GÜNÜMÜZ İNSANLARININ TAĞUTA MUHAKEME OLMA KONUSUNDA İLERİ SÜRDÜKLERİ İDDİA
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Eylül 2019, 23:17:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: GÜNÜMÜZ İNSANLARININ TAĞUTA MUHAKEME OLMA KONUSUNDA İLERİ SÜRDÜKLERİ İDDİA  (Okunma Sayısı 3624 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 344


« : 13 Temmuz 2015, 23:52:27 »


GÜNÜMÜZ İNSANLARININ TAĞUTA MUHAKEME OLMA KONUSUNDA
İLERİ SÜRDÜKLERİ İDDİA

İslam iddiasında bulunan bir kimse şöyle diyebilir:
"Bizim yaşadığımız devlette Allah-u Teâ-lâ’nın kitabı ve rasûlunun sünnetiyle hükmedilmemektedir. Şayet Allah-u Teâlâ'nın indirdiğinden başkasıyla hükmeden tağuta muhakeme olmaya gitmezsek hakkımız zayi olacak (elden gidecek). Öyleyse bizim gasp edilmiş olan hakkımızı elde etmemiz için bu mahkemelere gitmemiz ve meseleyi şikâyet etmemiz kesinlikle gerekmektedir. Üstelik biz bu mahkemelere kalben inanmıyor ve onlara tağut olarak bakıyoruz. Fakat biz, hakkımız gitmesin diye böyle yapmaya mecburuz, bizim onlara muhakeme olmamız kesinlikle gerekmektedir. Buna göre biz, inanmadığımız, niyetimiz ve kalbimiz Allah-u Teâlâ için halis olduğu ve bunu yapmakta bir şirk ve Allah-u Teâlâ'nın şeriatından başkasının kabulü söz konusu olmadığı halde nasıl olur da bundan dolayı kâfir oluruz?"

Böylelerine diyoruz ki:
"Size bir soru sormak istiyoruz:
"Şayet  bir kimse sizin hakkınızı gasp etse ve size:
"Şayet hakkınızı geri almak istiyorsanız sizin üzerinize düşen görev bana bir rekât namaz kılmanız veya bir gün oruç tutmanızdır" dese acaba bunu yapar mısı-nız?
Eğer bunu yapacak olursanız Müslüman kalır mısınız?
Kesinlikle dersiniz ki: "Elbette Müslü-man kalmayız. Zira namaz ve oruç Allah-u Teâlâ'dan başkasına yapılmayan birer ibadettir. Her kim bunları Allah-u Teâlâ'-dan başkasına yaparsa, O’ndan başkasına kulluk yapmış ve şirk koşmuş olur. Çünkü o, kendisini ilah yerine koyan bir kimseye namaz kılmış ve oruç tutmuştur."
Öyleyse (Allah size hidayet etsin) hiç dü-şündünüz mü?
Allah-u Teâlâ kendi şeriatından başkasına muhakeme olmayı niçin yasakladı?
Kendi kitabından ve rasûlunun sünnetin-den başkasına muhakeme olan kimseye apaçık bir sapıklık ve İslam milletinden çıkaran bir küfürle niçin hükmetti ve o kimseyi tağutun kulu olarak niçin vasıflandırdı?"
Allah-u Teâlâ'nın dünyada ve ahirette  tek hüküm koyucu olduğunu kabul etmek ve O’nun kitabına, rasûlunun sünnetine muha-keme olmak tıpkı tevhidin temellerinden birer temel olan namaz, oruç, hac gibi bir ibadettir.

Her kim bu ibadeti veya ondan bir kısmını Allah-u Teâlâ'dan başkasına yaparsa işte o tıpkı Allah-u Teâlâ'dan başkasına namaz kılmış ve oruç tutmuş gibidir. Zira bu da ibadettir, onlar da ibadettir. Üstelik hüküm vermenin ve hükmüne muhakeme olmanın ancak bir olan Allah-u Teâlâ'ya ait olduğunu bize Allah-u Teâlâ söylüyor.
İster büyük meselede olsun, ister küçük meselede olsun O, hükmünde kendisine asla ortak kabul etmez. İşte bu ibadet sadece O’nun hakkıdır. Bu sebeple ne konuda ve kime olursa olsun O’ndan başkası için ya-pılması asla caiz değildir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:


إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ أَمَرَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ

“Muhakkak ki hüküm vermek, yalnız Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, yalnız O’na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din işte budur! Fakat insanların çoğu (hüküm verme yetkisinin yalnız Allah’a ait olduğunu) bilmez.”       (Yusuf: 40)

Şayet iddianız tağuta sevgi göstermediği-niz ve onu inkâr ettiğiniz, bununla birlikte ona muhakeme olduğunuz şeklinde ise o zaman ameliniz iddianızı yalanlamaktadır. Zira siz gerçekten tağutu inkâr etseydiniz ve ona kalben buğzetseydiniz, küçük veya bü-yük hiçbir meselede ona muhakeme olmaz-dınız. Velev ki hakkınız zayi olsa (elden git-se) bile... Öyle ki rızık Allah-u Teâlâ'dandır. Onu hiç kimse artırmaya veya eksiltmeye güç yetiremez.
Gerçek şu ki; Allah-u Teâlâ'dan başkasına muhakeme olma meselesi, hak ve hukuk ya da bunların zayi olması (elden gitmesi) me-selesi değildir. Şüphesiz ki o, ibadetlerden birisini Allah-u Teâlâ'dan başkasına yapmak ve Allah-u Teâlâ'nın haklarından bir hakkı Allah-u Teâlâ'dan başkasına vermek, böylece bir kimseyi ya da kimseleri Allah-u Teâlâ seviyesine yükseltmektir. İşte bu, küfür ve şirkin ta kendisidir...
Allah-u Teâlâ bu kimselerin iman iddiala-rını reddediyor ve onlara Müslümanlar olarak bakmıyor. Velev ki onlar Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem  ’e indirilene iman ettiklerini iddia ediyor olsalar bile... Çünkü onlar iman iddialarıyla birlikte, gerçek imanla aynı anda bir arada bulunamayacak bir ameli işlemeyi istemektedirler. Oysa her kim Allah-u Teâlâ'ya doğru iman ederse kesinlikle o kimse gerek nefsinde ve gerek amelinde tağuta muhakeme olmayı istemez.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا

“Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmeleri emrolunmuşken tağuta muhakeme olmak isterler. Oysa şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.”                                     (Nisa: 60)

İşte bu ayet, iman iddialarıyla birlikte tağuta muhakeme olmak isteyenleri şeytanın saptırmak istediğini açığa çıkarıyor.
Öyle ki onlara:
"Tağuta muhakeme olmayı istedikleri ve ona muhakeme oldukları halde iman üzerinde kalacaklarına dair vesvese veriyor, onları kandırıyor, amellerini süslü göstererek onları buna inandırıyor."
İşte Allah-u Teâlâ'nın:

  وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا
"…Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.” sözü bu manadadır.
Şeyh Süleyman b. Sehman’a zaruret al-tında tağuta muhakeme olmak konusunda sorulduğunda şöyle dedi:
"İkincisi: Tağuta muhakeme olmanın küfür olduğunu öğrendikten sonra sana şöyle denir:
Allah-u Teâlâ kitabında küfrün, öldürmekten daha büyük olduğunu şöyle zikretti:

وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ

“…Çünkü fitne (şirk), (Mescid-i Ha-ram'da) öldürmekten daha beterdir.”
(Bakara: 191)


وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ

“Fitne (şirk işlemeniz, haram aylarda sizi) öldürmekten daha büyük bir günahtır.”                                          (Bakara: 217)
Bu ayetlerde geçen (فِتْنَةُ) "fitne" den kasıt; küfür ve şirktir.
Bil ki! Gerek çölde yaşayan ve gerekse şehirde yaşayanların hepsinin, birbirleriyle ta ki yok oluncaya kadar savaşmaları, İslam şeriatına ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem  'in getirdiği hükümlere muhalefet eden ve başka hükümlerle hükmeden tağutu, aralarındaki ihtilafı çözme konusunda hakem tayin etmelerinden daha ehvendir.

Üçüncüsü: Eğer muhakeme olmak küfürse ve ihtilaf dünya içinse, o zaman nasıl olur da dünya için küfre girersin?

O halde Allah-u Teâlâ ve rasûlü her şey-den daha sevgili olmadıkça hiç kimse iman etmiş olmaz. Aynı şekilde Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, kendi çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça hiç kimse iman etmiş olmaz.
Bütün dünyan gitse de tağutun mahkeme-sine muhakeme olmak senin için asla caiz olmaz.
Şayet sana ya elindeki her şeyi vereceksin veya tağuta muhakeme olacaksın denilirse, sana farz olan şey; elindeki her şeyi vermen fakat tağuta asla muhakeme olmamandır.
Şu ayetleri dikkatlice okuduğumuzda bu meseleyi daha iyi anlarız.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:


إِنَّ الَّذِينَ ارْتَدُّوا عَلَى أَدْبَارِهِم مِّن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَى الشَّيْطَانُ سَوَّلَ لَهُمْ وَأَمْلَى لَهُم ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لِلَّذِينَ كَرِهُوا مَا نَزَّلَ اللَّهُ سَنُطِيعُكُمْ فِي بَعْضِ الْأَمْرِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِسْرَارَهُمْ فَكَيْفَ إِذَا تَوَفَّتْهُمْ الْمَلَائِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ ذَلِكَ بِأَنَّهُمُ اتَّبَعُوا مَا أَسْخَطَ اللَّهَ وَكَرِهُوا رِضْوَانَهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَالَهُمْ ْ


“Hidayet yolu kendilerine açıkça belli olduktan sonra (İslam'dan) dönüp irtidat edenlerin yaptıklarını şeytan kendilerine süslü göstermiş ve onları boş hayallerle aldatmıştır. İşte bu onların, Allah’ın indirdiklerini beğenmeyenlere: “Biz ileride bazı meselelerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini bilmektedir. Ya melekler yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırken halleri nice olacak?! İşte bu halde olmalarının sebebi; onların, Allah’ı gazaplandıracak şeylere tabi olup, O'nun razı olduğu amelleri işlemeyi hoş karşıla-mamalarıdır. Böylece Allah da onların (iyi) amellerini boşa çıkarttı."
(Muhammed: 25–28)
 
İslam’a girmek için birinci şart olan "tağutu red" konusunu örneklerle net bir şekilde açıkladık. Şimdi ikinci şart olan "iman" meselesini açıklayalım.

İkinci şart: Allah-u Teâlâ'ya İman:
İmanın şartları Allah-u Teâlâ'nın farz kıl-dığı gibi altıdır.
Bu şartlara, nefislerimizin istediği gibi değil de Allah-u Teâlâ'nın istediği gibi doğru bir şekilde iman olmaksızın Allah-u Teâlâ'nın kabul ettiği sahih iman gerçekleşmez. Bu şartlardan bir tanesi ihlal edilir veya eksik yapılırsa Allah-u Teâlâ’nın kabul ettiği iman ve İslam söz konusu olmaz.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ آمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِيَ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِاللّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا


"Ey (Muhammed’den önceki rasullere ve onlara indirilen kitaplara) iman edenler! Allah’a, rasûlüne (Muhammed’e), rasûlüne indirdiği kitaba (Kur’an’a) ve daha önce indirdiği kitaba (Tevrat’a, İncil’e, Zebur’a ve diğer kitaplara gerektiği gibi) iman edin! Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, rasullerini ve ahiret gününü inkâr ederse, muhakkak derin bir sapıklığa sapmış olur."     (Nisa: 136)

Kayıtlı

حسبي الله
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |