NİÇİN GÜNÜMÜZ MAHKEMELERİNE ÖNCELİKLE REDDİYE GETİRMEMİZ GEREKİR?
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ağustos 2019, 00:09:05


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: NİÇİN GÜNÜMÜZ MAHKEMELERİNE ÖNCELİKLE REDDİYE GETİRMEMİZ GEREKİR?  (Okunma Sayısı 3359 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ibrahim1983
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


« : 23 Haziran 2015, 15:19:03 »

sa bir kimse şöyle iddia etmektedir. sahabelerin necaşi karşısında ki ve yusuf as (yusuf as gömlek yırtılması olayındaki   o ortamın) muhakeme olduğunu gerek sahabeler ve gerekse de yusuf as reddiye getirmeden başlarından geçen olayı anlatmışlardır. Bizde günümüz mahkemelerine zorla götürüldüğümüzde kalple red etmek ve saygı ,tanzim vb gibi amelleri yapmamak şartıyla sözlü reddiyeyi yapmadan başımızdan geçenleri anlatmamız yeterlidir,diyor.  bu kimseye ilmi bir cevap nasıl verilir. Başta reddiye yapmak sizin şahsi yorumunuzdur diyor ve ilmi cevap istiyor.SELAMETLE.
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 463



« Yanıtla #1 : 21 Kasım 2015, 16:58:35 »

Soru: sa bir kimse şöyle iddia etmektedir. sahabelerin necaşi karşısında ki ve yusuf as (yusuf as gömlek yırtılması olayındaki   o ortamın) muhakeme olduğunu gerek sahabeler ve gerekse de yusuf as reddiye getirmeden başlarından geçen olayı anlatmışlardır. Bizde günümüz mahkemelerine zorla götürüldüğümüzde kalple red etmek ve saygı ,tanzim vb gibi amelleri yapmamak şartıyla sözlü reddiyeyi yapmadan başımızdan geçenleri anlatmamız yeterlidir,diyor.  bu kimseye ilmi bir cevap nasıl verilir. Başta reddiye yapmak sizin şahsi yorumunuzdur diyor ve ilmi cevap istiyor.SELAMETLE.
 
Cevap: Sitemizde bu konuyla ilgili daha önce ilmi bir reddiye yapılmıştır. Ve bu reddiye şer'i deliller, kaideler ışığında yazılmış olup, şahsi görüşümüz veya çıkarımımız değildir. Aksine yazdıklarımızı şahsi görüş olmakla itham eden kişi, delile ve ilme dayalı olmayan kendi şahsi görüşünü ortaya atmaktadır. Şeytan bu gibi kimselere amellerini süslü göstermektedir. Şayet bu kimse, şimdiki mahkemelerin gidişatını ve devletin sultanına gitmek ile zamanımızdaki hâkime gitme arasındaki farkı bilseydi ve bu konuda gerekli ilme vakıf olsaydı asla böyle bir şey söylemezdi.
 
Şimdiki mahkemeler İslam devletindeki kadı hükmündedir. Kişiyi sadece muhakeme olmak için çağırır. Ama devlet reisi ya da o devletin kralı böyle değildir, herkesi mahkeme için çağırmaz. Necaşi bir kraldır, her çağırdığını muhakeme için çağırmamıştır. Necaşi sahabeleri muhakeme için çağırmadığı halde buna mahkeme diyen kişi; mahkeme nasıl olur, rükunları nelerdir bilmiyor demektir. Şayet bilseydi böyle bir şey söylemezdi.
 
Yusuf (a.s) olayında ise, ne onun karşısındaki hâkimdi ne de Yusuf (a.s) mahkemeye gitmişti. Bunları zamanımızla kıyaslamak çok yanlış ve batıl bir kıyastır. Böyle diyen kişi, kıyas yapmayı bilmiyor demektir.
 
Zamanımızdaki mahkemelerle ilgili bilgi verelim:
Kâfir devletler bir hâkim tayin etmiştir. Bu hâkim anayasanın hükümlerine ve kanunlarına göre hüküm verir. Vatandaşlar aralarında çıkan ihtilafı isterlerse bu hâkime götürebilirler. Şikayetçi olan kişi mahkemeye gider, şikayet ettiği kişinin ismini de söyleyerek; “bu kişide hakkım var, hakkımı almanızı istiyorum” der. Bir kişi hakkında şikâyetçi olunduğunda, mahkeme hâkimin huzurunda muhakeme olsunlar diye karşı tarafı da çağırır. Hâkim, şikâyet edenden ve şikâyet edilenden ifade alır ve bu devletin kanunlarına göre aralarında hükmü verir.
 
Mahkemeye çağrılan kişi, muhakeme olması için çağrılır. Mahkemeye giden kişi, eğer kendi isteğiyle giderse, oraya gitmesi; -aksini ispat edinceye kadar- muhakeme olmayı istemesi ve muhakemeyi kabul etmesi anlamına gelir.

İslam'a göre; Mahkemeye çağrılan kişi kendi isteğiyle giderse aksi ispat edilinceye kadar mahkemeyi kabul etmiş hükmündedir. Bir kimse tağutun mahkemesine çağrıldığında kendi isteğiyle giderse bu kişi aksi ispat edilinceye kadar (muhakeme olmadığı ispat edilinceye kadar) tağuta muhakeme olmuştur.

Bizim söylediklerimiz, şahsi görüşümüz değildir, bilakis şer’i  ilme dayalı olan hakikattir. Olayı bu şekilde bilmeyen kişiye bir şey diyemeyiz ama bu açık olan bir şeydir.
 
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Aralarında hüküm vermek üzere Allah'a ve rasulüne çağrıldıkları zaman bir takımı hemen yüz çevirirler. Ama hak kendilerinden tarafa ise itaatle koşa koşa gelirler. Kalplerinde hastalık mı var yoksa şüphe mi ediyorlar? Yoksa Allah ve rasulünün onlara haksızlık yapmasından mı korkmaktadırlar? Hayır onlar sadece zalimlerdir." (Nur: 48-50)
 
Bu ayet, muhakemeye çağrılıp da gelmeyen kimselerin hükmü kabul etmediğine, gelenlerin ise hükmü kabul ettiğine dair apaçık bir delildir. Ve yine bu ayet, çağrıldıkları halde Allah'ın hükmüne gelmeyenlerin kafir olmalarının sebeplerini bildirmektedir:

1- Allah ve Rasulünün hükmünü inkar ettiği için istemeyenler kafirdir.
2- Allah'ın hükmüne kalben imanı olmayıp, kalbinde nifak hastalığı olanlar kafirdir.
3- Hükümde şüphesi olanlar yani; Allah ve Rasulünün hükmünün adil olmadığına inanan ve bundan dolayı hakkının zayi olacağını düşünenler kafirdir.
4- Allah'ın hükmüne icabet edip etmemede muhayyer olduğuna inananlar da kafirdir.

Nasıl ki bir kimse İslam mahkemesine çağrıldığında gelmiyorsa ve bundan dolayı mahkemeyi kabul etmemiş oluyorsa veya bu çağrıya icabet ettiğinde mahkemeyi kabul etmiş oluyorsa aynı şekilde tağutun mahkemesine çağrıldığında kendi isteğiyle giden kimse mahkemeyi kabul etmiştir, ta ki aksi bir delil söz konusu oluncaya kadar…

Son olarak şunu söylüyoruz:
Necaşi olayı, davalı, davacı olayı değildir. Zira Necaşi sahabeleri mahkeme yapmamış, bir hükümdar olarak onlar hakkındaki bir iddiayı dinleyerek onların, ülkesine neden sığınmacı olarak geldiklerini anlamaya çalışmıştır. Yine onların inançları hakkında ortaya atılan iddiaları dinleyerek onların nasıl bir inanca sahip olduklarını da anlamaya çalışmıştır. Buna göre bu olayın günümüzdeki mahkemelerle hiçbir alakası yoktur.

Yusuf: 25-28 ayetlerinde ise bir muhakeme olayı söz konusu değildir. Bu ayetlerde Yusuf (a.s)’ın yaşadığı sıcak bir olay anlatılmakta ve bu olayın mahkemeye intikali diye bir şey söz konusu değildir. Zira anlık olan olayda kadının Yusuf (a.s)’a iftirası ve bu iftiradan ortaya çıkan maduriyeti söz konudur. Bu sebeple de maruz kaldığı iftiradan dolayı ortaya çıkan maduriyetini dile getirmiştir. Bu iddianın da tağuta muhakeme ve onun çağrısına icabet ile alakası yoktur.

Bu konuyla ilgili reddiyemize aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;
http://www.davetulhaq.com/tr/forum/index.php?topic=11950.0
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |