İrtidatın şartlarından üçüncüsü
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ağustos 2019, 00:22:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: İrtidatın şartlarından üçüncüsü  (Okunma Sayısı 2991 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Malik bin Enes
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 391


« : 24 Haziran 2015, 22:19:17 »

                                                                             ÜÇÜNCÜSÜ: İHTİYAR (Serbest İrade)

A-BASKI KARŞISINDA İRTİDAT ETMEK

Baskı (ikrah) iki türlüdür:
1- Tam veya zorlayıcı (mülci) ikrah:  
Canın Ölüm tehlikesine maruz kalması, vücut organlarından birinin telef olma tehlikesi, sakat bırakacak derecede ağır dayak veya zengin birinin bütün malının elinden alınması halinde eğer müslümanlar bu maldan faydalanıyor ve bu malın yokluğunda çok zor duruma düşeceklerse bütün bunlar zorlayıcı baskı hükmündedir. Bu tür baskı ihtiyarı ortadan kaldırır.

2- Zorlayıcı olmayan baskı: Malın kısmen telef olması şeklinde bir tehdit, hapis, bir organı sakat bırakmayacak derecede dayak gibi... Bu tür baskılar ihtiyarı bozmaz.
Zorlayıcı baskı karşısında küfür sözü söyleyen kişinin kâfir olmadığı, zorlayıcı baskı dışındaki baskılar karşısında küfür sözü söyleyen kişinin ise, bu sözü söylerken kalbinin imanla dolu olduğunu iddia etse bile, kâfir olduğuna dört mezhebin imamları ittifak etmişlerdir.(27 )
Zorlayıcı baskı karşısında küfür sözü söyleyen kişinin kâfir olmadığının Kur’an ve sünnetten delili:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Kalbi imanla dolu olduğu halde, baskı altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkâr edip kalbini küfre açanlara Allah katından bir gazap vardır. Büyük azap da onlar içindir.   ( Nahl: 106)

Bu ayetin iniş sebebinin, müşriklerin Ammar b. Yasir radıyAllahu anh'ı yakalayıp işkence yaparak ona küfür sözü söyletmeleri olduğu rivayet edilmiştir. Ammar radıyAllahu anh bu olaydan sonra hemen Rasulullah'a gidip durumu anlatınca Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem ona:  
"Şayet dönerlerse sen de dön. (Yani onlar işkenceye dönerlerse sen de istediklerini söylemeye dön)" buyurdular.(28 )

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Ümmetimin yanılarak, unutarak ve baskı altında kalarak işledikleri bağışlanmıştır."   ( Tabarani)


Dört mezhebin imamlarına göre zorlayıcı baskı altında olan kişinin eziyetlere sabredip küfür sözü söylememesi, söylemesinden daha hayırlıdır ve bu kişi eğer ölürse şehitlik mertebesine erişir. Fakat küfür sözü söyleyip kurtulduktan sonra kâfirlere daha fazla zarar vereceğine inanırsa küfür sözü söylemesi, söylememesinden daha hayırlıdır.(29 )
Zorlayıcı baskı altında eziyetlere sabredip küfür sözü söylememenin daha hayırlı olduğunun delili:

1-Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim (küfre girmesi için) zorlanır ve imanında sebat edip öldürülürse, kıyamet gününde arşın gölgesinde olacaktır."   ( Ahmed b. Hanbel)

2- Enes radıyAllahu anh'dan; Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Kimde üç şey bulunursa imanın tatlılığını tatmış olur. Allah ile Rasulü kendisine en sevgili olmak, bir kimseyi ancak Allah için sevmek, Allah onu küfürden kurtardıktan sonra yine küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına hoşlanmamak…"    (Buhari, Müslim)

3- Habbab b. Eret radıyAllahu anh'dan şöyle rivayet edilmiştir:
"İslam'ın ilk günlerinde Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem Ka'be'nin gölgesinde kaftanını yastık yapmış dayandığı sırada kendisine (Kureyş müşriklerinin işkencelerinden) şikayet ettik:"
"Ya Rasulullah! Bizim için Allah'tan yardım dileyemez misiniz? Bunların zulmünden kurtulmamız için Allah'a dua etmez misiniz?" demiştik.
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sizden önceki ümmetler içinde öyle bir kişi bulunmuştur ki müşrikler tarafından onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi çukura başı dışarıda kalarak gömülürdü. Sonra bir testere getirilir, başı üstüne konularak ikiye bölünürdü de bu işkence o mü'mini dininden döndürmezdi. Bir başkasına da demir taraklarla etinin altındaki kemiği ve siniri taranarak işkence edilirdi de o işkence o mü'mini dininden döndürmezdi.
Ashabım! Allah'a yemin ederim ki şu İslam dini herhalde ve muhakkak kemale erecektir. Öyle ki koyun sahibi, kurt yanlarında iken koyunlarını bırakıp San'a'dan Hadramut'a kadar gidecek, Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayacaktır. Fakat ashabım siz acele ediyorsunuz."  (Buhari, Müslim)

4- Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenlerin canı çıksın."   (Buruc: 4-7)

Bu ayeti kerime, kâfir bir kral ile ona karşı çıkan mü'min topluluk hakkında inmiştir.
Kral, yolların ağızlarında hendekler açılmasını emretti. Derhal hendekler kazılıp açıldı. Oralarda büyük ateşler yaktırdı ve: "Kim dininden dönmezse onu bu ateş çukurlarının içine atıp yakın" emrini verdi. Bu emir üzerine hükümdarın askerleri faaliyete geçtiler. Ve iman edenleri o ateş çukurlarına atıp yaktılar. Nihayet sıra beraberinde küçük bir çocuğu bulunan bir kadına gelince kadın ateş çukuruna düşmekten irkilip geri çekildi. Bunun üzerine çocuğu ona:
"Ey anneciğim! Sabret, çünkü sen hak üzeresin" dedi.   (Müslim)

5- El- Esram radıyAllahu anh'ın Abdullah radıyAllahu anh hakkında şöyle dediği rivayet edildi:
"Bir adam kâfirlerin eline esir düşerse ve küfre girmesi için zorlanırsa onlara icabet etsin mi? (Yani onların istediği küfrü işlesin mi?) diye sordu:
Abdullah radıyAllahu anh bu kişinin kâfirlere icabet etmesini çok çirkin gördü ve şöyle dedi:
"Bunun durumu Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in ashabı hakkında inen ayete (Nahl: 106'yı kastederek) benzemez. Âyet, kâfirler tarafından yakalanıp küfür sözü söylemesi için zorlanan ve bu sözü söyledikten sonra tamamen serbest bırakılan kimse hakkında inmiştir. Söylediğin kişiler ise küfre zorlanır ve bu hal üzere yaşamaları istenir. Küfür olan kelimeyi söylemesi için zorlanan kişi, bunu söyledikten sonra serbest bırakılıp dilediğini yapabilecekse bu söz ona zarar vermez. Fakat diğerleri ise kâfirler arasında devamlı kalmaya zorlanırlar, haramları helal, helalleri haram yapmaya, farz ve vacipleri terk etmeye, haram işlemeye, Müslüman kızları kâfir erkeklerle evlendirip kâfir çocuklar doğurmaya zorlanırlar. Bu hareketler onları İslam'dan çık-maya yöneltir ve gerçek küfre sevk eder."(30 )


B- BASKI KARŞISINDA MÜSLÜMAN OLMAK

1-Hanefiler ve Şafiilere göre; baskı karşısında Müslüman olan kişinin İslamı geçerlidir.(31 )

Delilleri:
Akli delil: Bunlar her ne kadar baskı altında Müslüman olmuş olsalar da zahiren İslamı kabul etmiş olduklarından Müslüman hükmündedirler. Daha sonra Müslüman cemaat arasında yaşayıp İslam'ın güzelliklerini gördükten sonra gerçek mü'min olabilme ihtimali olduğundan zahiren Müslüman oldukları geçerli sayılır.(32)

2- Hanbelîler ve Malikilere göre; baskı karşısında Müslüman olan kişinin Müslümanlığı geçerli değildir.(33 )
Delilleri:

1- "Dinde zorlama yoktur"(Bakara: 256) ayeti kerimesi zorlamanın caiz olmadığının delilidir.

2-Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"İnsanları mü'min olmaya sen mi zorlayacaksın?"  (Yunus:99)
Bu ayeti kerimeden anlaşılıyor ki zorlanmış kişinin İslamı her ne kadar kendisi için hayırlı ise de isteyerek kabul etmedikçe geçerli değildir.

3-Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Kitap ehliyle ancak iyilikle tartışın?"  (Ankebut:46)


Bu ayeti kerimeden anlaşılıyor kitap ehli İslam’a girmek için zorlanılmaz. Ancak güzel ve etkileyici sözlerle İslam'a davet edilir ve onlarla uygun bir şekilde tartışılır.

C- BASKI ALTINDA MÜSLÜMAN OLAN KİŞİNİN İRTİDATININ HÜKMÜ

Hanefilerden İmam Muhammed dışındaki bütün imamlara göre; baskı altında Müslüman olan kişi irtidat ederse öldürülmez, hapsedilir. İmam Muhammed'e göre öldürülür.(34)

Delilleri:
Maliki ve Hanbelîler, baskı karşısında Müslüman olan kişinin İslamını geçerli saymadıkları için irtidatını da geçerli saymazlar.
Hanefiler, baskı altında Müslüman olan kişinin İslamını, sonradan Müslüman cemaat arasında yaşayıp İslam'ın güzelliklerini gördükten sonra gerçek mü'min olma ihtimali olduğundan geçerli saymışlardır. Hanefilerin görüşüne göre, bu kişi sonradan irtidat ederse gerçek mü'min olabilme ihtimali kaybolur ve bu İslam’dan dönme değil, eski itikadında ısrar etme anlamını taşıyacağından öldürülmeyip hapsedilir.(35 )


İmam Muhammed'in delili ise şu hadistir:
"La ilahe illAllah deyinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Eğer bunu yaparlarsa kısası gerektiren bir suç dışında malları ve kanları bize haram olmuş olur."   (Buhari, Müslim)


İmam Muhammed, bu hadisi delil getirerek "La ilahe illAllah" diyen kişiyi zahiren Müslüman kabul etmiş ve irtidatı halinde öldürülmesi gerektiğini belirtmiştir.


 27- (Bedaiu's senai' c: 9/4483 –Eş-Şerhu’s-Sagir 2/548-549, Eş-şerhu’l Kebir 10/109,  Serahsi-El-Mebsut 10/123 –Aliş Minehu’l Celil Şerhi 4/470 - İbni Kudame El-Mugni 8/152 ,  İmam Şafii el-Umm c: 6/152)
 28-(İbni Cerir, Beyhaki)
 29-(Bedaiu’s Senai 9/4479 , El-Mebsut 24/43-44,El-Mugni Şerhu’l Kebir 10/109, El-Huşeri 8/70 , Haşiyetu’d Desuki 4/309 ,El-Mugni10/109)
 30- (El-Mugni Şerhu’l Kebir 10/109)
 31-(Bedaiu's Senai 9/4484)
 32-(Bedaiu's Senai 9/4484-4485)
 33-(Münteha’l İradat 2/502 –İbni Kudame-El-Mugni8/560 – Aliş Minehu’l Celil Şerhi 4/470)
 34-(Bedaiu's Senai 9/4484-4486, İbni Kudame-El-Mugni Şerhu’l Kebir 7/107, El-Fetevayı Hindiye 2/257, Serahsi-El-Mebsut 10/123 - Aliş Minehu’l Celil Şerhi 4/470)
 35-(Bedaiu's Senai 9/4485)

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |