Hanbeli Alimlerinden c) Muhammed Bin Abdulvehhab ve Diğer Necd Alimleri
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Eylül 2019, 23:17:10


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Hanbeli Alimlerinden c) Muhammed Bin Abdulvehhab ve Diğer Necd Alimleri  (Okunma Sayısı 6398 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« : 24 Temmuz 2015, 17:58:40 »

c) Muhammed b. Abdul Vehhab (Hicri 1206 yılında vefat etmiştir.) İslam’ı bozan meseleler hakkında şöyle dedi:

“İslam’ı bozan sekizinci mesele: Müslümanlara karşı kâfirleri desteklemek ve onlara yardım etmektir. Bunun delili ise Allah (c.c)’ın şu ayetidir:

“Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalim bir kavme hidayet etmez.”  (Maide: 51) (Ed-Dureru’s-Seniye  c: 10  s: 92)
                                                                          
Bir başka yerde şöyle diyor:

“İnsan Allah (c.c)’ı birleyip bütün şirkleri ter ketse bile müşriklere düşman olmadığı ve onlara düşman olduğunu ve de buğz ettiğini apaçık bir şekilde söylemediği müddetçe dini ve İslam’ı asla sahih olmaz. Allah (c.c) bununla ilgili olarak şöyle buyuruyor:

“Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kavmi, babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları olsalar bile Allah’a ve rasulüne düşman olanlara sevgi gösteriyor bulamazsın. İşte bunların kalplerinde (Allah) imanı yazdı ve O’ndan bir ruh ile onları destekledi. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; (öyle ki onlar) sonsuza dek oradadırlar. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bunlar Allah’ın hizbidirler. İyi bilin ki! Muhakkak ki kurtuluşa erecek olanlar Allah’ın hizbidir.”     (Mücadele: 22) (Ed-Dureru’s-Seniye c: 8 s: 113)                                                                            

Bir başka yerde şöyle diyor:

“İster şirk koşsun, isterse şirk koşmasın muvahhidlere karşı müşriklerle beraber olan salih müslümanı tekfir eden Kuran’dan, sünnetten ve âlimlerin sözlerinden çokca deliller vardır.”  (Ed-Düreru’s-Seniye c: 1 s: 8 )
                          
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Küfre rıza küfürdür. Bütün âlimler bunu açıklamıştır. Kâfirlere dostluk göstermek de aynı şekilde küfürdür.”  (Ed-Düreru’s-Seniye c: 1  S: 38)
                                            
Hanbelî olan Necd âlimlerinin bu konuda yazılmış çokca kitap, risale ve fetvaları vardır.

Bunlardan bazıları şöyledir:
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #1 : 24 Temmuz 2015, 18:04:51 »

1 - Şeyh Süleyman b. Abdullah b. Şeyh Muhammed b. Abdulvehhab (Hicri 1233 yılında vefat etmiştir) şöyle dedi:

“Allah (c.c) sana rahmet etsin. İnsan müşriklere ve dinlerine buğzetmesine rağmen, onlardan korkması, onları idare etmek istemesi, onların şerlerini defetmek için zahiren müşriklerin dinini kabul ettiğini göstermesi neticesinde velev ki İslam dinini ve müslümanları seviyor olsun yine de onlar gibi kâfir olur. Hatta sadece kâfirlerin dinlerini zahiren kabul ettiğini gösterse bile yine de kâfir olur. İslam diyarında olmasına rağmen kafirlerin itaatine giren, batıl olan dinleri kabul ettiğini gösteren, onların dinlerine malıyla ve gücüyle yardımcı olan, mü’minlerle dost olmayıp kafirlerle dost olan, tevhid ve ehlinin askeri iken  şirk ve şirk ehlinin askerlerinden olan kişinin durumu acaba nasıl olur? Hiç bir müslüman onun Allah (c.c) ve rasulünün  en şiddetli düşmanı olduğunda şüphe etmez.

Ancak ikrah altında olan hariç. Müşrikler tarafından tutuklanan ve ikrah altında olan kişi, kendisine küfür olan şeylerden; “şunu söyle, bunu yap, eğer yapmazsan, söylemezsen seni öldürürüz” diye söylendiği veya onların istediklerini verinceye kadar şiddetli işkenceye tabi tutulduğu zaman, işte bu durumdayken kalbi imanla dolu olduğu halde müşriklerin istediğini diliyle kabul edebilir.

Küfür kelimesini şaka yoluyla söyleyen kişinin küfre gireceğinde bütün âlimler icma etmişlerdir. Acaba korktuğundan dolayı ve dünya metaı elde etmek için küfür işleyen kişinin durumu nasıl olur? (Elbette daha kâfirdir.)

Şimdi Allah’ın yardım ve desteğiyle söylediğim hükümlerin bazı delillerini zikredeceğim.” (Sonra 21 delil zikretmiştir)   (Ed-Delail Kitabının Başında, Ed-Düreru’s-Seniye  c: 8 s: 121)
 
 Bir başka yerde şöyle diyor:

“Allah (c.c) müminlere yahudi ve hristiyanları dost edinmelerini yasakladı ve kim onları dost edinirse onlardan olacağını bildirdi. Bu hüküm mecusileri ve putperestleri de dost edinenlerin onlar gibi olacağını gösterir.”  (Ed-Düreru’s-Seniye c: 8    s: 127)
                                       
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dostlar edinmeyin! Siz onlara karşı sevgi gösteriyorsunuz. Oysa onlar size gelen hakkı inkâr etmişlerdir.(Ayrıca) Rabbiniz (olan) Allah’a iman etmeniz sebebiyle rasulü ve sizi (yurtlarınızdan) çıkarıyorlardı. Şayet siz benim yolumda cihat etmek ve benim rızamı kazanmak amacıyla çıktınızsa (nasıl olur da) onlara karşı hala (içinizde bir) sevgi gizlersiniz. Ve ben, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden her kim onu yaparsa, elbette o doğru yoldan sapmış olur.” (Mümtahine: 1)
                                                                               
Allah (c.c) bu ayette akrabaları ve arkadaşları olsa bile Allah (c.c)’ın düşmanlarını dost edinen kimsenin doğru yoldan ayrıldığını ve sapık yola düştüğünü   bildirmiştir. Her kim böyle yapan kimsenin doğru yolda olduğunu ve sapık yola düşmediğini iddia ederse işte o kimse Allah (c.c)’ı yalanlamış olur. Her kim de Allah (c.c)’ı yalanlarsa işte o kimse kâfir olur. Ayrıca Allah (c.c)’ın haram kıldığı kâfirleri dost edinme amelini helal kılmıştır. O halde her kim Allah (c.c)’ın haramını helal kılarsa işte o kimse kâfir olur.”           (Ed-Düreru’s Seniye c: 8  s: 141)                             
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #2 : 24 Temmuz 2015, 18:07:10 »

2 - Şeyh Muhammed b. Ahmed El-Hıfzi şöyle dedi:

“Büyük günahlardan daha büyük ve daha çok tehlikeli olan meselelerden bazıları şöyledir:

Her kim kâfirleri dost edinmeye rıza gösterir veya onlarla dost olmaya karar verir ya da nefsiyle, malıyla veya diliyle onlara yardımcı olursa işte bu kimse büyük günahlardan daha büyük olan en büyük suçu işlemiştir. Allah (c.c) bir müslümanın öldürülmesine bir kelimeyle bile olsa yardım eden kişinin şiddetli cezaya uğrayacağını bildirmiştir. Durum böyle iken İslam’a ve müslümanlara karşı savaşanlara yardım eden kişinin durumu nasıl olur acaba?”

Sonra sözlerinin devamında şöyle dedi:

“Bahsedilen bu meselelerde ikrah durumu söz konusu olmazsa şayet, bu meselelerin her biri kişinin imanını zedeler İslamını da yok eder. Bundan tövbe etmeyip inad eden kişi İslam’dan irtidat etmiş sayılır. Gizlice yapan ise dinde nifak işlemiştir.”       (Ed-Düreru’s Seniye  c: 8  s: 257)     
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #3 : 31 Temmuz 2015, 14:10:14 »

3 - Şeyh Abdurrahman b. Hasan (Hicri 1285 yılında vefat etmiştir)   şöyle dedi:

“Tevhidi bozan meselelerin en büyüğü üç  tanedir:

üçüncüsü: Müşriklere karşı dostluk göstermek, onlara meyletmek, onlara elle, dille veya malla yardımcı olmak. Allah (c.c)’ın: “O halde kesinlikle kâfirlere arka olma.”  (Kasas: 86) ayetinde buyurduğu gibi...

Allah (c.c) bir başka ayette şöyle buyuruyor:

“Muhakkak ki Allah, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kimseleri dost edinmenizi size yasaklar. Her kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Mümtahine: 9)            
                                       
Allah (c.c)’ın bu sözü İslam ümmetinden olan mü’minleredir. Ey bu hitabı duyan kimse! Bu hitaba göre durumunun ne olduğunu ve bu ayetin hükmünün neresinde olduğunu iyice bir düşün!”  (El-Mevrid el-Adebu’z-Zulal s: 237-238)
                               
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Yasakladığı amelleri işleyen ve böylece muvahhidlerin yolundan başka bil yol tutan kimse hakkında Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Onlardan çoğunun küfredenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kötüdür! Allah onlara gazap etmiştir. Onlar azapta temellidirler.” (Maide 80)        
                                                               
Allah (c.c) bu ayette kâfirlere dostluk gösterenleri kötülemekte ve onların Allah (c.c)’ın gazabını ve de cehennemde sonsuza kadar kalmayı hakettiklerini bildirmektedir. Bunu iki şekilde tekid etmiştir. Sonra ise kâfirleri dost edinmenin Allah (c.c)’a, nebisine ve nebisine inenlere iman etmeye zıt olduğunu bildirmiştir. Bu ayete benzer şöyle bir ayet vardır:

“Münafıklara, gerçekte kendileri için acı verici bir azap olduğunu müjdele! Mü’minlerden başka kâfirleri dostlar edinen o kimseler onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Şüphesiz ki bütün izzet sadece Allah’ındır. Allah size kitapta: “Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini veya onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla oturmayın. (Böyle yaparsanız) elbette siz de onlar gibi olursunuz” diye bir hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya toplayacaktır.” (Nisa: 138-140)  (Ed-Düreru’s Seniye c: 8 s: 173) 
                                                           
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Zikrettiğim ayetlerin benzeri başka ayetlerde Allah (c.c) şöyle buyuruyor: 

“Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dostlar edinmeyin! Siz onlara karşı sevgi gösteriyorsunuz. Oysa onlar size gelen hakkı inkâr etmişlerdir. (Ayrıca) Rabbiniz (olan) Allah’a iman etmeniz sebebiyle rasulü ve sizi (yurtlarınızdan) çıkarıyorlardı. Şayet siz benim yolumda cihat etmek ve benim rızamı kazanmak amacıyla çıktınızsa (nasıl olur da) onlara karşı hala (içinizde bir) sevgi gizlersiniz. Ve ben, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden her kim onu yaparsa, elbette o doğru yoldan sapmış olur.  ”       (Mümtahine: 1)
     
“Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun edinenler ile kâfirleri dostlar edinmeyin! Eğer mü’min iseniz Allah’tan sakının!”         (Maide: 57)
                                     
Allah (c.c) bu ayetlerden önce şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalim bir kavme hidayet etmez.”    (Maide: 51) 
                                                                         
Bu ayetler ve bunlar gibileri, bu günahın ne kadar büyük olduğunu göstermekte, ayrıca bu günahı işleyene zalim sıfatı vermektedir. Bunlar ve benzeri ayetleri düşünen kimseler bu amelleri işleyen kimsenin İslam milletinden irtidat ettiğini apaçık bir şekilde anlar.”           (Ed-Düreru’s Seniye c: 8 s: 188)
                                           
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Allah (c.c) şirkten ve müşriklerden beri olunmasını, onların tekfir edilerek onlara düşman olunmasını, onlara buğz edilmesini ve onlara karşı cihat edilmesini farz kılmıştır. Buna rağmen:

“Zulmedenler kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler...” (Bakara: 59) ayetinde buyurduğu üzere kâfirleri dost edindiler, onlara yardımcı oldular, mü’minlere karşı onları desteklediler, onlardan yardım istediler ve onlar için müminlere buğz edip sövdüler. Bu amellerin hepsi İslam’a zıttır ve İslam’ı bozmaktadır. Kitap ve sünnette bu hükme delalet eden değişik deliller vardır. İslam âlimleri bu hükmü tefsir, fıkıh ve başka İslami kitaplarda zikretmişlerdir.

Buna rağmen bazı kimseler, bunları hala müslüman saymakta, onların İslam dinini terk etmediklerini zannetmektedirler. Bu şaşılacak bir durum değildir. Çünkü Kuran’ı Kerim böyle düşünen (yani; kâfirleri dost edinilse bile yine de müslüman kalınacağını sanan) kimselerin olacağını bildirmiştir.

Allah (c.c) bu konuyla ilgili olarak şöyle buyuruyor:

“(Allah) bir gruba hidayet etti, bir grubun üzerine de sapıklık hak oldu. Muhakkak ki onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dostlar edindiler. Böylece kendilerinin doğru yolda olduğunu sanıyorlar.” (Araf: 30) (Ed-Düreru’s-Seniye c: 8  s: 190)
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #4 : 31 Temmuz 2015, 14:19:27 »

4 - Şeyh Abdullatif b. Abdurrahman b. Hasan (Hicri 1293 yılında vefat etmiştir) şöyle dedi:

“Kuran’ı Kerim’de kâfirleri dost edinmeyi şiddetle yasaklayan ayetler vardır. Bu gösteriyor ki temellerin temeli olan tevhid, Allah (c.c)’ın düşmanlarına karşı savaşmadıkça ve onlardan beri olmadıkça asla sabit, doğru ve sağlam olmaz. Yine temellerin temeli olan tevhid, Allah (c.c)’ın düşmanlarına buğz etmek ve onları kötülemek suretiyle Allah (c.c)’a yaklaşılmadıkça asla sağlam ve sabit olmaz.

Allah (c.c) dostluğun sadece mü’minlerin arasında olması gerektiğini ve kâfirlerin ise ancak birbirlerinin dostu olduğunu bildirdikten sonra şöyle buyuruyor:

“...Eğer siz, onu yapmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.”  (Enfal: 73)

Ayette geçen fitne şirkten başkası değildir. Büyük fesad ise tevhidin, İslam’ın ve bunlarla birlikte Allah (c.c)’ın Kuran’da verdiği kesin hükümlerin ve düzenin bozulmasıdır...”

(Kâfirleri dost edinmeyi yasaklayan ayetleri zikrettikten sonra) sözlerine şöyle devam etti:

“...Nefsine öğüt vermek isteyen kişi bu ayetleri iyice düşünsün ve bu ayetlerin tefsiri için âlimlerin sözlerini araştırsın. Sonra insanların bugün içine düştükleri duruma iyice bir baksın! Eğer Allah (c.c), doğruyu görmesi için onu muvaffak kılacak olursa, böylece kâfirlere karşı cihadı terk eden, onların ayıplarına susan, onlara daima barış gösteren kimsenin bu ayetin hükmüne girdiğini açıkça görür. Hal böyleyken İslam diyarına hakim olmaları için onlara yardımcı olan, onları öven, onların müslümanlardan daha adaletli olduğunu söyleyen, oturma yeri olarak onların diyarını seçen, onların velayetine girmeyi tercih eden ve onların muzaffer olmalarını arzulayan kişinin durumu nasıl olur acaba? Elbette bu, ittifakla apaçık bir şekilde İslam’dan irtidat etmektir.

Allah (c.c) bu konuda şöyle buyuruyor:

“Kim imanı inkâr ederse, onun ameli boşa gitmiş ve ahirette hüsrana uğramış olur.”     (Maide: 5) (Ed-Düreru’s-Seniye c: 8   s: 324-326)                               
                                           
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Kâfirleri yüceltmek ve onlara saygı göstermek mertebelidir. En büyük mertebe; onların şanını yüceltmek, İslam’a ve müslümanlara karşı onlara yardımcı olmak ve sahip oldukları küfür ideolojiyi ve sapık dinlerini doğrulamaktır. Bu ve bunlar gibi olan şeyleri yapmak küfürdür, kişiyi İslam’dan küfre döndürür. Bunlardan daha aşağı olan ve müslümanı kâfir yapmayan mertebeler vardır. Bunlardan bazıları; küfre kadar ulaşmayan basit meselelerde onlara saygı göstermek, küfür olmayan yazıları yazmaları için mürekkeb vermek v.b. gibi.”   (Ed-Dürerü’s-Seniye  c: 8  s: 360)
                                           
Bir başka yerde şöyle diyor:

“İmanınızı ve tevhidinizi koruyacak, küfür ve şirk ehline meyletmekten sizi kurtaracak amelleri kuvvetli ve şiddetli bir şekilde bütün gücünüzü kullanarak işlemeye çalışın...”

(Kâfirleri dost edinmeyi yasaklayan birkaç ayet zikrettikten sonra) sözlerine şöyle devam etti:

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun edinenler ile kâfirleri dost edinmeyin! Eğer mü’min iseniz Allah’tan sakının!”     (Maide: 57)            
                                             
Allah (c.c)’ın bu ayetteki: “Eğer mü’min iseniz Allah’tan sakının!” sözüne dikkat et! Bu ayetteki “eğer” sözü şart edatıdır. Bunun manası şöyledir:  “Her kim kâfirleri dost edinirse işte o kimse mü’min değildir.”  (Ed-Dürerü’s-Seniye   c: 8   s: 288)
                                     
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Allah (c.c)’a en çok yaklaştıracak amel; Allah (c.c)’ın düşmanı olan müşriklere karşı gelmek, onlara buğzetmek, düşmanlık göstermek ve onlarla cihat etmektir. Ancak bunlar yapıldığında mü’minlerin bırakılıp kâfirlerin dost edinilmesi durumundan kurtulunur. Zikrettiğimiz onlara karşı yapılması gereken bu davranışlardan ne kadarı terk edilirse onlar o kadar dost edinilmiş olunur.

Öyleyse İslam’ı temelden sökecek ve onu yıkacak şeylere karşı çok dikkatli olun!

Allah (c.c) bu konuda şöyle buyuruyor.

“Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun edinenler ile kâfirleri dost edinmeyin! Eğer mü’min iseniz Allah’tan sakının!”     (Maide: 57)                                                            

Bu ayet gösteriyor ki; kâfirleri dost edinmek imanı yok eder. Kur’an’da bu ayete benzer çok ayetler vardır.”    (Ed-Dürerü’s-Seniye  c: 9    s: 24)
                                         
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Kişi şirki sevmeyip tevhidi sevebilir. Fakat buna rağmen müşriklerden beri olmadığı, muvahhidleri dost edinmeyip onlara yardım etmediği için tevhidi bozulur. Böyle yapan bir kimse heva ve hevesine tabi olmuştur. Böylece dinini yıkan, dinde inşa ettiğini yok eden amelleri işlemiştir. Öyle ki müşriklerden beri olmadığı ve muvahhidleri dost edinmeyip onlara yardım etmediği için  tevhidin onsuz olmayacağı  bazı temelleri yıkmış, Allah (c.c)’ın sevdiğini sevmediği, Allah (c.c)’ın buğzettiğine buğzetmediği yani; dostluğu ve düşmanlığı kendisini en güzel bir şekilde yaratandan dolayı olmadığı için O’nun razı olduğu imanı bozmuştur. Zira bu, Lailahe illAllah’ın manası ve onun gerektirdiğidir.”   (Ed-Dürerü’s-Seniye c:8 s: 396)
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #5 : 14 Ağustos 2015, 16:26:05 »

5 - Şeyh Hamed b. Atik (Hicri 1301 yılında vefat etmiştir) şöyle dedi:

“Bir müslüman şirk ehline dost olur ve onlara boyun eğerse dininden irtidat eder. Kur’an ve sünnet bu hükme apaçık bir şekilde delalet etmektedir. Allah (c.c)’ın aşağıdaki sözlerini dikkatle oku!

“Muhakkak ki, kendilerine hidayet belli olduktan sonra gerisin geri eski (küfür) hallerine dönen kimseleri şeytan (böyle yapmaya) teşvik etmiş ve onları uzun emellere sürüklemiştir.”  (Muhammed: 25)
                          
“Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalim bir kavme hidayet etmez.” (Maide: 51)
                                                                        
Allah size kitapta: “Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini veya onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla oturmayın. (Böyle yaparsanız) elbette siz de onlar gibi olursunuz” diye bir hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya toplayacaktır.” (Nisa: 140)
 
                                                              
Kuran’ı Kerim’de buna benzer çok deliller vardır.”   (Ed-Dürerü’s-Seniye c: 9 s: 263)
                                          
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Müslümanlara karşı müşriklere yardım etmek, müslümanların gizli hallerini onlara söylemek veya müşrikleri dille savunmak ya da bulundukları duruma rıza göstermek küfür olan amellerdir.Müslümanlardan her kim bunlardan herhangi birisini ikrah altında olmaksızın yaparsa, kâfirlere buğzediyor ve müslü-manları seviyor olsa bile mürtet olur.”    (Ed-Difa an Ehli’s Sünne s: 31)
                    
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Kâfirlere zahiren rıza göstermenin üç durumu vardır. (Birinci durumu söyledikten sonra)  şöyle dedi:

İkinci durum: Kâfirlerin hükmü altında olmadığı, hatta batınen onlara karşı olduğu halde mal, mevki, vatan veya çocukları için ya da ileride olacak olaylardan korktukları için zahiren onlara itaat eden kimseler mürtet olurlar. Onların, kâfirleri batınen sevmiyor olmaları kendilerine hiçbir fayda vermez.”     (Sebiylu’n-Necati ve’l-Fekek s: 89)      
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #6 : 14 Ağustos 2015, 16:44:50 »

6 - Şeyh Abdullah b. Abdullatif'e (Hicri 1339 yılında vefat etmiştir)  kâfirlere karşı muvalat ile tevelli arasındaki farkın ne olduğu soruldu. Bu soruya şöyle cevap verdi:

“Tevelli İslam milletinden çıkartan bir küfürdür. Bu şöyle olur; kâfirleri müdafaa etmek, malla, bedenle veya fikirle müslümanlara karşı onlara yardım etmektir. Muvalat ise küfür değil, büyük günahlardandır. Tıpkı kâfirlere yazı yazmaları için mürekkeb sunmak, yazmaları için kalem açmak veya onlara tebessüm etmek veya ellerinden düşen kırbacı yerden alıp onlara vermek gibi...”         (Ed-Dürerü’s-Seniye c: 8 s: 422)
                                  
Bir başka yerde şöyle diyor:

“Her kim müslümanlara karşı herhangi bir şeyle kâfirlere yardımcı olursa, işte o kimse apaçık bir şekilde mürted olup İslam milletinden çıkmış olur.”  (Ed-Dürerü’s-Seniye c:10 s: 429)
                                          
Şeyh Abdullah b. Abdullatif,  Cezirat’ul Arap ve Umman ahalisine, hristiyanlara dost olmaktan onları sakındıran ve onlara karşı cihadı teşvik eden uzun bir mektup yazdı. Bu mektupta şöyle geçmektedir:

“İslam’ı bilmek, onun hükümlerini tatbik etmek ve onun dışındaki bütün dinlerden beri olmak Kur’an ayetlerinin ve sahih hadislerin gereğidir. Buna rağmen zamanımızda müslüman olduklarını iddia edenlerin bütün bunlardan uzak durduklarını görmekteyiz. İşte bu tavır insanların çoğunu öyle bir hale getirdi ki küfür milletinden nefret etmediler, onlara karşı cihadı terkettiler, hatta kâfirlerin itaati altına girip onlara meylettiler. Böylece dinlerini bozmayı dünyalarının ıslahına tercih ettiler. Kur’an’ı gece gündüz okudukları, onunla ders yaptıkları halde içindeki emir ve yasakları terk ettiler. Şüphesiz ki bu amel İslam irtidadının en büyüğüdür ve İslam milletinden başka bir millete katılmak, hristiyan milletine girmektir. (Bundan Allah’a sığınırız.) Sanki fetret döneminde yaşayan ya da kendisine rasullerin tebliğinin nurundan herhangi bir şey ulaşmayan bir kavmin durumuna düştünüz. Yoksa Allah (c.c)’ın şu ayetlerini unuttunuz mu?

“Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalim bir kavme hidayet etmez.”    (Maide: 51)
                                                                      
“Onlardan çoğunun küfredenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kötüdür! Allah onlara gazab etmiştir. Onlar azapta temellidirler. Eğer Allah’a, nebiye ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasıklardır.”     (Maide: 80-81)
              
“(Ey Muhammed!) kendi millet (ve din)lerine tabi olmadığın müddetçe yahudi ve hristiyanlar senden (hiçbir zaman) razı olmazlar. (Onlara) de ki: “Muhakkak ki yalnız Allah’ın gösterdiği yol doğru yoldur.” (Ey Muhammed!) Sana ilim geldikten sonra eğer onların hevalarına uyarsan senin için Allah’tan başka ne bir veli (dost) ve ne de bir yardımcı vardır.”  (Bakara: 120)

                                                                      
Biliniz ki kâfirlerin itaati altına girmek, onların milletine tabi olmak İslam milletinden ayrılmaktır.

Allah (c.c) başka ayetlerde şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun edinenler ile kâfirleri dostlar edinmeyin! Eğer mü’min iseniz Allah’tan sakının! Namaza çağırdığınızda, onu alay ve oyun edinirler. İşte bu, onların akletmeyen bir kavim olmalarındandır.”          (Maide: 57-58)
                                
  “Münafıklara, gerçekte kendileri için acı verici bir azap olduğunu müjdele! Mü’minlerden başka kafirleri dostlar edinen o kimseler onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Şüphesiz ki bütün izzet sadece Allah’ındır. Allah size kitapta: “Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini veya onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla oturmayın. (Böyle yaparsanız) elbette siz de onlar gibi olursunuz” diye bir hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya toplayacaktır.”      (Nisa: 138–140)
  
“Ey iman edenler! Siz (mü’minler)den başkasını sırdaş edinmeyin. (Zira) onlar size kötülük vermekten geri durmazlar. Sizin sıkıntıya düşmenizi de arzularlar. (Öyle ki) onların kinleri ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri (kin) ise çok daha büyüktür. Eğer aklediyorsanız (ibret alasınız diye) ayetleri size açıkladık.”      (Ali İmran: 118)

                                              
Kafirleri dost edinmeyi, onların itaati altına girmeyi yasaklayan çok ayetler vardır....”  (Ed-Dürerü’s-Seniye c: 8 s: 11-12)
                                                  
Devamında şöyle diyor:

“Sizin toprağınıza yerleşen, kendilerinin itaati altına girmenizi isteyen mel’un hristiyan taifesi hakkında Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Doğrusu: “Muhakkak ki Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler küfre girmişlerdir. Bir tek olan ilahtan başka ilah yoktur. Şayet söylediklerinden vazgeçmezlerse onlardan inkâr edenlere muhakkak can yakıcı bir azab dokunacaktır.”  (Maide: 73)

“Doğrusu; “muhakkak ki Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler küfre girmiştir...”  (Maide: 72)

            
(Daha başka ayetler zikrettikten sonra) sözlerine şöyle devam etti:

“...Bu ayetlerdeki sakındırma ve yasaklamalardan daha şiddetlisi var mıdır acaba? Selim fıtrata sahip olan, duyabilen ve görebilen bir kişi bu ayetleri okuduktan sonra bu mesele hakkında şüphe eder mi hiç? Bunlardan ancak dünya metaını isteyen ve ahireti unutan kimse şüphe eder ve bunların aksini iddia eder. İşte böyle kimselere itibar edilmez önem verilmez. Çünkü böyle kimseler, gerçeği göremeyen ve kalpleri kör olan kimselerdir.”     (Ed-Dürerü’s-Seniye c: 8 s: 15)                                

Sözlerine devamla şöyle diyor:

“...Her kim kâfirlere meyleder, onların itaati altına girer ve onlara dostluk gösterirse işte o kimse Allah (c.c)’a ve rasulüne savaş açmıştır ve İslam dininden dönmüştür. İşte böyle kimselere karşı düşmanlık ilan etmek ve cihad yapmak artık farz olur. O halde sizler sadece Rabbiniz’den yardım isteyin ve hiç bir meselede küfür ehlinden yardım istemeyin.”      (Ed-Dürerü’s-Seniye c: 8 s: 22)                
Kayıtlı
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« Yanıtla #7 : 14 Ağustos 2015, 16:46:47 »

7 - Şeyh Muhammed b. Abdullatif (Hicri 1369 yılında vefat etmiştir) şöyle dedi:

Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet olunmuştur:

“Kim müşrik bir kimseyle haşir neşir olur veya onunla oturursa o da aynen onun gibidir.” (Ebu Davud ve başkaları rivayet ettiler.)

Bu hadisi okuyan müslüman bir kimse, kafirlerle her haşir neşir olması veya onlarla her oturması durumunda kafir olacağını anlamamalıdır. Zira bu hadisin manası şöyledir:

“Müşriklerin arasından uzaklaşma imkânı olmadığı için kâfirlerin zoruyla müslümanlara karşı onlarla beraber savaşa çıkan kimse öldürülmesi ve malının alınması bakımından aynen kâfirler gibidir. Fakat bu, küfür konusunda onlar gibidir demek değildir. Böyle bir kimse şayet kâfirlerle beraber müslümanlara karşı isteyerek savaşa çıkar veya müslümanlara karşı ister bedeniyle, isterse malıyla kâfirlere yardımcı olursa, böyle bir durumda bu kimsenin küfür konusundaki hükmü aynen onların hükmü gibidir.”  (Ed-Dürerü’s-Seniye c: 8 s: 456)
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |