
“Allah-u Teâlâ, halkı sadece kendisine ibadet etsinler diye yarattı. İbadet; en yüksek sevgiyle birlikte sadece O’nun emrine boyun eğmeyi gerektirir.

İbadetin aslı
; sadece Allah-u Teâlâ'yı sevmek, onunla beraber hiç kimseyi sevmemek, Allah-u Teâlâ'dan başkasını ise sadece Allah-u Teâlâ için sevmektir. Tıpkı nebi, rasul, melek ve Allah-u Teâlâ dostlarının sevildiği gibi... Biz Allah-u Teâlâ'nın nebi, rasul, melek ve dostlarını sadece Allah-u Teâlâ için severiz. Yoksa onları, Allah-u Teâlâ'yla birlikte sevmeyiz. Onlara olan sevgimiz, Allah-u Teâlâ'ya olan sevginin tamamındandır. Bizim; nebi, rasul, melek ve Allah-u Teâlâ dostlarına olan sevgimiz, Allah-u Teâlâ'ya şirk koşanların, Allah-u Teâlâ'ya denk kıldıkları kimseleri sevmeleri gibi değildir. Çünkü onlar Allah-u Teâlâ'dan başka edindikleri eşleri Allah-u Teâlâ'yı sevdikleri gibi severler.”
(Medaricu’s-Salikiyn c: 1 s: 99)
 
Sevgi, itaat ve tabi olma konusundaki şirki gösteren delillerden bir tanesi de Allah-u Teâlâ'nın, sekarda (cehennemde) bulunan mücrimler hakkındaki şu sözüdür:
“Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki: “VAllahi biz apaçık bir sapıklıktaymışız. Zira sizi âlemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.”(Şuara: 96–98)

Ayetteki söz konusu olan kimselerin, tabi oldukları reis ve liderlerini âlemlerin Rabbiyle eşit tutmaları, yaratma ve kâinat kanunlarına tasarruf etme konusunda değil, sevgi, itaat ve tabi olma konusunda idi. Çünkü onlar bir sineği, hatta ondan daha küçüğünü bile yaratmaktan acizdirler.
Tabi olan o kimseler, tabi oldukları kişileri zatları için sevdikleri, onlara itaat ettikleri ve sadece Allah-u Teâlâ'ya verilmesi gereken (özellikleri) hak, sıfat ve yetkileri onlara verdikleri için bu zalim kimseleri Allah-u Teâlâ'ya eş koşmuş, böylece ahirette büyük azaba maruz kalmalarına sebep olan büyük şirki işlemişlerdir. Cehenneme atıldıklarında bu yaptıklarından pişman olarak birbirlerini suçlayacaklar, ama bu pişmanlık onlara bir fayda vermeyecektir.

İbni Kayyım bu ayet hakkında şöyle dedi:
“Bilindiği gibi onların, taptıkları varlıkları Allah’a eş tutmaları; yaratma, rızık verme, öldürme, yaşatma, mülke tasarruf etme ve güç sahibi olma konularında değildi. Onları Allah’a eş tutmaları, sevgide, boyun eğmede ve itaatte idi. Bu ise cehalet ve zulmün en üstün seviyesidir. Zira çürüyerek toprak olacak olan bir yaratılmış ile âlemlerin Rabbi hiç eşit tutulabilir mi? Köleyle, köle sahibi hiç eşit olur mu?
Onlar, Allah-u Teâlâ'nın fiil ve sıfatlarında onları Allah-u Teâlâ'yla eşit tutmadılar. Daha açıkçası onların sıfatlarının Allah-u Teâlâ'nın sıfatları gibi olduğunu söylemediler. Fakat onların Allah-u Teâlâ'ya eşit tutmaları sevgi, kulluk ve yüceltme konularında idi.
Onların Allah-u Teâlâ'ya eşit tutmaları, Allah-u Teâlâ'ya eşit tuttukları kimselerin gökleri, yeri, onları ve babalarını yaratma konusunda değil, sevgi konusunda idi. Çünkü bu kimseleri Allah-u Teâlâ'yı sevdikleri gibi seviyorlardı. Zaten ibadetin gerçeği; sevmek ve boyun eğmektir.”
(Bedaiu’t-Tefsir İbni Kayyım c: 3 s: 328–329)
Kayıtlı

حسبي الله
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |